• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
1.BÖLÜM1.1. GİRİŞDünyanın sahip olduğu petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtların özellikle 20.yüz yılda yoğun bir şekilde kullanılması ile ozon tabakası delinmesi, asityağmurları, küresel ısınma gibi etkiler, dünyayı belki de geriye dönüşü zor birçevre kirliliği ile karşı karşıya bırakmıştır. Ayrıca fosil yakıtların belli bir rezervesahip olması ve bu şekilde sorumsuzca kullanım sürerse, bu yakıtlardan eserkalmayacağı gerçeğidir. Bu koşullar altında, dünyanın giderek artan enerjigereksinimini çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak sağlayabilecek enerjikaynağının hidrojen olduğu bugün bütün bilim adamları tarafından kabuledilmektedir.Bilindiği gibi hidrojen yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfereatılan ürün sadece su ve/veya su buharı olmaktadır. Hidrojen tükenmeyecek olanbir kaynaktır. Örneğin, elimizdeki suyu elektroliz yöntemiyle hidrojen veoksijenine ayırırsak hidrojen elde etmiş oluruz. Elektrik enerjisi elde etmek için,elde ettiğimiz hidrojeni yakıt piline gönderirsek atık olarak yeniden su elde etmişolacağız. Bu su, hidrojen, su döngüsü ile güneş enerjisi bitene kadar enerji eldeedebileceğiz.Hidrojen enerjisi diğer enerji kaynaklarına kıyasla bir çok avantajı olan bir enerjibiçimidir. Ancak yeni yeni ticarileşmeye başlayan ürünlerin çok pahalı olmasınedeniyle yaygın olarak kullanılmamaktadır. Hidrojen enerjisi üretimi ve üretilenhidrojenin depolanması konusundaki engellerin ortadan kaldırılması durumundadünyada en çok kullanılan enerji biçimi olacaktır.Hidrojen gazı ileride tanımlanan yöntemlerden biri ile elde edildiği gibi güneşenerjisi veya onun türevleri olarak kabul edilen rüzgâr, dalga ve biokütle deüretilebilmektedir. Hidrojen, hidrojen üretim yöntemleri, depolanması bölümleriçerisinde ayrı ayrı olarak ele alınmıştır.2.BÖLÜM2.1. ENERJİ
 
Ekonomik kalkınmanın temel öğelerinden biri olan enerji, insanlığın vazgeçilmezgereksinimlerinden biridir. En son istatiksel değerlendirmelere göre dünya enerjiihtiyacının %38,5’ini karşılayan petrolün 41, %23,7’sini karşılayan doğal gazın 62,%24,7’sini karşılayan kömürün ise 230 yıl rezerv kullanım süresi bulunmaktadır.Günümüz dünyasında tüketilen enerjinin yaklaşık %85'i direkt satış amacıylaüretilen "ticari enerji" olup, kömür, petrol ve doğal gaz dünya enerjigereksiniminin yaklaşık dörtte üçünü karşılamaktadır. Kalan dörtte biri nükleer,hidrolik, odun, bitki ve hayvan artıkları gibi klasik biomas, yeni ve yenilenebilirkaynaklar ile karşılanır durumdadır. Enerji bütçelerinin ağırlıkla fosil yakıtadayanması nedeniyle, fosil yakıt üretici ve satıcı ülkeler ile fosil yakıt alıcı ülkelerarasındaki ilişkiler, dünya stratejik dengesinin önemli unsurları olmuştur.Birinci enerji kaynaklarının rezervlerinin kısıtlı olması, yakıt fiyat artışları, nüfusartışı, endüstrileşme, ulusal kaynaklarının değerlendirilmesizorunluluğu,21.Yüzyılın sosyo-ekonomik yapılanması, mevcut yakıtların çevreüzerindeki olumsuz etkileri (sera etkisi, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, yağışanormallikleri, asit yağmurları, sağlık problemleri gibi), yeni enerji teknolojilerikapsamında, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı gerekliliğinin temellerinioluşturmaktadır.2.2. ENERJİ KAYNAKLARI VE ÇEVRE ETKİLERİ2. 2. 1. Enerji Ve Çevreİnsanların ihtiyaçlarının karşılanmasında ve gelişmenin sağlıklı olaraksürdürülmesinde gerekli enerji özellikle sanayi, konut ve ulaştırma gibisektörlerde kullanılmaktadır. Ancak enerji; yaşantımızdaki vazgeçilmezyararlarının yanı sıra üretim, çevrim, taşınım ve tüketim esnasında büyük orandaçevre kirlenmesine de yol açmaktadır. Enerji üretiminin çevre etkileri değişikbiçimlerde değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeler, her bir kaynak için birim enerjiüretimine karşılık gelen kirletici madde tip ve miktarları, bunların çevre veatmosfer içerisinde dağılımları, çalışanların ve halkın sağlığı üzerine etkileri, atığınmiktarı ve zehirliliği, uzun dönemde çevre ve ekolojik sistemler üzerindeki etkileriaçılarından yapılabilir.Elektrik üretiminin %60’ı fosil yakıtlar tarafından üretilmektedir. Fosil yakıtlarhemen hemen bütün ülkelerde temel enerji üretim kaynağı olarak karşımızaçıkarlar. Fosil yakıtların çevre etkileri göz önüne alındığında karşımıza sera etkisiasit yağmurları ve hava kirliliği çıkar. Bu tür yakıtlardan yanma sonucu enerji eldeedildiğinde yanma ürünleri (COx, NOx ve SOx gibi gazlar), baca gazı olarakatmosfer içinde dağılırlar. Baca gazları ayrıca uçucu kül ve hidrokarbonları
 
içerirler. Nikel, kadmiyum, kurşun, arsenik gibi zehirli metaller de fosil yakıtlarınyanması sonucu atmosfere atılan diğer maddelerdir.Sanayi devriminin başlangıcından beri giderek artan ve aşırı boyutlara ulaşan,tükenme pahasına sürdürülen fosil yakıt kullanımı, enerji-çevre sorunlarınınoluşmasının temel nedenidir. Diğer enerji kaynaklarının da doğal çevre üzerindeetkileri vardır. Onların kullanımı fosil yakıtlar düzeyine ulaşmadığından,teknolojilerinin farklılığından etkileri daha sınırlı bulunmaktadır. Ancak, teknik veteknolojik açıdan, "enerjinin kirlisi yoktur, ama üretim teknolojisinin kirlisi vardır".Dolayısı ile temiz üretim, temiz ürün çözüm yolu görülmelidir.Bugün "enerji ve çevre kirlenmesi" denilince, fosil yakıtların yanma emisyonlarıve nükleer enerji anlaşılmaktadır. Gerçekte nükleer enerji yeterli önlemler alındığıtakdirde çevre dostudur ve fosil yakıtlar gibi zararlı emisyonları yoktur. Ancak,tüm teknolojilerin bir değişiklik ve bir risk oluşturduğu gerçektir. Çünkü teknoloji,insanların çevreyi değiştirmek için uyguladıkları tekniklerin tümü olup, herteknolojinin olumlu ve olumsuz çevre değişiklikleri getirmesi kaçınılmazdır. Bununen güzel örneği, çevre dostu ve yeşil enerjiler denilen yeni ve yenilenebilirkaynakların bile, olumlu yanlarının yanı sıra, karşı çıkılabilen olumsuz çevreetkilerinin bulunabilmesidir. Önemli olan teknik ve teknolojik önlemlerle buolumsuzlukların azaltılması ve giderilmesidir [2,13].2.2.2. Küresel Isınma (Sera Etkisi )Güneş ışınları yeryüzüne düştüğü zaman, yeryüzü aynı miktarda enerjiyi uzayageri yansıtıyor. Kızılötesi ışınlar atmosfer içinden geçiyor. Atmosferde molekülkümelerinin oluşturduğu koruyucu bir katmanda karbondioksit de var. Bu katmanuzaya doğru yansıyan radyasyonu bir süre tutarak, yeryüzünün ısınmasına nedenoluyor. Bir başka deyişle atmosferdeki karbondioksit tabakası ısının yükselmesiniengelleyen bir perde oluşturuyor. Tıpkı seradaki gibi güneş ışınlarının içerigirmesine izin veriyor ama ısının dışarı çıkmasını engelliyor. Bu nedenleatmosferdeki karbondioksit oranı arttıkça dünya daha çok ısınıyor. Dünyanınoluşumundan beri var olan sera etkisi olmasaydı dünyanın yüzey sıcaklığı -20derece olur, okyanuslar buz tutardı. Yani Dünya’da canlılar yaşayacak ortambulamazdı. Ancak atmosferde insan kaynaklı nedenlerle miktarı artan sera gazlarıyeryüzünün sıcaklığının artmasına neden oluyor.Fosil yakıtların yoğun bir şekilde yakılması sonucu, başta karbondioksit olmaküzere, atmosferde sera gazlarının giderek artması ve buna bağlı olarakdünyamızın ısınması olayı, sera etkisi nedeniyle küresel ısınma olaraktanımlanmaktadır. Genelde sera etkisi yapan gazlar arasında, karbondioksit,metan, karbonmonoksit, hidrokarbonlar ve kloroflora karbonları saymak olasıdır.Örneğin CO2 derişimi 19. yy. başlarına kadar 290 ppm basamağında iken yaklaşık
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...