Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
5Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
suç ve ceza

suç ve ceza

Ratings: (0)|Views: 861|Likes:
Published by DeCanter

More info:

Published by: DeCanter on Jan 31, 2009
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as RTF or read online from Scribd
See more
See less

02/19/2013

 
Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Fyodor Mi-hayloviç Dostoyevski30 Ekim 1821 günü Moskova'da bir doktor ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi.1843 yılında, askeri öğrenci olarak okuduğu Petersbıırg mühendislik okulunu bitirdi,ancak bir yıl askeri mühendis olarak çalıştıktan sonra istifa etti. Nicedir verdiği birkararla, edebiyat hayatına atıldı. Bundan hemen sonra da, 1844 yılında, Dos-toyevskiimzasıyla ilk yapıtı yayımlandı; bir çeviriydi-bu. Balzac'ın "Eııgenie Grandet "siniçevirmişti.1845 Mayısı'nda Dostoyevski daha üniversite öğrenciliği yıllarından tasarladığı ilkromanı Bedniye Lyııdi (insancıklar) 'ı bitirdi. Romanın müsveddelerini yazarın yakındostu D.V. Grigoroviç ve ünlü ozan Nekrasov okudular. Heyecanlan öylesine büyüktüki, doğruca devrin ünlü eleştirmeni Belinskiy'e gittiler. "İnsancıklar"ı, Belinskiy de çokbeğendi ve beğenisini, "... Gogol'ü de geçecek... bundan önceki bütün edebiyatıgölgede bırakacak bir deha ile karşı karşıyayız", sözleriyle dile getirdi. "İnsancıklar"1846 yılında yayımlandı. Gerek "İnsancıklar" gerekse, yazarın bununla birlikteyayımlanan ikinci kitabı Dvoynik (Benzer) büyük ilgi topladı. Daha sonra "Suç ve Ceza"da en parlak biçimde dile gelecek olan, yazarın yoksul, umarsız insanlara ve hayatıntrajik yanlarına karşı duyduğu büyük ilgi ve duyarlılık, daha bu ilk yapıtlarında kendinigöstermeye başlamıştı. 1847 yılında yazar ütopyacı sosyalist Petraşevski'nin grubunagirdi. Grup üyeleri zaman zaman toplanıyorlar, yazdıkları yazı ve şiirleri okuyup,felsefi tartışmalar yapıyorlardı. Bu toplantılardan birinde Dostoyevski, Moskova'daneline geçen ve gizli dağıtılan Belinskiy'nin Gogol'e yazdığı bir mektubu okudu..Dostoyevski ve grubun öteki üyeleri 23 Nisan 1849 günü, Çar I. Nikolay'ın polisincetutuklandılar ve sekiz ay süren gizli duruşmalar sonunda idama mahkûm edildiler. 22Aralık 1849 günü Sernyonov alayının geniş eğitim alanına getirildiler. Cezalarınuygulanması için ilk üç kişilik grubun direklere bağlandığı sırada bağışlandıklarıbildirildi. Dostoyevski'nin cezası 4 yıl kürek, 5 yıl da sürgüne çevrilmişti. Yazar,1854 yılma kadar 4 yıl Omsk cezaevinde kaldı, daha sonra da, 1859 yılına kadar, 5 yıl,Semtpalatinsk'teki birlikte er olarak hizmet gördü..Cezası bitip de Petersburg'a döner dönmez yeniden yazmaya koyuldu. DyadyıışkinSon (Amcanın Rüyası) ve Selo Stepançikova iyego obitateli (Stepançikova Köyü veSakinleri) 'nden sonra, art arda büyük romanları yayımlamaya başladı. Unijenmye ioskorblenniye (Ezilenler ve Horlananlar) Omsk'taki mahpusluk yıllarının anılan olan ve1860'lı yılların ilerici, demokrat okurlarıma coşkuyla karşılanan Za-piski iz mertvogodoma, (Ölü Evinden Anılar), Prestuplenie i nakaza-nie (Suç ve Ceza), Igrok(Kumarbaz), Idiot (Budala), Besi (Cinler), Podrostok (Delikanlı), Bratya Karamazovı(Karamazov Kardeşler) vd. Büyük yazar 28 Ocak 1881 günü öldü.Dostoyevski 1840'ların ütopik sosyalizm düşüncesinin etkisinde kaldı. Ancak kürek vesürgün hayatı bu etkilenimi önemli ölçüde değiştirdi. Yazar, cezaevi ve sürgündeyken,o yıllar edebiyatında sıkça görülen roman kişilerinden bambaşka insanlarla birlikteoldu; bunlar köylüler ve askerlerdi. Ama genç yazar aralarında olmasına karşın, "karahalk" dediği bu insanların iç dünyalarına girmesini önleyen sağır bir duvarla karşılaştı.O dönemler Rusyasında aydınlarla halk arasındaki derin uçurum, sonraki yıllarda daDostoyevski'yi derin bir biçimde etkiledi. Bu durum bir bakıma onun büyüktrajedisiydi. 1850'lerde bütün Avrupa'yı saran gericilik dalgası, Dostoyevski'dedevrimin olabilirliği üzerine kuşkular uyandırdı ve 60'lı yıllarda onun Çernişevski veöteki devrimci demokratların karşısında yer almasına neden oldu. 1861 köylü reformusırasında ve ondan sonra ağabeyiyle birlikte yayınladığı Vremya ve Epoha adlıdergilerinde, halkı çarlıkla savaşa çağıran 60'lı yıllar devrimci demokratlarına karşı,önlerindeki en önemli görevin, halkla aydınların ve soyluların yakınlaşmasınısağlamak olduğunu, savunan yazılar yayımladı. Dostoyevski'nin 1860-70 yıllanarasında yazdığı romanlarına da yansıyan bu siyasal tavrı, onun aynı zamanda,Çernişevski, Saltıkov-Şçedrin gibi demokratik halk hareketi temsilcileriyle çatışmasınada yol açtı. Aslında bu hareketin temsilcileri de Dostoyevski gibi halkla aydınlarınbirbirine yaklaşmasını sağlayacak yolun arayışı içindeydiler. Ancak onlar
 
Dostoyevski'den farklı olarak, halk yığınlarında devrimci bilincin artmasının ve halkınaydınlarla birlikte çarlığa karşı savaşa girişmesinin, bu yakınlaşmanın önkoşuluolduğunu anlıyorlardı.Dostoyevski'nin, döneminin sosyalist ve devrimci demokrat düşüncesiyle giriştiğipolemik, en iyi yansısını, "Suç ve Ceza " romanında bulmuştur.Suç ve Ceza"Suç ve Ceza" 1866 yılında yayımlandı. Çok önemli toplumsal olayların, moralsarsıntıların yaşandığı bir dönemdir bu. Romanın konusu çağdaş Rusya 'dir. Kahramançağdaştır, o yılların bütün acılarını, yaralarını içinde taşıyan genç bir öğrencidir.Dostoyevski 1865 yılında M.N. Katkov'a yazdığı bir mektupta bu durumu, "... olaylargünümüzde geçiyor, yani şu bulunduğumuz yıl içinde" diyerek belirtmektedir.. Yazarın kendisi için de çok güç yıllardır romanını yazdığı yıllar. Büyük yalnızlıklarıyaşamak, çok zor kararlar almak zorunda kaldığı yıllardır. 1864 yılında çok sevdiğiinsanları ardarda yitirmiştir: karısı Mariya Dmitriyevna, kardeşi Mihayil Mihayloviç,yakın dostu, ozan ve eleştirmen Apollon Grigoryev... Romanını yazdığı yıllarda,Petersburg'ta oturduğu semt, küçük memurların, öğrencilerin, dar gelirlilerin oturduğusemttir. Romanının kahramanı Raskolnikov 'u oturttuğu eve çok yakın bir evdeoturmuştur kendisi de.O yıllarda iki Petersburg vardır. Biri, görenleri bugün de büyüleyen mimari anıtlarıyla,parkları, bahçeleriyle Saray Petersburg'u; öteki, tozlu yollan, pis evleri, atölyeleri,seyyar satıcıları, meyhaneleri, mezeci dükkanlarıyla yoksulların Petersburg'u.Dostoyevski her iki Petersburg'u iyi biliyordu. Mühendislik okulunda okuduğu yıllar.-Yazlık Bahçe yakınında bir saraydı okulun yapısı- Saray Petersburg'unu tanımaolanağını bulmuştu. Ama tıpkı romanının kahramanına olduğu gibi, -ona da hiçbir şeyvermiyordu, bu Petersburg. Onun yüreği öteki Petersbug'daydı."Suç ve Ceza "nın odak noktasını, tüm XIX. yy. gerçekçi edebiyatı için geçerli olansorun oluşturur. Bu, XVIII. yy. Fransız burjuva devriminden sonra Batı Avrupa'da ve1861 toprak reformundan sonra Rusya'da oluşan yeni koşullar içinde, insan kişiliğininolası gelişme yolları sorunudur. Yeni toplumsal yapının çelişkilerini henüz göremeyenaydınlanmacı-romancılar mutlakıyetin yokoluşunun, insanın çok yönlü gelişiminiolanaklı kılacağına inanıyorlardı. Ama burjuvazinin zaferinden sonra, "herkesinherkese karşı" bireyci savaşma dayanan toplum koşullarında, kişiliğin özgür veuyumlu gelişiminin hayalden başka bir şey olmadığı çabucak anlaşıldı. Balzac,Stendhal, Dickens, Thackeray, Flaubert ve öteki Batı Avrupalı romancılar, burjuvatoplumunun, kişiliğin uyanmasını sağlamakla birlikte, onun gelişimi için ne büyük birengel oluşturduğunu, kişiliği maddi ve manevi anlamda nasıl yok ettiğinigözkamaştırıcı biçimde gösterdiler.Puşkin'den başlayarak XIX. yy. Rus yazar ve ozanları da, Batılı çağdaşları gibi, kişiliğinözgür gelişimi için açtıkları savaşın bayrağını yücelere kaldırdılar. Puşkin"Çingeneler"de, "Yevgeniy Onegin'de, "Maça Kızı"nda, bireyci hayat felsefesiyle,bireyci ahlakın insanlığa aykırı, yaşamdan kopuk bir ahlak olduğunu gösterebildi.Puşkin 'den başlayarak Rus edebiyatında, ilk bakışta birbiriyle çelişir gibi görünen,gerçekteyse karşılıklı olarak birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan iki konu görüldü:kişilik haklarının savunulması konusuyla, bireyci burjuva felsefe ve ahlakının-"yalnızca kendisi için serbestlik" isteyen insanın ahlakının- eleştirilmesi konusu. "Suçve Ceza"da bu iki konunun organik bileşimi, bu romanın derin insancıl heyecanını,şimdi ve gelecek için hep var olacak değerini belirleyen en önemli öğedir.Dostoyevski hayatının son günlerinde bir insan ve bir yazar olarak en büyük emelinin,Rusya 'da ve tüm dünyada ezilen insanlara yardım etmek, "düşünce ve ışık ülkesi"ne.giden yolu bulmak olduğunu yazmıştı. Bütün XIX. yy. gerçekçi edebiyatında, böylesineyürekli, böylesine güçlü bir biçimde, geniş yığınların içinde bulunduğu yoksulluğu,acıları, toplumsal eşitsizliği, ezilişi "Suç ve Ceza " kadar başarıyla dile getirebilmiş birbaşka roman daha yoktur.Ancak Dostoyevski'nin bu romanı, yalnızca ezilmişliğin ve toplumsal kötülüklerin
 
sürükleyici trajizmini dile getirmekle kalmaz. Bu, aynı zamanda en yüce yargı yeriolarak insan vicdanına ve insan aklına bir başvurudur. Dostoyevski debaşkahramanıyla birlikte, yoksulluğun ve acı çekmenin her toplum için kaçınılmazolduğunu, bunların insanlığın değişmez yazgısı olduğunu ileri süren döneminindüşünürlerine, bunların ileri sürdükleri -kimi dinsel- düşüncelere şiddetle karşıçıkmıştır. Büyük yazar, bir hiç olarak kalmak, ses çıkarmadan boyun eğmek, her şeyesürekli katlanmak istemeyen, tam tersine, bütün varlığıyla toplumsal eşitsizliklerebaşkaldıran, haksızlıkla uzlaşmayan insanın ahlaki yüceliğini tutkuyla, coşkuylasavunmuştur.XIX. yy. başlarının romantik yazarları, "orta halli" hayata, hayatın "olağanlıklarına"karşı insanın giriştiği her türlü isyanı yüceltiyorlardı. XIX. yy .ın ikinci yarısında çokdaha karmaşık tarihsel koşulların geçerli olduğu bir dönemde yaşayan Dostoyevskiise, yalnızca, romanının kahramanını çevreleyen dış dünya koşulların değil,kahramanının davranışlarına yön veren öznel koşulların da felsefi ve psikolojikçözümlemesini yapmıştır. Bu durum "Suç ve Ceza" yazarına, öncelerince böylesineçok yönlü ve keskin biçimde dile getirilememiş pek çok sorunu ilk kez dilegetirenlerden biri olma özelliğini kazandırmıştır. Dostoyevski "Suç ve Ceza"dakendisiyle ve çevresiyle uyuşmayan, toplumsal eşitsizliklere karşı büyük bir nefretduyan, dürüst, düşünen, aydın bir gencin çok yönlü portresini çizer. Ama burjuvatoplumunda bireysel ve toplumsal karşı koyusun yalnızca sağlıklı biçimleri değil,hastalıklı biçimleri de vardır. Kişisel çıkar gözetmeyen içten birtakım düşünceler,toplumsal eşitsizliklerin nihai nedenlerini ve bunlarla savaşım yollarını kavramaya herzaman yetmemektedir. Toplumsal baskı ve zulmün filizlendiği kökten, ezilen insanlarakarşı coşkulu bir sevgi, onların acılarını paylaşma, haklarını savunma heyecanı, içindeyaşanılan topluma karşı bireysel, umutsuz, anarşistçe başkaldırılar da gelişebilir. İşteDostoyevski romanında -daha sonra tarihçe de doğrulanan- bu düşüncelerden yolaçıkmıştır."Suç ve Ceza"nın çatısını bir suçun psikolojik öyküsüyle, onun ahlaki sonuçlarıoluşturur. Ancak romanının başkahramanı Rodiyon Raskolnikov sıradan bir suçludeğildir. Suçunu, geliştirdiği düşünce sisteminin, hem kendi gözünde, hem debaşkalarının gözünde doğruluğunu kanıtlayabilmek için, kendine özgü toplumsalpsikolojik bir deney olarak işler. Bu bakımdan cinayetten önce ve sonra suçlununiçinde bulunduğu durumun psikolojik çözümlemesi, Raskolnikov'un felsefi teorisininanaliziyle birlikte verilmiştir romanda. Bu durum Dostoyevski'ye, döneminin düşünselve ahlaki yalpalamalarını, özellikle de kentlerdeki her tür sınıfsal kökenden, demokratgençlerin yaşadıkları kararsız, değişken, sarsıntılı durumu yansıtabilme olanağıvermiştir.Raskolnikov akıllı, aydın, dürüst bir gençtir. Eski bir Petersburg evinin bir dolabı andırırküçücük çatı bölmesinde oturmaktadır. Çevresindeki yoksulların yaşamınıgözlemekte, yalnızca kendisinin değil, binlerce başka insanın da bu düzen içindeyazgılarının kaçınılmaz olarak yoksulluk, hastalık, erken ölüm olduğunu görmektedir.Bu durum onda yoğun düşünsel arayışlara yol açmıştır. Arayış peşindedir ama hepyalnızdır. Kimselerle görüşmez. İnsanlardan kaçar. Sorunu kendi başına çözmek,yalnız kendi gücüne yaslanmak ister. Içinde yaşadığı toplumsal eşitsizlikler üzerinedüşünür: Tarih boyunca geniş yığınlar her türlü eşitsizliğe, haksızlığa boyun eğerken,Muhammed, Napolyon gibi kimi insanlar her türlü toplumsal kuralı çiğneyerek,toplumun gidişini değiştirmişlerdir. Bunlar olağanüstü insanlardır ve dönemlerindesuçlu olarak görülmüşler, lanetlenmişlerdir. Ama sonraki kuşaklar bunları kahraman,insanlığın kurtarıcıları olarak görmüşlerdir.İçine kapandığı yalnızlık ortamında oluşturduğu bu bireyci, toplumsal içeriğiyönündense anarşik düşünceler, sonunda Raskolnikov'u "Ben bir bit miyim, yoksainsan mı? " ikilemine götürür.Oysa Raskolnikov geçmiş çağlarda ve kendi yaşadığı çağda mili/onlarca ezilen insanıntoplumsal haksızlıklara neden başkaldırmadıkları konusunu yeterince ve ciddi olarakdüşünememiştir. Ezilen insanların geçmişte ve şimdi uysalca boyun eğmeleri onda

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->