Naziler iktidar\u0131 ele al\u0131nca Almanya'dan ayr\u0131larak \u0130svi\u00e7re'ye ge\u00e7mi\u015f ve burada \u00fc\u00e7 y\u0131l kadar kald\u0131ktan sonra 1836'da Amerika'ya giderek orada yerle\u015fmi\u015ftir. \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sona erince yeniden Almanya'ya gelmi\u015f, ama hayli so\u011fuk bir bi\u00e7imde kar\u015f\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131r.
felsefe dergisini yay\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131r. 1918 y\u0131l\u0131nda yay\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 K\u00fc\u00e7\u00fck Bay Friedemann adl\u0131 \u00f6yk\u00fc kitab\u0131 edebiyat ele\u015ftirmenlerinin dikkatini onun \u00fczerine \u00e7ekmi\u015fti. Bundan sonra, hen\u00fcz \u0130talya'da bulundu\u011fu s\u0131ralarda (1897) yazmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 iki ciltlik Buddenbrooks Ailesi adl\u0131 roman\u0131 ele\u015ftirmenleri daha fazla ilgilendirdi. Yazar, bu kitab\u0131nda, L\u00fcbeck soylular\u0131ndan tan\u0131nm\u0131\u015f bir ailenin ya\u015fam\u0131n\u0131 ve \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc betimlemektedir. Bu yap\u0131t, onu \u00e7a\u011fda\u015f Alman edebiyat\u0131n\u0131n en \u00f6n saf\u0131na ge\u00e7irmi\u015ftir. Thomas Mann kendine \u00f6zg\u00fc ince duyu\u015fu, amans\u0131z ele\u015ftiri ve \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yetene\u011fi ve \u00fcstat\u00e7a deyi\u015fiyle bize, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissedebildi\u011fimiz her \u015feyi, b\u00fct\u00fcn incelikleriyle en kesin bi\u00e7imde anlatmas\u0131n\u0131 bilir. Onda Buddenbrooks'da ku\u015faklar\u0131n de\u011fi\u015fmesini betimlerken beliren bu ruhsal incelik ve \u00e7a\u011fda\u015f felsefenin temel sorunlar\u0131ndan birini olu\u015fturan ya\u015fam ve ruh aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131k, onun daha sonra yazd\u0131\u011f\u0131 yap\u0131tlardan K\u00f6nigliche Hoheit (1909), Venedik'te \u00d6l\u00fcm, 1913 ve iki ciltlik roman\u0131 B\u00fcy\u00fcl\u00fc Da\u011f, 1922 temel bir yer alm\u0131\u015f, gerek ki\u015fisel gerek yans\u0131z \u00e7\u00f6z\u00fcmlemelerinde \u00f6nemli bir rol oynam\u0131\u015f, hatta daha da kapsaml\u0131 bir durum alarak, bu kentsoylu d\u00fcnyas\u0131nda bir sanat\u00e7\u0131 davas\u0131, Avrupa ekini alan\u0131nda bir Almanl\u0131k ruhu sorununa d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.
yay\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 Tristan adl\u0131 uzun \u00f6yk\u00fcs\u00fc daha da g\u00fc\u00e7lendirmi\u015ftir. 1911'de yazd\u0131\u011f\u0131 Tonio Kr\u00fcger ayn\u0131 bi\u00e7emde yaz\u0131lm\u0131\u015f uzun bir \u00f6yk\u00fcd\u00fcr. Flaubert'in "Impassibilit", duygusuzluk, erksizlik y\u00fcz\u00fcnden ac\u0131 \u00e7ekme felsefesinin etkisi alt\u0131nda kalan Thomas Mann, betimlemelerini sars\u0131lmaz bir dinginlik ve yans\u0131zl\u0131kla ve hemen hemen bilim adamlar\u0131na \u00f6zg\u00fc bir durulukla yapar. Deyi\u015fi bir m\u00fczik yap\u0131t\u0131n\u0131n bi\u00e7imine sahiptir. T\u00fcmce i\u00e7inde s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn uyumuna \u00e7ok \u00f6nem verir. \u0130letken \u00f6rgeler ve nakarat\u0131 and\u0131ran yinelemeler uyumlu bir bi\u00e7imde d\u00fczenlenmi\u015ftir. Daha sonra yazd\u0131\u011f\u0131 yap\u0131tlardan D\u00fczensizlik ve Erken Ac\u0131, 1926 ve Mario ve Sihirbaz, 1930 onun daha \u00fcst\u00fcn bir geli\u015fmeye ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir.
g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcnden yal\u0131t\u0131lm\u0131\u015f olarak koruma, kendisini yazmaya y\u00f6nlendiren sorular\u0131 a\u00e7\u0131klama gereksinimini duymu\u015ftur. Ben\u00e7 ve Ben, 1906, Soru ve Yan\u0131t 1916 Politikac\u0131 Olmayan Bir Adam\u0131n G\u00f6zlemleri, 1918, \u00c7abalar, 1925 bu gereksinimden do\u011fan yap\u0131tlard\u0131r. Asl\u0131nda tutucu olan Mann, sonralar\u0131 cumhuriyet\u00e7i demokratlara e\u011filim g\u00f6stermi\u015ftir. Alman Cumhuriyeti \u00dczerine,1945 yay\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 Alman Dinleyiciler ise toplumcu h\u00fcmanist ve demokratlar\u0131n Hitler'le olan sava\u015f\u0131mlar\u0131n\u0131 anlatmaktad\u0131r.
Schopenhauer ve Wagner felsefelerinin etkisi alt\u0131nda kalm\u0131\u015f, di\u011fer yandan da Lotte Weimar'da adl\u0131 roman\u0131, Doktor Faust ve Doktor Faust'un Do\u011fu\u015fu adl\u0131 yap\u0131tlar\u0131nda Goethe bi\u00e7eminde bir insansal olgunluk d\u00fc\u015f\u00fcncesini hedef alm\u0131\u015ft\u0131r.
i\u00e7inde insan ruhunun \u00e7a\u011fda\u015f psikolojisini ele alm\u0131\u015ft\u0131r. \u00dc\u00e7 ciltlik olan bu yap\u0131t\u0131n birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fc Gen\u00e7 Yusuf, ikincisi Yusuf M\u0131s\u0131r'da, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de Velinimet Yusuf. 1944'te yazd\u0131\u011f\u0131 Yasa veya Musa Efsanesi adl\u0131 roman\u0131 da ayn\u0131 bi\u00e7emde bir yap\u0131tt\u0131r. 1930'da yazd\u0131\u011f\u0131 De\u011fi\u015fen Kafalar ise bir Hint efsanesidir. Mann, yine bu efsane havas\u0131 i\u00e7inde insan ruhunu, eksiklik ve artamlar\u0131n\u0131 ele almakta ve bunlar\u0131 kendisine \u00f6zg\u00fc yans\u0131z ve kesin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, amans\u0131z \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yetene\u011fi ve alayc\u0131 edas\u0131yla bi\u00e7imlendirmektedir. Bu yap\u0131t\u0131n kahramanlar\u0131ndan \u015eridaman, ruh\u00e7a incelmi\u015f, v\u00fccut\u00e7a da hantalla\u015fm\u0131\u015f
Brahmanlar s\u0131n\u0131f\u0131ndand\u0131r. Nanda ise daha a\u015fa\u011f\u0131 bir s\u0131n\u0131ftan, k\u00fclt\u00fcrce daha zay\u0131f, ama v\u00fccut\u00e7a \u00e7ok \u00e7evik ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir gen\u00e7tir. Her ikisi de kendilerinde eksik olan huylar\u0131 di\u011ferinde buldu\u011fu i\u00e7in, aralar\u0131nda biraz g\u0131pta, biraz alay ve biraz da hayranl\u0131ktan do\u011fma g\u00fc\u00e7l\u00fc bir dostluk vard\u0131r. Bir g\u00fcn aralar\u0131na bir de kad\u0131n kar\u0131\u015f\u0131r: Sita. Sita, \u015eridaman'\u0131n kar\u0131s\u0131 olur. Zeki ve bilgili kocas\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stermekle birlikte bir t\u00fcrl\u00fc onun zay\u0131f ve ya\u011fl\u0131 v\u00fccudunu sevemez. D\u00fc\u015flerine ve hayallerine egemen olan, Nanda'n\u0131n esmer renkli \u00e7evik v\u00fccududur. Nanda da Sita'ya kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir tutku besledi\u011fi i\u00e7in, \u00e7ok ge\u00e7meden her \u00fc\u00e7\u00fc i\u00e7in de dayan\u0131lmas\u0131 zor bir ya\u015fam ba\u015flar. Hep birlikte yapt\u0131klar\u0131 bir yolculuk s\u0131ras\u0131nda, \u0131ss\u0131z bir da\u011f tap\u0131na\u011f\u0131na yakar\u0131 etmek i\u00e7in giren \u015eridaman, tanr\u0131\u00e7an\u0131n yontusu kar\u015f\u0131s\u0131nda kendini kurban ederek bu ac\u0131 ya\u015fama bir son vermek ister. Ama Nanda da arkada\u015f\u0131n\u0131n ard\u0131ndan ayn\u0131 \u015feyi yapmakta gecikmez. Tek ba\u015f\u0131na kalan Sita'ya tanr\u0131\u00e7a ac\u0131r ve gen\u00e7lerin her ikisini de yeniden ya\u015fama d\u00f6nd\u00fcrece\u011fini ve Sita'n\u0131n kopan kafalar\u0131 yordam\u0131 gere\u011fince yap\u0131\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 buyurur. Sita bu buyru\u011fu yerine getirir; ama tela\u015ftan Nanda'n\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 kocas\u0131n\u0131n v\u00fccuduna, kocas\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 da Nanda'n\u0131n v\u00fccuduna eklemi\u015ftir. \u015eimdi gen\u00e7lerin her ikisi de koca oldu\u011funu ileri s\u00fcrmektedir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fc ak\u0131ll\u0131 bir fakir \u00e7\u00f6zer ve Sita kocas\u0131n\u0131n kafas\u0131na ve dostunun \u00e7evik v\u00fccuduna sahip olan gen\u00e7le evine d\u00f6ner. Nanda ba\u015fl\u0131 olan da ormanlara \u00e7ekilir. \u0130lk zamanlarda bir cennet ya\u015fam\u0131n\u0131 and\u0131ran evlilikleri, sonralar\u0131 hi\u00e7 beklemeyen bir sonu\u00e7 verir. \u015eridaman yine bir Brahman gibi giyinmeyi ve ya\u015famay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in, k\u0131sa bir s\u00fcre sonra v\u00fccudu \u00e7evikli\u011fini yitirir, zarif \u00e7izgileri olan y\u00fcz\u00fc de kaba v\u00fccudun etkisiyle kabala\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu de\u011fi\u015fikli\u011fi g\u00f6ren Sita, ormanlardaki Nanda'n\u0131n \u00f6zlemini \u00e7ekmeye ba\u015flar ve g\u00fcn\u00fcn birinde k\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flunu da alarak Nanda'y\u0131 aramaya \u00e7\u0131kar. \u0130ki gen\u00e7 k\u0131sa bir mutluluk d\u00f6nemi ya\u015farlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u015eridaman kar\u0131s\u0131n\u0131 nerede bulaca\u011f\u0131n\u0131 kestirmi\u015ftir. \u0130ki eski dost birlikte \u00f6lmeye karar verirler. \u00c7\u00fcnk\u00fc Sita, ancak ikisiyle birlikte mutlu olabilir, bu da olanaks\u0131z bir \u015feydir. Bu durumda ikisi de \u00f6lecek ve \u00e7ocu\u011funa onurlu bir gelecek b\u0131rakmak isteyen Sita da onlarla birlikte diri diri yak\u0131lmaya raz\u0131 olacakt\u0131r.
\u00dcstatlar\u0131n \u00c7ileleri, 1945, Ruhun Soylulu\u011fu, 1945, \u00d6l\u00e7\u00fc ve De\u011fer, 1934-1940, Yeni \u015eiirde \u015eairin Konumu, 1922 \u00f6nemlidir. Bunlardan ba\u015fka Se\u00e7me \u00d6yk\u00fcler, Almanya ve Almanlar, Schopenhauer, Yeni \u00c7al\u0131\u015fmalar, Doland\u0131r\u0131c\u0131 Felix'in \u0130tiraflar\u0131 gibi baz\u0131 se\u00e7me yap\u0131tlar\u0131 daha vard\u0131r.
yerindeyse) iki kocas\u0131n\u0131n \u00f6yk\u00fcs\u00fc, dinleyenden en \u00fcst\u00fcn ruh g\u00fcc\u00fc bekleyecek ve Maya'n\u0131n (1) ac\u0131mas\u0131z g\u00f6zboyac\u0131l\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 b\u00fct\u00fcn zek\u00e2s\u0131n\u0131 kullanmas\u0131n\u0131 gerektirecek kadar kanl\u0131 ve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r. Dinleyenlerin, \u00f6yk\u00fcy\u00fc anlatan\u0131n dayan\u0131kl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendilerine \u00f6rnek tutmalar\u0131 dilenir; \u00e7\u00fcnk\u00fc; b\u00f6yle bir \u00f6yk\u00fcy\u00fc anlatmak, dinlemekten \u00e7ok daha fazla g\u00f6z\u00fcpekli\u011fi gerektirir. \u00d6yk\u00fc ba\u015f\u0131ndan sonuna kadar a\u015fa\u011f\u0131daki bi\u00e7imde olagelmi\u015ftir.
kanla dolu\u015fu gibi, insan ruhlar\u0131ndan da an\u0131lar\u0131n y\u00fckseldi\u011fi; en sofu Tanr\u0131 inanc\u0131n\u0131n ezeli varl\u0131k tohumuna kuca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131\u011f\u0131, ana \u00f6zleminin, eski simgeleri, taze \u00fcrperi\u015flerle sard\u0131\u011f\u0131, ilkyazda hac\u0131 kafilelerinin seller gibi kabararak d\u00fcnyay\u0131 do\u011furan Ana'n\u0131n tap\u0131naklar\u0131na ko\u015ftuklar\u0131 bir \u00e7a\u011fda, ya\u015flar\u0131 ve kastlar\u0131 az farkl\u0131, ama yarad\u0131l\u0131\u015flar\u0131 birbirinden \u00e7ok ayr\u0131 iki gen\u00e7, candan dost olmu\u015ftu. Bunlardan daha gen\u00e7 olan\u0131n\u0131n ad\u0131 Nanda, biraz b\u00fcy\u00fck\u00e7e olan\u0131n\u0131n da \u015eridaman'd\u0131. Biri on sekiz ya\u015f\u0131ndayd\u0131, \u00f6teki ise yirmi birini bulmu\u015ftu. Her ikisi de gerekli zamanda kutsal kemeri ku\u015fanm\u0131\u015f ve iki kez do\u011fanlar birli\u011fine kabul edilmi\u015flerdi. Her ikisi de tanr\u0131lar\u0131n i\u015fareti \u00fczerine atalar\u0131n\u0131n nice zaman \u00f6nce gelip yerle\u015ftikleri Kosala y\u00f6resindeki "\u0130neklerin Mutlulu\u011fu" adl\u0131, i\u00e7inde tap\u0131naklar bulunan k\u00f6y\u00fcn yerlisiydiler. K\u00f6y\u00fcn \u00e7evresi bir kakt\u00fcs \u00e7iti ve tahtadan
bir surla \u00e7evrilmi\u015f, surun d\u00f6rt y\u00f6ne a\u00e7\u0131lan kap\u0131lar\u0131 da, k\u00f6yde yedirilip i\u00e7irilen, a\u011fz\u0131ndan asla yanl\u0131\u015f bir s\u00f6zc\u00fck \u00e7\u0131kmayan ve s\u00f6z tanr\u0131\u00e7as\u0131ndan esin alan gezgin bir yarg\u0131\u00e7 taraf\u0131ndan direkleri ve desteklerinden ya\u011f ve bal s\u0131zmas\u0131 dile\u011fiyle kutsanm\u0131\u015ft\u0131.
\u0130ki gen\u00e7 aras\u0131ndaki dostluk, her birinin \u00f6tekine g\u00f6z koymas\u0131na neden olan benlik ve m\u00fclkiyet duygular\u0131n\u0131n fark\u0131na dayan\u0131yordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc ruhun v\u00fccuda girmesi tekle\u015fmeyi, tekle\u015fme farkl\u0131la\u015fmay\u0131, farkl\u0131l\u0131k k\u0131yaslamay\u0131, k\u0131yaslama tedirginli\u011fi, tedirginlik \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k hayranl\u0131\u011f\u0131 do\u011furur; hayranl\u0131k da de\u011fi\u015f toku\u015f etme ve birle\u015fme iste\u011fini yarat\u0131r. \u0130\u015fte "Etat vai tat" dedikleri budur. Bu kurallar, hayat \u00e7amurunun hen\u00fcz yumu\u015fak oldu\u011fu, benlik ve m\u00fclkiyet duygular\u0131n\u0131n kat\u0131la\u015fmam\u0131\u015f bulundu\u011fu gen\u00e7lik \u00e7a\u011f\u0131 i\u00e7in \u00e7ok yerindedir.
demircilik, hem de s\u0131\u011f\u0131rtma\u00e7l\u0131k yap\u0131yordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc; Babas\u0131 Garga da \u00e7eki\u00e7le \u00e7al\u0131\u015fmakta ve ate\u015fi alevlendiren ku\u015f kanad\u0131n\u0131 kullanmakta oldu\u011fu kadar s\u0131\u011f\u0131rlar\u0131 otlak ve a\u011f\u0131llarda beslemekte de ustayd\u0131. \u015eridaman'\u0131n Bhavabhuti adl\u0131 babas\u0131na gelince ata soyu taraf\u0131ndan Veda bilgini bir Brahman ailesindendi. Oysa Garga ile o\u011flu Nanda b\u00f6yle bir \u015feyi ileri s\u00fcrmekten \u00e7ok uzakt\u0131lar. Ama yine de \u015eudra s\u0131n\u0131f\u0131ndan de\u011fil, biraz ke\u00e7i burunlu olmalar\u0131na kar\u015f\u0131n pek\u00e2l\u00e2 insan toplulu\u011fundan say\u0131l\u0131yorlard\u0131. Hem, \u015eridaman i\u00e7in oldu\u011fu kadar, babas\u0131 Bhavabhuti i\u00e7in de Brahmanl\u0131k bir an\u0131dan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. \u00c7\u00fcnk\u00fc babas\u0131 \u00e7\u0131rakl\u0131k d\u00f6neminden sonra gelen aile babal\u0131\u011f\u0131 basama\u011f\u0131nda kendi iste\u011fiyle durmu\u015f ve b\u00fct\u00fcn ya\u015fam\u0131 boyunca \u00e7ilecili\u011fe ula\u015fmay\u0131 denememi\u015fti. Ya Veda hakk\u0131ndaki bilgisinden \u00f6t\u00fcr\u00fc kendisine verilen ba\u011f\u0131\u015flarla ya\u015famay\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6rm\u00fc\u015f ya da bunlarla karn\u0131 doymad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in m\u00fcslin, kafiru, sandal a\u011fac\u0131, ipek, dokuma ticareti yapmak gibi onurlu bir i\u015fe girmi\u015fti. B\u00f6ylece Tanr\u0131 hizmetine adad\u0131\u011f\u0131 o\u011flu da "\u0130neklerin Mutlulu\u011fu"nda bir Vanidja, yani tecimen olmu\u015f ve onun o\u011flu olan \u015eridaman da \u00e7ocukluk y\u0131llar\u0131ndan birka\u00e7\u0131n\u0131 \u00fcstat bir din adam\u0131, bir Guru'nun (2) g\u00f6zetimi alt\u0131nda dilbilgisi, g\u00f6kbilim ve varl\u0131k bilgisinin temel \u00f6\u011felerini \u00f6\u011frenmeye ay\u0131rd\u0131ktan sonra ayn\u0131 yolu izlemi\u015fti.
zaman kan kar\u0131\u015fmalar\u0131 ya da kal\u0131t\u0131m yoluyla din adamlar\u0131na yakla\u015fmam\u0131\u015ft\u0131, oldu\u011fu gibi, \u015fen, safdil bir halk \u00e7ocu\u011fu, tam bir Kri\u015fna tipi olarak kalm\u0131\u015ft\u0131. O esmerdi. Demirci oldu\u011fu i\u00e7in kollar\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fc, \u00e7oban oldu\u011fu i\u00e7in de, g\u00f6steri\u015fliydi. Hardal ya\u011f\u0131ndan yap\u0131lm\u0131\u015f merhem s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc v\u00fccudu bi\u00e7imliydi, takmay\u0131 \u00e7ok sevdi\u011fi k\u0131r \u00e7i\u00e7eklerinden yap\u0131lm\u0131\u015f \u00e7elenklerle, alt\u0131n s\u00fcs e\u015fyas\u0131 temiz ve sakals\u0131z y\u00fcz\u00fcne \u00e7ok yak\u0131\u015f\u0131yordu. Ama yukar\u0131da s\u00f6yledi\u011fimiz gibi biraz ke\u00e7i burunluydu, dudaklar\u0131 da biraz kal\u0131nd\u0131. Ama ikisi de ho\u015ftu. Kara g\u00f6zleri hep g\u00fcl\u00fcmserdi. Teni Nanda'n\u0131nkinden \u00e7ok daha a\u00e7\u0131k, v\u00fccudunun ve y\u00fcz\u00fcn\u00fcn bi\u00e7imi onunkinden hayli ba\u015fka olan \u015eridaman, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 kendisiyle k\u0131yaslayarak ho\u015flan\u0131yordu. Kendi burnunun \u00fcst\u00fc bir b\u0131\u00e7ak s\u0131rt\u0131 kadar keskindi. G\u00f6z bebekleri ve g\u00f6z kapaklar\u0131 yumu\u015fakt\u0131. Yanaklar\u0131n\u0131n \u00fczerinde yelpaze gibi yumu\u015fak bir sakal vard\u0131. Ne demircili\u011fin, ne de \u00e7obanl\u0131\u011f\u0131n izi g\u00f6r\u00fclen v\u00fccudu daha \u00e7ok Brahmanl\u0131\u011f\u0131n ve tecimenli\u011fin etkisinden olacak, kasl\u0131 de\u011fildi. G\u00f6\u011fs\u00fc biraz s\u00fcngerimsi, g\u00f6be\u011fi de ya\u011fl\u0131cayd\u0131, \u00f6te yanlar\u0131 do\u011frusu eksiksizdi. Hele ayaklar\u0131 ve diz kapaklar\u0131 zarifti. Bu, tam anlam\u0131yla soylu ve bilgin bir ba\u015f\u0131n ana \u00f6\u011fe, geri kalan yanlar\u0131n da ayr\u0131nt\u0131dan ibaret oldu\u011fu bir v\u00fccuttu, buna kar\u015f\u0131l\u0131k Nanda'da v\u00fccut ana \u00f6\u011fe, kafaysa sevimli bir ayr\u0131nt\u0131dan ibaretti. \u00d6zetle ikisi, \u00e7ifte ki\u015fili\u011fe girerek, k\u00e2h sakall\u0131 \u00e7ileke\u015f k\u0131l\u0131\u011f\u0131nda tanr\u0131\u00e7an\u0131n ayaklar\u0131na kapanan, k\u00e2h taptaze bir delikanl\u0131 k\u0131l\u0131\u011f\u0131nda \u00f6n\u00fcnde dimdik duran \u015eiva'ya benziyorlard\u0131. Ama bunlar, ana karn\u0131ndaki d\u00fcnya ve \u00f6b\u00fcrd\u00fcnya, ya\u015fam ve \u00f6l\u00fcm demek olan \u015eiva gibi bir tek varl\u0131k olmay\u0131p yery\u00fcz\u00fcnde iki ayr\u0131 varl\u0131kt\u0131lar. \u0130kisinin de ki\u015filik ve varl\u0131k duygular\u0131 yetersizdi, birinin \u00f6tekine gereksinimi vard\u0131, yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131ndaki bu eksiklikleri birbirleri tamaml\u0131yordu. Sakal\u0131 nazl\u0131 bir a\u011fz\u0131 \u00e7evreleyen \u015eridaman kal\u0131n dudakl\u0131 Nanda'n\u0131n iri yar\u0131 Kri\u015fna yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131ndan ho\u015flan\u0131yor; \u00f6teki de k\u0131smen bundan ho\u015fnut kal\u0131yor, ama \u00f6zellikle \u015eridaman'\u0131n a\u00e7\u0131k rengi, soylu ba\u015f\u0131, daha ba\u015flang\u0131\u00e7tan itibaren bilgi ve felsefeyle el ele ilerledi\u011fi ve onunla kayna\u015ft\u0131\u011f\u0131 bilinen do\u011fru konu\u015fmas\u0131 onun \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck bir etki yarat\u0131yordu. Onunla birlikte bulunmaktan o kadar ho\u015flan\u0131yordu ki; birbirinden ayr\u0131lmaz iki dost olmu\u015flard\u0131. \u0130\u015fin asl\u0131, her birinin di\u011ferine kar\u015f\u0131 duydu\u011fu ilgide birazc\u0131k da alay gizliydi: \u00c7\u00fcnk\u00fc Nanda \u015eridaman'\u0131n g\u00f6be\u011fine, ince burnuna ve do\u011fru
Leave a Comment