mehâbeti içinde gözümüzü, gönlümüzü dolduran bunca
İ
slâm alâmeti kar
ş
ı
s
ı
nda, daha yolda iken Kâbe vehaccetme ruhunun perde perde s
ı
cak ve derinesintilerini duymaya ba
ş
lar
ı
z. Sonra da, gidiptâ en son noktaya ula
ş
ı
ncaya kadar, otobüskanepelerinde, tren kompart
ı
manlar
ı
nda,gemi kamaralar
ı
nda, uçak koltuklar
ı
nda, otelodalar
ı
nda, misafir salonlar
ı
nda, hatta çar
ş
ı
ve pazarda hep o s
ı
ms
ı
cak meltemlerin tesi-rini hissederiz. Bu vas
ı
talara, bu yollara nekadar al
ı
ş
m
ı
ş
ve ne kadar kan
ı
ksam
ı
ş
olursak olal
ı
m; vas
ı
tas
ı
na göre, saatler, günler ve haf-talar süren bu mavi, bu rûhânî, bu âhenkli,bu vâridatl
ı
yolculuktan bir kurbet, bir vus-lat, bir güzellik, bir
ş
iir hatta bir romantizmbanyosu ala ala, ruhlar
ı
m
ı
za, as
ı
l kayna
ğ
ı
n-dan gelen gücü kazand
ı
rm
ı
ş
, gönüllerimizi itmi’nân ar-zusuyla
ş
ahland
ı
rm
ı
ş
ve husûsî bir âlemin namzedi olmu
ş
gibi kendimizi, bütün bu büyülü güzelliklere ula
ş
t
ı
racak s
ı
rl
ı
bir kap
ı
n
ı
n önünde san
ı
r
ı
z. Bu kudsî yolculuk ve yolmülâhazas
ı
, her zaman his dünyam
ı
za öyle esbab üstü birduyu
ş
ve bir sezi
ş
kabiliyeti bah
ş
eder ki; bazen ne
ş
’eyle tü-ten, bazen murâkabe ve muhâsebe duygusuyla burukla
ş
anbir ruh hâletiyle, âdeta kendimizi âhiretin koridorlar
ı
nda yürüyormu
ş
ças
ı
na hep tedbirli ve temkinli hissederiz.Kâbe; bak
ı
ş
zâviyesini iyi belirlemi
ş
olanlara göre, boy-nu ötelere uzanm
ı
ş
, bir bize, bir de sonsuzlu
ğ
a bakan; yer yer sevinen, zaman zaman da kederlenen için için bir hâlioldu
ğ
u hissini uyar
ı
r. Binlerce ve binlerce senenin tecrü-be, vakar ve ciddiyetini ta
ş
ı
yan ve daha çok da bir insan yüzüne benzetece
ğ
imiz onun d
ı
ş
cephesini görünce, edâs
ı
ve endâm
ı
yla bize bir
ş
eyler anlatmak istedi
ğ
ini, harîminiaç
ı
p bize:“Gel ey a
ş
ı
k ki, mahremsinBura mahrem makam
ı
d
ı
rSeni ehl-i vefâ gördüm”dedi
ğ
ini duyar gibi oluruz.Kâbe; konumu itibar
ı
yla, evimizin en mûtenâ kö
ş
esin-de, en hâkim bir sedir üzerinde oturup evlatlar
ı
n
ı
n, torun-lar
ı
n
ı
n ne
ş
’elerini payla
ş
an, elemlerini ruhunda ya
ş
ayan biranne görünümündedir. Bulundu
ğ
u yerden çevresini temâ-
ş
â eder; yer yer ac
ı
larla burkulur, zaman zaman da in
ş
irah-la çevresine tebessümler ya
ğ
d
ı
r
ı
r.
İ
nsan, beldelerin anas
ı
na yaslanm
ı
ş
bu binalar
ı
n anas
ı
çevresinde dönmeye ba
ş
la- y
ı
nca
ş
efkatle kucakland
ı
ğ
ı
n
ı
, sevgiyle kokland
ı
ğ
ı
n
ı
duyargibi olur. Tavafta hemen herkes kendini, annesinin elindens
ı
ms
ı
k
ı
tutmu
ş
ko
ş
an bir çocuk gibi hafif, güvenli ve
ş
evklihisseder. Evet insan, o binler ve yüzbinler içinde, uhrevîdü
ş
üncelerle co
ş
mu
ş
onun etraf
ı
nda pervaz ederken, âdeta Allah’a do
ğ
ru yürüyormu
ş
ças
ı
na
ş
evk u tarâbla co
ş
ar vekendinden geçer. Vücutlar
ı
n
ı
n yar
ı
s
ı
ndan ço
ğ
u aç
ı
k, urba-lar
ı
omuzlar
ı
nda “remel” yap
ı
p z
ı
playarak yürürken, herzaman tela
ş
l
ı
, endi
ş
eli, fakat bir o kadar da ümitli ve çe-lik-çavak bir yol al
ı
ş
ı
n heyecan
ı
n
ı
ya
ş
arlar. Dünya hesab
ı
nabu sal
ı
nm
ı
ş
l
ı
k, bu rahatl
ı
k ve romantizm, mübarek evinçevresindekilere tarifi imkâns
ı
z büyülü bir derinlik, birhayal ve bir melâl a
ş
ı
lar.
İ
nsan, o uhrevî kalabal
ı
ğ
ı
n ukbâbuudlu görüntüsü kar
ş
ı
s
ı
nda, daha tavafa girmeden o ilâ-hî harîmin münzevî sükût ve
ş
iirini duyar gibi olur. Herzaman kendini Kâbe’nin çevresinde bu dönme büyüsünekapt
ı
ran derin ruhlar, dönerken kimbilir ne mahrem kap
ı
-lar
ı
n önünden geçer.. ne bilinmez tokmaklara dokunur vene sihirli panjurlar aralarlar ötelere.! Öyle ki, bu eski fakateskimemi
ş
binan
ı
n çevresinde her an yepyeni duygularlaco
ş
up dönerken, tahayyüllerimizde aç
ı
lan menfezlerdengönüllerimize akan vâridâta, sînelerimizde çakan
ı
ş
ı
klara ve ruhlar
ı
m
ı
z
ı
uçuran s
ı
rra
ş
a
ş
ar
ı
z. Her ad
ı
m at
ı
ş
ı
m
ı
zda,s
ı
rl
ı
bir kap
ı
aç
ı
lacakm
ı
ş
da bizi içeriye ça
ğ
ı
racaklarm
ı
ş
gibibir hisle hareket eder, keyfiyetini bilemedi
ğ
imiz bir zevkedo
ğ
ru kayd
ı
ğ
ı
m
ı
z
ı
san
ı
r ve kalbimizin heyecanla att
ı
ğ
ı
n
ı
hissederiz. O esnâda bulundu
ğ
umuz yerden, Kâbe’ningönüllerimize sinmi
ş
olanca büyüklü
ğ
ünün, derinli
ğ
inin,büyüsünün canlan
ı
p köpürdü
ğ
ünü tepeden t
ı
rna
ğ
a her ya-n
ı
m
ı
zda duyar ve ürpeririz.Bu mülâhazalar
ı
bazen bir k
ı
s
ı
m gerçek sebeplere da- yand
ı
rarak izah etmek mümkün olsa da, çok defa kriter-lerimizi, takdirlerimizi a
ş
an vâridat ve sünûhat kar
ş
ı
s
ı
ndasessiz kal
ı
r
ı
z. Zira Kâbe ve çevresi, maddî
ş
artlar
ı
ve d
ı
ş
aksesuar
ı
itibar
ı
yla bir
ş
eyler ifade etse de, muhtevas
ı
ka-pal
ı
, mânâlar
ı
bu
ğ
ulu, üslubu da uhrevî oldu
ğ
undan her-kes onun anlatt
ı
klar
ı
n
ı
anlamayabilir. Oysa ki, avam-havâs,cahil-âlim, genç-yeti
ş
kin herkesin mutlaka ondan anlad
ı
ğ
ı
ama çok defa ifade edemedi
ğ
i bir sürü
ş
ey vard
ı
r.Kâbe, hepimizde ürperti hâs
ı
l eden mehip da
ğ
ve tepe-ler aras
ı
nda daha çok filizlenmi
ş
bir nilüfere benzemesinin yan
ı
nda, içinde varl
ı
ğ
ı
n esrar
ı
n
ı
ta
ş
ı
yan bir s
ı
r fanusu, Sid-
3
Leave a Comment