vatanlarını düşman istilâsından kurtarmaktan başka hiçbir şey istemediklerini belirtenilk yazısı 11 Ekim 1919'da Journal de Débat'ta çıktı. Türklerin yapmak istediklerini ilk defa, en samimî bir dille dünyaya duyuran bu kadıngazeteciye Türk milliyetçiliğinin savaş alanı olan Anadolu'nun kapıları artık açılabilirdi..Nitekim istediği oldu ama Madame Gaulis'in şimdi hedefi başkaydı. Eskişehir'e girmiş,Konya'ya kadar uzanmış, istiklâl uğrunda savaşan Türk milliyetçileriyle, onlarınliderleriyle görüşmüştü. Fakat bütün bu Millî Hareketin öncüsü olan Mustafa KemalPaşa'yı görmek, onunla konuşmak istiyordu. Madame Gaulis bu girişiminde demuvaffak oldu. Mustafa Kemal Paşa, Türk davasına yakınlık gösteren yabancılarınaslında kendi çıkarlarını ve politikalarını gözettiklerini pekâlâ biliyor, fakat Türkmilletini parçalamaya çalışan yabancıların müşterek cephelerini çökertmek için bugibi fırsatlardan faydalanıyordu. Madem ki bu kadın, bir Fransız olmasına rağmen Türkdavasını tutuyor ve bu davayı bütün dünyaya tanıtmak istiyordu, onunla nedenkonuşmasındı?.Madame Gaulis Anadolu'ya girmek için kendisine gösterilen uzun yolu memnuniyetlekabul etti. İstanbul'dan vapurla Antalya'ya gitti; orada kendisini nezaketle karşılayaninsanların misafirperverliği ile, atlı arabalar içinde günlerce sarsıla sarsıla, türlüzahmetlere katlanarak ve Anadolu harekâtını yürüten milliyetçi Türklerle haşır neşirolarak Burdur'a geldi. Oradan Afyon'a uzandı. Artık harp sahasının içinde dolaşıyor,top seslerini duyuyor, hatta yol civarında düşen mermilerin açtıkları çukurlarıgörüyordu. Yollarda kala göçe 30 Nisan 1921 günü Ankara'ya ulaştı.Bu sırada İnönü Zaferi kazanılmış bulunuyordu..Madame Gaulis bu kitabında Ankara'ya gelişini ve orada görüştüklerinden edindiğiintibaları belirtmekle beraber Mustafa Kemal Paşa ile mülâkatını anlatmamaktadır.O günleri çok iyi bilen aziz dostum rahmetli Naşit Hakkı Uluğ, Hayat Tarihmecmuasına yazdığı bir makalede bu konuyu ele almıştır (1). Orada şöyle diyor:''Mme. Gaulis, meşakkatli bir yolculuktan sonra şimdi Çankaya'dadır ve şöyle anlatır:''Paşa'nın evinin birinci katında iç avluyu andırır bir yerde, üniformalı kalabalık birsubay grubu aralarında teklifsizce konuşmakta idiler. İçeri girdiğim zaman hepsisusarak bana baktı. Hiçbir resminin kendisine benzememesine rağmen, aralarındaPaşa'yı seçebildim. Bu, kendine has tavrı ve fevkalâde bakışları ile, Paşa'nın ta kendisiidi; yüzünde belirsiz bir tebessüm vardı. Nezaketle selâm vererek bu ilk görüşmemiziçin yalnız kalacağımız bürosuna beni davet ederek:"- Soruların derinliğine girmeyeceğiz, birazdan gidiyorum, dedi. Üç, dört gün sonradöneceğim; bu da size Ankara'yı tetkik etmeniz için vakit kazandıracaktır. Eğertetkiklerinizi not edip, sizi ilgilendiren hususları bana bildirirseniz, döndüğüm zamanuzun uzun konuşuruz. Kısaca şunları söyleyeyim ki, efkârıumumiyeniz ve hükûmetiniziki ayrı dil konuşuyor. Esas konuyu, yani İngilizlerin bize karşı Anadolu'da açtıklarısavaşı daha sonra ele alacağız. Şimdi, İngilizlerin en kuvvetli ajanlarından biri olanMustafa Sagir'in davasını izlemek fırsatını bulacaksınız (2). Burada her gün İngilizajanlarını tevkif ediyoruz. Ankara'ya kadar sızabiliyorlar, hâlbuki bunun kolayolmadığını siz de görebildiniz."M. Kemal'in esrarlı tebessümü yine belirmişti, soruyordu:"- Ankara'dan, evinizden memnun musunuz? Etrafınıza iyice bakın, burada çoksevdiğiniz araştırmalarınız için birçok ilgi çekici şeyler öğreneceksiniz!"Bu arada, bulunduğumuz yere gelenler olmuştu, çevik ve ölçülü bir hareketle tâcizedeni uzaklaştırmış ve aynı jestle benim de kalkmak için yaptığım hareketidurdurmuştu. Hiçbir şey yapmıyormuş gibi, günlerimden süratle istifade edebilmemiçin Ankara'daki hayatımın plânını kuruyordu."Görüşmemizin sonunda Paşa beni arabaya kadar geçirdi."Başka bir sefer, Çankaya'da, 1200 metre yükseklikteki yeni ikametgâhınındinlendirici serinliğinde, Mustafa Kemal, Fransa ile arasındaki durumu açıkladı: Nüfuz
Leave a Comment