Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
25_SeriatinKisaTarihi

25_SeriatinKisaTarihi

Ratings: (0)|Views: 3 |Likes:
Published by 123142asdad

More info:

Published by: 123142asdad on Apr 05, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/17/2014

pdf

text

original

 
----
{ kutupyıldızı kitaplığı }
----
25
TÜRKİYE’DEŞERİATINKISA TARİHİ
Halil Nebiler
İLK SÖZ
Sorun hep dindarlık-dinsizlik, doğuculuk-balık,müslümanlık-laiklik gibi çelişkilerle değerlendiriliyor. Oysa ben, bu değerlendirmelerin, tarih bilincinden yoksun ve yanlışolduğunu düşünüyorum. Yaptığım araştırma sonucunda da,şeriatçı yükselişlerin, sınıfsal ve ulusal sorunlarla çok yakındanilgisi olduğunu, uluslararası politikanın ve devletin seçtiğiyöntemlerin güdümüne girdiğini görüyorum.31 Mart Vakası'nın, Alman emperyalizminin Osmanlıyailkin progran en yoğun uygulanğı neme denk düşmesi, hiç de tesadüf değil. Cihat fetvaları yayınlanıyor veSultan, onlarca ülkeye İslam ihracına girişiyor. Sonuçta telef olan, yine bu ülkenin insanlarıdır.Ulusal KurtulSavaşı'nı bastırmaya çaşan İngilizemperyalizmi, en yan ttefik olarak yanda Halife-Sultan'ı, Şeyhülislam'ı ve hocalabuluyor. Şeyhülislam,Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında ölüm fetvaları veriyor;İngiliz ve Yunan uçakları bunları kten insanlaraserpiştiriyor; İtalyan gemileri limanlara ulaştırıyor ve Fransızsubayları halka dağıtıyor.
'Şeriat isteriz'
diye ayaklananlarıncebinden, İngiliz gizli servisinin belgeleri çıkıyor.İngilizseverler Derneği Başkanı olan hoca gibilerin başınıçektiği ayaklanmalar boşuna yaşanmıyor.1940'larda (Amerikan emperyalizmi Türkiye'ye girerken),yıllardır uyuyan Said-i Nursî uyandırılıyor ve Suudi Arabistankökenli olan Ticanî tarikatı, laisizme karşı ilk eylemlerine başlıyor. Adnan Menderes, bir yandan Amerikanemperyalizminin ülkeye girişine zemin hazırlarken, diğer yandan da Said-i Nursî'nin elini öpüp hilafet sancınıngölgesinde yürümeye başlıyor.Rastlantı mı?Öğrenci ve işçi eylemleri başladığında, hak ve ekmek arayanların karşısına yine o,
"Din elden gidiyor!"
naraları
 
atanlar çıkıyor. İstanbul gençliğinin 6. Filo'ya karşı başlattığı protestolar, Dolmabahçe camiinde, kıbleyi bırakıp 6. Filo'yanerek namaz lan şeriatçılarla lmaya çalışılıyor.Amerikan askerleri için beyaza boyanan İstanbul genelevlerinidile getiren öğrenciler, çember sakallılar tarafından dövülüyor,hatta öldürülüyorlar.1970'lerin son iki yılında ABD'nin, SSCB'yi güneyden,ılımlı ve denetlenebilir İslambir yeşil kuşakla çevirme projesini; batıda Polonya'dan
"Let
 
us Poland, be Poland"
(Bırakınız Polonya Polonya Olsun) sloganıyla başlatılan
"YeniDünya Düzeni"
kampanyası destekliyor. Kilise Polonya'dakisosyalist rejime, cami Türkiye'deki laik rejime saldırıyor. Süreçişliyor ve sosyalizm, emperyalizme bağımliberal sisteme,laisizm denetlenebilir İslam'a dönüştürülmeye çalışılıyor.Afganistan, Pakistan, Cezayir, Tunus ve rkiye gibiülkelerdeki İslamcı yükseli, Yeni Dünya Düzeni projelerinden ayrı düşünmeye, kopartarak anlamayaçalışanların yanılgıları, müslüman-laik çatışması biçimindeortaya çıkıyor.Atatürülük adına askeri darbe yapan generallerinyaptıkları ilk şey, Atatürk'ün mirasını yerle bir etmek oluyor.Yine aynı generaller, ABD'ye danışmadan da iş yapmıyorlar.Liberalizm adına badem bıyıklarıyla iktidara gelen Özalcıyönetim, Amerikan yanlısı Suudi Arabistan sermayesini ve busermayenin şeriatçı gruplara mali desteğini getiriyor. LiberalAhrarlar, SSCB'deki gelişmelere bakarak sosyalizmin,ideolojinin ölümünü bayram yaparak ilan ediyorlar ve bizatihi bir ideoloji olan şeriatçılığın yükselişini (bilerek ve isteyerek,yani hukuk deyimiyle
'taammüden')
görmezden geliyorlar.Görenler ise uzlaşma yolları arıyor.İşte bu noktada; şeriatın, özgürlük ve emek düşmanlığını,emperyalizmle işbirliğini, insan haklarına karşı tavrını vedöktüğü kanı tarihsel bir süreç içinde görmek gerekiyor. Başkatürlüsü, bir odası eksik eve benziyor.Tarih öğretici ve yol stericidir. 31 Mart 1909 ile 2Temmuz 1993, rk toplumunun tarihinde şeriatçılarlayaşanan iki büyük çatışma noktasıdır. Bu noktalar arasındakimin ne yaptığını, hangi kesimin kimden yana ve nasıl tavır aldığını unutmamalıyız. Bu anımsama, bundan sonra herkesinsafını ve tavrını doğru tahmin edebilmemiz için de gereklidir.Bu yüzden elinizdeki çalışmanın biçimi, kronoloji olarak  belirlendi. Bir kolaj oldu. Cumhuriyet tarihini açıklamak gibi, bir savı yok. Anımsatma savı var. Sadece,
"Şu işler oldu; şuleri şunlar yaptı; şunlar karşı çıktı"
demeye çalıştı.Eksikleri var. Başkaları tamamlayabilir, tamamlamalıdır.Yanlışları varsa (ki, aksi yöndeki tüm çabama karşın olabilir), bundan sonraki baskılarda düzeltmek üzere, şimdiden özür dilerim.Cumhuriyet Gazetesi arşiv bölümü ve iletişim servisleriçalışanlarına teşekkür ederim.
Halil Nebiler.
13 Nisan 1994, Sefaköy
 
Birinci Bölüm"KRAVATLARI KOPARDIK, KAHVELERİYAĞMALADIK, GAZETELERİ BASTIK ÇOK ŞÜKÜR,ŞERİATI KURTARDIK !"
Lale devrine kadar dönmek gerekiyor.Bir 
'bozgun onayı'
anlaşması olan, 1699 tarihli KarlofçaAntlaşması, Osmanyönetiminin ilk kez batının üstünlüğünükabul etmesi anlana geliyordu. İkinci anlamı ise,Osmanlı'nın dünya işlerinden sefahate dönüş döneminin başlangıcı olmasıydı. Ülkenin aydınları, hemen aynıdönemlerden itibaren, devlet çarkında, orduda ve dinde reformtaleplerini dile getirmeye başladılar. Padişaha sunulan reform paketlerinde, en önemli reformların orduda yapılmasının planlandığı görülür.Daha sonra, 1718 tarihli Pasarofça Antlaşması gelir. Buantlaşma, Osmanlı için çöküntünün kesinleşmesi demekti. Batıteknolojisinin ülkeye girmeye başlaması da bu antlmasonrasına rastlar. Matbaa, orduda Fransız modeli, toprak reformu bu dönemde görülür. Çöküntüye akılcı yoldan önlemçabalar, reformlar. Temelinde, bilimsel veriler veözgürlükçü düşünceler yatar. İlk dinci tepkiler de aynı döneminürünüdür. Dincilere göre, çöküntüden kurtuluş ancak 
'şeriatadönerek'
mümkündür.1789 yılında toplanan Meşveret Meclisi'nin (DanışmaKurulu), şeriatçıların saldırılarına çok fazla hedef olmasınedeniyle, 1794'te Nizam-ı Cedit ilan edildi. IV. Mustafa, dincikesim karşısında bir adım daha geri atarak 
Şer'i Sözleşme'yi
imzaladı. Dincilerin baskısıyla şeriata uygun düzenlemeyigerçekleştiren ikinci girişim,
Sened-i İttifak'tır.
İslamcılık, bir  politika olarak, en çok II. Abdülhamit döneminde uygulandı.Abdülhamit, sultan, hükümdar, padişah yerine kendisine
'halife'
denilmesini istiyor, din eğitimi oranını arttırıyor, İslamdünyasının alim ve şeyhlerini İstanbul'a çağırıpödüllendiriyordu. İslamcılık politikasının ihracına girişildi.İslamcı kitaplar bastırılarak İslam ülkelerine ücretsiz dağıtıldı,Afrika içlerine tarikat mensupları gönderildi, Arap vilayetleri, birinci sınıf vilayet haline getirildi ve Hicaz Demiryolu projesinin uygulamasına başlandı. Ancak,
"Osmanlı hilafetiniMüslüman unsurlarla ayakta tutma projesi"
tutmayınca,Ablhamit'in de sonu geldi. Ablhamit'in sonunuhazırlayanlar arasında, İttihad ve Terakki'cilerle birliktehareket eden Said-i Nursî de bulunuyordu. 1912 Balkan Savaşıyenilgisi, İttihat ve Terakki'nin panislamizme ve islamcılarayakınlığının yeniden değerlendirilmesine neden oldu. Ancak,Abdülhamit'in panislamist politikadan vazgeçmesi kolayolmayacaktı. Nitekim, Birinci Dünya Savaşı'na girme kararı,İtilâf Devletleri'ne karşı
"Cihat Fetvası"
ilan edilerek alındı.II. Meşrutiyet'in en ilginç ve tarihimizin en karanlerinden biri olarak bilinen
'31 Mart Vak'ası,
 bugelişmelere paralel-olarak ortaya çıktı. Eski takvimle 31 Mart

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->