• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
Download
 
C
G.
JUNG
KİŞİSEL
BİLİNÇDIŞI
VE ORTAK
BİLİNÇDIŞI
Bir insanın
bilgisi
dışında varolan ve toptan
bilinçdışı
diye adlandırdığımız
şeyi
oluşturan ruhsalögeler, Freud'cu kurama göre, bilindiği
gibi,
yalnız-
ca
çocuklukla
ilgili
eğilimlerden meydana gelecek-
lerdi;
bu ilimler, ruhsallığın bilili etkenleriyleuyuşmazlıklarından ötürü bastırılmış durumdadır-lar. Bastırma ilk çocuklukla birlikte başlayıp
geli-
şen bir süreçtir: o, yakınların uyguladığı ahlaki et-kilemeleri ve doldurmaları yanıtlayan yankıdırsanki, ve yaşam boyunca sürer. Bastırmalar ayrış-
tırma
sonucunda yok olacaklar ve bastırılmış arzularbilinçli kılınacaklardır.
Demek
ki Freud'çu kurama göre, bilinçdışı hemenyalnızca
kişiliğe
ilişkin ögeleri kapsayacaktı; bu öge-ler bilince ait olabilirlerdi, ve sonunda, eğitimle uzak-laştırılan, bastırılan ögelerdir bunlar.Bazı bakış açıları içinde ve insana ilişkin alan-lara yaklaşma biçimine göre, bilinçdışının çocuklukla
ilgili
ilimleri, elbette en girdiliçıktılı biçimde ken-
dini
gösteren eğilimlerdir. Bu ilk belirlemeden gi-derek, bilinçdışını bütün
genelliğiyle
tanımlamayagirişmek ve onu kesin olarak değerlendirmeye, yar-gılamaya kalkışmak yanlış olacaktı: bilinçdışının baş-ka görünümleri, başka boyutları, başka varoluş bi-çimleri de vardır;
onun
alanında yalnızca bastırıl-mış içerikler değil, ama aynı zamanda tüm ruhsalgereçler de kendilerini ortaya koyarlar, bunlar varol-
11
 
salar da bilinç eşiğinden geçmelerini
sağlayacak
de-ğere, yoğunluğa ulaşmamışlardır. Yalnızca bastırmamekanizmasıyla, bütün bu ögelerin niçin bilinç eşi-ğinin altında kaldıklarını açıklamak olanaksızdır.Bastırma tek eylem biçimi olsaydı, bastırmaların
kalk-
ması insana,
unutmanın
koruyuculuğunda
olgusal
bir bellek kazandıracaktı.
Öyleyse
bastırma, yöne-
tici
ilke
olarak, tüm önemini korumaktadır, ama ça-lışma halinde olan tek içruhsal mekanizma değildir.Bastırılmış gereçlerden başka, bilinçdışında, bi-
linçte
yeterli bir ruhsal gerilim tarafından tutulma-yarak yeniden bilinç eşiğinin altına kayan tüm öge-ler, ve özellikle bilinçaltına ilişkin tüm duyumsal
algılar
bulunur.
Ayrıca,
verimli ve çürütülemez de-neyler kadar kuramsal düzeydeki belirlemelerden degiderek biliyoruz ki, bilinçdışı,
henüz
bilinçlilik dü-zeyine ve değerine ulaşmamış ruhsal gereçleri de kap-sar: bu gereçler, bazıları daha sonra bilincine varı-lacak olan içerik tohumlarıdır.
Ayrıca,
bilinçdışının
eylemsizlik
anlamına gelen devinimsizlikte, dingin-likte bulunmadığını kabul etmemiz in her rlügerekçe var elimizde; buna
karşılık,
bilinçdışının hiç
durmadan
içeriklerini şu ya da bu duruma getirmek-
le,
onları düzenlemekle, yeniden düzenlemekle uğ-raştığını söylemek doğru olur.
Gerçekte
normal ve zorunlu olan bu etkinlik, yal-
nızca
hastalıklı durumlarda
bağımsızlık
tutumlarıalacak ve özerklik önerilerine kalkacaktır,
hatta
bi-
linçten
bütünüyle ayrılmaya, kopmaya çalışacaktır;
normal
olanın kolaylıkları içinde
kaldığı
sürece, bi-linçdışının etkinliğini, özellikle gerçek dengeleme
ilişkileri
kurduğu bilince
bağlıymış
gibi
göstermekzorundayız.
Bütün
bu içerikler, edinimler demek olan bu içe-
12
 
rikler,
bireysel
bir yaşantıyla biriktirildikleri ölçüde
kişisel
bir yapıya sahiptirler.
Kişisel
varoluş sınırlı
olduğuna
göre,
kişisel
varoluşun bilinçdışında biri-
ken
edinimlerinin
sayısı
da sınırlı olmalıdır.
Ayrış-
tırma
yardımıyla bir bilinçdışı «temizleme»sine ulaşı-labileceğini düşündüren şey budur; bilinçdışı içerik-
lerinin
tam bir dökümünü ortaya koymanın olanaklıgörülmesi de bu yüzdendir:
öyleyse
bilinçdışı, daha
önce
bir bilinçlenmeye yol açmamış ve böylece bilin-
cin
önceden bildiğinin ve kabul ettiğinin dışında bu-
lunan
ya da yeni olan hiçbir şey ortaya koyamaz di-ye düşünüldü. Zihin böyle bir yükümlenmeye soku-
lunca,
elbette bundan bilinçdışı ruhsal üretimin fel-ce uğrayacağı sonucu çıkarılacaktı, çünkü bastırmabir kere ortadan kalkınca, bilinçdışındaki bilinçli içe-riklerin düzeyindeki sızmadan da azalmadan da ka-çınabilir.Oysa, deneyin de çokça gösterdiği
gibi,
bütün bu
bekleyişler
olgularca hiçbir zaman doğrulanmamış veirdelenmemişlerdir, ve uygulama açısından ancak kü-
çük
bir ölçüde gerçekleşebilir durumdadırlar. Örne-ğin, hastalarımızı, daha önce bastırılmış olup, ayrış-
tırma
sayesinde bilinçte henüz biraraya gelmiş bulu-
nan
zihinsel içerikleri bundan böyle akılda tutmala-
rını
önemle isteyerek çağırıyoruz; ve her hastadan,
kendi
yaşam düzeyinde, bu içeriklere gereken yerivermesini istiyoruz. Oysa, günde bin kere görebile-ceğimiz
gibi,
bu
tutumun
bilinçdışı üzerinde bekle-
nen
etkisi yoktur: bilinçdışı şmaz bir biçimde, düş-
lerini
ve imgelerini yaratmayı sürdürür,
oysa
Freud'-
un
temel kuramına bakılırsa, bu şler ve imgeleryokolmalıdırlar, çünkü bunlar daha önce açığa çık-mış olan
kişisel
bastırmalardan
geliyor
gibidirler.Böyle durumlarda, gözlem sistemli ve önyargısız bir
19
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...