/  112
 
Çin ka
ğ
an
ı
Tay-tsung çok dü
ş
ünceli idi. Birkaç gündür kendisinde bir ba
ş
kal
ı
k, anla
şı
lmaz bir de
ğ
i
ş
iklikseziyordu.
İ
lk önce bunun ne oldu
ğ
unu anlamadan içinde rahats
ı
zl
ı
k duymu
ş
, sonra dü
ş
üne dü
ş
ünerahats
ı
zl
ığı
nereden geldi
ğ
ini bulmu
ş
tu: Korkuyordu: hele gün batt
ı
ktan sonra her karalt
ı
, her gölgeonu ürkütüyor,
ş
u u
ğ
ursuz ihtilâlcilerden biri karanl
ı
klar içinden ç
ı
karak kendisine do
ğ
ru yay gerip okf
ı
rlatacak san
ı
 yordu. O, ihtilâlcilerden birço
ğ
unun ba
ş
kentte gizlenmi
ş
oldu
ğ
una inan
ı
 yordu. Çünkübunlardan ancak 38 tanesinin cesedi bulunmu
ş
, Vey
ı
rma
ğı
ndan da üçünün ölüsü ç
ı
kar
ı
lm
ış
t
ı
. Bu kadarbüyük bir gürültünün 41 ki
ş
iyle yap
ı
ld
ığı
na, Çin ka
ğ
an
ı
olarak inanamazd
ı
. Bu ihtilâlciler ne kadar gözüpek, ç
ı
lg
ı
n herifler olurlarsa olsunlar, 300’den çok Çin askerini öldürmek ve koca bir
ş
ehre bu kadarkorku salabilmek için herhalde birkaç yüz ki
ş
i olmal
ı
 yd
ı
lar.Üç gündür bütün Siganfu ve yöreleri altüst edildi
ğ
i, birçoklar
ı
yarg
ı
lan
ı
p idam edildi
ğ
i,birço
ğ
una i
ş
kenceler yap
ı
ld
ığı
halde gizlenmi
ş
olan ihtilâlcilerden kimse ele geçirilememi
ş
ti. Acababunlar
ı
, kendi taht
ı
na göz diken kumandanlar
ı
ndan birisi mi sakl
ı
 yordu? Öyle ise saray
ı
n içinde f
ı
rsatkollamalar
ı
da akla gelebilirdi. 
İş
te Çin ka
ğ
an
ı
bunlar
ı
ş
ünerek s
ı
k
ı
l
ı
 yor, heyecanlan
ı
 yordu. Ald
ığı
raporlara göre geceleyinbir çok yerde ihtilâlciler gözükmü
ş
tü. Fakat bütün s
ı
k
ı
ara
ş
t
ı
rmalara ra
ğ
men kimse ele geçmiyordu.Herifler herhalde geceleyin i
ş
görmesi seviyorlard
ı
. Saray
ı
geceleyin bast
ı
klar
ı
gibi
ş
ehirlerde degeceleyin ortaya ç
ı
k
ı
 yorlar, fakat gündüz olunca silinip kayboluyorlard
ı
. Ama niçin
ş
imdiye kadar birteki ele geçmemi
ş
ti?Siganfu halk
ı
ihtilâlcilerin korkusundan geceleyin soka
ğ
a ç
ı
kamaz olmu
ş
tu.
Ş
ehrin ucundaoturan bir Çinli, bir gece Vey
ı
rma
ğı
k
ı
 y
ı
s
ı
ndan dönerken bunlardan birço
ğ
unun atlar
ı
 yla birlikte
ı
rma
ğı
yüzerek geçtiklerini görmü
ş
, bir ba
ş
kas
ı
da Siganfunun içinde çok iri ve tam pusatl
ı
bir y
ığı
nadam
ı
n karanl
ı
klar aras
ı
nda h
ı
zla yürüdüklerini görerek ç
ığ
l
ı
klarla kaçm
ış
t
ı
.
İ
htilâlciler bu ikisine debir
ş
ey yapmam
ış
lar, fakat ya
ş
l
ı
bir kad
ı
n
ı
öldürmü
ş
lerdi. Geceleyin kom
ş
usundan biraz pirinç alankad
ı
n, kap
ı
dan ç
ı
kt
ı
ktan sonra “ihtilâlciler” diye ba
ğı
rarak y
ığı
lm
ış
, kap
ı
 y
ı
tekrar açan kom
ş
ularzavall
ı
n
ı
n ölüsünü bulmu
ş
lard
ı
. Üzerinde ok ve k
ı
l
ı
ç yaras
ı
yoktu. Kar
şı
s
ı
nda korkunç haydutlar
ı
görenkad
ı
nca
ğı
z
ı
n korkudan öldü
ğ
ü anla
şı
l
ı
 yordu.Bugün ihtiyar bir kad
ı
n
ı
korkutarak öldürenlerin yar
ı
n yeniden saraya sald
ı
rm
ı
 yacaklar
ı
nemalûmdu?Çin ka
ğ
an
ı
bütün bunlar
ı
ş
ünerek tedbirler alm
ış
, saray çerisini ço
ğ
altm
ış
, nöbet i
ş
lerinidüzene koymu
ş
, geceleri d
ış
arda gezmek âdetini bir yana b
ı
rakm
ış
t
ı
. Bütün bunlara ra
ğ
men içi rahatde
ğ
ildi. Öldürülen ve ba
şı
kesilen Kür
Ş
ad’
ı
n bile öldü
ğ
ünden emin olam
ı
 yordu. Kür
Ş
ad’
ı
n k
ı
z
ı
n
ı
idamettirmi
ş
, fakat konçuyu ile o
ğ
lunu bulduramam
ış
t
ı
.Bir yandan da nâz
ı
rlar
ı
n verdi
ğ
i raporlar ve raporlardaki teklifler dolay
ı
s
ı
 yla akl
ı
n
ı
n büsbütünkar
ış
t
ığı
n
ı
hissediyor, öfkeleniyor, saçma sapan
ş
eyler dü
ş
ünüyordu. Bütün bu dü
ğ
ümleri çözmek içinbugün sarayda bir toplant
ı
yap
ı
lacakt
ı
. Tay-stung son ümitlerini bu toplant
ı
 ya ba
ğ
lam
ış
t
ı
.***Siganfu saray
ı
n büyük bir odas
ı
ndaki toplant
ı
heyecanl
ı
bir hava içinde aç
ı
ld
ı
. Nâz
ı
rlar, Çinka
ğ
an
ı
n
ı
n kar
şı
s
ı
nda sinirlerine hâkim olabilmek için kendilerini s
ı
k
ı
 yorlard
ı
. Ka
ğ
an, Kür
Ş
ad
 
ihtilâlinden sonraki durumu anlatarak ba
ş
kentteki rahats
ı
zl
ığı
n önüne nas
ı
l geçilebilece
ğ
ini, bunun için yap
ı
lmas
ı
gereken i
ş
lerin neler oldu
ğ
unu sordu.
İş
in asl
ı
na bak
ı
l
ı
rsa kendisi de onlardan daha azheyecanl
ı
de
ğ
ildi.
İ
lk sözü Vey-çing ald
ı
. Koyu bir Türk dü
ş
man
ı
olan bu adam
ı
n Türklere kar
şı
duydu
ğ
u kin Kür
Ş
ad ihtilâlinden sonra büsbütün artm
ış
, Türklerin yok edilmesini kendisine ülküedinmi
ş
ti. Dü
ş
üncelerini büyük bir konu
ş
kanl
ı
kla anlatarak Türklerin tehlikeli ejderler oldu
ğ
unu, gününbirinde Çin’in batmas
ı
na zemin haz
ı
rlamaktansa
ş
imdiden bir çare dü
ş
ünmek lâz
ı
m geldi
ğ
ini söyledi.Çareyi de so
ğ
ukkanl
ı
l
ı
kla bildirdi: Çindeki bütün Türkleri öldürmek...
İş
i gücü Vey-çing’e kar
şı
gelmek, onunla tart
ış
mak olan Ven-yen-po bu dü
ş
ünceye hemen itiraz etti.O, Türkleri çinlile
ş
tirmenin devlet için daha faydal
ı
olaca
ğı
n
ı
ileri sürüyor, bu milletinkabiliyetlerinden faydalanman
ı
n Çin’e getirece
ğ
i menfaatlar
ı
say
ı
p döküyordu.Li-pe-lo ikisi aras
ı
nda bir tez müdafaa ediyor, Yen-sen-ku da onu destekliyordu.Çin ka
ğ
an
ı
bugün çok iradesizdi. Hangi nâz
ı
r konu
ş
ursa onun tesirinde kal
ı
 yor, böylelikle durmaks
ı
z
ı
nfikir de
ğ
i
ş
tiriyordu.Nihayet, uzun tart
ış
malardan sonra bir sonuca var
ı
labildi: at
ı
lganl
ı
klar
ı
ve korkusuzluklar
ı
dolay
ı
s
ı
 ylaÇin’in içinde kalmalar
ı
tehlikeli görülen Türkler yeniden eski yurtlar
ı
na gönderilecekti. Bu karar Vey-çing’i y
ı
ld
ı
r
ı
mla çarp
ı
lm
ış
gibi sarsm
ış
t
ı
. Son defa söz alarak:
-
 
“Bu kararla Kür
Ş
ad’a kar
şı
yenilmi
ş
oldu
ğ
umuzu kabul ediyoruz; onun istedi
ğ
i de bundan ba
ş
kabir
ş
ey de
ğ
ildi” dedi.Fakat Çin ka
ğ
an
ı
ve öteki nâz
ı
rlar öyle bir kâbus içinde idiler ki bu kâbusun bast
ı
r
ı
c
ı
tesirindenkurtulmak için yenilmi
ş
olmay
ı
kabul etmekten utanm
ı
 yorlard
ı
.
Ş
imdi s
ı
ra bu karar
ı
n nas
ı
l tatbik edilece
ğ
ine gelmi
ş
ti. Türkeli S
ı
rtardu
ş
lar
ı
n hâkimiyeti alt
ı
nagirmi
ş
ti. Çindeki yüzbin Türk bunlarla ba
ş
a ç
ı
kamazd
ı
. Çünkü ço
ğ
u kad
ı
n ve çocuktu. Çin ka
ğ
an
ı
bumesele hakk
ı
nda parlak dü
ş
üncelere sahipti:
-
 
“S
ı
rtardu
ş
lar da Türk oldu
ğ
u için böylece Türkleri ikiye ay
ı
rm
ış
olacak, birini veya ötekinidestekliyerek muvazene kuraca
ğı
z. Böylelikle hem onlar
ı
birbirine k
ı
rd
ı
racak, hem de kuzeys
ı
n
ı
rlar
ı
m
ı
z
ı
n güvenli
ğ
ini sa
ğ
lam
ış
olaca
ğı
z” dedi.Bu dâhice dü
ş
ünce nâz
ı
rlara sayg
ı
ile ba
ş
e
ğ
dirdi. Hiçbiri itiraz etmedi. Ka
ğ
an, çoktand
ı
r kaybetti
ğ
ine
ş
esini yeniden bulmu
ş
gibiydi. Nâz
ı
rlara sordu:
-
 
Bu Türklerin ba
şı
na geçirmek üzere kimi sal
ı
k verirsiniz?Bozkurt ailesinin bütün teginleri ak
ı
llardan geçer ve hiçbiri be
ğ
enilmezken ka
ğ
an yeniden sözeba
ş
lad
ı
:
-
 
S
ı
rba Tegin hakk
ı
nda ne dü
ş
ünüyorsunuz?Bu soru Ve-çing’in yüzünde bir buru
ş
ukluk yapt
ı
ve gözlerinden garip bir
ışı
k geçti:
 
-
 
“Çok korkunç yüzlü ve vah
ş
i bak
ış
l
ı
bir adam” diye m
ı
r
ı
ldand
ı
. Tay-tsung gülümsedi:
-
 
“Bu korkunç yüz gö
ğ
ün bize en büyük iyili
ğ
idir” dedi. Sonra, bu sözlerden bir
ş
ey anlam
ı
 yarakbirbirlerine bakan nâz
ı
rlar
ı
n meraklar
ı
n
ı ş
öylece giderdi:
-
 
Hepsi ayd
ı
nl
ı
k yüzlü ve yak
ışı
kl
ı
adamlar olan Bozkurt ailesi teginlerinden bu korkunç yüzlü, çirkinadam
ı
kendi soylar
ı
ndan saym
ı
 yorlar. Bat
ı
Türklerinden oldu
ğ
u için de soyunu iyice incelemiyorlarve ondan
ş
üphe ediyorlar. Hakk
ı
nda türlü türlü söylenti var. Bir söylentiye göre anas
ı
, ölü do
ğ
ançocu
ğ
unun yerine bu kim oldu
ğ
u belirsiz çocu
ğ
u alarak büyütmü
ş
... Böylece Gök Türklerin ba
şı
naS
ı
rba Tegin’i geçirmek öteki teginlerin ho
ş
nutsuzlu
ğ
unu kabartarak aralar
ı
na ayr
ı
l
ı
k tohumlar
ı
saçmak olacakt
ı
r. Bu ayr
ı
l
ığı
körüklemek için de Bozkurt soyundan iki tegini S
ı
rba’n
ı
n buyru
ğ
unaverece
ğ
im. S
ı
rba bize en sad
ı
k tegindir ve Gök Türkler taraf
ı
ndan sevilmedi
ğ
i için de sad
ı
kkalma
ğ
a mecburdur. Kendisine ka
ğ
anl
ı
k verirsek herhalde Gök Türkleri Çin’in menfaatlar
ı
na uygun
ş
ekilde idare eder.***Birkaç gün sonra S
ı
rba Ka
ğ
an, yan
ı
nda yüz bin Türk oldu
ğ
u halde Çin duvar
ı
n
ı
n d
ışı
na ç
ı
k
ı
 yor, buç
ı
k
ış
bütün Çinde, hele Siganfuda bir bayram gibi içten içe kutulan
ı
 yordu. Art
ı
k geceleyin soka
ğ
aç
ı
kabilecekler, kar
şı
lar
ı
nda ölüm zebanileri görmiyeceklerdi. Tay-tsung hayat
ı
ndan pek memnundu.Bundan sonra saray
ı
n bas
ı
lmas
ı
tehlikesi kalm
ı
 yordu. Rahat uyumak bahtiyarl
ığı
na eri
ş
ecek demekti.Hele dü
ş
ünde
ş
u u
ğ
ursuz haramiler ba
ş
bu
ğ
u Kür
Ş
ad kesik ba
şı
 yla kar
şı
s
ı
na dikilmiyerek, ona dirli
ğ
inizehir etmiyecekti.Bu gidi
ş
ten yaln
ı
z Vey-çing ho
ş
lanmam
ış
t
ı
. Sarayda Ven-yen-po ile kar
şı
la
ş
t
ığı
zaman:
-
 
“K
ı
rk e
ş
k
ı
 yan
ı
n ölüsü k
ı
rk milyonluk koca devleti yendi” dedi ve gülerek tamamlad
ı
:
-
 
Hayaletlerden korkman
ı
z sayesinde...
- II -
İ
HT
İ
LÂLDEN KIRK YIL SONRA(679 YILINDA)
Sonsuz ovada gözün alabildi
ğ
ine boz bir renk yay
ı
l
ı
 yordu. Bu düzlükte yaln
ı
z tümse
ğ
ebenziyen bir tepecik görülüyor, üstünde birkaç a
ğ
aç s
ı
ralan
ı
 yordu. Tümse
ğ
in yak
ı
n
ı
ndaki birkaç koyunotluyordu. Tepeci
ğ
in ete
ğ
inde dört Türk çad
ı
r
ı
vard
ı
.Güne
ş
batarken en ba
ş
taki çad
ı
rdan bir erkek ç
ı
karak ufuklara do
ğ
ru uzun uzun bakt
ı
. Sert bak
ış
l
ı
, yoksul giyimli, bahad
ı
r duru
ş
lu olan bu adam k
ı
rk ya
ş
lar
ı
nda gözüküyor; aln
ı
ndaki, yüzündeki k
ı
l
ı
ç yaralar
ı
ve çizgiler ba
şı
ndan çok
ş
eyler geçmi
ş
oldu
ğ
unu anlat
ı
 yordu. Börkünün tüyleri dökülmü
ş
, yamal
ı
kaftan
ı
birçok yerlerinden parçalanm
ış
, çizmeleri eskiyip delinmi
ş
ti. Bütün bu eskilerinaras
ı
nda yaln
ı
z belindeki b
ı
çak göze bat
ı
 yor, alt
ı
n ve gümü
ş
kakmalar
ı
 yla bir ka
ğ
an hazinesindenç
ı
km
ış
a benziyordu. Ufuklara dalan gözlerinin bir
ş
ey bekledi
ğ
i belliydi. Fakat uzaklarda ne birkaralt
ı
, ne bir toz beliriyor; beride otl
ı
 yan hayvanlar
ı
n seslerinden ba
ş
ka hiçbir gürültü i
ş
itilmiyordu.Yoksul k
ı
l
ı
kl
ı
bahad
ı
r bunlu gözlerle ufku bir daha süzdükten sonra ç
ı
kt
ığı
çad
ı
ra girdi. Bu çad
ı
r
ı
n bir

Share & Embed

More from this user

Add a Comment

Characters: ...