nin oluşum eğrisi ile, tıpkı sonuşmaziardaki [asimptot'lardaki]gibi, hiç bir zaman tam birleşemez.Bunun nedeni, özneyi bir serap görüntüsü gibi aldatarakgücünün esas gelişmesinin ilerisine geçmesine neden olan beden¬sel biçim bütünlüğünün, öznenin kendisi tarafından yalnızca bir
Gestalt
şeklinde yani parçalarına ayrüamayan bir bütün olarakalgılanabilmesidir. Başka bir deyişle, bedenin algılanma dışsal -lığmda bu biçim bütünlüğü oluşturulan algının kendisi değil,yalnızca algılananı oluşturan öğelerden biri olduğu halde, bu al¬gılayışta duruş/yükseklik boyutunun diğer öğelerden daha güçlügöze çarpması, biçim bütünlüğünün zihinde yer etmesine nedenolur. Aynı zamanda biçim bütünlüğü, kendi tersine çevrildiği birsimetri [bakışım] içinde algılandığından, öznenin kendisini çe¬şitli yönlerde harekete geçirdiklerini ayırt ettiği iç kaynaşmalarile çelişki halindedir. Söz konusu süreçleri harekete geçiriş tar¬zını henüz tam bilemediğimiz, fakat doğurganlığının insan tü¬ründen ayrı düşünülemeyeceği kesin olan algılama kalıbı (Ges¬talt) bu iki yönüyle aynı zamanda hem
özne-ben'in
zihindeki sü¬rekliliğini simgeler hem de onun yabancılaştırıcı yazgısını haberverir. Çünkü Gestalten gebe olduğu ilintiler, kişinin boyundu¬ruğunda olduğu görüntülere iz düşürmesi gibi dışarı yansıya¬bilmek için yarattığı kendi görüntü-heykeli ile
ösne-ben'i
bir¬leştirir ve nihayet Gestalt,
özne-ben'in,
kendi uydurması olanbu görüntüler dünyasının belli belirsiz bir uyum içinde bağım¬sızlaşma eğilimini simgeleyen kurgu-kişi ile [otomatla] çakış¬masını sağlar.Yalnızca dış çizgileriyle yakalayabilme ayrıcalığına sahipolduğumuz
imago'l&r
açısından bakarsak, günlük deneyimimiziçinde, simgesel etkinliğin
2
alacasında beliren bu dumanlı, ör¬tülü yüzler —yani yansıyan imgeler— gerçekten de görme dün¬yamızın eşiği sayılırlar. Bunu anlamak için, kendimizi asıl be¬denin
imago'sxma
bırakmamız, ona sanrılarda ve düşlerde gö¬ründüğü gibi, aynada düzenlenmiş haliyle inanmamız yeterlidir,bunu ister bedenin kendine has özellikleri açısından yapalım,ister kusurları hatta yalnızca nesnece yansıyışı açısından yapa¬lım, fark etmez. Hatta bunun yerine, ayna denen aygıtın, bize
benzer
olanın ortaya çıkmasında oynadığı rolü fark etmemizde aynı işe yarar, ki burada ayrı türden ruhsal gerçeklerin hepbirden kendilerini göstermeleri söz konusudur.Bir Gestalt'm örgenlik [organizma] üzerinde gerçekten budenli belirleyici etkileri olabileceği biyolojik bir deneyle saptan¬mıştır. Aslında bu deney bile, konumuz olan
ruhsal nedensellikdüşüncesine
o kadar yabancı ki, olayı bu terimle tanımlamaktatereddüt eder bir hali var. Fakat gene de kabul etmekten ka-
151
Leave a Comment