kişiler para ve iktidar dışında değer tanımıyorlar. Ekonomik ve askeri tehditlerin işe yaramadığınıgörünce çılgına dönüyorlar. Kabagücün ve paranın hak yaratmadığı gerçeğini içlerinesindiremiyorlar.Soğukkanlı bir değerlendirme yapan her gözlemci Suriye'ye savaş tehditleriyle başlayan sürecinKürt sorununu dünyanın gündemine iyice oturttuğunu, sorunun evrenselleştiğini saptayabilir. Budurumda, toplumsal zihniyetimizin, siyasal kültürümüzün insanlığın en asgari evrensel normlarıylaçeliştiği artık herkesin gözüne daha çok batacak. Politikacılarımızın, kurumlarımızın, zihniyetimizin,alışkanlıklarımızın ne kadar köhnemiş oduğu bu kez dünya ölçeğinde kanıtlanacak. Bütün "uygarlık"ve "çağdaşlık" iddialarımıza rağmen, attığımız her adımla büyük insanlıktan daha da uzaklaşıyoruz.Yanımızda dost olarak savaş tacirlerinden, Berlusconi gibi gırtlağına kadar yolsuzluğa bulaşmışişadamı-politikacılardan, dünya egemenliğini elinde tutmak için strateji hesapları yapan ABD'ninemperyalist yöneticilerinden, Netanyahu gibi siyonist ırkçılardan, faşistlerden ve mafya babalarından başka kimseyi bulamıyoruz.Kana, gözyaşına, inanılmaz acılara, derin yaralara yol açan politikalarda ısrar edenler, insanlığınen temel normlarına uyum sağlayarak elde edilmesi mümkün barışçı çözümleri reddedenler,ülkemizin bugününe ve geleceğine gerçekten kıyıyorlar. Barışçı çözümleri elinin tersiyle itenler,ülkemizi ABD'nin emperyalist planlarına, İsrail siyonizminin payandalığına mahkûm ediyorlar.Unutmayalım ki, hiçbir şey halkların dostluğunun yerini tutamaz. Eşitlik ve özgürlük ilişkisi,ilişkinin taraflarını birlikte yüceltir, her iki tarafa da sayısız faydalar sağlar.Öte yandan, toplumsal yaşamımızın her alanını etkileyen derin bunalım gitgide daha belirgin halegeliyor. Ancak yabancı sömürgecilerin yerli halka reva görebileceği bir acımasızlıkla kendi halkınısoyup soğana çeviren ve aşağılayan sermaye oligarşisinin sömürü ve zulüm tezgâhları bir bir ortayaçıkıyor. Egemenlerimiz arasında sürüp giden kaset savaşları toplumsal ve ahlâki çürümenin boyutlarını en kalın kafalı yorumcuların bile gözüne sokuyor.Yeni vergi yasasıyla rantiye kesimlerden alınması öngörülen vergiler dünya ekonomik bunalımı bahanesiyle bir bir kaldırıldı. "İşçilere, memurlara yarım puan bile artış vermem" diyen iktidar sözcüleri, yapılan değişikliklerle bankalara, finans kesimine ve genel olarak iş alemine "900trilyonluk bir imkân sağladıklarını" övünerek ilan ettiler.Ülkücü mafya babası Alaattin Çakıcı'nın diplomatik pasaport taşıdığı, en üst düzey politikacılarla,MİT ve emniyet yetkilileriyle içli dışlı oduğu, en duyarlı kamu görevlerine atama yaptıracak, büyük özelleştirme ihalelerini belirleyecek güce ulaştığı, Türkiye'nin "bir mafya cumhuriyeti haline geldiği" bizzat Başbakan Yılmaz tarafından açıklandı. "Yılmaz, Nesim Malki cinayetinin ardından bir gecede500 ila 700 trilyon liranın el değiştirdiğini, bu paranın Alaattin Çakıcı'nın yakın arkadaşı, firari işadamı Erol Evcil ile Sümerbank'ın sahibi Hayyam Garipoğlu'na gitmiş olabileceğini ifade etti."(Cumhuriyet, 20 Ekim 1998, s. 1)Sıra sıra bankalar, gazeteler, TV kanalları satın alan Korkmaz Yiğit'in açıklamalarıyla, bakanlarınve bizzat başbakanın aynı kanunsuz ilişkiler ağı içinde bulunduğu iddiası, kamuoyunda büyük yankıuyandırdı ve bütün muhalefet partilerinin hükümetin düşmesine yol açacak bir gensoru vermesineyol açtı. Yılmaz'ın ve Güneş Taner'in doğrudan doğruya ANAP'ın denetimi altında bulunacak bir medya grubu oluşturma planını uygulamaya çalıştıkları ortaya çıktı. Demirel ailesine yakınlığıyla bilinen ve kamu bankalarına borcu 1,5 milyar dolara varan iktidarın gözdesi Bayındır Holding başkanı Kâmuran Çörtük'ün, Türk Ticaret Bankası'nı özelleştirme girişiminde Korkmaz Yiğit lehinesiyasi nüfuz sağlama karşılığında, Yiğit'in Raks grubundan 85 milyon dolara satın aldığı Genç TVkanalını bedelsiz olarak devraldığı anlaşıldı.Görevden alınan MİT kontr-terör dairesi başkanı Mehmet Eymür, eski İçişleri ve Adalet BakanıMehmet Ağar'ın yurtdışına eroin yolladığını açıkladı. İş Bankası, Ünal Korukçu-Erol Evcil ilişkisi,Korkmaz Yiğit-Alaattin Çakıcı ilişkisi, Park Holding, Sümerbank, Bayındır Holding, Tunca Bank,First Merchant Bank, iktidar partileri, Merkez Bankası, TÜSİAD, Özelleştirme İdaresi, kamugörevlileri vb. arasındaki ilişkiler ağı iş dünyası-medya-politikacılar-kamu görevlileri-çeteler arasındaki birlik ve bütünlüğü göz önüne serdi. Fransa Uyuşturucu Gözlemevi'nin raporu "Anadolu
Leave a Comment