Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
ROMEN FOLKLORUNDA ROMENLER VE OSMANLILAR Dr. Cornelia Calın BODEA

ROMEN FOLKLORUNDA ROMENLER VE OSMANLILAR Dr. Cornelia Calın BODEA

Ratings: (0)|Views: 1|Likes:
Published by Üntaç Güner
ROMEN FOLKLORUNDA ROMENLER VE OSMANLILAR Dr. Cornelia Calın BODEA
ROMEN FOLKLORUNDA ROMENLER VE OSMANLILAR Dr. Cornelia Calın BODEA

More info:

Categories:Types, Research
Published by: Üntaç Güner on Jan 26, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/18/2013

pdf

text

original

 
ROMEN FOLKLORUNDA ROMENLERVE OSMANLILAR
Dr. Cornelia Calın BODEA
 
Dr. Cornelia Calın BODEA tarafından kaleme alınan
Romen Folklorunda Romenler ve
Osmanlılar
 
adlı kitap, Araştırma Merkezimize yazar tarafından hediye edilmiştir. Kitapta Bodea’nınyapmış olduğu Türkçe ve İngilizce özetlemeyi, kitabın geneli hakkında bilgi vermesi açısından aynenyayımlıyoruz.
ÖZET
 
Doktora tezimiz olan bu kitap, on bir yıl süren Romen ve Türk filoloji araştırmaları alanındakiçabalarımızdan ortaya çıktı. Bu çabalarımız, Romen ve Güney
-
Doğu Avrupa folklorunun tetkikedilmesi ile devam etti (mukayese açısından çalışıp Romen
-
Türk alanına özel bir dikkat göstererek).
 
İncelememiz, kitaplık ve müellif katkısını ihtiva etmeyen gerçek folklor kaynaklarına (sözlükaynaklara) dayanmaktadır. Köy ve kasabalarda derlenen folklor edebiyatı metinlerinden söz
ediyoruz. Bu metinler, ya tey
p bandına kaydedildi, ya Romanya, Millî Folklor Arşivi'nde muhafazaedilen el yazmalarında yazıldı ya da uzmanlık eserleri, antoloji ve tipoloji ciltleri ile folklor dergilerindeyayınlandı
.
Sözlü kaynakları gerçek tarih çerçevesine sokabilmek için kaynaklarımızdan aldığımız bilgilerindiğer folklor kaynakları ve gerçek tarih kaynaklarından aldığımız bilgiler ile destekledik. Demek,mukayese metodunu kullandık. Böylece, konumuzu ilimler arası bir şekilde araştırdık. İddia edebilirizki, bu eserimiz üç ilim,
 
arasındaki hudutta bulunuyor (folklor, etnografya ve tarih). Her ilmî eserdemevcut olmaları mecburî, olan bazı unsurları bu kitabımızın içerisine almak istedik ve bunubaşardığımızı umut ediyoruz. Bu mecburî unsurlara göre, bir îlmî eser şunları ihtiva etmek zorundadır
:-
şimdiye kadar yapılan araştırmaların seviyesini göstermek
;-
kullanılan metotlar ve aletlerini belirtmek
;-
alanındaki tahlile devam edip yeni katkılarda bulunmak
;-
kullanılan metotlar ve de elde edilen sonuçların doğru olduklarını ispa
t etmek.
Kitabımızda, çoktan beri kabul edilen şu ilmî gerçeklere dayandık (ki bir bilimsel araştırma içinkaçınılmazdır):
 -
halkın hatırası genellikle 150
-
200 yıl sürmektedir
,ama bazen daha az zaman da
devam edebilmektedir (binalar, diğer inşaatlar ve yer adlarınabağlı dursa)
;
 
-
tarih eyleminin değeri, sosyal ve kültürel sonuçlar ile anlamlarına bağlıdır
;-
her folklor topluluğu, kendisine lâzım olan şahsiyetleri yaratmaktadır, demek ki önemli olan,
tar
ih değil, o topluluğu duygulandıran tarih eylemidir
;-
hiç bir hikâyevî folklor ürünü, hakikî bir temeli (somut vaka) yoksa, ortaya çıkmaz
.
Eserimizin aşağıda sunacağımız üç bölümü vardır. Giriş Bölümü'nde, tarihçilik ve metodoloji
teoritik meseleleri tahl
il edilmektedir. Kezâ, konumuzu araştırma seviyesi ve kullanılan kaynaklarsunulmaktadır. Nihayet, bazı terminoloji mülâhazaları yapılmaktadır
.
Şimdiki modem ilmî araştırmalarda, ilimler arası şekilde çalışmak mecburîdir. Konu tektir veinsanî bilmek imkânı sınırlıdır. Bu, iyi bilinen bir gerçektir. Bundan dolayı, biz de ilimler arası şekildearaştırmanın mecburî olduğunu zannetmekteyiz. Bazen, bir ilmin iç zorlukları çözülmez gibigörünüyorlar. O zaman, ilimler arası şekilde yapılan bir araştırma gerçekten
 
faydalı oluyor. Çünkü,böylece, o zorluklar kolaylıkla çözülüp sonuçların doğruluğu artıyor. Yukarda yazdıklarımızı ispatlamakiçin ilimler arası bir tahlil konusu olarak Marcu şi Gerul (Marcu ve Ayaz) adlı baladı seçtik. Bu balad,Türkler (Osmanlı Türkleri) hakkındaki en eski Romen baladlarından birisidir. Romen folklor ilminde, bubaladdan ötürü iki mühim ekol ortaya çıktı ("mitoloji ekolü" ve "tarih ekolü".
)
Biz, şu varsayımı kullandık. Bu balad, 1498 senesinde Lehistan'da vuku bulan ve Polonyalı
folklo
runda belirtilmeyen bir tarih olayından dolayı yaratıldı. Kezâ, biz de sanıyoruz ki, hikâyevî birfolklor ürününde onu yaratan topluluğu duygulandıran mutlaka hakikî bir temel var (bu durumda,Romen topluluğunu kastediyoruz). Böylece, bu baladın temeli olarak gerçek bir tarih olayı bulduk.1485 yılındaki Câtlâbuga (Güney Boğdan'da) meydan muharebesinden bahsediyoruz. Bu meydanmuharebesinde, Boğdan Prensi olan Ştefan cel Mare (Koca İstefan), Malkoçoğlu Ali Bey tarafındankomutanlık edilen Osmanlı ordusunu y
endi.
Elbette, "doğa kuvvetlerinin düşmanlara karşı mücadelesi" adlı evrensel hikâyevî unsur da varbu baladda. Romen folklorunda, bu unsur "ayazın Türklere karşı mücadelesi" olarak adlandırılıyor.Ama, bu unsurun büyük şiddeti, yalnızca hakikî temeli olan
 
Romen arazisinde vuku bulan yukarıdabelirttiğimiz gerçek tarih olayı vakıasıyla izah edilebiliyor
.
Varsayımımızı desteklemek için şu ilâveli ispatları sunuyoruz
:-
Malkoç adını alan köy, tepe ve göl adları (ki kuzey Dobruca'da Tuna nehri ağızları yakının
dabulunuyor);-
"Gerul lui Malcoci" (Malkoç'un ayazı) deyiminin tüm Romen arazisinde bulunması, amaLehistan'da hiç bulunmaması (bu deyim, çok sert bir ayaz hakkında kullanılıyor)
.
İkinci Bölüm'de, Romenler ile Osmanlı Türkleri ve Osmanlı döneminden önceki Türklerarasındaki ilişkiler, manzume hikâyevî folklor kategorileri bakımından tahlil edilmektedir. Bu folklorkategorileri şunlardır: Kahramanlık hikâyevî şarkısı; aile baladı ve konusu tarihsel olan hikâyevî şarkı("tarih şarkı"). Bunlardan hemen hemen
 
mitolojik olan şu çeşit ilişkiler ortaya çıkmaktadır
:
 
-
cesur düşmana karşı saygı (esarete düşen savaşçıya hayat ve hürriyet hediye edilmektedir)
;-
cesaret için ödül (kaliraman, "kadı kızı" ya da hatta "Türk İmparatoru’nun kızı" ile
evlenmektedir);- yen
ilmiş olan kahramanın, namus, dürüstlük ve çalışkanlık sıfatlarının takdir edilmesi
;-
 
kaçırılma ya da aldatılmadan çıkmamış olan evlilik ve akrabalık ilişkileri
;-
iki ayrı din arasında vasıtasız yükleştirme (Constantin Brâncoveanu)
;-
millî kurtuluş mücadeleleri (Tudor Vladimirescu)
;-
millî hürriyet ve bağımsızlık için mücadeleler (1877
-
1878 yıllarındaki Romanya Bağımsızlık
Harbi).
Üçüncü Bölüm, Romenler ile Osmanlı Türkleri ve Osmanlı döneminden önceki Türklerarasındaki münâsebetleri Romen
 
halk nesri açısından incelemektedir
.
İlk önce tarih efsane ve hikâyeleri ile uğraşacağız. Bunlarda şu tür ilişkileri bulabilmekteyiz
:-
Romen Prenslikleri ile Osmanlı İmparatorluğu, arasındaki ilişkiler (Cuza Vodâ = Romanya' nınilk prensi olan A.İ. Cuza)
;-
Romenler ile Osmanlılar arasındaki savaşlar (Vlad Tepeş = Kazıklı Voyvoda; Romanya kralı
Carol I).
Sözlü hikâyevî halk edebiyatında, Romen
-
Türk ilişkileri hakkındaki tarih olaylarının muhafaza vekaydolunması çok mühimdir. Halktan gelen folklor yaratıcısı, o dönemde mevcut olup kendinemahsus bir şekilde tarih vakasını değerlendirmektedir
.
Üç tarih şahsiyeti olan Vlad Tepeş, Alexandru Ioan Cuza ve kral Carol I olağanüstü bir tarzdasunulmaktadırlar. Hususiyet ve vasıfları mübalağa edilmektedir. Ama tarihi olayların gerçek temeli
muhafaza edilmektedir.1456-
1462 yıllarında Eflâk Prensi olan Vlad Tepeş, Romen sözlü hikâyevî halk edebiyatında,dürüst, sert ve bilge bir prens olarak tarif edilmektedir. Vlad Tepeş ile Osmanlılar arasındakimünâsebetlere gelince, halkımız, cesur, meziyetli, vatansever ve her zaman Eflâk'ın hürriyetinisavunan bir prensin hatırasını muhafaza etti. Kazığa sokma, korkunç bir ceza idi. Hırsızlar, katiller veEflâk'a giren düşmanlara verilmekteydi bu ceza. Eflâk Prensi’nin Sarayı'ndaki protokole saygıgöstermeyen Osmanlı elçileri de kazığa sokuldular. Bu ilginç bir olaydır. "Bazen (Vlad Tepeş) Türkleriyeniyordu. Bazen de Argeş Dağları’na saklanıyordu. Orada gizli bir kalesi vardı". Hikâyeler, bu masalbölgesinden başlamaktadır (Poienari Kalesi)
.
Eflâk'ı Boğdan ile birleştiren Alexandru Ioan Cuza (1859
-
1866). İstanbul'daki Padişah Sarayı'nda"sevinç ve hürmet ile" kabul edilmektedir. "Zekâ ve güzelliği ile" herkesi hayrete düşürdü. Bizim

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->