• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark)GİRİŞ
Marx "
başkalarını ezen halkın kendisi özgür olamaz 
" der. Bugünküemperyalizm altında ileri ülkeler proletaryasının başına gelen de budur.Bugün bütün uygar kapitalist ülkelerde komünizme karşı sosyalizmi,sosyal-demokrasiyi, yani sömürgeci soygunla uzlaşmayı tutan halk, aynızamanda kendisinin işletilip soyulmasını, yani sömürgeler gibi anavatanı daezen şu köhne bir kabuk haline gelmiş kapitalist ilişkileri ve burjuvazinin hergün biraz daha zorba ve şiddetli egemenlik ve saltanatım, kendi başına birsüre daha bela etmekten başka bir şey yapmıyor. Sömürge, yarı-sömürge,bağımlı ülkeler adını başka ülkelerden çalman fazla kârdan bir kemik parçasıuman halklar, kendi kulluklarını efendiliğe benzeten, "hizmetçi" kullananDoğu miriyvoları gibi, köleleşmenin derin çukurunda biraz dahabocalamaktan ileriye geçemiyorlar, çünkü köleleştirme sisteminin olasıgediklerini kapatmış, yırtıklarını yamamış oluyorlar.Türkiye'de yabancı ve ezilen bir ulus var mıdır? "Tarih devrimcileri"nesorarsanız, adem evlâdı içinde bütün uygarlıkları yaratan uluslar, tıpkıAdem'in oğullan gibi bir asıldandır: Türk! Kuzey yönünden Alp dağlarına,Grönland'dan Antil adalarına kadar bütün dünya Türktür. Fakat gözümüzönündeki sistemiyle mistik ideo-emperyalizm şakasını yeterli görerek işinsomut gerçekliğine bakarsak, oldukça burjuva ve burjuva aydını kellesininkelini kaşım kaşım kaşındıracak bir bambaşkalıkla karşılaşmamak olanaklıdeğildir. Nasıl, dünyadan geçtik, şu kayıtlı 10 milyon, nüfus sayımınca 13,5milyon nüfuslu Türkiye'cikte bile mi, başka uluslar var? Bu küçük-burjuvakendinden geçişini afakandan öldürecek olan böyle bir olasılık,kışkırtabileceği her türlü isteri krizlerine karşın, bir olasılık değil, canlı birgerçekliktir. Ve zaten Çankaya Köşkü ile Yıldız Sarayı arasında, patırtılı veteatral bir med-cezirle yalpa vuran dünyayı saran son Türkçülük keşif veteorileri, bu gerçeğin manevi iç zembereklerinden boşandırdığı Hegelyanisttepesi taklak bir itiraf cezbesinden başka bir şey midir?Ara sıra gazetelerde okursunuz. Bir özel muhabir, Giresun'un ötesindekihalkın Laz değil Türk olduğunu kanıtlamış olmak için Lazlığa şöyle bir patatar:
"Esasen mert 
(Aman Fransızlar duymasın!)
cesur, doğuştan zeki,yetenekli, yurtsever, konuksever olan Lazlarm Türklerden tek farkları, özel bir dilleri olmasından ibarettir." 
1
Ya da "dil devrimi"ne ilişkin şöyle bir"hükm-i karakuşi" gözümüze çarpar:
"Dörtyol'da Türkçe'den başka bir dil konuşmayacak: Dörtyol-Özel: Kaymakamlık tarafından genel yerlerdeTürkçe'den başka bir dili konuşanlar hakkında şiddetli kovuşturma yapılarak ağır cezalar verileceği tellâllarla ilan edildi." 
[2]Kimbilir hangi matmazelden yüz bulamayan bir burjuva züppesinin aşkintikamı kadar farfara ve ömürsüz doğup ölen "vatandaş Türkçe konuş!"naralarını andıran bu tür sözde gerçekler, Türkiye’mizin kuzeyini, güneyini,
 
doğusunu ve batısını saran gerçekliklere karşı sıkılmış "yurtsever"kuburlardan başka bir şey midir?Fakat biz bunları ve buna benzer olay lan, aşağı yukarı tüm Balkan-lar'daortak olan ünlü "azınlıklar" çıbanı varsayarak geçeceğiz. Konumuz, devrimstrateji ve ilişkilerinde Önemli bir yayılım açacak olan geniş, çalışkan, ezilenkitlelerdir. Bu nitelikte ezilen yığınlar Türkiye'de var mıdır? Evet, bu yığınlarınherkes anlamasın diye belirsiz ve esrarengiz ve anonim bir adı vardır: Doğuya da Doğu illeri! Bu öyle karanlık bir tanımdır ki, Cumhuriyet burjuvazisibugün ona istediği anlamı verir, onun beğendiği biçimlerde sunar; ve kimsene Kemalizmin ne demek istediğini, ne denilmek istenenin ne olduğunu birtürlü anlayamaz.Fakat biz ne anonim şirketler Kemalizmiyiz, ne esrara inanan küçük-burjuvaaydınıyız. Onun için bu anonim esrar perdesini kaldırarak altında gözlenen"meduza başı"nı görmekten kılımız kımıldamaz. Ve eğer Le-nin'in deyimiyle"Joli Marksistler" -yani burjuvazinin hoşafına giden "Marksistler"- olarakkalmak istemiyorsak, bu sorunu olduğu gibi koymaya, "anonim esrarperdesi" altındaki somut maddeyi, adıyla sanıyla çağırmaya zorunluyuz:
Türkiye'deki Doğu sorunu ve Doğu illeri nesnesi bir milliyet davasıdırl 
Evet, Türkiye iç ve dış ilişkilerinde ve siyasetinde olduğu gibi, içeride vedışarıda görünüşünde de "diyalektik" bir ülkedir. Şöyle ki, dışa karşı bağımlıdurumundan kurtulamayan kapitalizm Türkiyesi, içe karşı ceber-rutlu, eskideyimle "müseltan ve mefnehum" bir süzerendir. Ünlü izafiyet teorisininTürkiye'nin sosyal bünyesinde ortaya çıkışı yadırganmamalıdır:1- Türkiye'nin kendisi, Doğunun su götürmez ezilen "ulus"lanndan biridir.Buna inanmayan ve bunu bilmeyen kalmamıştır. Fakat:1.2.2- Türkiye kendi içinde, örtbas edilemez bir, Doğunun ezen ulusudur. Bunainanan ve bunu bilense, sanıldığından pek azdır. Daha doğrusu bu ikinci şıkkıbilenler, belki yalnız mistik Kemalizmin kendisiyle, bir de özellikle "arabayıçeken" ve "bunu taşıyanlardır. îşin kaçmaya, iyiye yormaya gelir yanınıkuyruk yalayıcılar bol bol arayabilirler. Bu olanın ciddiliğini biraz dahabelirginleştirmekten başka şeye yaramaz. Dünyada Türkiye, Doğu ile Batıyıbirbirinden ayıran boğaz ya da bağlayan köprüdür. Bu durumundan esinaldığı için mi nedir, Türkiye içinde bulunduğu emperyalist dünyaya pekbenzer. Dünyanın yer yer ikiye bölünüşlerinden biri de, oldukça anlamsızolmakla birlikte, dört yöne göre bölünüşüdür. Herkesin ağzında dolaşır,yeryüzünde Doğu ve Batı diye iki zıt kutup var. Bunun gibi, bundan daha azanlamsız olmamak üzere, yine böyle bir bölünüş de Türkiye için ağızlardadolaşır: Doğu illeri, Batı illeri. Bu kavramları anlamsız buluyoruz, çünkü Doğuile Batı arasındaki zıtlık, sanki sosyal olayları salt iklim belirtileriyle açıklamagibi, bir yandan güneşin doğmasıyla öte yandan batmasından ileri
 
geliyormuş gibi gösteriliyor. Bununla birlikte her zaman için "galat-ı meşhurlûgat-ı fasihten yeğdir."* Söze değil öze bakarsak, görürüz ki, dünya içindebir "Doğulu" bir "Batılı"ya nasıl bakarsa, Türkiye içinde de Doğululuk ileBatılılık birbirlerini aynı gözle görürler. Batılının gözünde Doğulu yalnızca bir"vahşi"dir; bir Doğulu içinse Batılı bir "düşman"dır... Bu ne demek? Birinciolarak bu, şu demektir: Genellikle Batı ve Doğu iki ayrı cinsten bölgesayılıyor ve ne Batılı ne Doğulu sorunu sınıfsal bakımdan koymuyor. OysaDoğuda da Batıda da insan yığınları, sınıf ve çelişkili birer toplum bireyleriolduklarına göre, ayrıca ikiye bölünürler: 1- Egemen sınıflar; 2- Ezilensınıflar. Herhangi bir toplumda egemen sınıf, egemen kavrayışını en uzakkitlelere kadar yaydığı için, genellikle ağızlarda dolaşan ve kafalarıkurcalayan anlamlar, basmakalıp terimlerden ibaret kalmaya mahkûmoluyor.. Gerçekte gerek Doğunun gerek Batının egemen sınıflarıyla egemenkavrayışları arasındaki karşıtlık ticari bir rekabet, "sen yeme, ben yiyeyim,senin olmasın, benim olsun" davasıdır. Sorunun içyüzünü böylece açığavuramayan Doğu ve Batı egemen sınıflan, gün gibi aydın sorunları pandomimşekline sokuyorken, kendi aralarında, tekelci kapitalizmin suyunca, uzlaşmafırsatlarını hiç kaçırmıyorlar. İkinci olarak şu demektir ki, özellikle:1- Batıdaki ezilen sınıflar, egemen sınıfların sistematik propagandaları* yaygın yanlış, yaygın olmayan doğru sözden üstündür. (y.n.)altında, Doğulu hakkında yalnız bir .şeyi öğrenebiliyorlar: Doğulu yahşidir!Neden vahşidir, nasıl vahşidir, yok.2- Doğudaki ezilen sınıflar ise Batıdakilerin tamamen tersine, Batılının neolduğunu etiyle, kemiğiyle, derisiyle, her gün duyuyor. Ve Batılıdan heryediği tekme, dipçik ve süngü önünde şu kanıyı kökleştiriyor: Batılıdüşmandır! Hangi Batılı düşmandır, yok. İki taraf da sanıyor ki, gerekvahşilik, gerek düşmanlık anadan doğma bir huy, doğal, yaradılıştan gelenbir zorunluluktur. Tekrar edelim, bunu böyle sananlar, özellikle iki tarafın dageniş, çalışkan, ezilen sınıflarıdır. Yoksa gerek Doğunun, gerekse Batınınegemen sınıfları, birbirlerinin ne kadar vahşi, ne derece uygar, ne biçim dost,ne tür düşman olduklarını domuz gibi bilip duruyorlardır. Buraya kadarsöylediklerimizin aynı zamanda hem dünya içindeki, hem de Türkiye içindekiDoğu ve Batı, Doğulu ve Batılı için olduğunu eklemeye gerek var mı? İyiama, bu Doğu ve Batı kelimeleri altında ne saklanıyor? Dünya içindeki Doğuve Batı bölünüşü, öz sınıf bölünüşünün nasıl bir uzantısı, dalı budağı ise,Türkiye'deki Doğu ve Batı illeri bölünüşü, esas itibarıyla sınıf bölünüşündendoğar. Fakat daha özel anlamı, ezen ulusla ezilen ulusun ilişkisi oluşundadır.Biz Türkiyemizden ayrılmayalım. Türkiye'de Doğu ve Batı bölünüşü ulusallık*bakımından nedir? Daha açık koyalım. Batıda egemen ulus Türk olduğunagöre, Doğuda hangi uluslar ezilendir?
* * *
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...