istisna bir yana, bu teorilere karşı şiddetle direnmiştir. Mandel'in Geç Kapitalizmadlı kitabıysa yalnızca (onun sermayenin evriminde üçüncü bir aşama ya da anolarak gördüğü), bu yeni toplumun tarihsel özgünlüğünü teşhir etmeyi değil, aynızamanda bunun daha önceki anların her birinden daha saf bir kapitalizm aşamasıolduğunu kanıtlamayı hedefler. Bu sava ileride tekrar döneceğim; şimdilik başkabir yerde
daha ayrıntılı bir şekilde savunmuş olduğum bir noktayı vurgulamaklayetineyim: Kültürde postmodernizm üzerine benimsenen her konum -istersavunma ister karalama olsun- aynı zamanda ve zorunlu olarak, bugün çokuluslukapitalizmin doğasına ilişkin açık ya da örtük bir siyasal tavrıdır.
Kültürel Başat Öge Olarak Postmodernizm
Yöntem hakkında son bir söz: aşağıdakiler üslupçu bir tasvir, çeşitli kültürelüslup veya hareketlerden birinin seçilip anlatılması olarak okunmamalı. Amacımdaha ziyade, üstelik tam da bizzat tarihsel dönemselleştirme kavramının sonderece sorunlu bir görünüm kazanmış olduğu bir sırada, bir dönemselleştirmehipotezi getirmek. Daha başka yerlerde söylemiş olduğum gibi, her türlü yalıtılmışya da ayrık kültürel analizin örtük veya bastırılmış bir tarihsel dönemselleştirmeteorisi içerdiği kanısındayım; her halükarda, 'soybilim' (genealogy) kavramıdoğrusal tarih, 'aşama' teorileri ve teolojik [ereksel] tarih yazımına ilişkingeleneksel teorik kaygıları büyük ölçüde yatıştırmış bulunuyor. Ancak, elimizdekibağlamda bu tür (son derece gerçek) meseleler üzerine uzun bir teorik tartışmayerine öze ilişkin birkaç söz belki de yeterli olabilir.Dönemselleştirme hipotezlerikarşısında sıkça duyulan kaygılardan biri de, bunların farklılığı görmeme vetarihsel dönemi (iki tarafında açıklanamayan 'kronolojik' başkalaşımlar venoktalama işaretleriyle sınırlanmış kitlesel bir homojenite olarak çizme eğilimindeolduklarıdır. Ne var ki, bana tam da bu yüzden postmodernizmi bir üslup olarakdeğil de, bîr dizi çok farklı ama tâbi özelliğin mevcudiyetine ve bir aradayaşamasına olanak tanıyan bir kavramla, kültürel bir başat öğe olarak kavramakzorunlu görünüyor.Örneğin, kendi başına postmodernizmin bildiğimizmodernizmin (hatta belki, daha da eski romantizmin) aşamalarından biriolmaktan pek öteye geçmediği şeklindeki güçlü alternatif yaklaşımı ele alalım;gerçekten de, postmodernizmin birazdan sıralayacağım bütün özelliklerinin(Germide Stein, Raymond Roussel ve Marcel Duchamp gibi basbayağı, avam lalettre, postmodernistler olarak kabul edebileceğimiz, şaşılacak jenealojik öncülerdahil) tam olarak gelişmiş bir halde, daha önceki çeşitli modernizmlerden birindede görülebileceğini teslim etmeliyiz. Ne var ki, bu görüşün göz önüne almadığışey eski modernizmin toplumsal konumu, veya daha iyisi, onun formlannı veethos'unu çirkin, uyumsuz, anlaşılmaz, rezil, ahlaksız, asi ve genel olarak 'anti-sosyal' bulan eski Viktorya ve post-Viktorya dönemi burjuvazisi tarafındanşiddetle reddedilişidir. Burada, kültür alanında gerçekleşen bir mutasyonsonucunda bu tür tutumların artık arkaik hale geldiği öne sürülebilir. Artık Picassove Joyce yalnızca çirkin olmamakla kalmıyor, bize genellikte bir hayli 'gerçekçi'görünüyorlar; bu da genelde modern hareketin 1950'lerin sonlarından itibaren
2
"The Politics of Theory",
New German Critique
, 32, Bahar/Yaz 1984.
Leave a Comment