• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
Matrix ve Felsefe William Irwin MATRIX ve FELSEFE
Sizin de kafanız Keanu Revees gibi Matrix'ten sonra karıştıysa bu kitapkesinlikle sizin için yazılmış. Eğer film kafanızı karıştırmadıysa, hemen bir
doktora görünün. Matrix'i henüz seyretmediyseniz, ozaman bu kitabı mutlaka
okumalısınız. Böylece bu filmin insanlar için neden o kadar önemli olduğunu
bulursunuz. 
Seçim sizin, hayatınızın sonuna kadar onun sonuçlarıyla yaşayacaksınız. Mavihapı seçip bu kitabı tekrar rafa koyarak kendinize Matrix sadece
bir film mi
diyeceksiniz? Yoksa, kırmızı hapı seçip bu kitabı okuyarak, beyaz tavşanın
peşinden mi gideceksiniz?
 
"Matrix ve Felsefe, filmdeki felsefi temaların neler olduğunu belirleyişi ve elealışıyla, felsefi zenginlik açısından filmden daha üstün. Siz
ce akılcılar,
deneyciler, gerçekçiler, gerçeküstücüler, maddeciler, bütüncüler, varoluşçularve yapıbozumcuları Matrix hakkında ne düşünür? İşte bu sorunun cevabı Matrix ve
Felsefe kitabında."-Lou Marinoff, Felsefeci-yazar.
William Irwin, Pennsiylvania King's Üniversitesi'nde Profesördür. Birçok felsefi
esere editör olarak imza atmıştır. Hermeutik, Sartre, Platon, hukuk felsefesi ve
felsefi pedagoji hakkında sayısız makalesi vardır.
 Giriş
Matrix Üzerine Düşünceler
 
Siz olsaydınız hangi hapı seçerdiniz; kırmızıyı mı, yoksa maviyi mi? Cahillik
mutluluk mudur, yoksa-ne olursa olsun-
hakikati bilmeye değer mi? Matrix'i
seyrettiğimizde aksiyon ve özel efektlerden etkilendik, ayrıca zihnimizsorularla doldu. Yoksa biz de mi Matrix'in tutsaklarıydık? Bu film
bir
Hıristiyanlık propagandası mıydı? Yoksa Budist bir film miydi? Gerçekte bir
kaşık var mı?
King's Üniversitesi'ndeki öğrencilerimden Adam Albert, Matrix'e ilk dikkatimiçeken kişi oldu. Descartes'in kötücül bir cin veya bir düş tarafından
aldatılması
ihtimali üzerine düşünceleri ile film arasındaki bağlantıyı hemen
görmüştü. Benim kendi tecrübelerimle öğrencimin
-ki, dünyanın çeşitli
yerlerindeki felsefe profesörleri ve öğrencileriyle aynıydı. Hatta Philosophy
Now dergisi öğrenciler arasında bir kompozisyon yarışması düzenledi: Konu: Hangi
hapı seçerdiniz? Niçin?
Bu kitapta profesörler öğrencilerinin açtığı yolu izliyorlar. Her yazar filminfelsefi önemi üzerine sorular sorup cevaplar veriyor. Kültür eleştirmeni Slavoj
Zizek'in ileri sürdüğü gibi, Matri
x filmi, felseficile-rin mürekkep lekesi
testidir. Felsefeciler onda kendi gözde felsefelerini görüyorlar: varoluşçuluk,Marksizm, feminizm, Budizm, nihilizm, postmodernizm. Kendi felsefi "izm'iniz neolursa olsun onu Matrix'te bulabilirsiniz. Yine de film
, kâğıt üzerine rasgele
sıkılmış mürekkep lekelerinden daha fazla şey içeriyor; arkasında belirlenmişbir plan var ve felsefi olan birçok şeye bilerek temas ediyor. Büyük Sorularlayoldan çıkıp üniversiteden atılan çizgi roman çizerleri Wachoski kardeşler,
 
filmin dokusuna birçok doğrudan ve dolaylı felsefi konuyu işlediklerini tereddütetmeden dile getiriyorlar. Matrix ve Felsefe, filmin yazar ve sanatçılarınniyetleriyle pek uğraşmıvor. Kitap daha ziyade filmin felsefi öneminin altını
çiziyor.7Trinity'
nin söylediği gibi bizi harekete geçiren bir sorudur. Katkıda bulunanyazarlar sorulan ele almak için başka felsefecilerle birlikte Platon,Aristoteles, Aqino'lu Thomas, Descartes, Kant, Nietzsche, Sartre, Sellars,
Nozick, Baudrillard ve Quine'den faydalanıyorlar. Neyi bilebilirim? Ne
yapmalıyım? Ne ummalıyım? Gerçek nedir? Mutluluk nedir? Zihin nedir? Özgürlüknedir ve özgür müyüz? Yapay zekâ mümkün mü? Bu soruları cevaplandırmak, bizifelsefenin birçok temel dalını keşfetmeye itiyor: metafizik, epistemolo
ji, etik,
estetik, ruh felsefesi, din felsefesi ve siyaset felsefesi. Sorular çok olmasına
çok, ama bir buyruk kesin: UYAN!
 
 
İnsanlar popüler kültürü seviyor. Çağımızın ortak dili bu. Aali
-yah'ın Matrix'in
ikincisini bitirmeden önce öldüğünü biliyor muydunuz? Peki W.V, Quine'nin o
tarihten bir yıl kadar bir süre önce öldüğünü biliyor muydunuz? Birçok insan popyıldız Aaliyah'ı tanıyor olmasına rağmen, büyük bir felsefeci olan Quine'nin
adını hiç işitme-
miştir. Bu kitaba katkıda bulunan yazarların amacı, oku
yucuyu
pop kültüründen alıp felsefeye getirmek. Willie Suttan kendi işinin dehası birsuçlular kralıdır. Bir gün sormuşlar "Willie, neden banka soyuyorsun?" Cevabıyapıştırmış: "Çünkü paralar orada." Matrix gibi bir pop kültürü hakkında neden
yazıyoruz? Çünkü insanlar orada. 
Felsefi sorular sormak için Homer'in, Dante'nin ve Shakespea
-re'in eserlerini
kullansak, kimse ses çıkarmaz. Matrix batı klasiklerinin listesine dahildeğildir, ancak film yazın dünyasının büyük eserleriyle aynı felsefi sorulan
gündeme
getiriyor. Eğer felsefe, yalnızca felsefecilerin yazdıklarıyla veprofesörlerin hayatlarıyla sınırlı tutulsaydı, birçok insanın yanlış bir şekildeinandığı gibi sıkıcı ve kuru bir disiplin olurdu. Fakat felsefe her yerdedir;
herkesin hayatıyla ilgilidir ve herkesin hayatını aydınlatabilir. Matrix "her
yerdedir."
Bu kitap sadece felsefeciler için değildir, bir soru yüzünden sabaha kadaruykusuz kalan herkes içindir. Bırakın kitap felsefe hayatınıza bir son değil,
bir başlangıç olsun. 8Sahne lNasıl Biliyoruz?l
Bilgisayarlar, Mağaralar ve Kahinler: Neo ve Sokrates
 WILLIAM IRWIN -
Onlara iyi gittiğini söyleyeceğim, Duvardaki gölgeleri seyrettiğimi. JOHN
LENNON-
Hayatımızı sık sık zincirlenmiş yaşarız Anahtarın bizde olduğunu bilmeden THE
EAGLESB
irçok kişi Matrix filminin "bugüne kadar anlatılmış en büyük hi
-kâye"nin bir
yeniden anlatımı olduğunu hemen fark edecektir. Filmin İncil'le ilgiliçağrışımları açıktır ve onun 1999'un Paskalya'sında gösterime girmesi söz konusu
içeriği destekler. Ancak ço
k az insan Mat-
rix filminin, "bugüne kadar
anlatılmamış en büyük hikâye"nin, bütün karşı çıkışlara rağmen amacı içinmücadele eden ve sonunda soylu davasını kanıyla ödeyen düşünür Sokrates'in
hikâyesinin bir yeniden anlatımı olduğunu bilir.
 İnsanların çoğ
u kültürümüzün bize sunduğu en büyük hikâyelerden birinden nedenhabersizdir? Bunun ana sebebi hikâye anlatma işini üniversite hocalarına
bırakmış olmamızdır. Herkes üniversiteye
 11
gitmiyor ve üniversiteye gidenlerin ne yazık ki hepsi felsefe dersleri a
lmıyor.
Her ne kadar 101 Soruda Felsefe diye bir kitap Sokrates'in hayatını yakındanincelemek ve tutkulu bir şekilde tartışmak için ideal olsa da, çıkmaz ayın sonperşembesini beklemek zorunda değiliz. Sokrates'in hayatı, tıpkı Hz. İsa'nın
hayatı gibi çoc
uk kitaplarına girmeli, aile toplantılarında ve sınıflardatartışılmalı, televizyondan yayınlanmalıdır. Hatta film bile yapılmalıdır.Wachoski biraderler hikâyenin örtük bir yeniden anlatısında Kenau Reeves'i
yönetmiş olabilirler, fakat Sokrates'in "af dilemeyen" hayatını sinemayla
taçlandıran bir filmde ben olsam Steve Martin'i oynatırdım. Spielberg deyönetirdi. Matrix filmi aynı anda birçok şeydin Sokrates'in hikâyesini anlatmakbunlardan yalnızca biridir. Gerçekten de seyirciler hikâyeyi önceden bilmiyo
rsa,
filmin bu yanını gözden kaçırabilir. Eğer hikâyeyi siz de bilmiyorsanız, izin
verin bu yazı bir başlangıç okun.
 Sorular ve Görevler 
"Tanrı'nın verdiği bir görevdeyiz," diyor Blues Brothers. Depolarında ağzına
kadar benzin, ceplerinde yarım paket sigara ve Chicago'ya önlerinde iki yüz elli
kilometre varken. Görevleri? Sevimli bir şekilde Penguen adını taktıkları birrahibe tarafından büyütüldükleri bir yetimhaneyi kurtarmak için konser vermek.Neo ise insanlığı yapay zekânın bihaber oldukları köleliği
nden kurtarma
görevindedir. Sokrates de ona Tanrı (Apollon) tarafından verilen bir görevdedir.
 
Bu görev ona Delphi'deki Kahin'in arkadaşı Chaerephon'a söyledikleriaracılığıyla verilmiştir. Görevi, eğer kabul ederse, doğduğu kentin insanlarını,
Atinalıları "uyandırmak"tır.
Mahşer yerini andıran bir dans kulübünün çukurunda Trinitiy Ne
-o'ya şunları
fısıldar: "Bizi harekete geçiren aynı sorudur." Soru: Matrix nedir? Sokratestıpkı Neo gibi, beyninin kıvrımlarına takılıp onu deli eden bir soruyla
uğraşmaktadı
r: İyi bir hayat nedir? Soru sorma her iki kahramanımıza da bela
getirir. Sokrates kendini tanrı tanımaz
-12
lık ve gençleri baştan çıkarmakla suçlandığı bir mahkemede bulur. Neo iseAjanlar tarafından "kanun kitaplarında yazılı bütün internet yasalarını"
çiğnemekle suçlanır.
Sokrates hemşehrilerine sorular sorup duruyordu; bu sorular genellikle doğrudansorulan, basit sorulardı, fakat daha sonra cevaplarının o kadar basit olmadığıortaya çıkıyordu. Tıpkı usta bir avukat gibi, birbiri ardına, karşısındakiinsanın bilgisizliğini ortaya çıkaracak daha zor sorular soruyordu. Örneğin
Sokrates arkadaşı Euthry-
phro'na sorar: Kutsal nedir? Bir eylemi kutsal yapanşey nedir? Euthryphro cevap verir: "Kutsallık tanrıların sevdiği şeydir ve
tanrıların sevmediği kutsal olmayanın karşıtıdır" (Euthrypbro 9e). Bu iyi bir
cevap gibi görünür. Ta ki Sokrates daha zor bir soruyla gelene kadar. "Kutsalolan tanrılar onayladığı için mi kutsaldır, yoksa onlar onu kutsal olduğu için
mi onaylarlar?" (Euthryphro 10a). Kolayca gözünüzde canlandırabileceğiniz üzere,
Euthryphro bunu cevaplandırmada zor anlar yaşar ve Sokrates'e biraz daha
darılır. Kişi kendi kendiyle çelişe,
-
ne veya bir yanlış yapana kadar sorular
sorma sürecine Sokratik Yöntem denmektedir. Israrlı soru sorma, yalnızcaöğrencileri (örneğin sözlülerde) rahatsız etmekle kalmaz, politikacıları da(istediğiniz örneği seçin) rahatsız eder. Fakat Sokrates'i toplumsal bilincesahip gençler arasında sevilen biri, kendinden başka bir şey düşünmeyen
seçkinlerin gözünde nefret edilen biri haline getirmiştir.
 
Bu sorgulama biçimi daha ziyade kendini beğenmiş bir sohbet tarzı olarak görülsede, Sokrates kendi bilgisi söz konusu olduğunda çok alçak gönüllüdür. Ağzındapelesenk ettiği "Hiçbir şey bilmiyorum," sözü, her şeyi bilmek bir y
ana, onun
cehaletini anlatır. Peki hiçbir şey bilmeyen biri, neden herkesi böyle ısrarlasorguya çeker? Tıpkı Neo da olduğu gibi, Sokrates'in mükemmel serüveni de birKahin'in sözleriyle ve bilgi ile bilgeliğin doğasına dair bazı sezgilerle
başlamıştır.13Kahin Ne Dedi?
Kahin, Morpheus'a Matrix'in kıskacını çözecek ve insanlığı hakikatle kurtaracakO'nu bulacağını söyler. Böylece Morpheus Neo'yu kablolarından kurtarır ve biraztedavi, biraz Kung Fu'dan sonra, hatalı mı değil mi görmek için Kahin'e götür
ür.
Neo bu büyük olasılığa direnir, kaderinin bu şekilde önceden belirlenmiş olduğufikrini reddeder ve Morpheus'a kadere inanmadığını, hayatının kontrolününkendisinde olduğunu düşünmeyi tercih ettiğini söyler. Sokrates de kaderine aynı
şekilde direnmişti
r. Platon'un Sokrates'in Savunması başlığıyla kaydetmiş olduğu
duruşmasında şunlan söyler:
 
[Chaerephon] bir arkadaşımdır... [O] bir gün Delphi'ye gitmiş. Bu kadar yoluKahin'e şu soruyu sormak için tepmiş... (dünyada] benden daha bilge biri olup
olmadığın
ı sormuş; Apollon'nun rahibesi [dünyada] daha bilge birinin olmadığınısöylemiş. (Savunma 21a) Rahibenin bu yanıtını duyduğumda şu şekilde tepkigösterdim: 'Tanrı ne söylüyor böyle? Buradaki gizli anlam nedir? Ben küçük büyük
hiçbir bilgeliğe sahip olmadığımı biliyorum. O halde benim bu kadar bilge
olduğumu söylemekle ne demek istiyor?" (Savunma 21b)
 
Gerçekten de hiçbir şey bilmediğini iddia eden birinden daha bilge biri nasılolmaz? Sokrates bize Kahin'in öngörü niteliğindeki sözlerinin yanlışlığını
göste
rmeye soyunduğunu anlatır.
 
Ben de şunu yaptım: Kahin'e "Bu adam benden daha bilge, oysa sen bendenbilgesinin olmadığını söylemiştin" diyebilmek, yanıtının yanlış olduğunuispatlayabilmek için, bulduğum her yerde, bilge görünen insanlara yanaştım.
(Savunma 21c)
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...