Geçmişe kısa bir göz atalım.
Günümüzün sorunu maddiyata (para, mal, mülk, vs.) fazla değer verilmesidir. Bu da sömürüyügetirmiştir. Onun için geçmişi incelerken bu perspektiften inceleyeceğiz.Paranın ve sömürünün tarihi:Sümerlerde para olmakla beraber, değerli madenlerden oluşan ve madenin değerininparanın değerine eşit olduğu bir değişim aracıydı.Bugünkü anlamda parasal ekonomi Babillilerle başlamıştır (yaklaşık M.Ö. 2000).Mısır ve Roma imparatorluklarının gelişkin ekonomik durumları, büyük çapta köle kullanmayave fethettikleri ülkelerin topraklarını ve diğer maddi kaynaklarını sömürmeye dayanıyordu.Bu sömürü modeli 15-16. yüzyıllardan sonra, deniz aşırı yerlerde sömürgeler oluşturup,oraların doğal kaynaklarını ve insanlarını sömürmeye dönüştü.Tabii bu arada, iktidar sahipleri, yani krallar ve imparatorlar, sömürü için din'i yoğun olarakkullandılar ve ruhban sınıfından büyük destek aldılar. Aralarında maddi nedenlerden çıkanbazı sürtüşmeler dışında, hıristiyan ruhban sınıfı hemen her zaman kral ve imparatorlarınyanında oldu. Beraberce hem kendi halklarını, hem de dünyanın başka yerlerindeki halklarıve doğal kaynakları sömürdüler.
Şimdiki durum:
Kapitalizmin iç yüzü:Şu anda yürürlükte olan "kapitalist ekonomik sistem", maddi kaynakları (para, toprak, gayrımenkul, şirketler, vs.) elinde bulunduran küçük bir kesimin yönetimi ele geçirmiş olduğu, bukesimin maddi çıkarlarını korumaya yönelik bir ekonomik sistemdir.Mevcut tüm yapı ve sistemler (eğitim, adalet, vs...), "kapitalist ekonomi"nin etkisi altındadır,ve ona uygun yapılandırılmıştır.Nüfusun yüzde ikisine yakın bir kesimi – ki bunlara kapitalistler deriz – üretici mülke sahiptir ve faydaları biriktirir. Koordinatör sınıf dediğimiz güçlü kılınmış avukatlar, doktorlar,mühendisler, yöneticiler vs. nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturur ve güçlendirici işleri vekendi ekonomik yaşamları ile başkalarının ekonomik yaşamları üzerindeki günlük kontrolkaldıraçlarını büyük ölçüde tekellerinde tutarlar. Koordinatörler yüksek gelirlerden, ekonomikneticeler üzerinde kişi ve grup olarak büyük bir etkiye sahip olmaktan ve yüksek statüdenyararlanırlar. Son olarak, en alttaki yüzde 80’lik kesim büyük ölçüde rutin işleri yapar,yukarıdakilerden emirler alır, ekonomik kararları ve neticeleri pek etkileyemez ve düşük bir gelir alırlar. Bu, işçi (ve köylü) sınıfıdır.Bu üç ayaklı sınıf bölünmesi, kapitalizmin kilit kurumları tarafından meydana getirilmiştir. İlkolarak, üretici varlıkların özel mülkiyeti egemen kapitalist sınıfın sınırlarını belirler. Pazarlar,mülkiyet sahiplerine kârları biriktirme ihtiyacı dayatırlar. Şirket-içi karar alma yapısı, mülksahiplerine mülklerini nasıl kullanacakları konusunda nihai gücü verir.İkinci olarak, mülk sahiplerinin sayısının azlığı ve büyük kontrol ihtiyacı, arada konumlananbir koordinatör sınıfın oluşturulmasını teşvik eder. Hiyerarşik iş bölümü koordinatör sınıfı,güçlendirici işleri ve günlük karar alma kaldıraçlarına erişimi tekelleştiren bir sınıf olaraktanımlar. Meşruiyet gereksinmesi, bu sınıfın eğitimi, yetenekleri ve bilgiyi – ve bunlara eşlikeden güveni – tekelleştirmesini güvence altına alır.Üçüncüsü, bütün bu özellikler yurttaşların en büyük bölümünün, düşük ücretlerle rutin,usandırıcı ve itaat gerektiren işlerde çalıştığı için çok az veya hiçbir pazarlık gücüne sahipolmamasını güvenceye alır.Üç sınıfın nispi pazarlık gücüne bağlı olarak, bu özellikler dayattıkları acı çekme derecesi veimkan tanıdıkları seçenekler açısından değişiklik gösterecektir. Fakat kapitalizmin her örneğinde, ekonominin tanımlayıcı kurumlarının geniş iskeleti aynı olacaktır.Kapitalist ekonomide (mevcut durumda) okullarda yüzde 80’e bıkkınlığa katlanmak ve emir almak öğretiliyor; çünkü kapitalizmin işçileri için ihtiyaç duyduğu şey bu. Basitçe gaddar halegetirilen en üstte olanlar dışında, geriye kalan yüzde 20 kendi altındakilerin koşullarıkarşısında duyarsız kılınıyor; üstelik kendi duyarsızlıklarından da bihaber hale getiriliyorlar.
Gelecek Mimarlığı2
Add a Comment