• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
 
 
Fazilet Partisi Kapatıldı
 es-Sebil gazetesi Türkiye'de Anayasa Mahkemesi Fazilet Partisi'nin kapatılması için açılmış olan ve ikiyıldan fazla süredir (7-5-1999'dan buyana) devam eden davayla ilgili kararını 22 HaziranCuma günü mesai saatinin bitiminde açıkladı. Açıklamada Fazilet Partisi'nin laiklik karşıtıeylemlerin odağı haline geldiği iddiasına dayanılarak bu partinin temelli kapatılmasına,bütün mal varlığının devlet hazinesine devredilmesine karar verildiği duyuruldu. Ayrıcaaçıklama ve eylemleriyle partinin kapatılmasına sebep oldukları gerekçesiyle ikimilletvekilinin milletvekilliklerinin düşürülmesine ve beş yıl süreyle siyaset yapmalarınınengellenmesine karar verildi. Bunun yanı sıra halen milletvekili olmayan ancak dahaönce bu partiden Meclis'e girmiş olan üç kişiye de yine aynı gerekçeyle beş yıl siyasetyapma yasağı getirildi. İşte Fazilet Partisi'nin kapatılmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesikararının özeti bu. Şimdi kararın içeriğini ve dayandığı gerekçeleri tahlil ederek taşıdığıilginç yönlere bir göz atalım.Fazilet Partisi'nin kapatılması için açılan davada iki iddia ileri sürülüyordu: Birincisi:Kapatılan Refah Partisi'nin devamı olduğu iddiası. Çünkü Türkiye'de yürürlükte olanAnayasa'ya göre kapatılan bir parti bir başka isim altında devam ettirilemez. İkinci iddia:Fazilet Partisi'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu iddiası. Anayasa Mahkemesi aldığıkararda birinci gerekçeyi yani Fazilet Partisi'nin Refah Partisi'nin devamı olduğu iddiasınıreddetti. Ancak kapatma kararına, ikinci iddiayı yani Fazilet Partisi'nin laiklik karşıtıeylemlerin odağı olduğu iddiasını gerekçe olarak kullandı.Peki Fazilet Partisi'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olması iddiasında neye dayanılıyor?Bu iddianın dayanağını anlamak için kendilerine siyasi yasak konulan eski ve yenimilletvekillerinin tavırlarını gözden geçirmemiz yeterlidir:Merve Kavakçı: Meclis'e başörtülü olarak girdiğinden dolayı kendisine karşı cephealınmıştı. Onun başörtüsü FP'nin kapatılması kararında da gerekçe olarak kullanıldı. Dahaönce de başörtülü olarak Meclis'e girdiğinden dolayı milletvekilliğinden ve TCvatandaşlığından çıkarılmıştı. Şimdi de Anayasa Mahkemesi tarafından kendisine beş yılsüreyle siyaset yapma yasağı konuldu.Ramazan Yenidede (eski milletvekili): Başörtüsü yasaklarını Meclis gündemine taşımış vebu uygulamaların zulüm ve haksızlık olduğunu dile getirmişti. Onun bu yöndekiaçıklamaları da Fazilet Partisi'nin kapatılması kararına gerekçe olarak kullanıldı. Ramazan Yenidede'nin açıklamaları sebebiyle hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde açılandava beraatla sonuçlanmıştı. Fakat partisinin kapatılması kararında gerekçe olarakkullanıldı. Bu da kararın çarpıklığını ortaya koyması açısından dikkat çekici.Mehmet Sılay (eski milletvekili): O da başörtüsü zulmünü gündeme taşımış ve bu konudayapılan insan hakları ihlallerini değişik yollardan gündeme getirmişti. Merve Kavakçı'yayapılan haksızlıkları da bir kitap haline getirmişti. Mehmet Sılay aynı zamanda Türkiye-İsrail yakınlaşmasının tehlikeli bir gidiş olduğuna dikkat çekmişti. İşte Sılay'ın bu
 
hareketleri yani başörtüsü zulmüne karşı çıkması, Merve Kavakçı'ya sahip çıkması, Türkiye-İsrail yakınlaşmasına tepki göstermesi onun mensup olduğu partinin kapatılmasıiçin gerekçe olarak kullanıldı.Nazlı Ilıcak: Bu şahıs yıllardan beridir değişik gazetelerde yazı yazan başı açık bir bayanyazardır. Aynı zamanda laik düşünceli biri olduğu, İslami görüşte olmadığı bilinmektedir.Fakat son dönemde Fazilet Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Meclis'e girmişti. Onun"laiklik karşıtı" olarak gösterilen eylemi ise Merve Kavakçı'yla birlikte (kendisinin başı açıkda olsa) Meclis'e girmesi ve ona sahip çıkması. Bu arada Nazlı Ilıcak aynı zamandahükümet mensuplarının yaptığı yolsuzlukların üzerine ısrarla giden bir kişiydi. Bu yüzdenyolsuzluklarla ceplerini şişirenlerin hedefi durumundaydı.Bekir Sobacı: 28 Şubat baskılarına tepki göstererek "Türkiye sütü bozuk bir 28 Şubatsüreci yaşadı" şeklinde açıklama yapmıştı. Bu açıklamasından dolayı Genelkurmaybaşkanlığı sekreterliği tarafından kendisine karşı bir tepki açıklaması yapılmıştı.Bu beş kişinin FP'nin kapatılmasına gerekçe olarak gösterilen tavırlarını incelediğimizzaman "laiklik karşıtı eylemler" diye gösterilen uygulamaların şunlar olduğunu görüyoruz:Başörtüsüyle Meclis'e girmek, okullarda ve devlet kurumlarında uygulanan başörtüsüyasağına tepki göstermek ve bunu Meclis gündemine taşımak, başörtülü bir bayanmilletvekilinin uğradığı haksızlığı kitaplaştırarak kamuoyunun gündemine taşımak,başörtülü milletvekiliyle birlikte Meclis'e girmek ve ona sahip çıkmak, 28 Şubat Sürecibaskılarına tepki göstermek ve bu süreci "sütü bozuk" olarak nitelendirmek.Kararın arka planını incelediğimiz zaman ise ilginç bir gerçek karşımıza çıkıyor: Karardabeş kişi suçlanıyor ama bunlardan sadece ikisi halen parlamento üyesi. Bunlardan NazlıIlıcak aslında başörtülü olmayan ve yıllardan beridir "laik" görüşleriyle tanınan bir bayanyazar. Ama onun tutumu FP'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu iddiasına gerekçeolarak gösteriliyor. Buna Türkiye'yi bilen ve Nazlı Ilıcak'ı tanıyan bir kimsenin inanmasımümkün değildir. Fakat olayın arka planı üzerinde düşünen herkesin bildiği gibi NazlıIlıcak'ın hedef seçilmesinin asıl sebebi onun özellikle son dönemde yolsuzlukların üzerineısrarla gitmesi ve bu yüzden yolsuzluklara bulaştıklarından dolayı cepleri kirli paralarladolu olanlarla arasının açık olması. Bekir Sobacı'nın milletvekilliğinin düşürülmesininsebebi ise 28 Şubat Süreci'ne karşı tavır koyması. Fakat o, bu yöndeki açıklamasını FP'ninkapatılması için dava açılmasından aylar sonra yaptı. Görülen bu gerçek AnayasaMahkemesi'nin FP hakkındaki kararının hukuki olmaktan son derece uzak, tamamensiyasi bir karar olduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü halen parlamento üyesi olanlardanbirinci olarak Nazlı Ilıcak'ın hedef seçilmesi ve onun cezalandırılması, elleri yolsuzluklarabulaşmış siyasilerin gölgesini ortaya çıkarıyor. Bekir Sobacı'nın cezalandırılması ise 28Şubat Süreci'nin arkasında duran güçlerin gölgesini ortaya çıkarıyor.Anayasa Mahkemesi'nin kararı bütün düşünce çevrelerinde tepkiye sebep oldu. Oldukçafarklı kesimlerden düşünürler, yazarlar ve hukukçular Anayasa Mahkemesi'nin kararınıntamamen siyasi bir karar olduğunu dile getirdiler. Değişik çevrelerden yapılanaçıklamalarda Avrupa Birliği'ne girme sürecindeki Türkiye'nin böylesine tutarsız veinandırıcı olmaktan son derece uzak gerekçelerle parti kapatmasının Türkiye açısındanolumsuz bir havanın oluşmasına sebep olduğunu dile getirdiler. Açıklamalarda ayrıcaAnayasa Mahkemesi'nin bu şekilde tutarsız gerekçelerle parti kapatmasının gittikçegüven kaybetmesine de sebep olduğuna dikkat çekildi.
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...