Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Kemal Tahir - Büyük Mal

Kemal Tahir - Büyük Mal

Ratings: (0)|Views: 19 |Likes:
Published by carpe_diem_23272134

More info:

Published by: carpe_diem_23272134 on Jan 06, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/20/2013

pdf

text

original

 
Kemal tahir Büyük Mal
İSTANBUL!LHALKK0:0?HANESlİSTANBULkapak düzeni : fahri karagözoğlu
v
«— Dur hele aman Beyim! BÜYÜK MAL kitap adı hiç olamaz!— Neden bakalım, Mustafa Yıldız Ağa!Şundan ki... Bizim buralarda SIĞIR anlamına gelir BÜYÜK MAL... Bildiğin ÖKÜZ...Hay çok yaşa Mustafa Yıldız, daha iyi dedin ya...»BİLGİ BASIMEVİ - ANKARAödO:
r O
YAYLA PADİŞAHI SÜLÜK BEYYayla Padişahı Sülük Bey birden sıçradı, ellerine abanarak doğruldu, damarları kanlıgözlerini kırpıştırarak kapıya baktı. Kara kıllarla kaplı esmer gövdesi besili malaklarabenziyordu:Nedir ulan? Kudurdunuz mu kahpeler? Ya ben... Kafanızı almaz mıyım boynunuzuburup... Kırılası kafalarınızı...Elif kız kapı aralığında durmuş, Sülük Beyin çıplaklığım görmemek için gözlerini yereeğmişti:— «Bak bakalım» dedi. Emey anam, «Uyanmış mı Sülük Bey, kahvesi gelsin miymiş?»dedi.— Yahu, kırbacı hiç mi bırakmayacağız elimizden, temeline tükürdüğüm bu evde biz?...Öküz sinirini bileğimize bağlayıp mı yatacağız?— Gelsin mi kahve ?— Hele rezil! Hemi uyarıp sabah sabah... Kahvemiz de mi gelmeyecekti yoksa?Elif kız savuşunca Yayla Padişahı Sülük Bey burnundan soluyarak kafasını salladı. Kapınınkurcalandığını kan uykusunda duyup sıçrıyordu da, yastığın altındaki parabellumu bitürlüçekemiyordu, şimşek gibi... Kendisine sövdü: «Tüh ki suratına kaltaban! Tüh ki nekadar...» Uzun paçalı donunu hırsla aldı, debelenerek giydi. Yatağın ortasına bağdaşkurup kocaman yumruklarım dizlerine dayadı.gibiydi. Boğazına düşkünlüğünden gövdesi yağ bağlamış, memeleri, midesi, göbeği şişipsarkmıştı. Omuzlarım ileri alıp gerinerek kemiklerini kütürdetti. «Adam edemedik şukahpeleri... Hayır, adam edemedik gitti, tüh yüzümüze!...» Gümüş tabakasına gözüilişince irkildi. Tabaka sanki canlıydı da, kendisine istemediği bir işi yaptıracaktı. «Yıkılkör şeytan! Canın cehenneme!» Epeydir, sabahları bişey, yemeden tütün içme-meyeçabalıyordu. «Nedir oğlum! Öksürüğümüzü keseceklerine cıgaramızı yasakladı budoktorlar, şunca paramızı alıp... Buyur bakalım!» Hasta maşta değildi, koca Tanrıyaşükür, domuz gibiydi. Yarım kuzuyla bir lenger pirinç pilavını bir başına silip süpürü-yor,yanı sıra bir testi rakıyı da yuvarlayıp yumruk-larıyle ağzını sıvazlayarak«elhamdülillâh»ı bastırıyordu. Herkese «kırk beş» dediği yaş, geçip gidip kırk yediyedayanmıştı. «Dayanmakla... Erkek dediğin delikanlı sayılır buralarda... Kocamayıkarılar düşünsün!» Bir zarnan öksürdü. Savuşturunca, pazılarını şişirip kasılarak kapıyıgözetledi. El yordamıyle tabakayı bulup hırsla açtı. «Reci tütünü mü ki dokunsun oğlum!Halis Düzce kaçağı... Tatlı sert ki, Gazi Paşamızın eline geçmez!» Kadınların sarıphazırladıkları parmak kalınlığı cıgaralardan birini yaktı, gözlerini süzerek derin derinçekti. Hırıltılarla aksı-rıp tıksırdı. «Hele şuna hele! Ulan alçak, hani senin tatlı sertliğin?..Allah belânı vere!»
 
Elif kız kahve tepsisini edeple tuttu. Analığı Emey Hanım, bunu on yıl önce, dört yaşındaalmış, kucağında taşıyıp koynunda yatırarak büyütmüştü. «Say ki, besleme değil, özkızı... Şımarması bundan... Peki, şımarmak olur ya, bu kadar mı olur, çengi?»10Tsezinlemen nasıl bir iş ? Ya bu sırıtma neyin nesi bakalım! Ah n'olmalı olmalı, bukahveye, az biraz şeker bulaşmalı... Evet, «Elifin uğru nakışlı» diyerek tür-• joiyedaldırmalısın da, kahvemizi şeker bulaşığı kaşıkla kanştırmalısm... -Bir yudum çekti,damağını keyifle şaklattı-: Ooooh, Vali Bey, Kumandan Paşa kahvesi olmuş ki, sâdekahvelerin padişahı olmuş... Ulan aferin Elif hanım... Evet, şimdi inandım, gittiğin yerdeanamıza avradımıza söğdürmeyeceksin yavrum! Höööst! Hele şuna... Hele şugülmelere... Hiç utamr mı yahu? Kız, «Gittiğin yer» lafını duymanla bu gülmeler neyinnesidir, bakalım? Dur! Dur dedim alçak! Utanmayı bilir gibi savuşacak da bize kendiniedepli bildirecek! Atımız eğerlendi mi bizim?.-. Atımız demekteyim, şaplak gelmekte ki,bak-gör ne güzel gelmekte!...— Çoktaaan...—Çoktansa... Tımarı n'aptılar? Tımarı sordum!Tımarladı Dersimli kara Kürt... Tımarladı ki, yaylamızı ırgaladı kaşağı şıkırtısı...Bunlar nasıl bi herifler, bunlar âdemoğluna benzemez bir herifler...— Höööst! Duymasıyle n'apar Dersimli ? «Der-simliye kötü söylemek yok» diye sizitembihlemedi mi, Emey ananız? Dersimlinin öfkesi nasıl basılır bildirmedi mi?—• Nasılmış ?— Körpe kız eti yemeyince öfkesi savulmaz bu Dersim milletinin... İlle de senin gibiterbiyesiz kız eti...N'ağzmaymış... Elimizin tersini çarpmamızla...—Vay bu da mı yazılı?.. Demek elinin tersini... 11Şu bizim Kara Cumo'ya... Vay ki anladım!... -Kapıda görünen analığı Emey Hanıma birazürkek gülümsedi-: Vay ki bu senin avanak Elif kızın, tatlı canından geçmiş Emey ana...— N'oldu? -Emey Hanım ikisine de dargın dargın bakıyordu. Sonunda Elif kıza çıkıştı-:Nerdesin bunca zaman? Sütler kabardı, kepçeleri kavuşturamadık. Çorbaların dibi tuttukapkara... İtlerin yalları yallıktan çıktı, kerpice kesti. «Oyalanma» demedim mi? -Elif sıyrılıp çıkınca övey oğlu Sülük Beye döndü-: Lafa tutarsın sabah sabah şunu Sülük Bey,«Emey anam ne çeker» demezsin.— Höst! Yanma yakılma istemem ve de inileme hiç istemem! -Analığı Emey Hanımlaaralarındaki yaş farkı üç-dört yıl olduğu halde Sülük Beyin hem şımardığı, hem de birazçekindiği sesinden anlaşılıyordu-: İstemem, çünkü Koca Tanrı küser ki yumuşatılacağıkalmaz. Aman haaa... Ekinlerine böcü düşer, sürülerine kıran girer.Hadi ordan... Benim Koca Tanrıya bişey dediğ immi var, kurban olduğum... -Başım dargın çevirdi-: Bak ne demekte bu Dersimliler?.. Kara Cumo demekte ki «Bizide alıp gitsin bugün Çorum pazarına Sülük Beyimiz» demekte...Kara Cumo n'apacakmış, sultan pazarının adam denizinde? Canına susamış buteres?—¦ «Bizi burda kim bilecek?» dedi. Fazladan dedi ki, «Sülük Beyimizin gölgesinden biziçekip almaya Kemal Paşanın gücü yetmez.» dedi. Berbere hamama hiç mi gitmeyecekbu fıkaralar?— Başlarında birer arşın Kürt külahı... Sırtlarında mor koyun postundan kolsuz yelek...Bacaklarında Şam dokuması yünlüden sırmalı ak şalvar... İçliğin kollan düğümlenmişde enseye aşırılmış...
12t
 
Adam görüntüsü müdür bu kılık?... Hükümatımı-zm gökte Dersindi aradığı sıra, asmakiçin... Görüntüsü Dersimliye benzeyeni kapıp zindanlara doldururken... Hay kan aklı!Yaylaya yabanlar geldiğinde bunları inlere sokup saklayacağına... Bu sıra, Dersimlibarındırmak korkulu iştir ki, gayet bulaşık iştir.Oraları kolay! Sen al git! Ben pantol ceket bulurum onlara...— Ya suratlarının cehennem karanlığını n'apa-hm? Dillerinin ^azaJ patırtısını ?.. Herbirine adam asılır, Kürt bıyıklarını... Bizi dinler mi hiç! Ben ne demekteyim, «adam içineçıkmasmlar» demekteyim!Hiç mi Kürt görmemiş bu Çorumlu ? Burda kalacaklarsa adama benzeyeceklerister istemez... Adamın adama benzemesi, adam içine çıkmakla olur. Al gitderbederleri...— Emey ana, gel şunun doğrusunu söyle... Fukara Dersimlilerin kasaba masaba isteğiyok... Sen aklın sıra, bize koruyucu katacaksın herifleri ya, bugünün Dersim kırımındabunlar bizi koruyamaz ve de senin Sülük oğlun, koca Tanrıya şükür, Çorum toprağındakoruyucu gezdirecek yüreksizlerden değildir.— Koruyucu gezdirmek yüreksizlik mi? Değil! Variyetli adam, şuncacık aklı varsa, tetikduracak... Kemal Paşamız, koruyucu alayını, yüreksizliğinden mi dikmiş kapısına?.. Şukadar bin lirayı kuşağına sokup Yediçmar Yaylasından kasabaya gitmek akıllı işi mi?— Hele şuna! Şu kadar bin lirayı kuşağımıza soktuğumuzu nerden bilecek yabanınzibidisi, bugünkü gün? Hüddam sahibi mi bu reziller, kayıptan bilici mi?
13
— Vay benim emeklerime... Şu kadar yüz köylüyü bugün kasabaya isteyen ben miyim?«Panka işine gelsinler» diyerek bir vilâyet toprağına haberler uçuran... Ne demek pankaişi ? Para yatırılacak ve de gerisin geri alınacak demek... Elli altmış köyde iki yüze yakınhanenin bildiği nasıl bir gizliliktir ki, hüd-dam sahibi gereksin?— Sen ferah ol Emey ana! Koca Tanrıya şükür, ordu olsa, bu senin Sülük oğlun yırtarçıkar. Bak şuna! -Yastığın altından parabellumu çekti, kılıfından sıyırıp havadadöndürerek bir zaman ışıldattı-: Nasıl bu böylece? Askeriyenin dağ topudur bu, sennerden bileceksin karı başınla... Asimi ararsan, dağ topu kaç para... «Alman'm beylikparabellumu» dedin mi, bitti.— Vay avanak Sülük Bey... Pusudan atıp vurana lüver n'apsm? Rahmetli Kara Abuzerbabanın öğütlerini tüm unuttun he mi? Ne derdi rahmetli? «Yiğit kısmı uzun yaşayımderse, ürkek olacak!» 4erriez miydi ? «Olmaz» diyene olmuştur bu dünyada n'olmuşsave de «Bize güç yetmez» diyene olmuştur— Gündüz gözüne tetik durdun mu n'olmak ihtimali var bre Emey ana, kurban olduğumKemal Paşamız dağda belde yaramaz adam mı kodu? Sen bu çağı, Osmanlının eşkıyalıkçağlarına benzetmektesin ya, çokça yanılmaktasın. Şükürler olsun Gazi Paşa çağıdır vede karıların altım dolu tepsiyi başlarında taşıyaraktan Çamlı bellerde gezindikleri birçağdır. Ferah ol, ipsiz kopuk takımının çah diplerinde çoban sopasıyle adam soyduğuzamanlar geçti çoktan... Bu gün... -At kişnemesine kulak verip göz-larini kırpıştırdı-:Nedir o? Benim demir kırı eğer-lemediler mi bunlar?— «Demir kır» deyince başkası nasıl eğerlene-bilirmiş?14— Sesini alamadım. Hayır, bu benim demir kırın narası değil!— Hayvan sesinin ayrıntısı mı olurmuş ? Hadi giyin! Ben de parayı denkleştireyim!— Aman iyi say, Emey ana! Eksik meksik çıkar da rezillik elverir. Panka müdürümüzyenidir çünkü... «Bunlar ne biçim bir adamlar, para saymasını bilmez bir adamlar»
dedirmeydim!
— Benim sayımım seni ne zaman yere baktırdı Sülük Bey? Senin hesabın yanlışsa orasınıbilmem!

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->