• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
Kızıl Bayrak’tan...
2
K›z›l Bayrak
Sayı:2007/04
2 Şubat 2007
İÇİNDEKİLER 
Düzenin şovenizm dalgasını kırmak içindevrim rüzgarını güçlendirelim!..... . . . . 3Kerkük çıkışının anlamı ve hedefleri. . . 4ABD'nin hesapları ve uşakların“muhatap” krizi!. . . . . . . . . . . . . . . . . . . 5Demokrasi işçi sınıfının dişe dişmücadelesiyle kazanılacaktır!. . . . . . . . 6Komşu halklara karşı saldırı üssü...İncirlik Üssü derhal kapatılmalıdır!. . . . 7Sendikal hareketin durumu/2. . . . . . . 8-9Hrant Dink protestoları.... . . . . . . . 10-11Sermaye düzeninin has hizmetkarı...İsmail Cem devlet töreniyleuğurlandı.... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 12Büyük korku!... . . . . . . . . . . . . . . . . . . 13İLGP'den basın açıklaması eylemi...“Karneler çürüyen sisteminaynasıdır!”.... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 14Sağlık emekçilerinin eylemlerinden.... 15Sermaye düzeninin zor yılı
(Orta sayfa)
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . 16-19Filistin'deki çatışmanın gerisinde ABD-İsrail var. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 20Emperyalist/siyonist güçlerin Lübnanhalklarını birbirine kırdırma planı. . . . 21Suudi bakandan İran'a tehdit! ... . . . . . 22Afganistan'a ek kuvvet göndermehazırlığı. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 23Kadınlar mücadele ileözgürleşecek!. . . . . . . . . . . . . . . . . 24-252007'ye girerken/4. . . . . . . . . . . . . . 26-27Bir emperyalist yeniden yapılandırma projesi: Geniş Ortadoğu İnisiyatifi/3GOİ, NATO ve Türkiye. . . . . . . . . . 28-29Eylem ve etkinliklerden... . . . . . . . . . . 30Mücadele Postası. . . . . . . . . . . . . . . . . 31
K›z›l Bayrak
Haftalk Sosyalist Siyasal Gazete
 
Yönetim Adresi:
Eksen Yayıncılık Mollaşeref Mh. Turgut Özal Cd.(Millet Cd.) No: 50/10
İstanbul
Tel: 0 (212) 621 74 52Fax: 0 (212) 534 95 90
e-mail: kb1@tnn.netWeb: http://www.kizilbayrak.dehttp://www.kizilbayrak.orghttp://www.kizilbayrak.com
Baskı:
Gün Matbaacılık 
İSTANBULTel: 0 (212) 426 63 30
 
Genel Dağıtım:
YAYSAT
Sayı: 2007/04
2 Şubat 2007Fiyatı: 50 Ykr 
Sahibi ve Y. İşl. Md.: Gülcan CEYRAN EKİNCİ
EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti.Yayın türü:Süreli Yaygın
CMY
Devlet hala Hrant Dink cinayetiyle yarattığısorunlarla uğraşıyor. Gelişmeler, daha da epey bir süreuğraşmak zorunda kalacağını gösteriyor.Sorunlardan biri, tetikçiyi anında yakalayıp teşhir etmekle paçayı kurtaramaması, şaibeleri ortadankaldıramaması üzerinden gelişen olaylardır. Döne döne bireysel saikler/milli duygular üzerinde durmalarına vesözde tüm bilgi akışını tekellerinde tutmalarına rağmen,cinayetin, önce Trabzon ardından da İstanbulemniyetiyle bağlantılı olduğu bilgileri ortalığa saçılmış, bu bombardıman üzerine de önce Trabzon EmniyetMüdürü ile Trabzon Valisi görevinden alınmıştır. Şimdide suçun İstanbul Emniyeti ile bağlantısı ve Müdür Celalettin Cerrah’ın görevden alınıp alınmayacağıtartışılıyor. Bakanlık müfettişleri, güya, olayısoruşturmak üzere İstanbul Emniyeti’ne gönderilmiş bulunuyor.Gerek Trabzon’da görevine son verilmiş olanyetkililer, gerekse de İstanbul’da soruşturulmaktaolanlar, kuşkusuz, bir hükümet yetkilisinin de itiraf ettiği gibi, başka yerde daha önemli görevlerle taltif edileceklerdir. Çünkü gerçek katil nasıl ki 18 yaşındakitetikçi değilse, bu görevliler de değildir. Hepsi bir aradave elbirliği ile katil devletin tetikçiliğini yaptıklarınagöre, korunma ve ödüllendirilme hakkına sahiptirler.Geçmişte pek çok olayda da olduğu gibi, korunupödüllendirileceklerinden kimsenin bir kuşkusu bulunmamaktadır.Devlet ve düzen cephesinden, Dink cinayetiyleortaya çıkan bir başka sorun, cinayetle amaçladıklarınınters tepmesi, şovenizm dalgasını güçlendirmek yerine,ona karşı bir dalgakıran oluşmasına yol açmasıdır.Faşist devlet, uzun yılları bulan yoğun çabalarlaoluşturabildiği şovenizm kampının gücü ve genişliği ileövünedursun, Hrant Dink’in katli, hiçbir özel çaba veörgütlenme ihtiyacı duymadan, tek bir ilde, İstanbul’daonbinlerce emekçiyi anti-şovenist bir gösteride birleştirebilmiştir. Bu sorun, hiç kuşkusuz, ilkini de aşan bir güç ve etkinliktedir, ve devleti çok daha uzun süreçteetkileyeceği kesindir.İlk sorun, daha teknik olmakla birlikte daha kısasürede gündemden düşürülebilir. Farklı gündemlerin öneçıkarılması suretiyle kitlelere unutturulabilir. Ancak Dink cenazesinde açığa çıkan şovenizm karşıtı kitlegücünü unutmak ya da unutturmak kolay değildir. Zatendevlet unutmak değil, kırmak, bozmak, tersine çevirmek için hesap-kitap yapmayı, plan program çizmeyi tercihedecektir.Bu çok önemli ve muazzam gelişmeyi, işçi veemekçi kitlelerin unutmaması, daha da ilerigötürebilmesi için görev ve sorumluluk ise, devrimci vesosyalist harekete düşmektedir.Devrimci baharın olanakları bu görev vesorumluluklar için önemli bir imkan sunmaktadır. Buimkanları bu doğrultuda ve elbirliği iledeğerlendirebilmek gerekiyor.
K›z›l Bayrak’K›z›l Bayrak’tantan
Sosyalizmİçin
K
 
Ki
 
i
 
a
 
a
 
ç 
 
ç ı
 
ı  v 
 
 v e
 
e 
 
a
 
a
 
i
 
ii
 
il
 
le
 
e
 
d
 
de
 
e.
 
..
 
..
 
.
 
Kapak
K›z›l Bayrak
3Sayı:2007/04
2 Şubat 2007
Düzenin flovenizm dalgas›n› k›rmak içindevrim rüzgar›n› güçlendirelim!
Faşist devletin kadim politikasıve kitleler için zehirli otu şovenizm
Hrant Dink cinayetiyle bir kez daha görüldü ki,şovenizm bu toplumun iliklerine kadar işletilmiştir.Sadece faşist devletin, faşist parti ve örgütlerin söylemve eylemlerinde değil, artık toplumsal zeminde de, yanisıradan kitleler içinde de yer bulduğu ortadadır. Trabzonilk olabilir, ancak tek olmadığı, faşist/ırkçı örgütlerintutunabildiği, kolayca militan derleyebildiği üç-beş ilindaha olduğu, kamuoyuna yansıyan olaylar üzerindenuzun zamandır biliniyor. Ne var ki artık problem bu birkaç ildeki faşist örgütlenme sınırını çoktan aşmış,yıllar boyu sistemli biçimde estirilen şovenizm dalgasıtoplumu önemli ölçüde zehirlemiş, tüm ülkede ciddihasarlar yaratmıştır. Özellikle CHP’nin son zamanlardaırkçı-şoven söylemleri öne çıkarması ve sistemli biçimde işlemesi, işin nerelere vardığını göstermeklekalmamış, dalganın boyutlarını da iyice büyütmüştür.Burjuva gericiliği ve onun iktidar aygıtı olarak devlet zaten bütün bir ömrünü “milliyetçilik” adı altındasürdürülen ırkçılıkla, toplu kırımlara kadar varabilenhalklara düşmanlıkla geçirmiş bulunuyor. Bunuonyıllardan beridir komşu halklara açık düşmanlık, ülkeiçindeki halkları ise yok sayma, sindirme, kültürelaçıdan yoketme politikalarıyla sürdüregeldi. Burjuvagericiliği ve devleti için bu gök kubbe altında uşaklığınıyaptıkları Amerikan emperyalizmi dışında herhangi bir ‘dost’, ‘müttefik’ ya da ‘kardeş’ topluluk yoktur.Onların “Türkün Türkten başka dostu yok” söylemlerigerçekte “Türkün Amerika’dan başka dostu yok” ileaynı anlama gelmektedir. Amerikancılık bu ülkenin burjuva gericiliğinin iliklerine öylesine sinmiştir ki,onyılları bulan bir macera olarak Avrupa Birliği süreci bile ona bu birliğin üyesi ülkeleri olsun ‘dost’ olarak görme olanağı sağlayamadı. Öcalan meselesindeİtalya’ya ve Ermeni yasası konusunda Fransa’ya karşıyürütülen histerik kampanyalarda görüldüğü gibi, her fırsatta şovenizmi ve halklara karşı düşmanlık duygularını körükleyip durdu. Düşününüz ki bu aynıülkeler neredeyse 60 yıldır NATO üzerinden de bu aynı burjuva gericiliğinin güya dostu ve müttefiki idiler. Yinede burada bir bakıma herhangi çelişki yok; zira Türk  burjuva gericiliği NATO’ya Amerikan emperyalizmiüzerinden girdi ve AB’ye de aynı Amerikanemperyalizminin beşinci kolu olarak girmeye çalışıyor.Üzerine bir yığın ikiyüzlü laf edilen AB, tüm ötekiler için olduğu gibi Türk burjuvazisi için de halklar arası bir ilerici birleşme ve bütünleşme zemini değil, fakatyalnızca emperyalist ve gerici çıkarların platformudur.Şoven kudurganlıkla toplumun sersemletilmesindeneredeyse tüm düzen güçleri artık eleledirler.Geleneksel ırkçı-milliyetçi düzen güçleri ile düzen soluartık aynı çizgide ve söylemlerde buluşmuş durumdalar.Son zamanlarda CHP’de doruğuna ulaşan şoven-faşizansöylemler, bu konuda burjuva gericiliği için adeta bir taze kan işlevi gördü, şovenizmin ve ırkçılığın sıradankitleler içinde meşrulaşmasını kolaylaştırdı.Bu aynı konuda geçmişten bugüne temel bir zehirleme ve sersemletme kaynağı da doğal olarak düzen medyasıdır. Her konuda olduğu gibi bu konudada geniş kitleleri etkileme, yanıltma ve sersemletmekonusunda düzen medyası, düzenin ve devletin elindeyeri doldurulamaz bir araçtır.Medyanın gerçekte ne kadar etkili (ve aynı ölçüderezil!) bir araç olabileceğini, son olarak Hrant Dink cinayeti bir kez daha çarpıcı bir biçimde göstermiş bulunuyor. Televizyon kanalları bir yandan Dink’e her türlü samimiyetten yoksun övgüler ve ağıtlar düzdüler.Diğer yandan ise daha baştan Hrant’ın gerçek katillerinigizleme ve daha cenazesi ancak kalkmışken de ırkçıfaşizmi aklama yarışına girdiler. Bu ülkenin onlarcadeğerli aydını ve binlerce devrimcisi gibi Hrant Dink’ide kimlerin katlettiği ayan-beyan ortadayken bunugözlerden gizlemeye çalıştılar. Faşist katillerin öndegelenlerinden ve “bin operasyon”ların elebaşısıdurumundaki Mehmet Ağar gibileri anında ekranlarakonuk edildi ve güya konuya ilişkin olarak toplumuaydınlatacak olan görüşleri alındı. Devletin ağzındankaçırmayı adet edindiği ‘milliyetçi duygularla işlenmişcinayet’ gafı, faşist mayalı Türk milliyetçiliğinisavunma ve övme fırsatına dönüştürüldü.Susurlukta ortalığa saçılan kirli-kanlı gerçekleri ‘binoperasyon’ söylemiyle ‘dobra dobra’ savunarak devletinen kanlı örgütü kontr-gerillaya toz kondurmayan Ağar,Dink cinayetinden bile şovenizm dalgasını yaymak üzere yararlanmaya kalkan bu kokuşmuş düzende hiç deyalnız değildi. En sağından en soluna, tüm düzen partilerinin liderleri, sözcüleri günler boyu ekranlardaneksik olmadı. Günler boyu, el birliğiyle besleyip büyüttükleri şovenizmi, ağız birliğiyle savundular.Bireysel ve toplu katliamlardaki suçları düzen yargısınınkararlarıyla bile sabit faşist partilerin sözcülerine dahi,hiç utanıp sıkılmadan söz verdiler düzenin medyakanalları ve organları.
Dink cenazesiyle kırılan dalga
Düzen cephesinin bu süreçteki kollektif savunma pozisyonu anlaşılmaz değil. Çünkü Dink’in cenazesi,onlarca yılın emeğiyle yarattıkları şoven milliyetçilik canavarının, aslında, nasıl da kağıttan bir kaplanadönüşebileceğini de göstermiş oldu. Özellikle Ermenisorunu üzerinden bunca kışkırtmaya rağmen, onbinlerin‘hepimiz Ermeniyiz!’ şiarıyla, İstanbul’un göbeğindesabahtan akşama gösteri yapması, zeminin aslında neyeuygun olup neye olmadığını da ortaya koydu. Emekçihalklarımız özgür ve demokratik bir ortamda birliktekardeşçe yaşamaya hasrettir. İstanbul’un ilerici halk kitleleri, bunu Dink’i sahiplenme biçimiyle bir kez dahagöstermiş oldular. Sadece İstanbul’un işçi ve emekçileride değil, çok sayıda ilde gerçekleştirilen protestoeylemlerinin de gösterdiği gibi, bu, yurt sathındakendini gösterebilen güç ve umut verici bir gelişmeoldu.Dink’in katli, büyük bir ihtimalle tam tersi bir amaçuğruna hazırlanmıştı. Fakat faşizmin kirli ve karanlık hesapları ters tepti. Bu alçakça cinayet üzerindensindirici ve yıldırıcı hesaplar yapanlar, büyük kitlelerinöfkeli ayağa kalkışıyla karşılaştılar. Bu cinayetleşovenizme güç taşımak isteyenler, Türkiye şovenizmininen utanç verici tabusunu hedef alan “HepimizErmeni”yiz tutumunun kamçı etkisi yaratan gücüyleyüzyüze kaldılar. Olayın düzen cephesinde yarattığıtelaşın asıl sebebi de gerçekte işte budur. Şovenizmdalgasını yükseltmeye çalışırlarken, hiç beklemedikleri bir dalgakıranın oluşmasına vesile olmuşlardır. Şimdiyapmaya çalıştıkları ise bunu yıkma çabasından başka bir şey değildir.Fakat bu artık o kadar kolay da değildir. Bu ülkenintarihinde bir ilk yaşanmış, onbinlerce insan faşist Türk katliamcılarına karşı Hrant Dink şahsında kardeşErmeni halkını sahiplenmiştir. Bu bir kez yaşanmıştır,hiçbir çaba bu son derece anlamlı olayın yarattığı derinizi artık silemez.
Gerici dalgayı devrim rüzgarıylakırma görevi
Hrant Dink olayı ile görkemli caneze töreni, gerici-şoven-faşist dalgayı kırmanın yolunu ve imkanlarını dagöstermiş bulunuyor. Devrimci hareket bundan gereklisonuçları çıkarmak ve durumdan en iyi biçimdeyararlanmak acil göreviyle yüzyüzedir. Düzen ve devlet,nasıl cenaze eylemiyle ortaya çıkan büyük kardeşlik vedayanışma duygularını kundaklayıp köreltmek üzereşovenizm dalgasını yükseltme peşindeyse, devrimcihareket de tersinden aynı kardeşlik ve dayanışmaduygularını daha da geliştirip güçlendirmek için kollarısıvamak durumundadır. Düzen ve devlet eliyle bizzatyaratılan ve kitleleri sersemleten şoven Türk milliyetçiliğinin karşısına, halkların devrimci birliği vekardeşliğini eksen alan devrimci enternasyonalisttutumla çıkılmalıdır. Binlerce insanın şovenist histeriyekarşı sahiplendiği ve haykırdığı “Yaşasın HalklarınKardeşliği” bu tutumun sözü ve şiarı olmalıdır.Bir devrim toprağı olduğundan her vesileyle veövünerek söz ettiğimiz ülkemiz, işçi sınıfı ve emekçihalklarımızın oluşturduğu bu engin deniz, hiç kuşku yok ki, en fazla devrim rüzgarlarıyla dalgalanmayı bekliyor.Türkiye’nin emekçileri yakın tarihimizdeki devrimciyükselişleri besleyen kanallarıyla, bunu fazlasıyla hak ettiklerini kanıtlamış bulunuyor.Bu ülkeyi derinden derine bir devrim toprağı olarak mayalayan koşullar, bizzat sermaye düzeni ve devletieliyle hazırlanıyor. Kitleler bizzat bu düzen ve devlettarafından sefalet bataklığına sürükleniyor. İşsizlik veaçlığa terkediliyor. Eğitimsizliğe ve temel sağlık hizmetlerinden yoksunluğa mahkum ediliyor.Gençlerimiz, bizzat şovenizm bayraktarlığı yapan sicilliAmerikan işbirlikçileri eliyle, emperyalist plan ve politikaların savaş gücü yapılmaya çalışılıyor.Bu ve daha saymakla bitmez suçları, bu ülkeninemekçi halklarına ve işçi sınıfına karşı sistemli biçimdeişleyenler, bu düzenin ve devletin sahipleridir. Bugerçekleri işçi sınıfı ve emekçi kitleler arasında sistemli bir biçimde işlemek ve yaymak, düzenin ve devletinonları şovenizmle zehirlemesini engellenmek gününtemel önemde görevidir. Bu görevi de ancak bu ülkenindevrimcileri yerine getirebilir. Kuşkusuz, bu hareketioluşturan her bir yapı, kendi çapı, kavrayışı ve gücüoranında bu yöndeki görevleri yerine getirmeyeçalışıyor. Bunu, devrimci olmanın bir gereği ve varlık koşulu olarak görüyor. Ama aynı zamanda, aynı işçisınıfı ve aynı emekçi kitlelere karşı bu görevlerin, kendiaralarında bir bayrak yarışı gibi görüldüğü de açıktır.Her vesileyle olduğu gibi Hrant Dink cinayetiolayında da görülmüştür ki, gerici düzen ve devletcephesi, gerektiğinde tek bir yumruk gibi hareketetmeyi başarabilmektedir. Ve iyi bilindiği gibi o yumruk her seferinde öncelikle devrimci hareketin başınainmektedir. Artık emekçi halklarımızı da zehirlemeye başladığı gün gibi ortada olan gerici-şoven dalgayakarşı, devrimci hareketin de tam bir birlik ve dayanışmaiçinde hareket etmesi, son zamanlarda olumlu örneklerigörülen devrimci güç ve eylem birliğini daha dailerletmesi zorunludur. Devrimci saflarda “Yaşasındevrimci dayanışma!” şiarının yarattığı etki ve heyecan biliniyor. Aynı şekilde son zamanlarda kitle hareketiiçinde giderek daha çok kullanılan ve yaygın biçimdesahiplenilen “İşçilerin birliği, halkların kardeşliği!”şiarının özellikle son gelişmelerle birlikte kazandığı özelönem ve anlam da yeterince açıktır. O halde bu anlamlışiarlara hayatın içinde daha büyük bir güç, anlam veişlev kazandırmak da her kesimden ve eğilimdendevrimcilerin ortak kaygısı ve pratik çabası olmalıdır.Dink cenazesiyle yakalanan zemin, devrimci baharınimkanlarıyla birleştirilebilir. Ve bütün bu imkanlar  birarada, sınıf ve kitle hareketinin yükseltilmesi yoluylaırkçı-şoven dalganın kırılması hedefine yöneltilebilir.
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...