çiminde kaleme alınacaktı. Bunu şöyle tasarlıyordum: Gençler¬den oluşan bir topluluk (tıpkı
Dekameron'ûa,,
vebadan kaçan an¬latıcıların yaptığı gibi), çevrelerine egemen olan savaş saplantı¬sından kaçıp bir kenara çekilir. Bu gençler, kendilerini daha iyianlayabilmek için birbirleriyle konuşur; bu konuşmalar da yavaşyavaş, kitapta irdelenen sorunlara götürür; geleceğin Dostoyevs-kisel bir dünyası, uzaktan uzağa gözler önüne serilir. Ama iyicedüşünüp taşındıktan sonra, bu tasandan vazgeçtim; böylece
Ro¬man Kuramı
bugünkü biçimini aldı. Kısacası kitap, dünyanıniçinde bulunduğu durumla ilgili sürekli bir umutsuzluk duygusueşliğinde yazıldı. Ancak 1917 yılı, o güne kadar çözülemez san¬dığım birtakım sorulara benim için bir yanıt getirebildi.Bu inceleme elbette, ortaya çıkışını belirleyen iç koşullar¬dan bağımsız olarak, yalnızca nesnel içeriği açısından da ele alı¬nabilir. Ama neredeyse elli yıl sonra, geriye dönüp de bu geçmişzaman dilimine baktığımda,
Roman Kııramı'mn
nasıl bir ruhdurumu içinde yazıldığı yine de anlatılmaya değer, diye düşü¬nüyorum; çünkü bu, kitabın doğru anlaşılmasını da kolaylaştı¬racaktır.Savaşa ve savaşla birlikte o zamanın burjuva toplumunakarşı çıkmam, salt ütopik bir tutumdu tabii; o günlerde, en so¬yut-düşünce düzeyinde biie, öznel tavır alışımla nesnel gerçeklikarasında bir dolayım kuramıyordum. Bu da, yöntemsel açıdançok önemli bir sonuca yol açıyordu: Dünya görüşümü, bilimselçalışma biçimimi vb., bir eleştiriden geçirme gereksinimini ön¬celeri hiç mi hiç duymuyordum. O zamanlar, Kant'tan Hegel'egeçiş dönemindeydim; ama «tinsel bilimler»
1
denilen bilimlerinyöntemiyle sıkı bir ilişki içindeydim yine de; bu ilişkimde hiçbirşey değişmemişti. Bu ilişki de, gençliğimde Düthey'm, Simmel'inve Max Weber'in yapıtlarından edindiğim izlenimlere dayanıyor¬du başlıca.
Roman Kuramı
aslında, tinsel bilimlerin yönelişleriniyansıtan tipik bir üründür. 1920 yılında Viyana'da tanıştığımMax Dvorak, bu yapıtı tinsel bilimler akımının en önemli ürü¬nü olarak gördüğünü söylemişti bana.Bugün artık, tinsel bilimlerin kullandığı yöntemin sınırları¬nı açıkça görmek hiç de zor değildir. Bununla birlikte, gerek ta¬rihteki kişi ya da bağıntıları, gerekse tinsel gerçeklikleri (man¬tık, estetik vb.) ele alışı bakımından bu yöntemi, Yeni Kantçı(ya da başka türden) pozitivizmin dar görüşlü sığlığına oranla,tarihsel olarak görece haklı çıkaran yönleri de anlayabilecek du¬rumdayız. Düthey'm
Das Erlebnis und die Dichtung [Yaşantı veŞiir, Leipzig, 1905]
adlı yapıtının yol açtığı büyüleyici etkiyi dü¬şünüyorum sözgelişi. Bu kitap, birçok yönden yeni ufuklar açanbir yapıt görünümündeydi. Bu yeni ufuklar bize o zamanlar, ge¬rek kuramsal, gerekse tarihsel açıdan görkemli bireşimlerdenoluşan bir düşünce dünyası gibi görünüyordu. Bu yeni yöntemin
46
Leave a Comment