Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
3Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Barbara Vine - Asta'Nin Gunlugu

Barbara Vine - Asta'Nin Gunlugu

Ratings: (0)|Views: 238|Likes:
Published by Kel Merhemoğlu

More info:

Published by: Kel Merhemoğlu on Nov 13, 2012
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/07/2013

pdf

text

original

 
 
Barbara Vine _ Asta'nın Günlü
ğ
ü
Birinci bölüm26 haziran 1905
Đ
dag til Formiddag dajeg gik i Byen var der en Kone, som spurgte mig om der gik Isbjfmepaa Gaderne i Kfbenhavn.Bu sabah dı
ş
arı çıktı
ğ
ımda, kom
ş
ularımızdan biri bana "Kopenhag sokaklarında kutup ayısıvar mı?" diye sordu. Sokaktan geçenleri yakalayıp dedikodu yapabilmek için bütün gün bahçekapısının arkasında bekleyen kadın,
Đ
ngiliz olmadı
ğ
ım, iyi
Đ
ngilizce konu
ş
amadı
ğ
ım ve bazısözcükleri söylemekte zorlandı
ğ
ım için hem yabanî hem de yarı kaçık oldu
ğ
umu dü
ş
ünmü
ş
 olmalı.Buradakilerin ço
ğ
u bizi böyle görüyor. Burada yabancı (bizi yabancı sayıyorlar)bulunmadı
ğ
ından de
ğ
il, çevrede Avrupa'nın her kö
ş
esinden gelmi
ş
insan var, ama hiçbirimizisevmiyorlar. Bizim hayvanlar gibi ya
ş
adı
ğ
ımızı ve ellerinden i
ş
lerini aldı
ğ
ımızı söylüyorlar.Zavallı küçük Mogens, kim bilir okulda nelerle kar
ş
ıla
ş
ıyor? Bana hiçbir
ş
ey söylemiyor; ho
ş
 ben de sormuyorum, çünkü bilmek istemiyorum. Artık kötü
ş
eyler duymak istemiyorum.Güzel
ş
eyler duymak istiyorum, ama onları bulmak bu uzun ve gri sokaklarda bir çiçe
ğ
erastlamak gibi. Gözlerimi kapayıp Hortensiavej'i, kayın a
ğ
açlarını ve çilekleri dü
ş
lüyorum.Bu sabah, güne
ş
in ve sıca
ğ
ın altında -güne
ş
ı
ş
ı
ğ
ı bir kentte hiç de güzel de
ğ
ildi- RichmondCaddesi'nin kö
ş
esindeki kırtasiyeye gidip bu defteri satın aldım. Ne söyleyece
ğ
imi, hangisözcükleri kullanaca
ğ
ımı uzun uzun dü
ş
ündüm. Yanlı
ş
lık yapmamı
ş
olmalıyım ki, dükkânsahibi sırıtıp bir elini kula
ğ
ına atarak bana do
ğ
ru e
ğ
ilece
ğ
i yerde ba
ş
ını sallamakla yetindi vebana iki de
ğ
i
ş
ik defter gösterdi. Biri kalın siyah kapaklı, altı penilik bir
ş
eydi, di
ğ
eri ise kâ
ğ
ıtkapaklı, çizgili ve daha ucuz bir defter. Bu gibi
ş
eylere para harcamaya hakkım olmadı
ğ
ı içinucuz olanını seçmek zorunda kaldım. Rasmus döndü
ğ
ünde, para harcama konusundadünyanın en kötüsü olmasına ra
ğ
men, harcadı
ğ
ım her peninin hesabını soracaktır.Genç bir kızken günlük tutmu
ş
oldu
ğ
um halde, evlendi
ğ
imden beri elime neredeyse kalemalmadım. En son kelimeleri dü
ğ
ünümden iki gün önce yazdım, sonra bir karar verdim ve her
ş
eyi yaktım. Hayatımda bundan sonra yazmaya yer olmayaca
ğ
ını dü
ş
ünmü
ş
tüm. "
Đ
yi bir e
ş
 tüm zamanını kocasına ve kocasının evine ayırmalı." Herkes böyle diyordu, ben de böyleolması gerekti
ğ
ine inanmı
ş
tım. Böyle yapmaktan bir çe
ş
it keyif alaca
ğ
ımı da dü
ş
ünmü
ş
tüm.Sadece on yedi ya
ş
ındaydım, belki de tek hafifletici nedenim bu.Aradan geçen sekiz yılda ço
ğ
u konuda fikrim de
ğ
i
ş
ti. A
ğ
lamanın bir yararı yok, ho
ş
a
ğ
lasamda kimse beni duymayacak; hayatta önemsenecek pek fazla
ş
ey de yok, o nedenle bütünyakınmalarımı bu kâ
ğ
ıtlara yazaca
ğ
ım.
Đş
in ilginç yanı, bu defteri alır almaz kendimi daha iyihissettim. Hiç sebepsiz yere umudum arttı. Hâlâ Lavender Grove'da tek ba
ş
ınaydım.Hansine'den ba
ş
ka konu
ş
acak -e
ğ
er buna konu
ş
ma denebilirse- kimsem yok; iki küçükçocu
ğ
u, bebekken ölmü
ş
üçüncüsü ve yolda olan bir dördüncüsünü dü
ş
ünmek zorundayım.De
ğ
i
ş
en bir
ş
ey yok. Kocamı be
ş
aydır göremedi
ğ
im, son iki ay boyunca ondan haber dealmadı
ğ
ım do
ğ
ru. Elimdeki defter karnımda ta
ş
ıdı
ğ
ım, bir un çuvalı gibi önümde gidençocu
ğ
un a
ğ
ırlı
ğ
ını hafifletmeyecek. De
ğ
i
ş
tirece
ğ
i tek
ş
ey yalnızlı
ğ
ım, bu korkunç yabancıülkede dayanılması en güç duygu olan yalnızlı
ğ
ım. Sanki defter tuhaf bir biçimde yalnızlı
ğ
ımıtorpilledi. "Bu ak
ş
am Mogens ve Knud uyuduktan sonra yapacak bir
ş
eyim olacak" diye
 
ş
ündüm. Konu
ş
acak birisini bulaca
ğ
ım. Rasmus'u kara kara dü
ş
ünmek, birinden bu denlinefret etti
ğ
im, istemedi
ğ
im halde neden kıskandı
ğ
ımı dü
ş
ünmek, o
ğ
lanların nasılbüyüyece
ğ
ine, içimdeki bebe
ğ
e neler olabilece
ğ
ine endi
ş
e duymak yerine yenidenyazabilece
ğ
im. Hepsini yazabilece
ğ
im.
Đş
te
ş
imdi yaptı
ğ
ım da bu. Hansine biraz önce gelirken gazeteyi de getirdi. Ona mektupyazdı
ğ
ımı, gazı her zamanki gibi tasarruf etmek için söndürmemesini söyledim. Ak
ş
am ondaKopenhag hâlâ aydınlıktır, ama burası yarım saat önceden kararıyor. Hansine bunu yazdönümünden beri üç kez tekrarladı, bir köylü inatçılı
ğ
ıyla durup dinlenmeden günlerinkısaldı
ğ
ını anlatıyor. Mr. Westerby'den haber alıp almadı
ğ
ımı sordu. Postacının sokaktakibütün evlere u
ğ
ramasına ra
ğ
men kapımızı hiç çalmadı
ğ
ını bildi
ğ
i halde bunu hep sorar. Onane ki? Sanki buna benden fazla üzülüyor gibi. Belki de buraya dönmezse, üçümüzün
ş
künler evine gitmek zorunda kalaca
ğ
ını, kendisinin de i
ş
ini kaybedece
ğ
ini dü
ş
ünüyor.
Đ
kinci kez geldi
ğ
inde bana çay yapmak istedi ama yatmasını söyledim. Yakında paragelmezse, hepimiz daha az yemek yemek zorunda kalaca
ğ
ız; Hansine de belki zayıflamayıbecerecek. Zavallı, o kadar
ş
i
ş
man ki, üstelik durmadan da
ş
i
ş
manlıyor. Belki de beyazekmektendir.
Đ
ngiltere'ye gelmeden önce hiçbirimiz beyaz ekmek yememi
ş
tik. O
ğ
lanlar beyazekme
ğ
e bayılmı
ş
tı; o kadar çok yediler ki, sonunda mideleri bozuldu. Sonra FrederikkeTeyze'nin dü
ğ
ün hediyesi olarak verdi
ğ
i çavdar ekme
ğ
i dilimleyicisini dolaba kaldırdık, birdaha kullanaca
ğ
ımı sanmıyorum. Dün dolabı açıp baktım, benim için eski hayatımın birsimgesi gibiydi, gözlerim doldu. A
ğ
lamayaca
ğ
ım. En son Mads öldü
ğ
ünde a
ğ
lamı
ş
tım, birdaha a
ğ
lamayaca
ğ
ım.E
ğ
er yemek odasıyla aradaki kapıları açmasaydım, içinde bulundu
ğ
um bu oda, "oturmaodası" küçücük olurdu. Ev sahibinin bütün e
ş
yaları çok çirkin, biraz daha az çirkin olan ayna
ş
ında. Maun çerçeve içindeki oval aynanın tepesinde yine maundan yapılma çiçekler veyapraklar var. Üzerinde oyulmu
ş
yapraklar bulunan bir dal, aynanın üzerinden geçiyor, benceoymacı bunu çok iyi dü
ş
ünmü
ş
. Aynaya baktı
ğ
ımda kendimi mermer kaplı, demir ayaklımasada otururken görebiliyorum. Meyhanelerin önünden geçerken, açık kapıdan baktı
ğ
ımdagördü
ğ
üm masalara benziyor. Oturdu
ğ
um koltu
ğ
un üzeri, kenarından kıtıkların fırladı
ğ
ıyamaları saklamak için kahverengi-kırmızı bir örtüyle kaplı.Perdeler kapalı de
ğ
il. Bazen yoldan bir at arabası ya da bu kasvetli yere daha uygun ka
ğ
gibi bir araba geçiyor, atın bozuk yolda tökezledi
ğ
ini duyabiliyorum. Sa
ğ
a do
ğ
ru baktı
ğ
ımdapencerenin ötesindeki bahçeyi, yaz kı
ş
koyu ye
ş
il yapraklı çalılarla kaplı o küçücük bo
ş
lu
ğ
ugörüyorum. Ev çok küçük, ama sanki gerçek bir evmi
ş
gibi bir sürü odaya sahip. Burasıa
ş
ınmı
ş
, yıpranmı
ş
, ama hâlâ iddialı; beni kızdıran da bu.Gazın soluk ı
ş
ı
ğ
ında, aynada vücudumun üst yanını görüyorum. Zayıf yüzümü,firketelerinden kurtulup
ş
akaklarımdan a
ş
a
ğ
ı sarkan kızılımsı saçımı. Rasmus gözlerimin,hayatında gördü
ğ
ü en mavi gözler oldu
ğ
unu söylüyor, bunu evlenmeden, ben 5 000 kronkonusunu ö
ğ
renmeden önce söyledi. Belki de iltifat de
ğ
ildi. Her mavi gözün güzel olması
ş
artde
ğ
il, benimkilerin de güzel olmadı
ğ
ını biliyorum. Gözlerim çok mavi, çok parlak, sanki "Bugözler bir tavus ku
ş
una ya da yalıçapkınına daha çok yakı
ş
ırdı" diye dü
ş
ünüyorum. AslındaFrederikke Teyze'nin on altıncı ya
ş
günümde verdi
ğ
i bro
ş
taki kelebe
ğ
in kanatlarının renginetıpatıp benziyor.Gözlerimin ne renk oldu
ğ
u artık önemli de
ğ
il. Kimse ya
ş
lı bir kadının gözlerine bakmıyor,ben de daha yirmi be
ş
olmamama ra
ğ
men, kendimi ya
ş
lı bir kadın gibi hissediyorum.
Đ
yi ki
 
hatırladım, yarın bro
ş
u takmalıyım. Onu takmaktan ho
ş
lanıyorum, güzel oldu
ğ
u için de
ğ
il -zaten güzel de
ğ
il- yakı
ş
ğ
ı için -yakı
ş
mıyor da- belki de Rasmus'un huysuzluk ya dakararsızlık diye adlandırdı
ğ
ı alı
ş
kanlı
ğ
ımdan. Bro
ş
u insanlara "Bu kadın taktı
ğ
ı bro
ş
un aynıgözlerinin renginde oldu
ğ
unu bitiyor mu?" diye dü
ş
ündürmek için ve "Kadınca
ğ
ız çirkingözlerinin rengini göstermeyecek bir
ş
ey takmalıydı" dedirtmek için takıyorum. Böylesiho
ş
uma gidiyor. Ba
ş
kalarının benim hakkımda neler dü
ş
üneceklerini tahmin etmek benie
ğ
lendiriyor.Dayanılmaz güne
ş
yarım saat önce battı, hava karardı, artık dı
ş
arısı karanlık ve çok sessiz.Sokak lambaları yandı, ama etraf hâlâ sıcak. Günlü
ğ
ümü aldıktan sonraki ilk günüm hakkındapek bir
ş
ey yazmadım, bir
ş
eyler karalamam gerek sanıyorum, onun için bir Danimarka okulgemisinin geçirdi
ğ
i korkunç kaza hakkında gazetede okudu
ğ
umu yazaca
ğ
ım. Haberi, "GeorgStage" bir Danimarka gemisi oldu
ğ
u, kaza da Kopenhag açıklarında geçti
ğ
i için okudum. Bir
Đ
ngiliz gemisi karanlıkta okul gemisine çarpmı
ş
, gemideki yirmi iki çocuk bo
ğ
ulmu
ş
. Hepside çok gençmi
ş
, 14-16 arası. Yine de onları ya da ailelerini tanıdı
ğ
ımı sanmıyorum.28 haziran 1905Bebe
ğ
im 31 temmuzda do
ğ
acak. Artık ne gün do
ğ
arsa do
ğ
sun, 31 temmuz günü, onundo
ğ
ması beklenen gün olarak yazıldı. Kız olaca
ğ
ını sanıyorum. Hansine bunun Tanrı'nınbuyru
ğ
una kar
ş
ı çıkmak oldu
ğ
unu söylüyor. Allah'tan okuma yazması yok. Alı
ş
veri
ş
egitti
ğ
inde rastladı
ğ
ı herkesle dedikodu yapıyor,
Đ
ngilizce'si akıcı ama felaket, kendini gülünçduruma sokmaktan korkmuyor. Oysa ben insanların bana güleceklerinden korkuyorum, belkide ilerlememin bu kadar yava
ş
olmasının nedeni de bu. Hansine hiçbir dilde okuyamıyor.E
ğ
er okusaydı, Danca yazmaya cesaret edemezdim, bu da hiçbir
ş
ey yazamayaca
ğ
ımdemektir, çünkü
Đ
ngilizce tek bir satır yazmaktan bile acizim. Kız olsun istiyorum. Buradabunu söyleyebilece
ğ
im hiç kimse yok; olsa da söyleyece
ğ
im kimsenin ilgisini çekmezdi.Böyle bir
ş
eyi bana kutup ayılarını soran kadına söyledi
ğ
imi bir dü
ş
ünün!Geçen sefer de kız istemi
ş
tim, "Çocu
ğ
um olacaksa, kız olsun" diye dü
ş
ünmü
ş
tüm, oysa kızyerine zavallı Mads do
ğ
du. Bir ay sonra öldü.
Đş
te buraya bunu da yazmı
ş
oldum. Bu bebe
ğ
iistiyorum, üstelik de artık kızımı istiyorum. Rasmus bir daha geri gelmese, ba
ş
ımızaolabileceklerin en kötüsü de gelse, Korsor'e gidip Frederikke Teyze ve Farbror Holger'e
ğ
ınmamız da gerekse, artık kızımı istiyorum.Ke
ş
ke hareket etse. Bebeklerin do
ğ
madan birkaç hafta önce öyle fazla hareket etmediklerinibiliyorum. Tabiî bilirim, üç tane do
ğ
urdum. Yine de Mads'ın neler yaptı
ğ
ını bilseydim.Sonuna kadar hareket etmi
ş
miydi? Ya ötekiler? Belki de kızlar de
ğ
i
ş
iktir, bunun da fazlahareket etmiyor olması, kız oldu
ğ
u anlamına gelir mi? Gelecek sefer, bir gelecek seferoldu
ğ
unu biliyorum, çünkü kadının kaderi bu, bilece
ğ
im. Hatırlamam gerekmeyecek,günlü
ğ
üm yanımda olacak. Bütün bunları yazabiliyor olmak beni rahatlatıyor.2 temmuz 1905Her gün yazmıyorum. Bu biraz Hansine'ye bir
ş
ey belli etmemek için -neler yaptı
ğ
ımı tahminetmeye çalı
ş
acak, en olmadık
ş
eyleri dü
ş
ünecek, belki de sevgilime mektup yazdı
ğ
ımı

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->