BÜTÜN yaşantım boyunca başka zamanların ve başka yerlerin varlığınıhissetmişimdir. Ve içimde başka kişilerin var olduğunu. İnanın bana sizler deaynı şeyleri hissetmişsinizdir. Çocukluğunuza bir an için geri dönün, bu sözünüettiğim duyguyu bir çocukluk deneyi olarak hatırlayacaksınız. O zamanlar henüztam anlamıyla şekillenmemiştiniz. Değişim içinde bir ruh, yoğruldukçabiçimlendirilecek bir avuç kil, oluşum halinde akıl sahibi bir varlık; yalnızoluşma ve aynı zamanda unutma halinde.Evet, unuttuklarınız çoktur çok olmasına ama, çocukluğunuza geri döndüğünüzdeçocuk gözlerinizin bir zamanlar izlediği görüntüler dizisi belli belirsiz deolsa canlanır. Bugün birer düş gibi gelir bunların hepsi sizlere. Hadi düşolduklarını kabul edelim: nereden, hangi kaynaktan, hangi özden gelmektedir pekibu düşler? Düşlerimiz algıladığımız şeylerin acaip biçimlerde bileşimidir. Bütündüşlerimiz, denediğimiz olayların kaynağından gelmektedir. Çocukken, küçücük,minicik bir çocukken, korkuyla boşlukta yuvarlandığınızı görmüşsünüzdürdüşlerinizde; ya da örümcek ağları içine düşüp yüzlerce ayaklı sürüngen arasındakıstırıldığınızı. Garip sesler duyarak, korkunç suratlı yaratıklar arasındakâbuslar görmüşsünüzdür. Güneşin doğuşunu ve batışını şimdi gördüğünüzden çokfarklı bir biçimde yerleştirmişsinizdir kafanıza bilinçsizce.Evet bu başka dünyaların, başka yaşamların, çocuk gözlemleri, içindebulunduğunuz şu dünyanızda asla görmedikleriniz, farketmedikleriniz-dir. O haldenerede görmüştünüz? Başka bir yaşam, başka bir dünya mı vardı? Belkiyazacaklarımın tamamını okuyunca bu şaşırtıcı sorularımın cevaplarını bulmuşolacaksınız. Ancak, bu şaşırtıcı sorular benim yazdıklarımı okumadan önce dekendi kendinize sorduğunuz şeylerdi gerçekte.Wordsworth biliyordu. Ne ermişti, ne de peygamber. Sadece sizler ve herkes gibisıradan bir kişiydi. Bildiği şeyi siz de, herkes de bilir. Ama o, şu sözleriyleaçık ve yerinde bir dille ortaya koymuştur bildiğini: «Ne tam çıplaklık, ne tamunutkanlık.»Gerçekten de bir tutsak evinin dört duvarı sarar çevremizi küçücük, yeni doğmuşbîr bebekken, ve çarçabuk unuturuz herşeyi. Ama ilk doğduğumuzda başka zamanlarıve başka yaşantıları hatırlıyorduk. Dört ayak üzerinde emekleyen ya da kucaktataşınan savunmasız, zavallı birer bebekken düşler görürdük. Karanlık, korkulukâbusların işkencesini çektik o zamanlar. Hiçbir tecrübemiz yokken, yeni doğmuşbirer bebek olarak korkuyla gözümüzü açtık bu dünyaya. Korkunun anısıyla.hatırlanışıyla doğduk; ve anılar birer tecrübedir.Örnek olarak beni alırsak, henüz konuşmağa başlamazdan önce uykumun geldiğini yada acıktığımı garip sesler çıkartarak anlatmağa çalıştığım sıralarda birzamanlar yıldızları fethettiğimi biliyordum. Evet, henüz «kral» sözcüğünüsöyleyemeyen ben, bir zamanlar bir kralın oğlu olduğumu pekâlâ biliyordum.Dahası var; bir zamanlar bir köle olduğumu, daha doğrusu bir kölenin oğluolduğumu ve boynumda demir bir tasmayla yaşadığım günleri de hatırlıyordum.Üç, dört, hattâ beş yaşımdayken henüz ben kendim değildim. Sadece oluşumhalindeydim. Kendi zamanımda, kendi dünyamda, kendi fiziksel özelliklerimlehenüz biçimlenmemiş, yoğrul-mamış, türlü değişimlerden geçecek bir varlıktım.Olmam gereken kalıbım biçimlenmemişti o zamanlar. İçimde çekişen binlerce yaşambenimle uzlaşıp, ben olmak için çaba sarfediyordu.Budalaca geliyor size, değil mi? Ama zamanı benimle çok uzaklara kadar katedecekokurlarım, bu konular üzerinde uzun uzun düşünmüş bir kişi olduğumu unutmayın.Yıllar süren korkunç geceler ve ter dökerek geçirdiğim karanlık kâbuslararasında içimde oluşan sayısız benliklerle hep tek başımaydım. Çok düşündüm busayısız benliklerimle. Rahatça zaman ayırdığınız bir gününüzde benimlepaylaşmanız için, şu sayfalarımda sizlere haberler getirmeğe çalıştım buvarlıklardan.Evet, üç ve dört, hattâ beş yaşımda henüz kendim değildim diyordum. Vücudumbiçimlenirken benliğim henüz oluşuyordu. Ve yok edii-mesi imkânsız geçmiş,benliğimin oluşumunda büyük bir etkendi. Geceleri korkuyla bağıran benim sesimdeğildi. Bu bağırışlarımın nedenini bilmeme imkân yoktu o zamanlar vebilmiyordum da. Çocukluğumda duyduğum öfkeler, attığım kahkahalar için de aynışeyler söz konusu. Benim sesimle bağıranlar çok eskiden yaşamış insanlar,dedelerim, atalarımdı. Öfkeyle haykırışım, şu gördüğümüz dağlar yaşındaki vahşihayvanların sesleriyle keskin, çocukça çılgın kahkahalarım ise öfkenin
Leave a Comment