RTALAMA a\u00a4\u203arl\u203a\u00a4\u203a 1,4 kg olan ve in- san\u203a di\u00a4er t\u00fcrler- den farkl\u203a yapan
insan beyni, keli- menin tam anlam\u203ayla gizemli bir organ. \u2039nsan beyni \u00e7ok geli\ufb02mi\ufb02 bir telefon santrali ya da bilgisa- yara benzetiliyor. Bunun da \u00f6te- sinde, en geli\ufb02mi\ufb02 bilgisayardan \u00e7ok daha karma\ufb02\u203ak bir yap\u203aya sahip oldu\u00a4u ve daha h\u203azl\u203a \u00e7al\u203a\ufb02- t\u203a\u00a4\u203a d\u00fc\ufb02\u00fcn\u00fcl\u00fcyor. Di\u00a4er organ- lardan \u00e7ok farkl\u203a bir yap\u203aya sa- hip olan insan beyninin \u00e7al\u203a\ufb02ma- s\u203ana ili\ufb02kin bilgiler halen yeter- siz. Beynin nas\u203al \u00e7al\u203a\ufb02t\u203a\u00a4\u203a, duy- gular\u203an nas\u203al olu\ufb02tu\u00a4u, haf\u203aza ve \u00f6\u00a4renmenin mekanizmalar\u203a tam olarak bilinmiyor. Beyin v\u00fccut- taki t\u00fcm organlar\u203a kontrol et- mekle kalmay\u203ap duygular\u203am\u203az\u203a, d\u00fc\ufb02\u00fcncelerimizi ve hayallerimizi y\u00f6nlendiriyor. K\u203asacas\u203a insan\u203a in- san yap\u203ayor. Beynin \u00f6nemi eski \u00e7a\u00a4larda bilinmiyordu. \u2039nsan bi- linci \u00fczerindeki ilk s\u00f6ylemler M\u00d6 4000\u2019li y\u203allara dayan\u203ayor. Eski S\u00fcmer yaz\u203atlar\u203anda, ha\ufb02ha\ufb02 bitkisinin \u00f6z\u00fcn\u00fc i\u00e7en insanlarda- ki bilin\u00e7 de\u00a4i\ufb02ikliklerinden bah- sediliyor. Ancak, eski zamanlar- da insan bilinci ya da duygular\u203an kayna\u00a4\u203an\u203an kalp oldu\u00a4u d\u00fc\ufb02\u00fcn\u00fc- l\u00fcyordu. Eski M\u203as\u203arl\u203alar kalbin hayat\u203an \u00f6z\u00fc, iyilik ve k\u00f6t\u00fcl\u00fckle- rin kayna\u00a4\u203a oldu\u00a4unu d\u00fc\ufb02\u00fcn\u00fc- yordu. Buna kar\ufb02\u203an beynin ana- tomisiyle ilgili ilk \u00e7izimler M\u00d6 2500 y\u203al\u203ana ait M\u203as\u203ar papir\u00fcsle-
rinde bulunuyor. M\u00d6 2000\u2019li y\u203allardan kalma kafataslar\u203andaki deliklerse, ilk beyin ameliyatla- r\u203an\u203an bu \u00e7a\u00a4larda yap\u203ald\u203a\u00a4\u203an\u203a g\u00f6steriyor. D\u00fc\ufb02\u00fcnce ve duygula- r\u203an kayna\u00a4\u203an\u203an kalp de\u00a4il de be- yin oldu\u00a4unu, ilk olarak Alkma- eon ad\u203anda bir bilim adam\u203a M\u00d6 450 y\u203al\u203anda g\u00f6sterdi. G\u00f6z sinir- lerini beynin i\u00e7erisine kadar ta- kip eden Alkmaeon, g\u00f6zlerin \u203a\ufb02\u203a- \u00a4\u203an kayna\u00a4\u203a oldu\u00a4una inan\u203ayor- du. Onsekizinci y\u00fczy\u203ala kadar bu inan\u203a\ufb02 devam etti. Romal\u203a glad- yat\u00f6rlerin hekimi olan Galen, beynin d\u00f6rt farkl\u203a s\u203av\u203ay\u203a salg\u203ala- yan bir organ oldu\u00a4unu ve t\u00fcm v\u00fccut i\ufb02levlerinin bu salg\u203alar\u203an aras\u203andaki dengelere ba\u00a4l\u203a oldu- \u00a4unu d\u00fc\ufb02\u00fcn\u00fcyordu. Orta\u00e7a\u00a4da kilisenin insan v\u00fccudu \u00fczerinde- ki \u00e7al\u203a\ufb02malar\u203a yasaklamas\u203a nede- niyle, beyinle ilgili hi\u00e7bir ilerle- me kaydedilemedi. Onyedinci y\u00fczy\u203alda Frans\u203az filozof Descar- tes (Dekart) beynin \u00e7al\u203a\ufb02ma prensibini hidrolik bir motorun- kine benzetiyordu. Beynin ana- tomisiyle ilgili ilk kitapsa 1664 y\u203al\u203anda yaz\u203ald\u203a. Galvani ad\u203andaki bir bilimadam\u203a 18. y\u00fczy\u203alda in- san hareketlerinin elektrik ak\u203a- m\u203a sayesinde oldu\u00a4unu g\u00f6ster- di. Bu bulu\ufb02, sinir h\u00fccrelerinin i\ufb02levlerini ara\ufb02t\u203aran modern n\u00f6- rofizyoloji bilminin temelini olu\ufb02turdu. 1800\u2019l\u00fc y\u203allarda be- yin ve sinir h\u00fccrelerinin yap\u203as\u203a daha iyi anla\ufb02\u203ald\u203a. Beyinden \u00e7\u203a- kan sinir h\u00fccrelerinin omurili\u00a4e,
ve oradan da organlara gitti\u00a4i g\u00f6sterildi. James Parkinson\u2019un 1817 y\u203al\u203anda "Parkinson hasta- l\u203a\u00a4\u203a"n\u203a tan\u203amlamas\u203ayla beynin \u00e7a- l\u203a\ufb02ma mekanizmalar\u203a \u00fczerindeki ara\ufb02t\u203armalar h\u203az kazand\u203a. Beynin gizeminin ayd\u203anlat\u203almas\u203a a\u00e7\u203as\u203an- dan, bu hastal\u203ak halen en \u00f6nem- li ara\ufb02t\u203arma konular\u203andan birisi. Gage adl\u203a bir demiryolu i\ufb02\u00e7isinin kafas\u203an\u203an \u00f6n taraf\u203ana 1848 y\u203al\u203an- da saplanan bir kaz\u203ak, beynin i\ufb02- levlerinin anla\ufb02\u203almas\u203anda \u00e7\u203a\u00a4\u203ar a\u00e7t\u203a. Beynin "frontal lob" olarak adland\u203ar\u203alan \u00f6n taraf\u203ana sapla- nan demir kaz\u203ak, i\ufb02\u00e7inin \u00f6l\u00fcm\u00fc- ne yol a\u00e7mam\u203a\ufb02 ancak ki\ufb02ilik de- \u00a4i\ufb02imine yol a\u00e7m\u203a\ufb02t\u203a. Bu g\u00f6z- lem, beyin cerrahisinde \u00f6nemli bir geli\ufb02meye neden oldu. \u00c7e\ufb02it- li davran\u203a\ufb02 bozukluklar\u203a g\u00f6ste- ren ki\ufb02ilerin frontal loblar\u203a \u00e7\u203a- kart\u203alarak sald\u203argan ya da hasta- l\u203akl\u203a ki\ufb02ilik \u00f6zellikleri tedavi edil- meye \u00e7al\u203a\ufb02\u203al\u203ayordu. Bunu izleyen y\u203allarda beyindeki \u00e7e\ufb02itli mer- kezlerin i\ufb02levleri daha iyi anla- \ufb02\u203almaya ba\ufb02land\u203a. \u00d6rne\u00a4in be- yindeki konu\ufb02ma merkezi, kas- lar\u203a y\u00f6neten hareket merkezi bulundu. 19. y\u00fczy\u203al\u203an sonlar\u203anda \ufb02izofreni, depresyon gibi ruhsal hastal\u203aklar tan\u203amlanarak bunla- r\u203an beyinle ilgisi ara\ufb02t\u203ar\u203ald\u203a. 20. y\u00fczy\u203al\u203an ba\ufb02lar\u203anda Sigmund Freud, beynin derinliklerine ine- rek bilin\u00e7alt\u203a kavram\u203an\u203a ortaya att\u203a. Freud\u2019a g\u00f6re, insan beyni as\u203al \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u00a4e bilincin olu\ufb02tur- du\u00a4u bask\u203alardan kurtuldu\u00a4un-
da kavu\ufb02uyordu. Uyku s\u203aras\u203anda bask\u203alardan kurtulan insan bey- ni i\u00e7 karma\ufb02alara kar\ufb02\u203a sava\ufb02\u203a- yor ve sorunlar\u203andan kurtulma- ya \u00e7al\u203a\ufb02\u203ayordu. Bu ilkeyi temel alan Freud, bilin\u00e7alt\u203ana inilerek psikolojik sorunlar\u203an \u00e7\u00f6z\u00fclebile- ce\u00a4ini g\u00f6sterdi. 1900\u2019l\u00fc y\u203allar\u203an ba\ufb02lar\u203andan itibaren beyin ve si- nir h\u00fccrelerinin yap\u203as\u203ayla ilgili \u00e7ok \u00f6nemli geli\ufb02meler kaydedil- di. Beynin \u00e7al\u203a\ufb02mas\u203a, h\u00fccreler aras\u203andaki ba\u00a4lant\u203alar ve haber- le\ufb02me yo\u00a4un olarak ara\ufb02t\u203ar\u203ald\u203a. Beynin i\ufb02levlerini ve \u00e7e\ufb02itli be- yin hastal\u203aklar\u203an\u203a daha iyi anla- yabilmek i\u00e7in beyin dalgalar\u203an\u203a \u00f6l\u00e7en EEG, yap\u203as\u203an\u203a g\u00f6steren to- mografi ve manyetik rezonans gibi yeni g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleme teknikleri geli\ufb02tirildi. Beynin kan ak\u203am\u203an\u203a ya da v\u00fccuda verilen bir madde- nin beyindeki da\u00a4\u203al\u203am\u203an\u203a g\u00f6ste- ren sintigrafik g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleme y\u00f6n- temlerinin geli\ufb02tirilmesiyse, bey- nin \u00e7al\u203a\ufb02mas\u203an\u203a anlama ve gize- mini ayd\u203anlatmada olduk\u00e7a \u00f6nemli yararlar sa\u00a4lad\u203a.
Beynin s\u203arlar\u203a, bilim adamlar\u203a i\u00e7in yaln\u203azca bir merak konusu de\u00a4il. Beyin ve sinirlerli ilgili ola- rak bilinen 1000\u2019den fazla has- tal\u203ak var. Bu hastal\u203aklar nedeniy- le hastaneye yatan insanlar\u203an sa- y\u203as\u203a, kanser ya da kalp hastalar\u203a- n\u203an \u00fczerinde. Beyin ve sinirler \u00fczerinde yap\u203alan \u00e7al\u203a\ufb02malar\u203an en \u00f6nemli hedefi, bu hastal\u203aklara \u00e7\u00f6z\u00fcm bulmak. D\u00fc\ufb02\u00fcnce ve dav- ran\u203a\ufb02lar\u203an k\u00f6kenini anlamak, \u00f6\u00a4-
renme ve haf\u203azan\u203an s\u203arlar\u203an\u203a \u00e7\u00f6z- mek, ara\ufb02t\u203armalar\u203an di\u00a4er hedef- leri aras\u203anda. \u2039nsanl\u203a\u00a4\u203an geli\ufb02imi b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde zihinsel yetenekle- re ba\u00a4l\u203a. Beynin d\u00fc\ufb02\u00fcnme, \u00f6\u00a4- renme ve haf\u203aza gibi i\ufb02levlerini geli\ufb02tirmek, bilim adamlar\u203an\u203an hedefleri aras\u203anda. Son y\u203allarda genetik m\u00fchendisli\u00a4indeki geli\ufb02- melere paralel olarak genetik \ufb02ifrenin s\u203arlar\u203a yava\ufb02 yava\ufb02 \u00e7\u00f6z\u00fc- l\u00fcyor. Alzheimer ve Parkinson hastal\u203aklar\u203ana yol a\u00e7an genler belirlendi. S\u203arada di\u00a4er hastal\u203ak- lara yol a\u00e7an genlerin de\ufb02ifre edilmeleri var. Genetik \u00e7al\u203a\ufb02ma- lar kadar \u00f6nemli di\u00a4er bir konu da, "beyin plastisitesi" denen durum. Beyin h\u00fccrelerinin, al-
d\u203aklar\u203a uyar\u203alara kar\ufb02\u203a kendilerini de\u00a4i\ufb02tirebilme yetene\u00a4i olarak bilinen beyin plastisitesi, \u00f6\u00a4ren- me ve haf\u203azan\u203an temeli. Beyin kapasitesini art\u203armak ve \u00f6\u00a4ren- meyi h\u203azland\u203armak, toplumlar\u203an geli\ufb02imi a\u00e7\u203as\u203andan da \u00f6nemli. Beyin h\u00fccrelerinin \u00f6l\u00fcm meka- nizmalar\u203a ve k\u00f6k h\u00fccre ara\ufb02t\u203ar- malar\u203a bir\u00e7ok hastal\u203ak i\u00e7in yeni umut kayna\u00a4\u203a. K\u00f6k h\u00fccreler sa- yesinde, eskiyen ya da \u00f6len h\u00fcc- relerin yerine yenilerini \u00fcretmek m\u00fcmk\u00fcn olabilecek. Beyin ha- sarlar\u203an\u203a geri d\u00f6nd\u00fcrmek, h\u00fccre \u00f6l\u00fcm\u00fcne ba\u00a4l\u203a fel\u00e7leri ve omuri- lik zedelenmelerini tedavi ede- bilmek, k\u00f6k h\u00fccre ara\ufb02t\u203armalar\u203a- n\u203an \u00f6nemli hedeflerinden.
Leave a Comment