Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
maturidiMezhebi.pdf

maturidiMezhebi.pdf

Ratings: (0)|Views: 17 |Likes:
Published by raveneus
maturidiMezhebi.pdf
maturidiMezhebi.pdf

More info:

Published by: raveneus on Jan 03, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/03/2013

pdf

text

original

 
 
TÜRKLER
İ
N MENSUP OLDU
Ğ
U MÂTÜR
İ
DÎ MEZHEB
İ
 
İ
LM-
İ
KELÂMIN DO
Ğ
U
Ş
U
 Allahü teâlâ insanlardan kendisine emretti
ğ
i
ş
ekilde inan
ı
p amel etmesiniemretmi
ş
tir.
İ
man bilgileri de amel bilgileri gibi Kur’an-
ı
kerimden sünnet-i nebevîdenç
ı
kar 
ı
l
ı
r.
İ
nan
ı
lacak ve amel edilecek esaslar 
ı
n baz
ı
lar 
ı
ı
kça, baz
ı
lar 
ı
örtülü olarakbildirilmi
ş
tir. Birincileri ilim ve ak
ı
l sahipleri anlayabilir.
İ
kinciler ise ictihad yoluylaanla
ş
ı
l
ı
r. Âmentünün esaslar 
ı
, Allahü teâlân
ı
n s
ı
fatlar 
ı
, zinân
ı
n, rü
ş
vetin, fâizin haram;namaz, oruç, hac ve zekât
ı
n farz oldu
ğ
u gibi hususlar aç
ı
kça bildirilmi
ş
oldu
ğ
undan,bunlarda ictihad olmaz, yani bir ilmî görü
ş
ortaya konamaz.
İ
man ve amel bilgilerinin her ikisine de
ı
kh
denir. F
ı
kh, derinlemesine anlamakdemektir.
İ
man bilgilerini amel bilgilerinden ay
ı
rmak için
ı
kh-
ı
ekber 
veya esasitibariyle Allah’
ı
n kelâm
ı
(sözü) Kur'an-
ı
kerime dayand
ı
ğ
ı
için
kelâm
da denmi
ş
; amelbilgileri ise
ilm-i f 
ı
kh
olarak biline gelmi
ş
tir.
İ
slâmiyetin ba
ş
lang
ı
c
ı
nda Hazret-i Peygamber’in sohbeti bereketiyle ümmetinakidesi (inanc
ı
) temiz, vicdan
ı
nezih ve aralar 
ı
nda ittifak vard
ı
.
Ş
üphe ettiklerimeseleleri Hazret-i Peygamber’e, sonralar 
ı
ise O’nun râ
ş
id, olgun halîfelerine,sahâbilerine sorup ö
ğ
renirlerdi.
İş
te bu bilgilere
Ehlü’s-sünneti ve’l-cemaat itikad
ı
 denir. Sünnet yol demek olup, burada Hazret-i Peygamber’in yolunu ifade eder.Cemaat ise, Hazret-i Peygamber’in cemaati, yani arkas
ı
nda namaz k
ı
lanlar, yaniSahâbe-i kiram demektir. Ehlüs-sünne ve’l-Cemaat deyince, Hazret-i Peygamber veeshâb
ı
n
ı
n yolu anla
ş
ı
l
ı
r. Nitekim Hazret-i Peygamber,
“Bir zaman sonra, ümmetimyetmi
ş
üç
ı
rkaya ayr 
ı
l
ı
r. Bunlardan yetmi
ş
ikisi Cehenneme gidip, yaln
ı
z bir 
ı
rkas
ı
kurtulur. Bu f 
ı
rka, benim ve eshâb
ı
m
ı
n gitti
ğ
i yolda gidenlerdir”
buyurdu[Ebû Dâvud: Sünnet 1 (4597)]. Kurtulaca
ğ
ı
va’dedilen bu f 
ı
rkaya,
ı
rka-
ı
nâciye
,di
ğ
erlerine de
ı
rka-
ı
dâlle
denir.
İ
slâm inanc
ı
na göre f 
ı
rka-
ı
nâciye cennetliktir. F
ı
rka-
ı
dâlleden itikad
ı
küfre varmam
ı
ş
olanlar 
ı
, itikadlar 
ı
ndaki bozukluk kadar cehennemdekal
ı
p, sonra cennete gideceklerdir. Çünki hadîs-i
ş
erîfte “ümmetim” buyurulmu
ş
tur.Buraya kadar anlat
ı
lanlar ilm-i kelâm
ı
n birinci devresini te
ş
kil eder.
İ
LM-
İ
KELÂMIN
İ
K
İ
NC
İ
DEVRES
İ
 
İş
te aradan bir hayli müddet geçip de nur-
ı
nebevîden (Peygamberlik nurundan)istifade zay
ı
flay
ı
nca, bir k
ı
s
ı
m insanlar 
ı
n akidelerindeki safl
ı
k, fikirlerindeki sa
ğ
laml
ı
kve aralar 
ı
ndaki samimiyet azalmaya yüz tuttu. Ortaya Hazret-i Peygamber veeshâb
ı
n
ı
n yoluna uymayan inan
ı
ş
lar ç
ı
kt
ı
.
Ehl-i bid’at
denilen bu f 
ı
rka mensuplar 
ı
 propagandaya ba
ş
lad
ı
lar.
İ
lk önce
Hâricî 
ı
rkas
ı
do
ğ
du. Bunu
Ş
ia
ve
Mûtezile
 
ı
rkalar 
ı
takip etti. Mürcie, Mü
ş
ebbihe, Cebriyye, Neccariye gibi ba
ş
ka bid’at f 
ı
rkalar 
ı
 da zuhur ettiyse de, hiçbiri ilk üçü kadar tesirli ve devaml
ı
olamad
ı
.Halbuki âyet-i kerîme ve hadîs-i
ş
erîflerde aç
ı
kça bildirilmi
ş
veya hakk
ı
ndasahâbe-i kiram aras
ı
nda icma’a (ittifaka) var 
ı
lm
ı
ş
hususlarda ictihad câiz de
ğ
ildir.
İş
tebir k
ı
s
ı
m insanlar, bu sahada ictihada kalk
ı
ş
t
ı
ğ
ı
için hataya dü
ş
ş
, do
ğ
ru yoldanayr 
ı
lm
ı
ş
t
ı
r. Meselâ Hazret-i Peygamber’den sonra Hazret-i Ebû Bekr’in üstünlü
ğ
ü vehalîfeli
ğ
inin s
ı
hhati hakk
ı
nda icma’ hâs
ı
l olmu
ş
tur. Sonradan ortaya ç
ı
k
ı
p bu husustasöz söylemek câiz de
ğ
ildir. Büyük günah i
ş
leyenlerin kâfir olmamas
ı
, insan
ı
n irade-icüz’iyye bak
ı
m
ı
ndan fiillerinde mecbur olmamas
ı
, sahâbenin hepsinin âdil olu
ş
u,Kur’an-
ı
kerîmin mahlûk olmamas
ı
, peygamberlerin masum (günahs
ı
z) olu
ş
u, ehl-ik
ı
blenin tekfir edilmemesi (bid’at ehlinin kâfir say
ı
lmamas
ı
), mest üzerine meshin,rüyetullah
ı
n (Cennette Allah’
ı
n görülmesinin), kabir sual ve azab
ı
n
ı
n,
ş
efaatin(k
ı
yâmet günü baz
ı
günahkârlar 
ı
n peygamberler, veliler ve
ş
ehidlerin arabuluculu
ğ
uile affedilmesi), kerâmetin (evliyâlar 
ı
n gösterdi
ğ
i hârikulâdeliklerin) hak olu
ş
u gibihususlar Ehl-i sünnetin alâmetidir.
 
 2
Ehl-i sünnet denilen f 
ı
rka, iman, itikad ve amel bilgilerinde Eshâb-
ı
kirâm
ı
nyolundan ayr 
ı
lmam
ı
ş
t
ı
r. Aç
ı
kça nasslarda (âyet ve hadîslerde) bildirilmemi
ş
vehakk
ı
nda da icma’ bulunmayan hususta ictihad câizdir.
İş
te Ehl-i sünnet f 
ı
rkas
ı
nadâhil Hanefî, Mâlikî,
Ş
âfiî, Hanbelî gibi mezheblerin birbirinden ayr 
ı
lmalar 
ı
bu suretleolmu
ş
tur.Bunun d
ı
ş
ı
ndaki f 
ı
rkalar, sahâbe-i kiram
ı
n icma’
ı
na uymam
ı
ş
; nasslar 
ı
kendianlay
ı
ş
lar 
ı
na göre tefsir ve te’vil etmeye (yorumlamaya) ba
ş
lam
ı
ş
t
ı
r.
İş
te bu kötügidi
ş
in önünü tutmak üzere Hazret-i Ali, Hasen el-Basrî,
İ
mam Cafer es-Sad
ı
k,
İ
mamEbû Hanife,
İ
mam Mâlik,
İ
mam
Ş
âfiî,
İ
mam Evzâî, Ömer bin Abdülaziz gibi zâtlar,
ı
kh-
ı
ekber veya ilm-i kelâm denilen ilmin esaslar 
ı
n
ı
koymaya ve bid’at f 
ı
rkalar 
ı
ylamücâdele etmeye lüzum görmü
ş
tür. Mûtezile mezhebinin zuhurundan yakla
ş
ı
k bir buçuk as
ı
r sonra, selef âlimlerinden Abdullah bin Küllâb el-Basrî (240/854), Hâris el-Muhâsibî (243/857), Ebu'l-Abbas el-Kalânisî, Ehl-i sünnete itirazlar 
ı
cevaplay
ı
p ehl-ibid’at ile mücâdele edebilmek için kelâm ö
ğ
renip, selef-i sâlihîn denilen ilk as
ı
âlimlerinden gelen itikad meselelerini, ak
ı
l kâideleriyle te'yid etme (do
ğ
rulama)ihtiyac
ı
n
ı
hissettiler. Böylece kelâm ilmi do
ğ
mu
ş
oldu.
İş
te
İ
mam-
ı
A’zam Ebû Hanîfe’nin
F
ı
kh-
ı
Ekber 
ad
ı
ndaki eseri bu yolda kalemeal
ı
nm
ı
ş
eserlerin ilklerinden ve en me
ş
hurlar 
ı
ndand
ı
r. Hazret-i
İ
mam, do
ğ
ru imanbilgilerini ve ehl-i sünnet itikad
ı
n
ı
n esaslar 
ı
n
ı
bu kitapta toplam
ı
ş
; ayr 
ı
ca ayn
ı
husustaba
ş
ka kitaplar da yazm
ı
ş
t
ı
r. Bu bilgileri ba
ş
ka âlimler de rivâyet etmi
ş
lerdir ama, hiçbirisi
İ
mam Ebû Hanife’nin bildirdikleri kadar yayg
ı
n ve tesirli olmam
ı
ş
t
ı
r.Bu bilgileri Hanefî ulemâs
ı
ndan
İ
mam Mâtüridî hazretleri, Hanefi mezhebiusullerine göre, yani aklî ve mant
ı
kî delillere de yer verip, ilahî maksad
ı
ön plandatutarak izah ve isbat etmi
ş
tir.
İ
mam E
ş
'arî hazretleri de kendisine ula
ş
an iman veitikad bilgilerini, kendi mezhebi olan
Ş
âfiî usulüne göre, yani âyet-i kerime ve hadîs-i
ş
eriflerin öncelikle ibare ve ifadelerine itibar ederek izah ve isbat eylemi
ş
tir. Her ikiside Mûtezile, Karâmita ve Râf 
ı
ı
rkalar 
ı
yla mücadelede bulunarak, Ehlü’s-sünnetve’l-cemaat f 
ı
rkas
ı
n
ı
müdafaa etmi
ş
lerdir.
İ
mam Ebû Mensur Muhammed bin Muhammed bin Mahmud el-Mâtüridî,Semerkandl
ı
d
ı
r. Sahâbe-i kiramdan Eyyüb Sultan hazretlerinin soyundand
ı
r. Mâtüridköyünde 238/852 y
ı
l
ı
nda dünyaya gelmi
ş
tir. Hakk
ı
nda çok fazla malumat yoktur.Hocas
ı
Ebû Nasr Ahmed bin Abbas el-Iyâdî (331/943), el-Firak ve’t-Temyiz müellifiEbû Bekr Ahmed bin
İ
shak el-Cürcânî’nin, o da Ebû Süleyman Mûsâ el-Cürcânî’nin(200/816), o da
İ
mam Muhammed e
ş
-
Ş
eybânî’nin talebesidir. Ayr 
ı
ca Muhammed binMukâtil er-Râzî, Nusayr bin Yahya el-Belhî gibi zaman
ı
me
ş
hur ulemâs
ı
ndanokumu
ş
tur.
İ
bn Mukâtil ve Nusayr ayn
ı
zamanda
İ
mam Ebû Hanîfe’nin talebelerinintalebesidir. Ebû Nasr el-Iyâdî, ensardan Sa’d bin Ubâde hazretlerinin soyundan gelir.Türkistan’
ı
n fethinde
ş
ehid dü
ş
tü. O
ğ
ullar 
ı
Ebû Ahmed ve Ebû Bekr de babalar 
ı
n
ı
nilmine vâris oldu. Hatta “Ebû Hanîfe mezhebinin do
ğ
rulu
ğ
una en büyük delil, EbûBekr Ahmed el-Iyâdî'nin bu mezhebden olmas
ı
d
ı
r” denmi
ş
tir. Ebû Nasr, Ebû Bekr el-Cürcânî’nin dersine talebesi
İ
mam Mâtüridî ile beraber kat
ı
lm
ı
ş
, hatta beraberceicâzet alm
ı
ş
lard
ı
r. Ebû Bekr de daha evvel Ebû Nasr ile beraber Ebû Süleyman el-Cürcânî’den ders alm
ı
ş
lard
ı
.
İ
mam-
ı
A'zam Ebû Hanîfe'nin, el-F
ı
khu'l-Ekber, er-Risâle, el-F
ı
khu'l-Ebsat, el- Âlimü ve'l-Müteallim, el-Vas
ı
yye adl
ı
kitaplar 
ı
n
ı
n hepsini
İ
mam Mâtüridî okuyup,hocalar 
ı
ndan rivâyet etmi
ş
tir. Bu kitaplar, delilsiz k
ı
sa ifadeler hâlinde iken,
İ
mamMâtüridî bunlar 
ı
delillendirip beyan ederek kelâm ilmine dönü
ş
türdü. Mâverâünnehr ülkesinde Ehl-i sünnetin reisi ve Hanefî mezhebinin yegâne kelâmc
ı
s
ı
idi. Dolay
ı
s
ı
ylabu mezhebe
İ
mam Mâtüridî'nin ismi verildi ve Maverâünnehr ülkesindeki Hanefî 
 
 3
kelâmc
ı
lar 
ı
na Mâtüridî denmeye ba
ş
land
ı
.
İ
mam Ebû Hanîfe'nin ismi ancak f 
ı
khâlimlerine söylenmekle iktifâ edildi.
İ
mam Mâtüridî’nin talebelerinden dördü çok büyük âlimdir: Ebû
İ
shak binMuhammed es-Semerkandî (340/951); Ebu'l-Hasen Ali bin Said er-Rüsta
ğ
fenî, EbûMuhammed Abdülkerim bin Musa el-Pezdevî (390/999), Ebu’l-Leys el-Buhârî.
İ
mamMâtüridî 333/944 senesinde vefat etti. Hanefî mezhebindeki Müslümanlar, ezcümleTürkler itikadda
İ
mam Mâtüridî’nin ictihadlar 
ı
na tâbidir. Zaman
ı
nda Mûtezile ve
Ş
iamezhebindeki âlimlerin sözlerine kar 
ş
ı
güçlü reddiyeler yazm
ı
ş
t
ı
r. Ne yaz
ı
k ki bunlar ve usûl-i f 
ı
khda yazd
ı
ğ
ı
eserler kaybolmu
ş
; günümüze yaln
ı
z tefsirde et-Te'vîlâtuEhli’s-Sünnet adl
ı
tefsiri ile kelâmda Kitabüt-Tevhid adl
ı
eseri gelebilmi
ş
tir. et-Te'vîlâtkitab
ı
n
ı
Kâtib Çelebi çok över; sonraki Mâtüridî imamlar 
ı
n
ı
n ba
ş
l
ı
ca bundan istifadeettiklerini; ifadesinin aç
ı
k ve anla
ş
ı
lmas
ı
n
ı
n kolay oldu
ğ
unu; bunun da
İ
mam’
ı
n lügatilmindeki kudreti ile geni
ş
kültürüne delâlet etti
ğ
ini söyler. Kitabü’t-Tevhid’in yegâneyazma nüshas
ı
Cambridge Üniversitesi Kütüphanesindedir. Türkçe’ye tercümeolunmu
ş
tur.
İ
mam Ebu’l-Hasen el-E
ş
’arî ise Basral
ı
d
ı
r. Sahâbe-i kiramdan Ebû Mûsâ el-E
ş
’arî’nin soyundand
ı
r. Önceleri Mûtezile mezhebinde olup, Ebû Ali el-Cübbaî'nin(303/916) talebesi ve üvey o
ğ
lu idi. K
ı
rk ya
ş
ı
nda iken, Hazret-i Peygamber’irüyas
ı
nda görmek suretiyle itikad
ı
na pi
ş
man oldu ve bu mezhebi terketti
ğ
ini câmideherkese ilan etti. Ebû
İ
shak el-Mervezî’nin, o da
İ
bn Süreyc’in, o da Za’ferânî’nin, oda
İ
mam
Ş
âfiî’nin talebesidir. Vâlilik, kâd
ı
l
ı
k gibi yüksek makamlar 
ı
n Mûtezilîler elindebulundu
ğ
u bir zamanda, Mûtezile mezhebini reddeden ve Ehl-i sünneti müdâfaaeden kitaplar yazd
ı
. Ba
ğ
dad’da 324/936 senesinde 64 ya
ş
ı
nda iken vefat etti. Bu dailm-i kelâm
ı
n ikinci devresidir.Ehl-i sünnetin bu iki mezhebi, usullerinde aklî delillere mühim yer vermi
ş
olmaklaberaber, bu bak
ı
mdan Mûtezile’den uzakt
ı
r. Mûtezile, inanç hususundaki nasslar 
ı
 yanl
ı
ş
te’vil ederek te
ş
bih (Allah’
ı
n insana benzer oldu
ğ
u) inanc
ı
n
ı
benimseyen veakla kar 
ş
ı
ç
ı
kanlara kar 
ş
ı
bir reaksiyon olarak do
ğ
mu
ş
; bu sebeple akla çokehemmiyet vermi
ş
tir. Bu mezhebde ak
ı
l bazen hareket noktas
ı
, bazen de hakemdir.Bu yüzden kader, rüyetullah,
ş
efaat, s
ı
rat, mizan gibi hakikatleri akla uymad
ı
ğ
ı
içinreddetmi
ş
tir. Halbuki Ehl-i sünnet, bilhassa
İ
mam Mâtüridî, akla ifrata kaçmadanmühim bir yer vermi
ş
tir. Bu sebeple Allahü teâlân
ı
n s
ı
fatlar 
ı
yla alâkal
ı
müte
ş
âbih(mânâs
ı
ı
kça anla
ş
ı
lamayan) âyetleri kat’î te’vil etmekten kaç
ı
nm
ı
ş
t
ı
r.
İ
LM-
İ
KELÂMIN ÜÇÜNCÜ DEVRES
İ
 Mâtüridiye ve E
ş
’ariye mezhebinde sonra ba
ş
ka kelâm alimleri de gelmi
ş
tir.Hakîm es-Semerkandî (324/953), el-Pezdevî (493/1100), Ebu'l-Mu'în en-Nesefî (508/1115), Ömer en-Nesefî (537/1142), el-Û
ş
 î (575/1179), es-Sâbûnî (580/1184),et-Türpü
ş
tî (661/1262), Burhaneddin en-Nesefî (687/1289), Ebu'l-Berekât en-Nesefî (710/1310), Adûdüddin el-Îcî (755/1353), Seyyid
Ş
erif el-Cürcânî (816/1413),
İ
bnü'l-Hümâm (861/1457), H
ı
z
ı
r Bey (863/1458), Hayâlî (870/1465),
İ
mam Rabbanî (1034/1624), el-Bayâdî (1098/1687) Mâtüridiye’de;
İ
bn Fürek (406/1015), el-Bak
ı
llânî (403/1013), el-
İ
sferâyinî (418/1027), el-Cüveynî (478/1085), el-Gazâlî (505/1111), e
ş
-
Ş
ihristânî (548/1153), er-Râzî (606/1209), el-Âmidî (631/1233), el-Beydâvî (685/1286), et-Teftazânî (793/1389), ed-Devânî (908/1502) de E
ş
’ariye’de
ş
öhretyapm
ı
ş
t
ı
r.Bunlar, kendi mezhebleri usulü çerçevesinde kalarak
İ
mam Mâtüridî veya
İ
mamE
ş
’arî hazretlerinin bildirdikleri iman ve itikad bilgilerini izah ve isbat etmi
ş
tir.Bunlardaki müphemlikleri aç
ı
klamaya çal
ı
ş
m
ı
ş
; noksanl
ı
klar 
ı
tamamlamayaçal
ı
ş
m
ı
ş
t
ı
r. Gerekti
ğ
inde
İ
mam Mâtüridî veya E
ş
’arî hazretlerinden farkl
ı
ictihadlardabulunmu
ş
lard
ı
r. Ayr 
ı
ca feylesoflar 
ı
n
İ
slâmiyet’e uymayan inan
ı
ş
ve sözlerine cevap

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->