• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
Birlik ve Mücadele
sayı 4, Mart 1998
İçindekiler • Burjuva Demokrasisi Ve Ajanı Sosyal Demokrasinin Gerçek Yüzü, Norveç• Dominik Konferansı'na Koordinasyon Komitesi Tarafından Sunulan Metin Üzerine Gözlem VeÖneriler, Benin• Emperyalizmin Krizinin Genel Belirtileri Ve Görevlerimiz: Marksist-leninist Parti Ve Örgütler Uluslararası Konferansı Kararı,• Geçmişi Aşarak Geleceğe İlerleyeceğiz, Şili• Gelecek Yüzyıl, Proleter Komünist Devrimin Yüzyılı Olacaktır, İtalya• Kapitalist Kaos Karşısında, Venezuela• Kore Halk Cumhuriyeti'ne Karşı Tutumumuz Nedir?, Almanya• Narkotrafik Bahanesi, Kolombiya• Sınıf Tahlili Üzerine: İletişim Ve Ulaştırma Sanayindeki Emekçilerin Rolü Ve Yeri, Fransa• T D K P 2. Genel Konferansı'nın Açıklaması, Türkiye• Temel Görevlerimiz, Ekvator • Ülke Gerçeği, Ulusal Anti-emperyalist Mücadeleyi Her Dönemden Daha Çok Zorunlu Kılıyor,Dominik • İşçi Komisyonları'nın (cc.oo) 6. Kongresi Üzerine, İspanya• İşçi Sorununa İlişkin Olarak Parti, Meksika
 
Burjuva Demokrasisi Ve Ajan
ı
Sosyal Demokrasinin Gerçek Yüzü
Birlik ve Mücadele Say
ı
:4
Norveç
De
ğ 
ş
ik revizyonist ak 
ı
mlar, 'yeni dünya düzeni'nin ve Do
ğ 
u Avrupa'daki bar 
ı
ş
ç 
ı
l kar 
ş
ı
-devrimlerin deneyiminin,
ş
iddete dayal 
ı
devrimlerin art 
ı
k mümkün olmad 
ı
ğ 
ı
n
ı
, bunun ümitsiz bir giri 
ş
imi ifade etti 
ğ 
ini, hatta hiç 'gerekli' olmad 
ı
ğ 
ı
n
ı
kan
ı
tlad 
ı
ğ 
ı
n
ı
iddiaediyorlar.'Demokrasi'nin (ki bunu s
ı
n
ı
f içeri 
ğ 
inden yoksun bir 
ş
ey olarak alg 
ı
ı
yorlar) bugün ula
ş
ı
ğ 
ı
a
ş
amada, bar 
ı
ş
ç 
ı
l geçi 
ş
in ve 'anti-tekelci strateji'nin, mümkün olan tek geli 
ş
me yolu oldu 
ğ 
una inan
ı
yorlar. A
ş
a
ğ 
ı
daki makalede, Avrupa'n
ı
n sosyal demokrat 'vitrin'lerinden biri olan Norveç'te, ça
ğ 
da
ş
burjuva demokrasisinin gerçek içeri 
ğ 
ine bakaca
ğ 
ı
z.
Devlet sorununa ili
ş
kin Marksist konsept herkes taraf 
ı
ndan bilinir. Tarihsel bir kategori olarak devlet, bir s
ı
n
ı
ı
n di
ğ
er s
ı
n
ı
flar 
ı
bask
ı
alt
ı
na almas
ı
n
ı
n bir arac
ı
d
ı
r. Devlet gücünün özünü her zaman, polisi, ordusu ve mahkemeleriyle
ş
iddet mekanizmas
ı
te
ş
kileder.Marksist devlet kavram
ı
, zora dayanan burjuva devlet gücünün, ancak bask
ı
alt
ı
ndaki s
ı
n
ı
ı
n zor kullanmas
ı
yla ortadankald
ı
ı
labilece
ğ
ini kavramada esas te
ş
kil eder. Burjuva devleti, i
ş
çi s
ı
n
ı
ı
taraf 
ı
ndan devral
ı
namaz; onun 'y
ı
k
ı
lmas
ı
' ve i
ş
çis
ı
n
ı
ı
n
ı
n kendi devlet organlar 
ı
n
ı
yaratmas
ı
gerekir. Paris komünarlar 
ı
n
ı
n ayaklanmas
ı
n
ı
ve sonunda yenilgiye u
ğ
ramas
ı
n
ı
inceledikten sonra Marx'
ı
n ç
ı
kard
ı
ğ
ı
en önemli sonuçlardan biri bu olmu
ş
tur.
'Solcular'
ı
n reformist yan
ı
lsamalar 
ı
Norveç 'solu'nda, küçük burjuva yan
ı
lsamalar ve reformist fikirler her zaman geli
ş
ecek verimli topraklar bulmu
ş
tur. Bu yaz
ı
da,bunun özel tarihsel, ulusal, jeopolitik ve s
ı
n
ı
f kaynakl
ı
nedenlerine girmeyece
ğ
iz. Ancak, ikincil diyebilece
ğ
imiz bir emperyalistgüce ve küçük bir nüfusa sahip olsa da, günümüzün 'küçük Norveç'i sadece, bal
ı
ı
lar 
ı
n ve küçük çapl
ı
çiftçilerin ya
ş
ad
ı
ğ
ı
uzaklarda bir yar 
ı
-arktik kaya parças
ı
de
ğ
il, asl
ı
nda emperyalist arenada her geçen gün daha aktif ve h
ı
rsl
ı
bir hale gelen bir aktördür. Petrol ve k
ı
y
ı
sanayinden gelen a
ş
ı
ı
karlar, güçlü bir devlet finansman
ı
birikimi sa
ğ
layarak Norveç burjuvazisinin birçokalanda ihtirasla hareket etmesini sa
ğ
lad
ı
. Norveç'in ayn
ı
zamanda, itaatkar bir 
ş
ekilde çok daha güçlü emperyalist ülkelerin veittifaklar 
ı
n (ABD ve AB) kuyru
ğ
una tak
ı
lm
ı
ş
emperyalist 'küçük karde
ş
' olmas
ı
, daha önce de
ğ
inilen gerçekle çeli
ş
mez.
İ
sveç ve Danimarka gibi di
ğ
er Kuzey ülkelerinin yan
ı
nda Norveç de, tüm nüfus için belli asgari sosyal standartlar 
ı
n garanti alt
ı
naal
ı
nd
ı
ğ
ı
- elbette ki sermayenin egemenli
ğ
ini ya da daha güçlü emperyalist güçlere boyun e
ğ
ilmesini etkilemeyecek bir tarzda -büyük bir demokrasi ve sosyal demokrat 'refah devleti'nin önemli bir örne
ğ
i olarak ortaya ç
ı
k
ı
yor. Uluslararas
ı
arenada ise, bu'sosyal demokrasi cennetleri', özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerine ve halklar 
ı
na, ulusal ve sosyal kurtulu
ş
un, devrimve sosyalizmin en 'mant
ı
kl
ı
' alternatifi olarak sunuluyor.
Sosyal demokrasinin 'ba
ş
ar 
ı
s
ı
' konusundaki gerçek
Yak
ı
n dönemlere kadar, sosyal demokrasinin 'ba
ş
ar 
ı
s
ı
' olgusu,
İ
skandinav ülkeleri emekçilerinin ço
ğ
unlu
ğ
u içinde belli bir etkiyesahip oldu
ğ
u gibi, birçok durumda, dünyadaki ulusal kurtulu
ş
hareketleri, i
ş
çi örgütleri ve ilerici hükümetler üzerinde de'
ı
l
ı
ml
ı
la
ş
t
ı
ı
c
ı
bir etkisi' oldu. Son y
ı
llarda Norveç hükümetleri, (Güney Afrika'da oldu
ğ
u gibi) 'bask
ı
ya kar 
ş
ı
ittifak' ve Ortado
ğ
u, ElSalvador, Guatemala vb. birçok çat
ı
ş
ma bölgesinde 'görü
ş
meci' ve 'arabulucu' rolünü
ş
evkle oynuyor.Küçük bir emperyalist güç olarak Norveç'in, yeni emperyalist ç
ı
karlar 
ı
n
ı
ve ihtiraslar 
ı
n
ı
gerçekle
ş
tirmek için bu 'arabuluculuk'pozisyonunu nas
ı
l etkili bir 
ş
ekilde kulland
ı
ğ
ı
bugün aç
ı
kl
ı
k kazan
ı
yor. Bir örnek verirsek; Norveç hükümeti bir yandan resmiolarak Endonezya'n
ı
n Do
ğ
u Timor'u i
ş
galini k
ı
n
ı
yor; ama öte yandan da tekelci sermayesi ile birlikte Suharto rejimi ile
ı
ktan flörtediyor ve hatta Timor Denizi'ndeki petrol kaynaklar 
ı
n
ı
n Endonezya topra
ğ
ı
olarak de
ğ
erlendirilmesi gerekti
ğ
ini kabul ediyor!Belirgin olan bir ba
ş
ka
ş
ey ise, ça
ğ
da
ş
sosyal demokrasinin ony
ı
llard
ı
r övündü
ğ
ü 'refah devleti'nin ortadan kald
ı
ı
lmayaba
ş
lanmas
ı
d
ı
r. Bunun nedeni aç
ı
k: 1989-90 y
ı
llar 
ı
n
ı
izleyen dönemde ortaya ç
ı
kan iç ve d
ı
ş
olaylar sonras
ı
nda devrim olana
ğ
ı
ve'sosyalist tehdit'in neredeyse s
ı
ı
r oldu
ğ
unu dü
ş
ünen sermaye, s
ı
n
ı
f uzla
ş
mas
ı
n
ı
daha fazla gerekli görmüyor.
İ
skandinavülkelerinin i
ş
çi s
ı
n
ı
ı
ise, kapitalist gerçekli
ğ
i ve burjuva demokrasisi ve sosyal demokrat maske alt
ı
ndaki 'refah devleti'nin gerçekyüzünü anlama konusunda giderek uyan
ı
yor.Bu alg
ı
lay
ı
ş
ı
n önemli bir parças
ı
, sava
ş
sonras
ı
dönemde sosyal demokrasi ile maskelenmi
ş
olan, geli
ş
mi
ş
burjuva demokrasisiolarak bildi
ğ
imiz kapitalist egemenlik biçiminin özünde yatmaktad
ı
r.Komünistler, 'herkes için' demokrasi, devletin 'tarafs
ı
zl
ı
ğ
ı
', Norveç burjuvazisi için tipik oldu
ğ
u dü
ş
ünülen 'demokratik dü
ş
ünme
ş
ekli' gibi sahte söylemlerin ve
ş
iddet ayg
ı
t
ı
n
ı
n gerçek yüzünü ortaya ç
ı
karmal
ı
d
ı
r. Hizmet edece
ğ
imizi ve devrimehaz
ı
rlayaca
ğ
ı
m
ı
z
ı
söyledi
ğ
imiz s
ı
n
ı
fa, Norveç emperyalizminin gerçek yüzünü te
ş
hir etmek bizim görevimizdir. Belki sermayebugün için art
ı
k sosyal demokrasiye ihtiyaç olmad
ı
ğ
ı
n
ı
ş
ünüyor; ya da burjuvazinin ve partilerinin de
ğ
i
ş
ik kesimleri aras
ı
ndakirekabet kontrolden ç
ı
km
ı
ş
durumda. Sebep ne olursa olsun, tarihin ironisi sosyal demokrasiyi yakalad
ı
. Norveç'teki (ve
ş
üphesizdi
ğ
er birçok ülkedeki) i
ş
çi ve sendikal hareketin üzerini zehirli a
ğ
larla örten emperyalizmin bu burjuva ak
ı
m
ı
n
ı
n gerçek karakterinive rolünü te
ş
hir etmede, bugün burjuva parlamenter sistemin kendisi bize yard
ı
mc
ı
oluyor.
Norveç parlamento komisyonu, Lenin'in burjuva demokrasisinin karakteri üzerine söylediklerinin kesin bir kan
ı
t
ı
n
ı
olu
ş
turuyor 
Lenin'e göre, devlet mekanizmas
ı
üzerinde burjuvazinin gücü ve etkisi ne kadar büyük ise, devlet de o kadar demokratik
 
parlamenter vb.
ş
ekilde i
ş
liyor demektir.
'Çal 
ı
ş
an kitlelerin burjuva parlamentolar 
ı
na kat 
ı
ı
m
ı
, binlerce bariyer konularak engellenir (burjuva demokrasisinde, bankalar 
ı
nve borsalar 
ı
n karar verdi 
ğ 
i önemli konularda onlar hiçbir zaman karar hakk 
ı
na sahip de
ğ 
ildir) ve i 
ş
çiler, burjuva parlamentolar 
ı
nkendilerine yaban
ı
oldu 
ğ 
unu, burjuvazinin kendileri üzerindeki bask 
ı
araçlar 
ı
oldu 
ğ 
unu, dü 
ş
man s
ı
n
ı
ı
n, sömüren az 
ı
nl 
ı
ğ 
ı
nkurumlar 
ı
oldu 
ğ 
unu çok iyi biliyor, hissediyor, görüyor ve an
ı
yorlar.' 
(V.I. Lenin, Toplu Eserler (
İ
ng. CW) 28, s.247)Elbette Marksist-Leninistler her zaman demokratik hak ve özgürlüklerden faydalan
ı
p onlar için mücadele edecektir; fakat butaleplerin kapitalist ko
ş
ullarda ancak k
ı
smen elde edilebilece
ğ
ini bilerek. Sava
ş
k
ı
ş
k
ı
rt
ı
c
ı
lar 
ı
na kar 
ş
ı
mücadele, emperyalizminulusal egemenli
ğ
e sald
ı
ı
lar 
ı
na kar 
ş
ı
halk
ı
n eylem birli
ğ
i, çevreyi koruma mücadelesi, grev hakk
ı
ve di
ğ
er demokratik haklar 
ı
savunma, her zaman komünistlerin taktik program
ı
n
ı
n merkezinde olacakt
ı
r. Komünistler ayn
ı
zamanda, kapitalist ko
ş
ullar alt
ı
ndabu tür mücadelelerin ba
ş
ar 
ı
s
ı
n
ı
n, i
ş
çi s
ı
n
ı
ı
n
ı
n ve kitlelerin zor gücüne, eylem birli
ğ
ine ve mücadele yetene
ğ
ine ba
ğ
l
ı
olarak,ancak k
ı
smi ve s
ı
n
ı
rl
ı
bir zaman için geçerli olaca
ğ
ı
gerçe
ğ
ini saklamaya kalk
ı
ş
mazlar. Kal
ı
c
ı
reformlar ve önemli geli
ş
meler,tamamiyle farkl
ı
bir sosyal ve ekonomik sistemin, yani sosyalizmin bir parças
ı
d
ı
r.Bu nedenle, burjuva devlet kurumlar 
ı
(parlamento, ordu, mahkemeler) hiçbir zaman devrimci bir stratejiye dahil edilemezler. Buorganlar sözkonusu oldu
ğ
unda komünistlerin tutumu (örne
ğ
in seçimlere kat
ı
l
ı
p kat
ı
lmama, askere gitmeyi kabul edip etmeme vb.),taktik bir sorundur. Duruma, ba
ş
ka bir deyi
ş
le s
ı
n
ı
f mücadelesinin 'derecesine' ba
ğ
l
ı
olarak bu sorulara verilecek cevaplar de
ğ
i
ş
ebilir. K
ı
sacas
ı
, içinde bulunulan döneme, de
ğ
i
ş
en ko
ş
ullara göre, stratejik amaçlar 
ı
m
ı
z
ı
n gerçekle
ş
mesine katk
ı
dabulunacak en iyi
ş
eye karar verilir.De
ğ
i
ş
ik revizyonist ak
ı
mlar, 'Yeni Dünya Düzeni'nin ve Do
ğ
u Avrupa'daki bar 
ı
ş
ç
ı
l kar 
ş
ı
-devrimlerin deneyiminin, art
ı
k
ş
iddetedayal
ı
devrimlerin mümkün olmad
ı
ğ
ı
n
ı
, bunun umutsuz, hatta -emperyalistler art
ı
k aralar 
ı
ndaki farkl
ı
l
ı
klar 
ı
Birle
ş
mi
ş
Milletler arac
ı
l
ı
ğ
ı
yla çözdü
ğ
ünden (!) - 'gereksiz' bir çaba oldu
ğ
unu kan
ı
tlad
ı
ğ
ı
n
ı
iddia ediyorlar. Ülkemizdeki baz
ı
revizyonistler, dünyan
ı
ndi
ğ
er bölgelerinde
ş
iddete dayal
ı
devrimlerin hala bir gereklilik olabilece
ğ
ini ifade ediyorlar. Ancak, onlara göre, Norveç'in 'bar 
ı
ş
ç
ı
ltarihi ve gelenekleri', bu Leninist ö
ğ
retiyi 'eski' ve 'gerçe
ğ
e uymaz' k
ı
l
ı
yor. Elbette bu sahte bir aç
ı
klamad
ı
r.
Emperyalist gerçeklik
As
ı
l gerçeklik ise, revizyonistlerin 'z
ı
mni gerçekli
ğ
inin' tersini söylüyor. Petrol ihrac
ı
nda Suudi Arabistan'dan sonra bugün ikincis
ı
rada olan Norveç gibi bir ülkede, bar 
ı
ş
ç
ı
l bir devrim olas
ı
l
ı
ğ
ı
n
ı
n mikroskobik oldu
ğ
unu belirtmek gerekir. Ancak gerekti
ğ
indesilahl
ı
gücü kullanma kararl
ı
l
ı
ğ
ı
na sahip oldu
ğ
unu gösteren bir i
ş
çi s
ı
n
ı
ı
, kan dökülmesini önlemek için burjuvaziyi yeterincekorkutabilir. Son 150 y
ı
l
ı
n uluslararas
ı
i
ş
çi hareketinden ç
ı
kar 
ı
lan ders budur.
'Burjuva düzenin medeniyeti ve adaleti, o düzenin köleleri efendilerine kar 
ş
ı
aya
ğ 
a kalkt 
ı
ğ 
ı
nda k 
ı
rm
ı
ı
 
ı
ş
ı
ğ 
ı
n
ı
gösterir. O zamanbu medeniyet ve adalet, aç 
ı
k vah
ş
etini ve yasa tan
ı
maz intikam
ı
n
ı
sergiler. Üretenlerle ona el koyanlar aras
ı
nda cereyan edens
ı
n
ı
f mücadelesindeki her yeni kriz, bu gerçe
ğ 
i daha göz kama
ş
ı
ı
ç 
ı
bir 
ş
ekilde ortaya koyar.' 
(Marx, Fransa'da
İ
ç Sava
ş
)Burjuva devletin demokratik görünü
ş
ü, ka
ğ
ı
ttan yap
ı
lma evden ba
ş
ka bir 
ş
ey ifade etmez. Toplumsal karga
ş
a tehdidi alt
ı
ndahemen yerle bir olur. Bu anlay
ı
ş
, devrimci stratejinin geli
ş
tirilmesi aç
ı
s
ı
ndan esas te
ş
kil eder. Komünistler ve i
ş
çi s
ı
n
ı
ı
, nas
ı
l bir 
ş
mana kar 
ş
ı
duruldu
ğ
u konusunda net olmal
ı
d
ı
r. Di
ğ
er bütün ülkelerde oldu
ğ
u gibi küçük, bar 
ı
ş
ç
ı
l, uzak Norveç'te de burjuvazi,ciddi bir ayaklanma giri
ş
imini bast
ı
rmak için,
ş
iddete dayanan devlet mekanizmas
ı
n
ı
kullanma konusunda bir dakika bile tereddütetmeyecektir.
Burjuvazinin aç
ı
k diktatörlü
ğ
ü
Bugün bu gerçek, Norveç örne
ğ
inde de burjuva sistemin kendisi taraf 
ı
ndan resmi olarak onaylanm
ı
ş
durumdad
ı
r. Norveç solu, i
ş
çipartileri ve örgütleri, ve hatta her renkten liberal unsurlar ve demokratlar, y
ı
llarca, sald
ı
ı
lar, hatta ölüm olaylar 
ı
yla sonuçlanansiyasi gözetimin ony
ı
llard
ı
r sürdü
ğ
ünü iddia ettiler. Son y
ı
llarda, önde gelen eski sosyal demokrat liderler ve di
ğ
er merkezunsurlar, komünistlerin 1950'lerden beri ifade ettikleri bir 
ş
eyi do
ğ
rulayan kitaplar yay
ı
nlad
ı
lar: Bu faaliyetlerin yürütülmesinde,Norveç polis örgütü POT ve Askeri
İ
stihbarat Servisi ile yak
ı
n ili
ş
kiler içinde olan Sosyal Demokrat Parti liderli
ğ
i ve Norveçsendikalar konfederasyonu LO büyük bir rol oynam
ı
ş
t
ı
r.
'Ça
ğ 
da
ş
devletlerin temel yasalar 
ı
na, yönetimlerine, toplanma özgürlü 
ğ 
ü, bas
ı
n özgürlü 
ğ 
ü ya da 'yasalar kar 
ş
ı
s
ı
nda tümvatanda
ş
lar 
ı
n e
ş
itli 
ğ 
i' ilkesine bak
ı
ğ 
ı
n
ı
zda, her dürüst ve s
ı
n
ı
f bilinçli i 
ş
çinin a
ş
ina oldu 
ğ 
u burjuva demokrasisininikiyüzlülü 
ğ 
ünün kan
ı
tlar 
ı
n
ı
görürsünüz. Ne kadar demokratik olursa olsun, anayasas
ı
nda, 'kamu düzeninin ihlali' durumunda vesömürülen s
ı
n
ı
ı
n kölelik konumunu 'ihlal' edip kölece davranmamaya ba
ş
lamas
ı
durumunda, burjuvaziye,
ş
çilere kar 
ş
ı
asker gönderme, s
ı
ı
yönetim ilan etme vb. güvencesi veren çekincelerin ve yasal bo
ş
lukar 
ı
n olmad 
ı
ğ 
ı
hiçbir devlet yoktur. Kautsky utanmaz bir biçimde burjuva demokrasisini süslüyor ve örne
ğ 
in en demokratik ve cumhuriyetçi burjuvazi durumunda olan Amerikan ve
İ 
sviçre burjuvasinin grevdeki i 
ş
çilere kar 
ş
ı
tutumundan sözetmekten kaç 
ı
n
ı
yor.' 
(V.I. Lenin, age., p.244)
Tarihi bir skandal aç
ı
ğ
a ç
ı
k
ı
yor 
Eldeki deliller sonunda öyle bir boyuta ula
ş
t
ı
ki, 1993'te parlamentodaki muhalefet, Sosyal Demokrat hükümeti bu konuyuara
ş
t
ı
rmak üzere bir meclis komisyonu kurmaya zorlad
ı
. Bilindi
ğ
i kadar 
ı
yla ba
ş
ka herhangi bir ülkede böyle bir 
ş
ey olmam
ı
ş
t
ı
.Geçen y
ı
l 8 May
ı
s'ta, ba
ş
kan
ı
Ketil Lund'un ad
ı
n
ı
ta
ş
ı
yan Komisyon, Norveç Polis Örgütü ve Askeri
İ
stihbarat Servisi'nin yasad
ı
ş
ı
bir 
ş
ekilde onbinlerce Norveç vatanda
ş
ı
n
ı
gözetim alt
ı
nda tutmas
ı
iddialar 
ı
na ili
ş
kin 1100 sayfal
ı
k raporunu kamuoyuna aç
ı
klad
ı
.Lund Komisyonu'na göre yarg
ı
, yasalar taraf 
ı
ndan güvence alt
ı
na al
ı
nm
ı
ş
haklar 
ı
koruma görevine ihanet etmi
ş
tir. Rapor, birçokdurumda temel sivil haklara sayg
ı
gösterilmedi
ğ
ini ve mahkemelerin Oslo'daki Milli Güvenlik Konseyi'ne kar 
ş
ı
fazlas
ı
yla itaatkar davrand
ı
ğ
ı
n
ı
belirtmi
ş
tir.Rapor ayr 
ı
ca, komünist, yar 
ı
-komünist ve devrimci parti ve örgütlerin üye ve taraftarlar 
ı
n
ı
n -hatta bunlar 
ı
n 10 ya
ş
ı
ndakiçocuklar 
ı
n
ı
n bile- gözetim alt
ı
nda tutuldu
ğ
unu göstermi
ş
tir. Örne
ğ
in, Klassekampen adl
ı
Maoist günlük gazetenin tüm yaz
ı
kurulu
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...