Kapak
Kızıl Bayrak
#
3Sayı:2007/24
#
22 Haziran 2007
İplerini emperyalist-siyonist güçlere teslim eden egemenlerin kirli planları...
Halkları düşmanlaştırmaoyununu bozalım!
Darbe tehdidi altında ağır aksak ilerleyen erkenseçim süreci, piyasaya sürülen Washington kaynaklı bir “senaryo” ile daha da gölgelendi. Bushliderliğindeki neofaşist şebeke ile siyonist İsrail’ehizmet sunan bir “düşünce kuruluşu”nda (HudsonEnstitüsü) yapılan toplantıda tartışılan “senaryo”yagöre; geçenlerde emekli olan Anayasa MahkemesiBaşkanı suikasta kurban gidiyor, Beyoğlu’nda 50kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırıyı PKK üstleniyor. Bu olayları fırsat bilen Türk ordusu 50 binaskerle “Kuzey Irak”a saldırıyor. “Savaş hali”olacağı için seçimlerin ertelenmesi gündemegelebilecek. Bu senaryoda cevabı aranan soru ise;“böylesi bir durumda Amerikan rejimi ne yapar?”“Gizli” toplantının BBC Türkçe servisinde yer alan haberini hazırlayan, Washington’ın derinkatlarından bilgi devşirme yeteneği ile tanınanYasemin Çongar, toplantıya iki tuğgeneralin dekatıldığını bildirdi. Katıldığı kesinlik kazanan ikigeneralden birinin Genelkurmay Stratejik Araştırmave Etüt Merkezi’nin (SAREM) Başkanı Tuğg. SühaTanyeri, diğerinin ise Savunma Ataşesi Tuğg. Bertan Nogaylaroğlu olduğu belirtildi. Bu arada katılımcılar arasında Celal Talabani’nin oğlunun bulunması dadikkate değer bulundu.Ara sıra Washington’da arz-ı endam eyleyen bazısermaye kalemşörleri, bu tür toplantıların bir çeşit“nabız tutuma/test etme” işlevi gördüğünüdeneyimlerine dayanarak söylüyorlar. Bundan dolayıtoplantıya katılan bazı Amerikalıların, YaseminÇongar’a, “Türk askerleri bizi test etti” şeklindeyorum yapmaları, “senaryo”nun Türk generalleritarafından hazırlanmış olabileceği izlenimini yarattı.Toplantıdan aktarılan bir diğer bilgi ise, Türk generallerinin PKK liderlerinin Türkiye’ye teslimedilmesine, “AKP’nin işine yarar” diye karşıçıkmalarıdır. Amerikancı generallerin bu tutumu ilk bakışta şaşırtıcı gibi gelebilir. Ancak öyle değil!“Teröre karşı savaşıyoruz” bahanesiyle bütçedenek ödenekler alan, ardı ardına silah ihaleleri bağlayan, asker cenazelerini ırkçı-şoven gösterileredönüştürerek Tayyip ve müritlerini sıkıştırangenerallerin, en azından belli bir süre daha PKK eylemlerine veya PKK’ye mal edilebilecek türdeneylemlere ihtiyaç duyduklarını söylemek mümkündür. Çatışma ortamı, asker cenazeleri GüneyKürdistan’a olası bir saldırı için toplumun belli bir kesiminin desteğini arkaya almak için de işlevselgörünüyor.“Emekli” generaller komutasındakikontrgerillanın cephaneliğinde açığa çıkarılan türden bombaların, eğer militarist güçlerine işineyarayacaksa İstiklal Caddesi’nde de patlatılması uzak bir ihtimal sayılmaz. Zaten Genelkurmay başkanı da bir süre önce büyük kentlerde Ankara’dakine benzer patlamaların olabileceğini “müjdelemiş”ti.Çankaya tepesinin eteklerine dayanan egemenler arası iktidar ve rant savaşında tarafların medyadakiuzantıları, kimi zaman birbirlerini ABD’ci diyesuçluyorlar. Taraflardan biri hakkında Washingtonkaynaklı en ufak bir olumsuz söylem bile, diğerinin peşinde koşan kalemşör takımı tarafından kalemealınan makalelerde, rakip tarafın ABD ile sıkıilişkiler içinde olduğunun gerekçesi olarak gösteriliyor. Güya böylece taraflar Amerikancıolmadıklarını kanıtlıyorlar.Bu konuda her iki taraf da tam bir riyakârlık içindedir. Zira emperyalist Amerikan rejiminin şefleride kendi içlerinde farklı kliklere ayrılmıştır. Budurumun Türkiye’deki işbirlikçi takımıyla ilişkilereyansıması da kaçınılmaz. Nitekim Washingtonkaynaklı haberler de kimi zaman hükümeti, kimizaman ise generalleri destekleyen açıklamalararastlamak mümkündür. Buna göre taraflarınWashington’da hem övücüleri, hem yericilerimevcuttur. Yani her iki tarafın da ipleri Washington’auzanıyor. Nitekim Güney Kürdistan’a dönük olası bir saldırıya yol açacak “akla uygun” bir “senaryo”nunmasaya yatırıldığı toplantının medyaya sızdırılmasıda, ABD rejimindeki farklı eğilimleri olan kliklerinişi kabul ediliyor.Bu ve daha pek çok verinin de gösterdiği üzere,hem generallerin, hem Tayyip Erdoğan vemüritlerinin ipleri sıkı sıkıya Washington’a bağladır.Ancak ipleri tutanlar arasında bazı farklar da vardır.Bu da çelişkili gibi görünen Washington kaynaklıtutum ve açıklamaların ardından yatan nedenleriaçıklıyor. Hal böyleyken, AKP’nin kullanılacak geçici bir “fenomen” olması, Washington’dakiibrenin neden genelde generallerden yana olduğunuanlaşılır kılıyor.Giderek soysuzlaşan egemenlerin ipleriniWashington’daki haydutların ellerine teslim etmeleri,dahası birbiriyle çatışırken de aynı haydutlardandestek arayışı yarışına girmeleri, Türk egemenleriniefendileri karşısında daha da iradesizleştirmektedir.Büyük Ortadoğu/Büyük İsrail projesinin Irak bataklığına saplanması, sıranın İran veya Suriye’yegelmesini şimdiye kadar engellemiş olsa da,emperyalist-siyonist haydutların bu iki ülke ile bir şekilde hesaplaşmak istediği bir sır değil.Egemenlerin iplerini Washington’a teslim etmişolmaları, ABD-İsrail ikilisi tarafından komşuhalklara karşı girişilecek olası saldırıların aktif suçortaklığına girişmeleri olasılığını arttırmaktadır.Türk burjuvazisi ve onun gerici devletinin Kürthalkına karşı ırkçı-inkarcı politikada ısrar etmesi veiflas etmiş bu politikanın yarattığı sorunları halklar arası düşmanlığı körüklemenin olanağına çevirmemanevraları sonuç itibarıyla emperyalist/siyonistgüçlerin işine yarayacaktır. Irak’ta, Lübnan’da,Filistin’de halkları birbirine kırdırarak güçtendüşürme taktiği izleyen ABD-İsrail ikilisinin izindengiden Ankara’daki Amerikancılar da, ırkçı-şovenhisteriyi körükleyerek, Türkiye halkları arasındadüşmanlık tohumları ekmeye çalışıyorlar.Süreci bu yönde ilerleten Türk egemenlerininkirli emellerine ulaşıp ulaşmayacakları belli değil.Ancak bu gidişatın çarkına çomak sokulmazsa eğer,Türkiye halkları başta olmak üzere tüm bölgehalklarının ağır bir faturayla karşı karşıya kalmasımümkündür.Halkları köleleştirme seferini sürdürenemperyalist-siyonist güçlerin Ortadoğu’yuBalkanlaştırma planlarının kısmen hedefine ulaştığınısöylemek mümkün. Özellikle Irak, Lübnan, Filistinüçgeninde derinleştirilen sorunların yer yer çatışmaya dönüşmesi giderek vahim bir halalmaktadır. Anti-emperyalist, anti-siyonist direnişizayıflatan bu temel faktör, halklar arasıdayanışmanın örülmesini de zorlaştırıyor. Oysaemperyalizme, siyonizme ve soysuz işbirlikçilerinekarşı birleşik direnişin önemi günden güneartmaktadır. Verili tüm güçlüklere karşın, devrimcive ilerici güçler, halklar arası dayanışma ve birleşik direnişi örmek için etkin bir çaba sarfetme göreviylekarşı karşıyadırlar.
Leave a Comment