parlamenter vb.
ş
ekilde i
ş
liyor demektir.
'Çal
ı
ş
an kitlelerin burjuva parlamentolar
ı
na kat
ı
l
ı
m
ı
, binlerce bariyer konularak engellenir (burjuva demokrasisinde, bankalar
ı
nve borsalar
ı
n karar verdi
ğ
i önemli konularda onlar hiçbir zaman karar hakk
ı
na sahip de
ğ
ildir) ve i
ş
çiler, burjuva parlamentolar
ı
nkendilerine yabanc
ı
oldu
ğ
unu, burjuvazinin kendileri üzerindeki bask
ı
araçlar
ı
oldu
ğ
unu, dü
ş
man s
ı
n
ı
f
ı
n, sömüren az
ı
nl
ı
ğ
ı
nkurumlar
ı
oldu
ğ
unu çok iyi biliyor, hissediyor, görüyor ve anl
ı
yorlar.'
(V.I. Lenin, Toplu Eserler (
İ
ng. CW) 28, s.247)Elbette Marksist-Leninistler her zaman demokratik hak ve özgürlüklerden faydalan
ı
p onlar için mücadele edecektir; fakat butaleplerin kapitalist ko
ş
ullarda ancak k
ı
smen elde edilebilece
ğ
ini bilerek. Sava
ş
k
ı
ş
k
ı
rt
ı
c
ı
lar
ı
na kar
ş
ı
mücadele, emperyalizminulusal egemenli
ğ
e sald
ı
r
ı
lar
ı
na kar
ş
ı
halk
ı
n eylem birli
ğ
i, çevreyi koruma mücadelesi, grev hakk
ı
ve di
ğ
er demokratik haklar
ı
savunma, her zaman komünistlerin taktik program
ı
n
ı
n merkezinde olacakt
ı
r. Komünistler ayn
ı
zamanda, kapitalist ko
ş
ullar alt
ı
ndabu tür mücadelelerin ba
ş
ar
ı
s
ı
n
ı
n, i
ş
çi s
ı
n
ı
f
ı
n
ı
n ve kitlelerin zor gücüne, eylem birli
ğ
ine ve mücadele yetene
ğ
ine ba
ğ
l
ı
olarak,ancak k
ı
smi ve s
ı
n
ı
rl
ı
bir zaman için geçerli olaca
ğ
ı
gerçe
ğ
ini saklamaya kalk
ı
ş
mazlar. Kal
ı
c
ı
reformlar ve önemli geli
ş
meler,tamamiyle farkl
ı
bir sosyal ve ekonomik sistemin, yani sosyalizmin bir parças
ı
d
ı
r.Bu nedenle, burjuva devlet kurumlar
ı
(parlamento, ordu, mahkemeler) hiçbir zaman devrimci bir stratejiye dahil edilemezler. Buorganlar sözkonusu oldu
ğ
unda komünistlerin tutumu (örne
ğ
in seçimlere kat
ı
l
ı
p kat
ı
lmama, askere gitmeyi kabul edip etmeme vb.),taktik bir sorundur. Duruma, ba
ş
ka bir deyi
ş
le s
ı
n
ı
f mücadelesinin 'derecesine' ba
ğ
l
ı
olarak bu sorulara verilecek cevaplar de
ğ
i
ş
ebilir. K
ı
sacas
ı
, içinde bulunulan döneme, de
ğ
i
ş
en ko
ş
ullara göre, stratejik amaçlar
ı
m
ı
z
ı
n gerçekle
ş
mesine katk
ı
dabulunacak en iyi
ş
eye karar verilir.De
ğ
i
ş
ik revizyonist ak
ı
mlar, 'Yeni Dünya Düzeni'nin ve Do
ğ
u Avrupa'daki bar
ı
ş
ç
ı
l kar
ş
ı
-devrimlerin deneyiminin, art
ı
k
ş
iddetedayal
ı
devrimlerin mümkün olmad
ı
ğ
ı
n
ı
, bunun umutsuz, hatta -emperyalistler art
ı
k aralar
ı
ndaki farkl
ı
l
ı
klar
ı
Birle
ş
mi
ş
Milletler arac
ı
l
ı
ğ
ı
yla çözdü
ğ
ünden (!) - 'gereksiz' bir çaba oldu
ğ
unu kan
ı
tlad
ı
ğ
ı
n
ı
iddia ediyorlar. Ülkemizdeki baz
ı
revizyonistler, dünyan
ı
ndi
ğ
er bölgelerinde
ş
iddete dayal
ı
devrimlerin hala bir gereklilik olabilece
ğ
ini ifade ediyorlar. Ancak, onlara göre, Norveç'in 'bar
ı
ş
ç
ı
ltarihi ve gelenekleri', bu Leninist ö
ğ
retiyi 'eski' ve 'gerçe
ğ
e uymaz' k
ı
l
ı
yor. Elbette bu sahte bir aç
ı
klamad
ı
r.
Emperyalist gerçeklik
As
ı
l gerçeklik ise, revizyonistlerin 'z
ı
mni gerçekli
ğ
inin' tersini söylüyor. Petrol ihrac
ı
nda Suudi Arabistan'dan sonra bugün ikincis
ı
rada olan Norveç gibi bir ülkede, bar
ı
ş
ç
ı
l bir devrim olas
ı
l
ı
ğ
ı
n
ı
n mikroskobik oldu
ğ
unu belirtmek gerekir. Ancak gerekti
ğ
indesilahl
ı
gücü kullanma kararl
ı
l
ı
ğ
ı
na sahip oldu
ğ
unu gösteren bir i
ş
çi s
ı
n
ı
f
ı
, kan dökülmesini önlemek için burjuvaziyi yeterincekorkutabilir. Son 150 y
ı
l
ı
n uluslararas
ı
i
ş
çi hareketinden ç
ı
kar
ı
lan ders budur.
'Burjuva düzenin medeniyeti ve adaleti, o düzenin köleleri efendilerine kar
ş
ı
aya
ğ
a kalkt
ı
ğ
ı
nda k
ı
rm
ı
z
ı
ı
ş
ı
ğ
ı
n
ı
gösterir. O zamanbu medeniyet ve adalet, aç
ı
k vah
ş
etini ve yasa tan
ı
maz intikam
ı
n
ı
sergiler. Üretenlerle ona el koyanlar aras
ı
nda cereyan edens
ı
n
ı
f mücadelesindeki her yeni kriz, bu gerçe
ğ
i daha göz kama
ş
t
ı
r
ı
ç
ı
bir
ş
ekilde ortaya koyar.'
(Marx, Fransa'da
İ
ç Sava
ş
)Burjuva devletin demokratik görünü
ş
ü, ka
ğ
ı
ttan yap
ı
lma evden ba
ş
ka bir
ş
ey ifade etmez. Toplumsal karga
ş
a tehdidi alt
ı
ndahemen yerle bir olur. Bu anlay
ı
ş
, devrimci stratejinin geli
ş
tirilmesi aç
ı
s
ı
ndan esas te
ş
kil eder. Komünistler ve i
ş
çi s
ı
n
ı
f
ı
, nas
ı
l bir dü
ş
mana kar
ş
ı
duruldu
ğ
u konusunda net olmal
ı
d
ı
r. Di
ğ
er bütün ülkelerde oldu
ğ
u gibi küçük, bar
ı
ş
ç
ı
l, uzak Norveç'te de burjuvazi,ciddi bir ayaklanma giri
ş
imini bast
ı
rmak için,
ş
iddete dayanan devlet mekanizmas
ı
n
ı
kullanma konusunda bir dakika bile tereddütetmeyecektir.
Burjuvazinin aç
ı
k diktatörlü
ğ
ü
Bugün bu gerçek, Norveç örne
ğ
inde de burjuva sistemin kendisi taraf
ı
ndan resmi olarak onaylanm
ı
ş
durumdad
ı
r. Norveç solu, i
ş
çipartileri ve örgütleri, ve hatta her renkten liberal unsurlar ve demokratlar, y
ı
llarca, sald
ı
r
ı
lar, hatta ölüm olaylar
ı
yla sonuçlanansiyasi gözetimin ony
ı
llard
ı
r sürdü
ğ
ünü iddia ettiler. Son y
ı
llarda, önde gelen eski sosyal demokrat liderler ve di
ğ
er merkezunsurlar, komünistlerin 1950'lerden beri ifade ettikleri bir
ş
eyi do
ğ
rulayan kitaplar yay
ı
nlad
ı
lar: Bu faaliyetlerin yürütülmesinde,Norveç polis örgütü POT ve Askeri
İ
stihbarat Servisi ile yak
ı
n ili
ş
kiler içinde olan Sosyal Demokrat Parti liderli
ğ
i ve Norveçsendikalar konfederasyonu LO büyük bir rol oynam
ı
ş
t
ı
r.
'Ça
ğ
da
ş
devletlerin temel yasalar
ı
na, yönetimlerine, toplanma özgürlü
ğ
ü, bas
ı
n özgürlü
ğ
ü ya da 'yasalar kar
ş
ı
s
ı
nda tümvatanda
ş
lar
ı
n e
ş
itli
ğ
i' ilkesine bakt
ı
ğ
ı
n
ı
zda, her dürüst ve s
ı
n
ı
f bilinçli i
ş
çinin a
ş
ina oldu
ğ
u burjuva demokrasisininikiyüzlülü
ğ
ünün kan
ı
tlar
ı
n
ı
görürsünüz. Ne kadar demokratik olursa olsun, anayasas
ı
nda, 'kamu düzeninin ihlali' durumunda vesömürülen s
ı
n
ı
f
ı
n kölelik konumunu 'ihlal' edip kölece davranmamaya ba
ş
lamas
ı
durumunda, burjuvaziye, i
ş
çilere kar
ş
ı
asker gönderme, s
ı
k
ı
yönetim ilan etme vb. güvencesi veren çekincelerin ve yasal bo
ş
lukar
ı
n olmad
ı
ğ
ı
hiçbir devlet yoktur. Kautsky utanmaz bir biçimde burjuva demokrasisini süslüyor ve örne
ğ
in en demokratik ve cumhuriyetçi burjuvazi durumunda olan Amerikan ve
İ
sviçre burjuvasinin grevdeki i
ş
çilere kar
ş
ı
tutumundan sözetmekten kaç
ı
n
ı
yor.'
(V.I. Lenin, age., p.244)
Tarihi bir skandal aç
ı
ğ
a ç
ı
k
ı
yor
Eldeki deliller sonunda öyle bir boyuta ula
ş
t
ı
ki, 1993'te parlamentodaki muhalefet, Sosyal Demokrat hükümeti bu konuyuara
ş
t
ı
rmak üzere bir meclis komisyonu kurmaya zorlad
ı
. Bilindi
ğ
i kadar
ı
yla ba
ş
ka herhangi bir ülkede böyle bir
ş
ey olmam
ı
ş
t
ı
.Geçen y
ı
l 8 May
ı
s'ta, ba
ş
kan
ı
Ketil Lund'un ad
ı
n
ı
ta
ş
ı
yan Komisyon, Norveç Polis Örgütü ve Askeri
İ
stihbarat Servisi'nin yasad
ı
ş
ı
bir
ş
ekilde onbinlerce Norveç vatanda
ş
ı
n
ı
gözetim alt
ı
nda tutmas
ı
iddialar
ı
na ili
ş
kin 1100 sayfal
ı
k raporunu kamuoyuna aç
ı
klad
ı
.Lund Komisyonu'na göre yarg
ı
, yasalar taraf
ı
ndan güvence alt
ı
na al
ı
nm
ı
ş
haklar
ı
koruma görevine ihanet etmi
ş
tir. Rapor, birçokdurumda temel sivil haklara sayg
ı
gösterilmedi
ğ
ini ve mahkemelerin Oslo'daki Milli Güvenlik Konseyi'ne kar
ş
ı
fazlas
ı
yla itaatkar davrand
ı
ğ
ı
n
ı
belirtmi
ş
tir.Rapor ayr
ı
ca, komünist, yar
ı
-komünist ve devrimci parti ve örgütlerin üye ve taraftarlar
ı
n
ı
n -hatta bunlar
ı
n 10 ya
ş
ı
ndakiçocuklar
ı
n
ı
n bile- gözetim alt
ı
nda tutuldu
ğ
unu göstermi
ş
tir. Örne
ğ
in, Klassekampen adl
ı
Maoist günlük gazetenin tüm yaz
ı
kurulu
Leave a Comment