Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more ➡
Download
Standard view
Full view
of .
Add note
Save to My Library
Sync to mobile
Look up keyword or section
Like this
1Activity
×

Table Of Contents

0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Ahmet Altan - Kılıç Yarası Gibi

Ahmet Altan - Kılıç Yarası Gibi

Ratings: (0)|Views: 8,902|Likes:
Published by DarkUploader

More info:

Published by: DarkUploader on Feb 05, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, DOC, TXT or read online from Scribd
See More
See less

09/15/2013

pdf

text

original

 
 
 
AHMET ALTANKILIÇ YARASI GİBİ Ahmet Altan, 1950 yılında doğdu. Ona ve lise öğrenimini çeşitliokullarda dolaşarak tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üni-versitesine devam etti, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitir-di. Yirmi dört yaşında gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden,genel yayın müdürlüğüne kadar gazeteciliğin hemen hemen bütünkademelerinde çalıştı. 1987 yılında köşe yazarı oldu, 1990'da genelyayın müdürüyken gazeteciliğe ara verdi. Çeşitli televizyon prog-ramları hazırladı. Birçok yazısından dolayı yargılandı ve 1995 yılın-da bir buçuk yıl hapse mahkûm edildi. İlk romanı Dön Mevsim Son-bahar 1982'de yayınlandı. 1985'te yayınlanan ikinci kitabı Sudaki İz,toplatıldı ve müstehcenlikten yargılanarak mahkeme kararıyla yakıl-dı. Üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi 1991 "de basıldı. Dördün-cü romanı olan Tehlikeli Masallar 1996 Ekiminde yayınlandı ve re-kor sayılacak baskı sayısına ulaştı. Son deneme kitabı olan Karanlık-ta Sabah Kulları da Kasım 1997'de yayımlandı. 
 
 Bütün o eski ve unutulmuş eşyalar; kesme kristalden hokka takımı, sülüsyazıların ölmekte olan canlılar gibi üstünde kıvrandığı sararmış kâğıtlar,yer yer çatlamış deri koltuk, duvara dayalı bir teli kopuk tambur,çekmeceleri kaybolmuş ceviz masa, çatlak bir porselen tabağın içindeduran, sabundan yapılmış, boyaları dökük meyveler, ortasından geçen incedemir çubuğu paslı, bir yanı göçmüş teneke atlas, duvara yan yana asılmışgümüş kılıçla fildişi baston, odanın bir köşesine yığılmış eski dergiler,maroken ciltli kitaplar; bütün bunlar, bütün oda, bütün ev, hatta belkibütün kent toz içindeydi; incecik bir toz her şeyin üstüne yayılmış, içinesinmiş, eskitip öldürmüştü. Kendisine bütün anlatılanları hatırlıyordu, hiçbirini atlamadan hepsiniteker teker hafızasına yerleştirmişti; her birinin anlattığı öbüründendeğişikti: Kristal hokka takımı bazılarının anlattığına göre ŞeyhEfendinin sünnetinde gelmiş, bazılarının söylediğine göre ise Ragıp Paşayadüğün armağanı getirilmişti; duvardaki fildişi baston bazılarına göreReşit Paşanındı, bazılarına göre ise Hikmet Bey Selanik'te bir eskicidenalmıştı. Bu kentin, bu evin, bu odanın, bu eşyaların tarihi, her anlatanagöre değişiyor, her seferinde bir başka hikâyenin, bir başka mevsimin, bir başka zamanın sahibi oluyor ve her seferinde tarihini kaybedip biraz dahayokluğa gömülüyordu. Her şeyi hatırlıyordu, ama ölülerle ne zaman konuşmaya başladığını

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->