• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
Jean Christophe Grange _ Siyah KanKitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır.UYARI:www.kitapsevenler.comKitap sevenlerin yeni buluşma noktasından herkese merhabalar...Cehaletin yenildiği, sevginin, iyiliğin ve bilginin paylaşıldığı yer olarak gördüğümüz sitemizdekitüm e-kitaplar, 5846 Sayılı Kanun'un ilgili maddesineistinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacıylaekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuşan "Braille Not Speak", kabartma ekranvebenzeri yardımcı araçlara, uyumluolacak şekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayıcı veOCR (optikkarakter tanıma) yazılımı kullanılarak, sadece görmeengelliler için, hazırlanmaktadır. Tümüyle ücretsiz olansitemizdekie-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"düşüncesiyle, hiçbir ticari amaç gözetilmeksizin, tamamen gönüllülükesasına dayalı olarak, engelli-engelsiz Yardımsever arkadaşlarımızın yoğun emeği sayesinde, görme engellikitap sevenlerinistifadesine sunulmaktadır. Bu e-kitaplar hiçbirşekilde ticari amaçla veya kanuna aykırı olarak kullanılamaz,kullandırılamaz.Aksi kullanımdan doğabilecek tümyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amacı asla eser sahiplerinezarar vermek değildir.www.kitapsevenler.comweb sitesinin amacıgörme engellilerin kitap okuma hak ve özgürlüğünü yüceltmekve kitap okuma alışkanlığını pekiştirmektir.Ben de bir görme engelli olarak kitap okumayı seviyorum. Sevginin olduğu gibi, bilginin de paylaşıldıkçapekişeceğine inanıyorum.Tüm kitap dostlarına, görme engellilerin kitap okuyabilmeleri için gösterdikleriçabalardan veyaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyorum.Bilgi paylaşmakla çoğalır.Yaşar MUTLUĐLGĐLĐ KANUN:5846 Sayılı Kanun'un "altıncı Bölüm-Çeşitli Hükümler" bölümünde yeralan "EK MADDE 11" : "derskitapları dahil, alenileşmiş veya yayımlanmış yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiş bir nüshası yoksahiçbir ticarî amaçgüdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kişi tek nüsha olarakya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibikuruluşlar tarafından ihtiyaç kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda çoğaltılması veya ödünçverilmesibu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleştirilebilir."Bu nüshalar hiçbir şekilde satılamaz, ticarete konu edilemez ve amacı dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz.Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerinbulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur."bu e-kitap Görme engelliler için düzenlenmiştir.Kitap taramak gerçekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir iştir. Ne mutlu ki, bir görmeengellinin, düzgün taranmış ve hazırlanmış bir e-kitabı okuyabilmesinden duyduğu sevinci paylaşabilmektüm zahmete değer. Sizler de bu mutluluğu paylaşabilmek için bir kitabınızı tarayıp,kitapsevenler@gmail.comAdresine göndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katılmayı düşünebilirsiniz.Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emeğe ve kanunlara saygı göstererek lütfen bu açıklamaları silmeyiniz.Siz de bir görme engelliye, okuyabileceği formatlarda, bir kitap armağan ediniz...Teşekkürler.Ne Mutlu Bilgi için, Bilgece yaşayanlara.Not sitemizin birde haber gurubu vardır.Bu Bir mail Haber Gurubudur. Grupta yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızıkitapsevenler@gmail.comAdresine göndermeniz gerekmektedir.Grubumuza üye olmak için
 
kitapsevenler-subscribe@googlegroups.comadresine boş bir mail atın size geri gelen maili aynen yanıtlamanız yeterli olacaktır.Grubumuzdan memnun kalmazsanız,kitapsevenler-unsubscribe@googlegroups.comadresine boş bir mail gönderip, gelen maili aynen yanıtlayarak üyeliğinizi sonlandırabilirsiniz.Daha Fazla Seçenek Đçin, grubumuzun ana sayfasınıhttp://groups.google.com.tr/group/kitapsevenler?hl=tr Burada ziyaret edebilirsiniz.saygılarımla.Tarayan Yaşar Mutluwww.yasarmutlu.comwww.kitapsevenler.comyasarmutlu@kitapsevenler.comyasarmutlu@yasarmutlu.comkitapsevenler@gmail.comJean Christophe Grange _ Siyah KanGERĐLĐM MACERADOĞAN KĐTAPÇILIK TARAFINDAN YAYIMLANAN JEAN-CHRĐSTOPHE GRANGE KĐTAPLARIKızıl Nehirler Taş MeclisiLeyleklerin UçuşuKurtlar ĐmparatorluğuSĐYAH KANOrijinal adı: La Ligne Noir © feditions Albin Michel S.A., Paris 2004 Yazan: Jean-Christophe GrangeFransızca aslından çeviren: Şevket DenizTürkçe yayın hakları: © Doğan Kitapçılık AŞ I.-15. baskı /mayıs 200516. baskı / temmuz 2005 / ISBN 975-293-333-5 Bu kitabın I .-10. baskısı 20 000 adet. II.-15. baskısı 10 000adet,16. baskısı 2 000 adet yapılmıştır.Kitaba katkılarından dolayı MĐHĐyiit gazetesine teşekkür ederizKapak tasarımı: DPN DesignBaskı: Altan Matbaacılık / Yüzyıl MahallesiMatbaacılar Sitesi 222/A Bağcılar - ISTANBULDoğan Kitapçılık AŞ Hürriyet Medya Towers, 34544 Güneşli - ĐSTANBUL Tel. (212) 499 06 20 - 677 07 36Faks (212) 677 07 49 www.dogankitap.com.tr Siyah KanJean-Christophe GrangeĐSTANBULORHAN KEMAL ĐL HALK KÜTÜPHANESĐÇeviren: Şevket DenizDOĞAN KĐTAPPriscilla için...Bambular.Ona, bugüne kadar, hışırtılı yaprakların arasında ve cangıldaki patikalarda hep kılavuzluk etmişlerdi. Sankiher seferinde ağaçlar ona izleyeceği yolu fısıldamışlar, nasıl davranacağını sadece onun duyabileceği bir sesle söylemişlerdi. Ancak bütün bunlar artık geçmişte kalmıştı. Kamboçya'da. Tayland'da. Ama şimdiMalezya'daydı. Yapraklar yüzüne sürtünmüş, onu çağırmış, ona işaret yollamıştı...Ama ne olduysa olmuş, sonunda ağaçlar ona cephe almış, aleyhine dönmüştü.Ve sonunda da onu tuzağa düşürmüşlerdi. Bütün bunların nasıl olup bittiğini bilmiyordu, ama bambular iyicebirbirlerine yaklaşmış, dikleşmiş ve geçilemez, aşılamaz bir hücre halini almıştı.Parmaklarını kapı boyunca dolaştırdı. Đmkânsız. Kaplama tahtalarını sökmek için yeri eşeledi. Boşuna.Kafasını yukarı kaldırdı ve sımsıkı palmiye yapraklarından oluşan tavanı gördü. Nefes almayalı ne kadar zaman olmuştu? Bir dakika? iki dakika?Đçerisi hamam gibi sıcak olmuştu. Suratı ter içindeydi. Bütün dikkatini içinde kapalı kaldığı bölmeye verdi: enküçük aralık bile rotang sicimiyle sıkı sıkıya kapatılmıştı. Bu sicimlerden birini çözmeyi başarabilirse, içerihava girebilirdi. Đki parmağıyla denemeye çalıştı: yapacak bir şey yoktu. Birkaç saniye boyunca duvarıtırmaladı, tırnakları kırıldı. Öfkeyle duvarı yumrukladı ve sonunda yere, dizlerinin üzerine çöktü. Geberecekti.O, apne ustası, bu kulübede havasızlıktan ölecekti.O anda, gerçek tehlikeyi hatırladı. Đleri doğru baktı: koyu renkli bir sıvı ona doğru ilerliyordu; ağdalı, ağır,katran gibi bir sıvı. Kan. Az sonra ona ulaşacak, her yanını kaplayacak, onu boğacaktı...
 
Đnleyerek duvarın dibine büzüldü. Ne kadar az hareket ederse, o kadar az havaya ihtiyacı olurdu; havayaduyduğu açlık ciğerlerine acı veriyor, zehir dolu bir kabarcık gibi gırtlağını yakıyordu.Đyice büzüldü ve bir yarık, zayıf bir nokta bulmak umuduyla zemindeki köşeleri takip etti. Bu şekilde, dörtayaküzerinde ilerliyordu, başını çevirip baktı. Kan, ondan sadece birkaç santimetre uzaktaydı. Ulur gibi bağırdı,sırtını bölmenin duvarına dayadı, to-puklanyla döşemeyi itekliyor, geri geri gitmeye çabalıyordu.Sırtını dayadığı duvarın direnci kırıldı. Birden hücrenin içine toz ve samanla karışık beyaz bir ışık doldu. Onudüştüğü yerden kaldırdılar. Malezya dilinde bağırışlar, emirler duydu. Aşağıda palmiye ağaçlarını, gri kumlarıve çivit mavisi denizi gördü. Ciğerlerini patlatırcasına temiz havayla doldurdu. Havada bir balık kokusu vardı.Beyninde iki isim yankılandı: Papan, Çin Denizi...Adamlar onu sürüklercesine götürürlerken, diğerleri kulübenin kapısında toplasmış, bir şeyin üzerineçöreklenmişlerdi. Vücudunun her yerine yumruklar inip kalkıyor, zıpkınlar bedeninde delikler açıyordu. Büyükbir soğukkanlılıkla her şeye göğüs geriyordu. Aklında sadece tek düşünce vardı: mademki artık o hücredenkurtulmuştu, onu görmek istiyordu.Kanın kaynağını, geldiği yeriYarı karanlığın içindeki kişiyi.Gözlerini kulübenin olmayan kapısına doğru çevirdi. Dip tarafta, derme çatma bir direğe kıskıvrakbağlanmış, çırılçıplak genç bir kadın gördü. Vücudunun her yerinde, baldırlarında, kollarında, gövdesinde,yüzünde onlarca yara vardı. Gırtlağı kesilmişti. Genç kadın, kanı ağır ağır, ancak sürekli akacak şekildedoğranmıştı.O anda gerçeği kavradı: bu korkunç görüntü onun eseriydi. Bağırışlar, suratına inen darbeler arasındaürkütücü gerçeği kabulleniyordu.O bir katildi.Bir kan dökücüydü.Bakışlarını kaçırdı. Balıkçılar kumsala doğru iniyor, öfkeyle onu sürüklüyordu.Gözyaşları arasında, bir daim ucunda sallanan ipi gördü.[Özel haber]TROPĐKLER'DE SERĐ CĐNAYETLER ĐŞLEYEN BĐR KATĐL MĐ?7 şubat 2003. Yerel saatle, sabahın on biri. Papan'da, Malezya'nın güneydoğu kıyısında yer alan JohoreSultanlığı'na ait bu küçük köyde diğerlerinden farksız sıradan bir gün. Turistler, tüccarlar, gemiciler; hepsi grikumlarla kaplı büyük plaj boyunca uzanan yolda gidip geliyor. Birden çığlık, bağırışlar yükseliyor. Balıkçılar palmiye ağaçlarının altında rahatsız, kıpırdanıp duruyor. Đçlerinden bazıları silahlı: sopalar, zıpkınlar,bıçaklar...Plajın diğer ucundaki patikaya yöneliyorlar ve küçük bir tepenin eteğinde yer alan ormana doğrutırmanıyorlar. Gözlerinde öfke var. Suratlarındaysa şiddet, öldürme tutkusu... Çok geçmeden başka bir tepeye varıyorlar, burada yöreye has bildik cangıl, yerini bambu ormanına bırakıyor. Artık sakin olmayaçalışıyorlar, sessizce yürüyorlar. Aradıkları şeyi bulmuş gibiler: damı dallarla örtülü bir kulübe. Yaklaşıyorlar.Kapı kapalı. Hiç tereddüt etmeden zıpkınlarını saplayıp kulübenin duvarını söküp atıyorlar.Đçerisi cehennemi andırıyor. Belden yukarısı çıplak bir adam, bir mat salleh (bir Beyaz) kapı eşiğininyakınında büzülmüş duruyor, trans halinde. Kulübenin dip tarafında bir iskemleye bağlanmış genç bir kadıngörülüyor. Vücudunun her yanında yaralar var ve kanıyor. Suç aleti kadının ayaklarının dibinde duruyor: bir balıkadam bıçağı.Balıkçılar suçluyu yakalıyorlar ve kumsala doğru sürüklüyorlar. Bir darağacı hazırlamışlar bile. Đşte o andabeklenmedik bir şey oluyor, Papan'm kuzeyinde on kilometre uzakta yer alan Mersing şehrin-den polisler olay yerine varıyor. îhbar alan polisler bu linç girişimini önlemek için tam zamanında geliyor.Zanlı kurtarılıyor ve Mersing Polis Merkezi'nde gözaltına alınıyor.Ama asıl şaşırtıcı olan, Singapur sınırından fazla uzak olmayan bu yerde son üç günde gelişen olaylar.Aslında tüm bu olanlar pek şaşırtıcı değil. Güneydoğu Asya'da idam cezası uygulaması var, hem dealelacele yapılan bir yargılama sonucunda. Ama bu kez durum farklı, şüpheli hiç beklenmedik biri. Bir Fransız. Adı Jacques Reverdi ve tanınmış bir kişi. 1977 ile 1984 yılları arasında "serbest dalış" ve "limitliağırlıkla dalış" dallarında birkaç kez dünya rekoru kırmış, uluslararası çapta eski bir sporcu.Seksenli yılların ortalarında sporu bıraktıktan sonra Güneydoğu Asya'ya yerleşmiş ve on beş yıldan fazla bir süredir de bu bölgede yaşıyor. Malezya, Tayland ve Kamboçya arasında mekik dokuyor, dalış hocalığıyapıyor, kırk dokuz yaşında. Tanıkların ilk ifadelerine göre, güler yüzlü, sosyal ilişkileri güçlü, ama kıyıdakiküçük koylardan birinde yalnız yaşayan, Robinson Crusoe hayatı sürmekten hoşlanan biri. 7 şubat 2003'teneler oldu? Genç bir kızın cesedi, onun birkaç aydan beri yaşadığı kulübede ne anyordu ? Ve niçinMalezyalı balıkçılar onu kendi elleriyle cezalandırmak istediler ?Jacques Reverdi, 1997'de de Kamboçya'da Linda Kreutz adında genç bir Alman turisti öldürmektentutuklanmış. Delil yetersizliğinden serbest bırakılmış. Ama olay, o dönemde Güneydoğu Asya'da büyükgürültü kopardığından Papan'a gelip yerleştiğinde artık herkes onu tanıyordu. Ve köyde yaşayanlar 
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...