/  288
 
 
Bay PipoBir MiT Görevlisinin Sýradýþý Yasamý: Hiram AbasSoner Yalçýn/Doðan Yurdakul ÖnsözElinizde tuttuðunuz bu kitap, Türkiye'nin son elli yýllýk tarihinin bir bölümünü deyimyerindeyse "büyüteç altýna almaya" çalýþmaktadýr.
 Reis
1
kitabýnda, devletin kullandýðý bir tetikçinin yaþam öyküsünü anlatýrken, bir yandan da ona ve onun gibilere ihtiyaç gösteren tarihsel ortamý ortaya koymayaçalýþmýþtýk.Þimdi de, ayný olaylarýn baþrollerinde yer almýþ bir istihbaratçýnýn yaþamöyküsüyle bir adým daha ilerliyoruz ve biraz daha merkeze, perde arkasýndaki kiþilere ve olaylaraulaþmaya çalýþýyoruz. Bu anlamda
 Bay
Pipoya,
 Reis'in
bir devamý veya ikinci bölümü dedenebilir.Ulusal Kurtuluþ Savaþý'ndaki istihbarat çalýþmalarý, ülkeyi zapt etmek isteyenemperyalist düþmanlardan ve onlara teslim olmuþ olan padiþah çevresinden bilgitoplamak temelinde kurulmuþtu. Milliydi ve genellikle dýþ istihbarata yönelikti. Busayede halkýn hem saygýsýný hem de fiilî desteðini yanýna almýþtý.Ama 19501i yýllara yaklaþýldýðýnda Türk istihbaratçýðý bu niteliklerindenuzaklaþmaya baþladý.Bir yandan "yabancý gizli servislerle iþbirliði" adý altýnda ulusal kimliðinden uzaklaþtý.Öte yandan tek partili dönemin 1 Soner Yalçýn/Doðan Yurdakul.
 Reis. Gladio'nun TM Tetikçisi,
Su Yayýnlarý, 11. bastaekimi999. son yularýndan itibaren her iktidarýn kendi "özel istihbarat örgütü" haline getirilmeyeçalýþýldý. Siyasî iktidarlar istihbarat Teþkilatý'ný hem parti dýþýndaki hem de partiiçindeki muhaliflerinden bilgi almak için kullanmaya çalýþtýlar. 19601ý yýllardansonraki iktidarlar ise bunlara bir de "Silahlý Kuvvetler içinden istihbarat" toplamagörevini eklediler. Bütün bu nedenlerle Türk Ýstihbarat Teþkilatý, hem yasalarý hem dekendi yasasýný çiðneyerek, dýþarýda paylaþým savaþlarýna ve uluslararasý tertiplere,içerideyse askeri darbelere, kendi vatandaþlarýna karþý giriþilen operasyonlara, iþkence-lere, fiþlemelere karýþtý. Saygý duyulan bir kurum olmak yerine "korku duyulan" bir teþkilat haline geldi.Yaþamöyküsünü anlattýðýmýz istihbaratçýnýn karakteri bu ortama çok uygundüþüyordu.Onu övenler de, yerenler de, "Maceracý, atak, çifte tabanca taþýyan, attýðýný vuran,sýcak çatýþmaya girmekten kaçýnmayan" bir kiþiliði olduðunu anlatýyorlardý. Hatta ona"Türk James Bond'u" diyenler bile vardý.Baþka bir özelliði ise hiç elinden düþmeyen piposuydu. Belindeki veya koltukaltýndakitabanca dýþýnda her zaman bir veya iki piposu olurdu cebinde. Hem evinde hem deiþyerinde pipo koleksiyonu vardý. Kendisinin belki haberi yoktu ama, arkadaþlarý buyüzden ona "Bay Pipo" diyorlardý. Lise çaðlarýnda baþladýðý pipo meraký ölünceyekadar sürdü.Öldürüldüðünde bile, .yaný baþýndaydý piposu,Bir istihbarat elemanýnýn bilgileri deðerlendirip, tahlil yaparak sonuca varan "sýkýcý"çalýþmasý yerine, her zaman "hareketli" olmayý yeðleyen bir kiþiliði vardý. Bu yüzden
 
her zaman kendi maceracý kiþiliðine uygun bir istihbarat örgütünün baþýnda olmayýarzulamýþtý; "CIA gibi, Mossad gibi operasyonlar yapan, vurucu bir istihbarat örgütü!"Bu amacýna ulaþmak için örgüt içinde yükselmeye çalýþýrken, teþkilatý yasal çizgidetutmaya çalýþan yönetimlere ters düþtü, "iyi anlaþtýðý" yöneticilerle bir olup,amaçlarýnýn çeliþtiði kiþilere karþý -çoðu zaman gizli- çatýþmalara girdi. O çatýþmalar açýða çýkýnca da yakýn tarihimizde iyi bilinen "skandallar" patlak verdi. Onun otuz yýlýaþkýn meslek yaþamýný incelerken, istihbarat örgütünün yasadýþý uygulamalarýnýntarihiyle týpatýp örtüþtüðünü gördük. Bu tür uygulamalardan hangisinin derinlerinedalmaya kalksak, orada onun da ayak izlerine rastladýk. Neden bu istihbaratçýnýnyaþamöyküsünü anlatmaya karar verdiðimiz sorusunun yanýtý da, ulaþtýðýmýz busonuçlarda yatmaktadýr.
 Reis'te
yaptýðýmýz çalýþmaya baðlý kalarak, tümden gelim deðil, tüme vanm yönteminikullandýk. Yani "önceden doðru" kabul edilen bir düþünceden yola çýkarak olaylarýincelemek yerine, olaylarý ve aralarýndaki baðlantýlarý inceleyerek bunlardan sonuçlar çýkarmaya çalýþtýk. Su götürmez bir gerçekliðe ulaþtýðýmýzý düþündüðümüz yerlerde bunlarý kesin bir dille açýklamaktan kaçýnmadýk. Sonuca varamadýðýmýz, kanýtlardanemin olamadýðýmýz durumlarda ise olgularý ve iddialarý sýralayarak, yargýyýokuyucuya veya baþka araþtýrmacýlara býraktýk.Bir gözlemimizi burada bir kez daha vurgulamak istiyoruz: "herkesin bir parçasýný bildiði" olgular, bir sistem dahilinde bir araya getirildiði zaman gerçeðin tamamý dahaiyi aydýnlanmýþ oluyor.Þimdi ayný þeyi bir kez daha yapýyoruz: çoðu mahkeme dosyalarýnda, resmî belge veraporlarda, arþivlerde, gazete sayfalarýnda, TV programlarýnda görülmüþ ve duyulmuþ bir yýðýn olguyu, bir sistem içinde analiz yaparak, bir araya getirip okuyucuya yenidensunuyoruz. Ortaya çýkan sonuca Türk istihbaratýnýn "resmî olmayan tarihi" ya da"alternatif tarihi" de diyebilirsiniz. Adýna ne derseniz deyin, yaptýðýmýz çalýþma,tarihin tozlu sayfalarýnda unutulmaya terk edilmiþ gerçekleri araþtýrýp, bulup,kronolojik bir sistem içinde okuyucuya sunma çalýþmasýdýr.Bu çalýþma uzun bir dönemi kapsamaktadýr.
 Bay
Pipoya Soner Yalçýn 1990 yýlýnda baþladý, 1997 yýlýndan itibaren Doðan Yurdakul dahil oldu. Bu süreç içinde bizlereyardýmcý olanlara teþekkür ederiz...Soner Yalçýn / Doðan Yurdakul Ýstanbul, eylül 1999 Eski bir Ýngiliz geleneðiydi; soylu ailelerin erkek çocuklarýna, delikanlýlýk çaðýnageldiklerinde bir kýlýç
ve
bir pipo takýmý hediye edilirdi.Hediye edilen pipo takýmý, soylu çocuk doðduðu gün bir uþaða verilir ve onunkullanmasý istenirdi. Amaç, yýllarca uþak tarafýndan kullanýlan pipolarýn, ýsýrgan otutadýndan kurtulup, zehiri özümseme yeteneðini geliþtirmesiydi. Çocuk büyüyene kadar  pipolar, saðlýklý bir içime hazýrlanmýþ olurdu. Pipo kullanma yaþýna gelen asilzadenindelikanlý oðlu da böylece hiç emek harcamadan iyi bir pipo takýmýnýn sahibi olurdu...26 eylül 1990.Saat 06.00 sulan...Yatak odasý güneþ görmüyordu. Buna raðmen pervazlarý dökülmüþ pencere, kalýnkadife perdelerle sýký sýkýya kapatýlmýþtý...Yine erken uyanmýþtý. Yýllardýr hasretti uykuya. Ama çok istediði halde öyle doyasýya
 
uyuyamýyordu. Boðazýndaki eski kurþun yarasý uyku sýrasýnda nefes alýp vermesinizorlaþtýrýyor uzun süre uyumasýna izin vermiyordu...Karanlýða raðmen, alýþkanlýkla karyolanýn baþucundaki komodinin üzerinden, piposuna uzandý.Birkaç yýldýr âdet edinmiþti; sabah uyanýnca yataktan hemen kalkmýyor, boþ piposuaðzýnda sýrtüstü yatýp, iki elinin parmaklarýný birbirine kenetliyor, gözlerini tavandaki bir noktaya kilitleyip, dakikalarca düþünüyordu...Düþünceleri son günlerde sadece bir tek konuya odaklanmýþtý: Körfez'de savaþ çýkacak mý?..Aklýna yine Cumhurbaþkaný Turgut Özal'a gönderdiði son rapor takýldý...Millî istihbarat Teþkilatýndan ayrýldýktan sonra Turgut Ozal'la iliþkisini kesmemiþti.Onun istediði konular ve olaylar hakkýnda analizler yapýp, deðerlendirme raporlarýyazarak Çankaya Köþkü'ne gönderiyordu...Ama son gönderdiði raporun üzerinden 34 gün geçmiþti. Köþk'ten henüz kimse arayýpteþekkür bile etmemiþti. "Hadi Cumhurbaþkaný Özal'ýn iþleri bugünlerde oldukçayoðundu, ama en azýndan danýþmanlarýndan biri arayabilirdi" diye söylendi kendikendine. Zaten son bir haftadýr Özal, Amerika'daydý. O nedenle fazla üzerinde durmadý.Ayaklarýný indirip yataðýn kenarýna oturdu. El yordamýyla özel nemlendirici porselenkutudan bir miktar tütün alýp, pipoya yerleþtirdi. Pipo karýþtýrýcýsýný aramaya üþendi.Tütünü baþparmaðýyla bastýrdý.Yaktýðý kibritin zayýf alevi, baþucunda asýlý duran tablonun eskimiþ çerçevesiniaydýnlattý...iki nefes çektiði pipoyu komodinin üzerine býraktý.Yataktan kalktý, pencereye gidip, kalýn kadife perdeleri aralayarak dýþarýya baktý.Kimseler görünmüyordu, sokaða sessizlik sinmiþti.Ýstanbul sýcak havalan geride býrakan bir güne hazýrlanýyordu. Ýki gündür yaðanyaðmur, o gün yerini az da olsa güneþli bir havaya býrakmýþtý. "Çýkarken pardösümüyanýma alsam mý?" diye düþündü.Banyoya geçti.Aynada kendini seyretti; saçlarýný gençliðinde bile uzatmamýþ, sürekli kýsa kestirmiþti.Kýrlaþmýþ býyýklan ise hep seyrekti.Orta boyluydu, ama 58 yaþýna raðmen güçlü bir fizik yapýsý vardý.Evleri iki oda bir salondan ibaretti. Annesi Roksan Hairan'ýn hediyesiydi.Evlendiklerinde, annesi ayný apartmanda kiralýk bir daireye çýkýp, evini "rahat etsinler"diye oðlu ile gelinine býrakmýþtý.Þofbeni yaktý: Alelacele soyunup kendini sýcak suyun altýna attý. Vücudunusabunlarken, kanlý bölgesinin yaðlandýðýný düþündü. "Yürüyüþleri ihmal ediyorum"diye mýrýldandý kendi kendine. "Olsun" diye düþündü, "insanlar beni hâlâ iki yýl öncekifotoðraflarýmla tanýyorlar." 1988'in haziranýnda üç gün süren röportajý çýkmýþtý
Sabah
gazetesinde. Poz da vermemiþti ama sportmen görünüþlü ve yakýþýklý bulmuþtukendini o fotoðraflarda. Ne günlerdi'..Eþi Gülsen ondan önce kalkmýþ, mutfakta kahvaltýyý hazýrlamaya baþlamýþtý.Çocuklarý Cengiz ve Cenan evlenip, çoluk çocuða karýþmýþlardý.Karýkoca baþ baþa kalmýþlardý.Ama oðlu Cengiz'i hemen her gün görüyordu, çünkü ay-, m þirkette çalýþýyorlardý...Üstünde bornozuyla geçti mutfaða. Kahvaltý yapmayý seven biri deðildi. Çay içerken bir dilim ekmekle peynir yedi.Yatak odasýna döndü, piposunu alýp geri geldi. Yeniden yaktý. Çayýný bitirdikten sonra

Share & Embed

More from this user

Add a Comment

Characters: ...