Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
2Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
AHMET BOZKURT SAVAŞ VE BARIŞ

AHMET BOZKURT SAVAŞ VE BARIŞ

Ratings: (0)|Views: 87|Likes:
Published by Ahmet Bozkurt

More info:

Published by: Ahmet Bozkurt on May 18, 2009
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/11/2014

pdf

text

original

 
 
 Ahmet Bozkurt 
Hece Dergisi, Şubat 2009, sayı: 146, s. 93
-96.
ROMANDAN TİYATROYA
 SAVAŞ VE BARIŞ 
 
Savaş ve Barış
’a ait notların birinde Tolstoy, kitabın bir roman olmadığını bir şiir, yada bir tarihî günce de sayılamayacağını, bunun yeni bir ifade biçimi olduğunu ve “yazarınanlatmak istediklerine uygun olarak tasarlandığını” söyler
1
. Tolstoy’un yapıtı
“bir roman yorum üreten bir makinadır” (Un roman est une machine { générer de l’interprétation)
diyen Umberto Eco’nun öngörüsünü ziyadesiyle karşılayan bir sözce’ye
(énonciation)
 
denk düşüyor. Zira Tolstoy’un biçemi tüm sınırların dışında kendi zamanını dokuyanteatral bir temsil biçimine kapı aralar. O yüzden
Savaş ve Barış
 
güçlü bir romanolmasının yanında bir sanatçının ustalıklı ellerinde vücut bulmuş, insanî
toplumsal
gerçekliğin tüm söylem kipleriyle alımlandığı bir felsefe metnidir aynı zamanda.
 
Yapıtlarında “nesnelerin birliği”nin Tolstoy’daki kadar zengin, bu kadar tam olduğubir başka modern yazar daha olmadığını düşünen
2
 
Georg Lukács için de
Savaş ve Barış
’ın
epik-
lirik dolayımı öncelikli yapı birimini oluşturur. Yaşamın bütünlüğünün epik olarak
1
Troyat, Henri (2005):
 Savaş ve Barış
, çev. Özge Özgüler, (Lev Tolstoy,
Savaş ve Barış,
 
cilt:1 içinde, s.7
-24.),
İstanbul: İletişim, s.11.
2
 
Lukács, Georg (1987):
 Avrupa G
erçekçiliği 
, (çev. Mehmet H. Doğan), İstanbul: Payel.
 
 
verilmesi, dramatiğin tersine, yaşamın dış görünümlerinin
verilişini
 
insan yaşamınınherhangi bir alanını yapan en önemli nesnelerin epik
-
şiirsel dönüşümünü ve
 
böyle biralanda zorunlu olarak geçen en tipik olayları kaçınılmaz bir şekilde içermelidir.Hegelyen epik form, tam da bu bağlamda,
Savaş ve Barış
’ın her satırında karşılığını,lirizmini, şiirselliğini ve teatral temsil biçimlerini bulabileceğimiz üç teme
l koyut 
üzerinde şekillenmiştir: Epik, şartların ve ilişkilerin bütün genişliği içinde ifadesinibulması gereken bir edimin gerçekleşmesini kendine konu edinir. Şartların ve ilişkilerinbütün genişliği içinde bir ülkenin ve çağın total dünyasıyla bağlantılı, zengin bir olayolarak bir edimin olmasını kendine konu edinir. Daha sonradan katı dinsel doğma veyasivil ve ahlaki yasa haline gelen her şey, zihnin yaşayan bir tutumu olarak bu tekilbireyden ayrışmış olarak kalır. Şüphesiz Hegelyen epik tümlüğün Tolstoy’daki tekkarşılığı bu belirlenimlerle sınırlı değildir. Bu sınırsızlık
Savaş ve Barış
’ın tematikyapısını bütünleyen nesne, olay ve yaşam alanı ekseninin tüm romana yayılan bir dokuiçerisinde veriliyor olmasında yatmaktadır.
Savaş ve Barış
 
her yönüyle karakterlerinin birer arzu taşıyıcısı olduğu bir yapıttır. Herne kadar farklı kesitlerde ilerlese de Andrey’in, Piyer’in, Nataşa’nın arzuları gerçekteçökmekte olan bir sınıfın derin bunalımlarının ilk habercisi olma özelliğini taşır.Romanın asal karakterlerinden olan Piyer ile Andrey yaratıcıları Tolstoy gibi hep bir içdinginliğini ararlar, her ikisi de ölüm ve hayat sırlarına cevap isterler, ama ne ötekini neberikini bulamazlar; bunun dışında bu iki insan birbirine hiç benzemez. Andrey’inyazgısı ona her türlü zorunluluğun ve içe kapanmanın dayattığı bir yazgıdır. Bağlı olduğusınıfsal yapı, tıpkı Piyer’in dönüşümünde olduğu gibi, tüm güç uygulayımları ile Andrey’ebir yerlere ait olamama duygulanımını daha da güçlendirmiştir. Andrey’in reformist 
 
düşüncelerinin karşılığını bulduğu uzam tam da tüm aidiyetini yitirdiği Rusaristokrasisidir. O yüzden Tolstoy,
Savaş ve Barış
’ta tüm karakterlerine egemen olanyapıyı, onların yaşamlarını kendi zamanlarından aşırarak, dilin içerdiği tüm
soyutlamalardan v
e sözün çizdiği tüm sınırların da ötesinde zamanı aşacak bir şekildebetimlemiştir. Bu zamansal döngü Tolstoy’un
Savaş ve Barış
’ta kurmaya çalıştığı tarihfelsefesinin de trajik özünü oluşturur.
Savaş ve Barış
’ta Tolstoy iyiliği yaşamla değiş tokuş etmenin mümkün olduğunu inkâ
r
etmekle yetinmez; böyle bir değiş tokuşun doğaya karşı olduğunu, yanlış ve yapmacıkolacağını düşünmeye kadar işi vardırır; velhasıl, her kim olursa olsun, hatta insanların
 
en iyisi bile olsa, sonunda itiraz eder
3
. Tolstoy insa
n yaşamını tasvir etmekle sınırlıkalmayıp, aynı zamanda, yargılar. Üstelik insan yaşamını, ne merhamet ne de öfketaşıyan sakin ve yansız bir yargıcın yaptığı gibi değil, davanın sonuyla derinden vetutkuyla ilgili bir insan olarak yargılar.
Tolsto
y’un kahramanları, çevrimsel koşullarına egemen olan Kapitalizm’in yarattığıdünyaya ve onun tüm alçaltma ve sömürülerine karşı bir savaşımın aktörleridir.Tolstoy’un kahramanlarının savaşımı ve yenilgisi, bu anlamda, trajik çevrimin genelhatlarına dahil olan bir uzamda yer alırlar. Bu ise tamamen hatları Tolstoy’un büyükeserinin içerisinde gizli olan trajik gerçekçiliğin zamansal çevriminden başka bir şeydeğildir. Tolstoy’u Batı Avrupa yazarlarından ayıran en temel özelliği, gerçekçiliği
toplumsal ve tarihsel
nüvelerinden ayrıştırmayarak onu insansal gerçekliğin bir öznesihaline getirmesinde yatmaktadır.Trajik gerçekçiliğin Tolstoy’un yapıtında bu şekilde açığa çıkması onun tüm diğersöylem biçimlerine ve metinsel yapılarla arasındaki koşutluğunun somutlaştırılmış bir
edimi olarak bir
oyun
düşüncesinde mevcudiyet bulmasına olanak sağlar
.
Tolstoy’un
epik-
lirik yapıtını Erwin Piscator’un
Politik Tiyatro
’su ile birlikte okumak kanımca hemmetinsel olana hem teatral olana hem de tarih felsefesine yeni bir bakış kazandıracaktır.Bu bağlamda
Politik Tiyatro
’nun kurucusu Erwin Piscator’un
Savaş ve Barış
4
 
uyarlamasıda Marxist estetiğin temel öncüllerine hiç de aykırı düşmeyen Tolstoy’un yapıtınıorganik bir bütün içerisinde sahneye taşımıştır. Zira Piscator kendisini şimdiye kadargelmiş olan tiyatro deneyimlerinden ayıran şeyler neyse aynı özgüllüğü Tolstoy’unyapıtında da bulmuştur. Lenin’in Tolstoy’u
“Rus devriminin aynası” 
 
olarak adlandıranbakışı da gerçekte Tolstoy’un büyük yapıtına nüfuz eden toplumsal yapının
 
ve ilişkilerininsansal gerçekliği belirleyen ve dönüştüren özelliğiyle bütünleşik bir yapıda elealınmasıyla vücuda gelmiştir.
 
“Bizim için sahnede çizilen insan, toplumsal bir öğe olarak anlamlıdır.
Temel olan ne
kendisiyle ne tanrıyla ilişkisi değil, toplumla ilişkisidir. Ne zaman görünse sınıfsal vetoplumsal konumu da onunla birlikte yerini alır” 
5
 
diyen Erwin Piscator,
Savaş ve Barış
’ıoyunlaştırıken hem kendi sahne tekniği hem de kendi ideolojik alımlamasına uygun
3
Chestov, Lev (2007):
 Nietzsche ve Tolstoy’da İyilik Fikri 
, (çev. Işık Ergüden), İstanbul: Versus, s. 16.
4
Tolstoy, Lev (1994):
 Savaş ve Barış
, Oyunlaştıranlar: Erwin Piscator, Alfred Neumann, Guntram Prüfer, (çev.Cevat Çapan), İstanbul: Mitos Boyut.
5
Piscator, Erwin (1985):
 Politik Tiyatro
, (çev. M. Ünlü
-
S. Güney), İstanbul: Metis, s. 200.

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->