Đnleyerek duvarın dibine büzüldü. Ne kadar az hareket ederse, o kadar az havaya ihtiyacı olurdu; havayaduyduğu açlık ciğerlerine acı veriyor, zehir dolu bir kabarcık gibi gırtlağını yakıyordu.Đyice büzüldü ve bir yarık, zayıf bir nokta bulmak umuduyla zemindeki köşeleri takip etti. Bu şekilde, dörtayaküzerinde ilerliyordu, başını çevirip baktı. Kan, ondan sadece birkaç santimetre uzaktaydı. Ulur gibi bağırdı,sırtını bölmenin duvarına dayadı, to-puklanyla döşemeyi itekliyor, geri geri gitmeye çabalıyordu.Sırtını dayadığı duvarın direnci kırıldı. Birden hücrenin içine toz ve samanla karışık beyaz bir ışık doldu. Onudüştüğü yerden kaldırdılar. Malezya dilinde bağırışlar, emirler duydu. Aşağıda palmiye ağaçlarını, gri kumlarıve çivit mavisi denizi gördü. Ciğerlerini patlatırcasına temiz havayla doldurdu. Havada bir balık kokusu vardı.Beyninde iki isim yankılandı: Papan, Çin Denizi...Adamlar onu sürüklercesine götürürlerken, diğerleri kulübenin kapısında toplasmış, bir şeyin üzerineçöreklenmişlerdi. Vücudunun her yerine yumruklar inip kalkıyor, zıpkınlar bedeninde delikler açıyordu. Büyükbir soğukkanlılıkla her şeye göğüs geriyordu. Aklında sadece tek düşünce vardı: mademki artık o hücredenkurtulmuştu, onu görmek istiyordu.Kanın kaynağını, geldiği yeriYarı karanlığın içindeki kişiyi.Gözlerini kulübenin olmayan kapısına doğru çevirdi. Dip tarafta, derme çatma bir direğe kıskıvrakbağlanmış, çırılçıplak genç bir kadın gördü. Vücudunun her yerinde, baldırlarında, kollarında, gövdesinde,yüzünde onlarca yara vardı. Gırtlağı kesilmişti. Genç kadın, kanı ağır ağır, ancak sürekli akacak şekildedoğranmıştı.O anda gerçeği kavradı: bu korkunç görüntü onun eseriydi. Bağırışlar, suratına inen darbeler arasındaürkütücü gerçeği kabulleniyordu.O bir katildi.Bir kan dökücüydü.Bakışlarını kaçırdı. Balıkçılar kumsala doğru iniyor, öfkeyle onu sürüklüyordu.Gözyaşları arasında, bir daim ucunda sallanan ipi gördü.[Özel haber]TROPĐKLER'DE SERĐ CĐNAYETLER ĐŞLEYEN BĐR KATĐL MĐ?7 şubat 2003. Yerel saatle, sabahın on biri. Papan'da, Malezya'nın güneydoğu kıyısında yer alan JohoreSultanlığı'na ait bu küçük köyde diğerlerinden farksız sıradan bir gün. Turistler, tüccarlar, gemiciler; hepsi grikumlarla kaplı büyük plaj boyunca uzanan yolda gidip geliyor. Birden çığlık, bağırışlar yükseliyor. Balıkçılar palmiye ağaçlarının altında rahatsız, kıpırdanıp duruyor. Đçlerinden bazıları silahlı: sopalar, zıpkınlar,bıçaklar...Plajın diğer ucundaki patikaya yöneliyorlar ve küçük bir tepenin eteğinde yer alan ormana doğrutırmanıyorlar. Gözlerinde öfke var. Suratlarındaysa şiddet, öldürme tutkusu... Çok geçmeden başka bir tepeye varıyorlar, burada yöreye has bildik cangıl, yerini bambu ormanına bırakıyor. Artık sakin olmayaçalışıyorlar, sessizce yürüyorlar. Aradıkları şeyi bulmuş gibiler: damı dallarla örtülü bir kulübe. Yaklaşıyorlar.Kapı kapalı. Hiç tereddüt etmeden zıpkınlarını saplayıp kulübenin duvarını söküp atıyorlar.Đçerisi cehennemi andırıyor. Belden yukarısı çıplak bir adam, bir mat salleh (bir Beyaz) kapı eşiğininyakınında büzülmüş duruyor, trans halinde. Kulübenin dip tarafında bir iskemleye bağlanmış genç bir kadıngörülüyor. Vücudunun her yanında yaralar var ve kanıyor. Suç aleti kadının ayaklarının dibinde duruyor: bir balıkadam bıçağı.Balıkçılar suçluyu yakalıyorlar ve kumsala doğru sürüklüyorlar. Bir darağacı hazırlamışlar bile. Đşte o andabeklenmedik bir şey oluyor, Papan'm kuzeyinde on kilometre uzakta yer alan Mersing şehrin-den polisler olay yerine varıyor. îhbar alan polisler bu linç girişimini önlemek için tam zamanında geliyor.Zanlı kurtarılıyor ve Mersing Polis Merkezi'nde gözaltına alınıyor.Ama asıl şaşırtıcı olan, Singapur sınırından fazla uzak olmayan bu yerde son üç günde gelişen olaylar.Aslında tüm bu olanlar pek şaşırtıcı değil. Güneydoğu Asya'da idam cezası uygulaması var, hem dealelacele yapılan bir yargılama sonucunda. Ama bu kez durum farklı, şüpheli hiç beklenmedik biri. Bir Fransız. Adı Jacques Reverdi ve tanınmış bir kişi. 1977 ile 1984 yılları arasında "serbest dalış" ve "limitliağırlıkla dalış" dallarında birkaç kez dünya rekoru kırmış, uluslararası çapta eski bir sporcu.Seksenli yılların ortalarında sporu bıraktıktan sonra Güneydoğu Asya'ya yerleşmiş ve on beş yıldan fazla bir süredir de bu bölgede yaşıyor. Malezya, Tayland ve Kamboçya arasında mekik dokuyor, dalış hocalığıyapıyor, kırk dokuz yaşında. Tanıkların ilk ifadelerine göre, güler yüzlü, sosyal ilişkileri güçlü, ama kıyıdakiküçük koylardan birinde yalnız yaşayan, Robinson Crusoe hayatı sürmekten hoşlanan biri. 7 şubat 2003'teneler oldu? Genç bir kızın cesedi, onun birkaç aydan beri yaşadığı kulübede ne anyordu ? Ve niçinMalezyalı balıkçılar onu kendi elleriyle cezalandırmak istediler ?Jacques Reverdi, 1997'de de Kamboçya'da Linda Kreutz adında genç bir Alman turisti öldürmektentutuklanmış. Delil yetersizliğinden serbest bırakılmış. Ama olay, o dönemde Güneydoğu Asya'da büyükgürültü kopardığından Papan'a gelip yerleştiğinde artık herkes onu tanıyordu. Ve köyde yaşayanlar
Leave a Comment