• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
 
Ocak / 
Ş
ubat / Mart - 2007 / 75
 YENi ÜMiT
1
 
Bin bir fenal
ı
ğ
ı
n kol gezdi
ğ
i
ş
u fevkâladekirlenmi
ş
dünyada, her zaman temizkalabilmi
ş
bir 
ş
ey varsa o sevgi, oncasarar 
ı
p solan gülendam
ş
eylerin yan
ı
ndahiç renk atmadan güzellik ve cazibesinikoruyabilmi
ş
bir dilber varsao da yine sevgidir.
DOSYA:
Mehdi Kim? Mesih Nerede?
Mehdi Kim? Mesih Nerede?
Dinlerde “Kurtar
ı
c
ı
İ
nanc
ı
 
Dinlerde “Kurtar
ı
c
ı
İ
nanc
ı
 
K
ı
yamet Sava
ş
ç
ı
lar
ı
ı
yamet Sava
ş
ç
ı
lar
ı
Ş
ia’da Mehdi
İ
nanc
ı
Ş
ia’da Mehdi
İ
nanc
ı
Osmanl
ı
Toplumunda
Osmanl
ı
Toplumunda
Mehdilik Hareketleri
Mehdilik Hareketleri
 
H
ac kasdetme ve yönelme mânâlar
ı
na gelir. An-cak onu, mutlak kasd ve mücerret yöneli
ş
mâ-nâlar
ı
na hamletmek de do
ğ 
ru de
ğ 
ildir. Hac,hususî bir zaman diliminde, hususî bir k 
ı
s
ı
m yerleri, yinebir k 
ı
s
ı
m hususî usullerle ziyaret etmeye denir ki; seneninbelli günlerinde, hac niyetiyle ihrama girip, Arafat’ta vak-fede bulunmak ve Kâbe’yi tavaf etmekten ibaret say 
ı
lm
ı
ş
t
ı
r.
İ
hram hacc
ı
n
ş
art
ı
, vakfe ve tavaf ise onun rükünleridir.Her sene, dünyan
ı
n dört bir yan
ı
ndan yüzbinlerce insan,“Beytullah”a teveccüh edip, mübarek bir zaman dilimi için-de, Sahib-i
Ş
eriat taraf 
ı
ndan belirlenmi
ş
baz
ı
mekânlar
ı
.. hu-susî bir k 
ı
s
ı
m usullerle ziyaret eder.. vazifelerini yerine getirir ve günahlar
ı
ndan ar
ı
n
ı
rlar ki böyle bir vazife, “Ona varmayagücü yeten kimsenin Kâbe’yi tavaf etmesi, Allah’
ı
n insanlarüzerindeki hakk 
ı
ı
r” ferman
ı
 yla,
İ
slâm’
ı
n be
ş
esas
ı
ndan biriolarak gücü yeten herkese farz k 
ı
l
ı
nm
ı
ş
t
ı
r.Hac, müslümanlar aras
ı
nda içtimâî birli
ğ 
i tesis ve te-celli ettiren öyle büyük ve öyle
ş
ümullü bir
İ
slâm
ş
iâr
ı
ı
rki, onun enginlik ve vüs’atini, küre-i arz üzerinde bir ba
ş
kamekân ve bir ba
ş
ka cemaatte bulup göstermek mümkünde
ğ 
ildir. Kâbe, o derin mânâ ve kudsiyetiyle, tâ Hz. Âdem ve onun yarat
ı
l
ı
ş
ı
ndan önceki zamanlara gidip dayanan.. vedaha sonra Hz.
İ
brahim’le bilmem kaç
ı
nc
ı
kez ortaya ç
ı
ka-r
ı
l
ı
p imar edilen, millet-i
İ
brahimiye ile irtibatl
ı
, Hakikat-
ı
  Ahmediye’nin “amâ”n
ı
n ba
ğ 
r
ı
nda e
ş
i, Nûr-u Muhammedîaleyhisselâm
ı
n dölyata
ğ 
ı
ve bütün semâvî dinlerin k 
ı
blegâ-h
ı
e
şş
iz öyle bir tevhid oca
ğ 
ı
ı
r ki, bu hususiyetleriyle onadenk, Allah evi denebilecek ikinci bir bina yoktur.Her y 
ı
l, yüzbinlerce insan, Allah’a kar
ş
ı
kulluk sorum-luluklar
ı
n
ı
yerine getirmek için, Hakk’a en yak 
ı
n olacaklar
ı
 bir zaman diliminde, bir zirve mekânda, edâ edecekleri iba-detlerin menfezleriyle duygular
ı
n
ı
, dü
ş
üncelerini soluklar..ahd ü peymanlar
ı
n
ı
yeniler.. günahlar
ı
ndan ar
ı
n
ı
r.. birbir-lerine kar
ş
ı
sorumluluklar
ı
n
ı
hat
ı
rlar ve hat
ı
rlat
ı
r.. içtimâî,iktisâdî, idârî ve siyâsî i
ş
lerini, her yan
ı
 yla Hakk’a kullu
ğ 
uça
ğ 
r
ı
ş
t
ı
ran bir ibadet zemininde, kalblerin rikkati, duygu-lar
ı
n enginli
ğ 
i ve
İ
slâm
ş
uurunun med vaktinde, bir keredaha gözden geçirip peki
ş
tirir; sonra da yepyeni bir güç, yepyeni bir azim, yepyeni bir
ş
evkle ülkelerine dönerler.Hepimiz hacca, biraz da, ruh ve duygular
ı
m
ı
z
ı
n kirlen-mi
ş
olmas
ı
mülâhazas
ı
 yla gider ve o güne kadar tan
ı
ma-
ı
ğ 
ı
m
ı
z farkl
ı
bir kap
ı
dan, ayr
ı
bir mânâ âlemine aç
ı
l
ı
 yorgibi yola revân olur ve geçece
ğ 
imiz yollara s
ı
ralanm
ı
ş
 
ş
eâiribir bir görür, duyar, enginliklerine iner.. ve ulu da
ğ 
lar
ı
n
HAC
Ocak / 
Ş
ubat / Mart - 2007 / 75
2
 YENi ÜMiT
 
Ocak / 
Ş
ubat / Mart - 2007 / 75
 YENi ÜMiT
 
mehâbeti içinde gözümüzü, gönlümüzü dolduran bunca
İ
slâm alâmeti kar
ş
ı
s
ı
nda, daha yolda iken Kâbe vehaccetme ruhunun perde perde s
ı
cak ve derinesintilerini duymaya ba
ş
lar
ı
z. Sonra da, gidiptâ en son noktaya ula
ş
ı
ncaya kadar, otobüskanepelerinde, tren kompart
ı
manlar
ı
nda,gemi kamaralar
ı
nda, uçak koltuklar
ı
nda, otelodalar
ı
nda, misafir salonlar
ı
nda, hatta çar
ş
ı
  ve pazarda hep o s
ı
ms
ı
cak meltemlerin tesi-rini hissederiz. Bu vas
ı
talara, bu yollara nekadar al
ı
ş
m
ı
ş
ve ne kadar kan
ı
ksam
ı
ş
olursak olal
ı
m; vas
ı
tas
ı
na göre, saatler, günler ve haf-talar süren bu mavi, bu rûhânî, bu âhenkli,bu vâridatl
ı
yolculuktan bir kurbet, bir vus-lat, bir güzellik, bir
ş
iir hatta bir romantizmbanyosu ala ala, ruhlar
ı
m
ı
za, as
ı
l kayna
ğ 
ı
n-dan gelen gücü kazand 
ı
rm
ı
ş
, gönüllerimizi itmi’nân ar-zusuyla
ş
ahland 
ı
rm
ı
ş
ve husûsî bir âlemin namzedi olmu
ş
 gibi kendimizi, bütün bu büyülü güzelliklere ula
ş
t
ı
racak s
ı
rl
ı
bir kap
ı
n
ı
n önünde san
ı
r
ı
z. Bu kudsî yolculuk ve yolmülâhazas
ı
, her zaman his dünyam
ı
za öyle esbab üstü birduyu
ş
ve bir sezi
ş
kabiliyeti bah
ş
eder ki; bazen ne
ş
’eyle tü-ten, bazen murâkabe ve muhâsebe duygusuyla burukla
ş
anbir ruh hâletiyle, âdeta kendimizi âhiretin koridorlar
ı
nda yürüyormu
ş
ças
ı
na hep tedbirli ve temkinli hissederiz.Kâbe; bak 
ı
ş
zâviyesini iyi belirlemi
ş
olanlara göre, boy-nu ötelere uzanm
ı
ş
, bir bize, bir de sonsuzlu
ğ 
a bakan; yer yer sevinen, zaman zaman da kederlenen için için bir hâlioldu
ğ 
u hissini uyar
ı
r. Binlerce ve binlerce senenin tecrü-be, vakar ve ciddiyetini ta
ş
ı
 yan ve daha çok da bir insan yüzüne benzetece
ğ 
imiz onun d 
ı
ş
cephesini görünce, edâs
ı
  ve endâm
ı
 yla bize bir
ş
eyler anlatmak istedi
ğ 
ini, harîmini
ı
p bize:“Gel ey a
ş
ı
k ki, mahremsinBura mahrem makam
ı
ı
rSeni ehl-i vefâ gördüm”dedi
ğ 
ini duyar gibi oluruz.Kâbe; konumu itibar
ı
 yla, evimizin en mûtenâ kö
ş
esin-de, en hâkim bir sedir üzerinde oturup evlatlar
ı
n
ı
n, torun-lar
ı
n
ı
n ne
ş
’elerini payla
ş
an, elemlerini ruhunda ya
ş
ayan biranne görünümündedir. Bulundu
ğ 
u yerden çevresini temâ-
ş
â eder; yer yer ac
ı
larla burkulur, zaman zaman da in
ş
irah-la çevresine tebessümler ya
ğ 
ı
r
ı
r.
İ
nsan, beldelerin anas
ı
na yaslanm
ı
ş
bu binalar
ı
n anas
ı
çevresinde dönmeye ba
ş
la- y 
ı
nca
ş
efkatle kucakland 
ı
ğ 
ı
n
ı
, sevgiyle kokland 
ı
ğ 
ı
n
ı
duyargibi olur. Tavafta hemen herkes kendini, annesinin elindens
ı
ms
ı
ı
tutmu
ş
ko
ş
an bir çocuk gibi hafif, güvenli ve
ş
evklihisseder. Evet insan, o binler ve yüzbinler içinde, uhrevî
ş
üncelerle co
ş
mu
ş
onun etraf 
ı
nda pervaz ederken, âdeta Allah’a do
ğ 
ru yürüyormu
ş
ças
ı
na
ş
evk u tarâbla co
ş
ar vekendinden geçer. Vücutlar
ı
n
ı
n yar
ı
s
ı
ndan ço
ğ 
u aç
ı
k, urba-lar
ı
omuzlar
ı
nda “remel” yap
ı
p z
ı
playarak yürürken, herzaman tela
ş
l
ı
, endi
ş
eli, fakat bir o kadar da ümitli ve çe-lik-çavak bir yol al
ı
ş
ı
n heyecan
ı
n
ı
ya
ş
arlar. Dünya hesab
ı
nabu sal
ı
nm
ı
ş
l
ı
k, bu rahatl
ı
k ve romantizm, mübarek evinçevresindekilere tarifi imkâns
ı
z büyülü bir derinlik, birhayal ve bir melâl a
ş
ı
lar.
İ
nsan, o uhrevî kalabal
ı
ğ 
ı
n ukbâbuudlu görüntüsü kar
ş
ı
s
ı
nda, daha tavafa girmeden o ilâ-hî harîmin münzevî sükût ve
ş
iirini duyar gibi olur. Herzaman kendini Kâbe’nin çevresinde bu dönme büyüsünekapt
ı
ran derin ruhlar, dönerken kimbilir ne mahrem kap
ı
-lar
ı
n önünden geçer.. ne bilinmez tokmaklara dokunur vene sihirli panjurlar aralarlar ötelere.! Öyle ki, bu eski fakateskimemi
ş
binan
ı
n çevresinde her an yepyeni duygularlaco
ş
up dönerken, tahayyüllerimizde aç
ı
lan menfezlerdengönüllerimize akan vâridâta, sînelerimizde çakan
ı
ş
ı
klara ve ruhlar
ı
m
ı
z
ı
uçuran s
ı
rra
ş
a
ş
ar
ı
z. Her ad 
ı
m at
ı
ş
ı
m
ı
zda,s
ı
rl
ı
bir kap
ı
ı
lacakm
ı
ş
da bizi içeriye ça
ğ 
ı
racaklarm
ı
ş
gibibir hisle hareket eder, keyfiyetini bilemedi
ğ 
imiz bir zevkedo
ğ 
ru kayd 
ı
ğ 
ı
m
ı
z
ı
san
ı
r ve kalbimizin heyecanla att
ı
ğ 
ı
n
ı
 hissederiz. O esnâda bulundu
ğ 
umuz yerden, Kâbe’ningönüllerimize sinmi
ş
olanca büyüklü
ğ 
ünün, derinli
ğ 
inin,büyüsünün canlan
ı
p köpürdü
ğ 
ünü tepeden t
ı
rna
ğ 
a her ya-n
ı
m
ı
zda duyar ve ürpeririz.Bu mülâhazalar
ı
bazen bir k 
ı
s
ı
m gerçek sebeplere da- yand 
ı
rarak izah etmek mümkün olsa da, çok defa kriter-lerimizi, takdirlerimizi a
ş
an vâridat ve sünûhat kar
ş
ı
s
ı
ndasessiz kal
ı
r
ı
z. Zira Kâbe ve çevresi, maddî
ş
artlar
ı
ve
ı
ş
 aksesuar
ı
itibar
ı
 yla bir
ş
eyler ifade etse de, muhtevas
ı
ka-pal
ı
, mânâlar
ı
bu
ğ 
ulu, üslubu da uhrevî oldu
ğ 
undan her-kes onun anlatt
ı
klar
ı
n
ı
anlamayabilir. Oysa ki, avam-havâs,cahil-âlim, genç-yeti
ş
kin herkesin mutlaka ondan anlad 
ı
ğ 
ı
 ama çok defa ifade edemedi
ğ 
i bir sürü
ş
ey vard 
ı
r.Kâbe, hepimizde ürperti hâs
ı
l eden mehip da
ğ 
ve tepe-ler aras
ı
nda daha çok filizlenmi
ş
bir nilüfere benzemesinin yan
ı
nda, içinde varl
ı
ğ 
ı
n esrar
ı
n
ı
ta
ş
ı
 yan bir s
ı
r fanusu, Sid-
3
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...