Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
6Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
ZİZEK SÖYLEŞİSİ

ZİZEK SÖYLEŞİSİ

Ratings: (0)|Views: 635|Likes:
Published by unsal79

More info:

Published by: unsal79 on Dec 11, 2009
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/05/2011

pdf

text

original

 
Zizek’le Söyle
ş
i: Küreselle
ş
me, Kapitalizm, Psikanaliz
(Zizek, Slovaj ve Daly, Glyn, “Miracles Do Happen: Globalization(s) and Politics”,
Conversations with Zizek
, Polity Press, 2004’ün içinde)Çeviren:
Özgür Sert
GLYN DALY:
Berlin Duvarı’nınyıkılmasından beri sürekli olarak Batı’nınbakı
ş
ını (gaze) rahatsız etmeye, Batı’nınola
ğ
anüstü Öteki olarak büyülendi
ğ
i Do
ğ
uAvrupa mitini yıkmaya çalı
ş
ıyorsunuz. BuLacancı fanteziyi a
ş
ma (traversing fantasy)üzerinde yükselen planlı bir strateji mi?
Z
ZEK:
Bir noktaya kadar evet. Beni bu türbir kar
ş
ılıklı büyülenme ilgilendiriyor:fantezinin yapısı budur. Nihai olarak, fantezinesnesi gördü
ğ
ümüz de
ğ
il, bakı
ş
ınkendisidir. Batıyı bu kadar etkileyen gerçekdemokrasinin zaferi de
ğ
il, Do
ğ
u’nun Batı’yabakı
ş
ıdır. Demokrasimizin bozuk i
ş
ledi
ğ
inibilmemize ve artık demokratik bir co
ş
kuta
ş
ımamamıza ra
ğ
men, ba
ş
ka yerlerdeinsanlar bize inanıyor. Batı’da siyasi sınıflarıve hatta daha geni
ş
bir kamuoyunubüyüleyen
ş
ey, Do
ğ
u’nun Batıya büyülenmi
ş
 bir
ş
ekilde bakmasıdır.
ş
te bu fantezininyapısıdır: Bakı
ş
ın kendisi.Sadece Do
ğ
u’nun çekicili
ğ
ine kapılan Batı de
ğ
ildir, Do
ğ
u da Batı’nın çekicili
ğ
ine kapılmı
ş
tır.Yani burada ikili bir yapı var. Bosnalı Sırp yönetmen Kusturica bu bakımdan ilginç bir figür.Kusturica, sözde hakiki ve steril hale gelmemi
ş
bir düzenin cazibesine kapılmanın aslındazaten Batı’nın bakı
ş
ı için hazırlanmı
ş
bir kurgunun cazibesine kapılma oldu
ğ
unun mükemmelbir örne
ğ
i. Benim bu konudaki tezim, Kusturica’nın modern öncesi do
ğ
al Balkan epi
ğ
itemsilinin yalan oldu
ğ
udur. Burada Kusturica’yı ilkeli oynamakla ya da çok fazla Balkaneskolmakla suçlamıyorum ama Kusturica’nın Balkan epi
ğ
i perspektifinin çok fazla Batı bakı
ş
ınayaslandı
ğ
ını dü
ş
ünüyorum.
(1)
 
GLYN DALY:
Bu bakı
ş
(gaze) konusunda, ça
ğ
da
ş
kültürün kurbanla
ş
tırma paradigmasıüzerinden yansıtılmasına; bir tür kurban ideolojisine de dikkat çekiyorsunuz. Bununla nedemek istiyorsunuz?
Z
ZEK:
Çekilen acılara saygı duymama ve kurbanla
ş
tırmanın do
ğ
urdu
ğ
u ciddi problemlerera
ğ
men bunun nötr bir olgu olmadı
ğ
ını iddia ediyorum. Kurbanla
ş
tırma ideolojisininentelektüel ve politik hayata ciddi biçimde girdi
ğ
ini dü
ş
ünüyorum. Bugün çalı
ş
malarınızınetik bir otoriteye sahip olması için kendinizi bir
ş
ekilde kurban olarak sunmak veme
ş
rula
ş
tırmak zorundasınız. Örne
ğ
in Richard Rorty, insanı acı çeken ve sembolik hayvanoldu
ğ
undan bu acıyı anlatabilen varlık olarak tanımlıyor. Yani Rorty’den post-moderndurumun temel koordinatlarını ö
ğ
reniyoruz: Hepimiz potansiyel kurbanlarız ve HomhiBhaba’nın da dedi
ğ
i gibi temek hakkımız anlatma hakkıdır; kendi hikayeni anlatma hakkı,
 
çekti
ğ
in acılar üzerine anlatını formüle edebilmek. Bunun yapabilece
ğ
in en sahici davranı
ş
 olması.
GLYN DALY:
Bu tür bir anlatı ço
ğ
alması sosyal haklar kültürünün geni
ş
lemesine katkısa
ğ
lamıyor mu?
Z
ZEK:
Buradaki sorun, anlatı çoklu
ğ
unun çıkı
ş
noktasının do
ğ
ruyu anlatma hakkı(Leninizmin bunu savundu
ğ
unu dü
ş
ünüyorum) de
ğ
il, ama anlatma hakkı olmasıdır. Artıknihai ahlaki boyut, her grubun/bireyin kendi kurgularını, olayları kendi yorumlarıylaanlatabilece
ğ
i bir alan in
ş
a edebilmek haline gelmi
ş
tir. Hakikat boyutu askıya alınmı
ş
tır.Bütün fikir bir tolerans a
ğ
ı örmek etrafında dönmektedir. Örne
ğ
in ultra-faydacı Peter Singer,bir adım ileri giderek e
ğ
er maymunların gözlerinin içine bakılacak olursa onların da acıçekti
ğ
inin görülebilece
ğ
ini söylüyor. Vardı
ğ
ı sonuç
ş
udur: Bizi ahlaki özne yapan aklımız,haysiyetimiz veya ba
ş
ka
ş
eyler de
ğ
il, acı çekme kapasitemizdir ve tutarlı olacaksak insanlarınhayvanlara göre niye önceli
ğ
i olsun? Singer’in tavrı, ( bunu Alain Badiou’dan ö
ğ
rendim)bugün insan haklarını yöneten modelin aslında — herkese kendi fantezisini anlatabilme alanıaçan liberal, ho
ş
görülü anlayı
ş
— hayvan hakları modeline dayanıyor olmasıyla ilgilidir.E
ş
cinsel hakları, etnik haklar, marjinal toplulukların hakları için verilen mücadelelerde bugruplara nesli tükenmekte olan hayvan muamelesi yapılmıyor mu?Tabii ki bunda ne sorun var diyebilirsiniz. Buradaki temel sorun nihai sahicili
ğ
in, sadece
ş
artlardan do
ğ
rudan etkilenen ki
ş
inin ba
ş
ına gelenlerin öyküsünü anlatabilece
ğ
i fikri üzerinedayanıyor olması— örne
ğ
in sadece siyah e
ş
cinsel bir kadın, siyah e
ş
cinsel bir kadın olmanınne demek oldu
ğ
unu bilebilir ve anlatabilir. Ancak, Deleuze’ün de dedi
ğ
i gibi ahlaki birargüman ya
ş
anan ki
ş
isel deneyimler üzerine kuruldu
ğ
unda sonuç her zaman gericiliktir.Örne
ğ
in,
kinci Dünya Sava
ş
ı sonrasında ço
ğ
u Nazi
ş
u tür bir mazaret sundu: Tamam bizimahkum edebilirsiniz ama 1930’larda Alman olmanın ne demek oldu
ğ
unu dü
ş
ünebiliyormusunuz?Yani bu ideolojiye kar
ş
ı ilk yapılması geren hakikat kavramını, evrensel hakikat kavramınısavunmaktır: tabii soyut bir evrenselli
ğ
i ya da ebedi metafizik bir hakikati de
ğ
il, belli birdurumun hakikatini. Belli bir yapı içindeyken çe
ş
itli konumların e
ş
it statüde olmadı
ğ
ınıunutmamalıyız. Burada Badiou ve Ranciere gibi siyaset felsefesi yazarlarının hakikatkavramını dı
ş
lanmı
ş
, sefil bırakılmı
ş
gruplarla (excluded abject) ili
ş
kilendirme çabalarınıtakip ediyorum.
GLYN DALY:
Burada evrensel hakikatin belli bir grupta somutla
ş
masının yarattı
ğ
ı birgerilim (hatta tehlike) yok mu?
Z
ZEK:
Tam burada, politikle
ş
me devreye giriyor. Metafizik bir hakikatten de
ğ
il, belli birdurumun evrensel hakikatinden bahsediyoruz. Belli bir grubun dı
ş
lanmasının daha geni
ş
birtoplumsal sorunun parçası oldu
ğ
u gösterildi
ğ
inde, toplumda var olan bu sorunla ilgilidamıtılmı
ş
bir fikir elde edilir.
ş
te bu evrensel boyutu kaybetmemiz gerekir. BuMarxist/Leninist mirasın bir parçasıdır.Tikel ve kısmi deneyimlerimiz var ve bazı saptırmalar ortan kalkarsa hakikate varırız vetarafsız bir konum kazanırız demiyorum. Bence evrensel hakikat ve kısmi bir konumüzerinden taraf tutmak birbirini dı
ş
lamaz, tam tersine birbirlerinin ko
ş
uludurlar. Belli birtoplumla ilgilenirken, o toplumla ilgili hakikati formüle edebilmenin tek yolu kısmi ve uç bir
 
konum almaktır. Örne
ğ
in, Yahudiler 1930’larda kesin olarak azınlıktılar — konumlarıkısmiydi. Ama Naziler’in bir hikaye anlattıklarını, Yahudilerin ba
ş
ka bir hikaye anlattıklarınısöyleyemezsiniz. Nazilerin tek günahının di
ğ
er hikayeyi bastırmak oldu
ğ
unusöyleyemezsiniz. Bu kadar basit de
ğ
il. Önemli olan nokta, Yahudilerin bütün durumunhakikatini anlatabilecek durumda oldu
ğ
udur. Nazi Almanya’sının özünde ne oldu
ğ
unuanlamak, bütün söylemleri dengede tutmakla ilgili de
ğ
il, dı
ş
lanmı
ş
ve sefil bırakılmı
ş
larınsöylemiyle ilgilidir.
GLYN DALY:
Ve ça
ğ
da
ş
(Batı) toplumlarında kurban ideolojisi söyleminin kurbanla
ş
tırmayapısını gizledi
ğ
ini iddia ediyorsunuz.
Z
ZEK:
Evrensel kurbanla
ş
tırma, kurbanla
ş
tırma anlayı
ş
ının genelle
ş
tirilmesi anlamındaevrensel de
ğ
ildir.
ki düzeyin kesin olarak ayrılması gerekti
ğ
ini dü
ş
ünüyorum. Bir yandabizim toplumlarımızda görülen, üst-orta-sınıf söylemi olarak kurbanla
ş
tırma var. Bu,Öteki’nin sana yaptı
ğ
ı her
ş
eyin bir tehdit olarak görüldü
ğ
ü narsist mantıktır. Tacizin mantı
ğ
ıbudur: her zaman potansiyel olarak sözlü veya cinsel tacizin,
ş
iddetin, sigara dumanının,obezitenin— evrensel tehditler!— kurbanlarıyızdır. Bu deneyimimizin bir parçasıdır.Bir de üçüncü dünya felaketleri var —hatta kendi içimizdeki evsizleri ve dı
ş
lanmı
ş
ları dasayabiliriz. Ama burada görünmez bir mesafe var. Bunlar da kurbanlardır ancak bunlarınkurban olmalarına e
ş
lik eden, etkin özne olmalarını engelleyen fazladan bir boyut vardır —buradaki fikir insancıl pratiklerde bulunmamız gerekti
ğ
idir. Üçüncü dünya felaketleri tipikolarak bu felaketlerle araya bir mesafe konarak anlatılır: Böyle
ş
eyler “burada” olmaz, “bize”olmaz. Kurbanla
ş
tırmanın hakikati bu ayrımdır. Cinsel taciz, ırkçı ifadeler kullanmak vebenzerleri gibi üst-orta-sınıf kurbanla
ş
tırma anlayı
ş
ının, üçüncü dünya kurbanlarının çekti
ğ
ikorkunç acılarla aynı düzeyde görülmesinin saygısızlık oldu
ğ
unu dü
ş
ünüyorum. Araya konanbu mesafe sayesinde baskın kurbanla
ş
tırma söylemi üçüncü dünyayla gerçek bir dayanı
ş
makurulmasının önünde bir engel oluyor.Kültürel çalı
ş
maların ajandasında da böyle bir sorun görüyorum. Biraz sinik bir tavır olsa da,bir kültürel çalı
ş
malar metni okudu
ğ
unuzda cinsel tacizin, homofobinin bugünün en büyükproblemleri oldu
ğ
unu dü
ş
ünürsünüz. Ama gerçekte bunlar Amerikan üst-orta sınıflarınınsorunlarıdır. Yani risk almamız, bu ça
ğ
da
ş
tabuyu yıkmamız ve bu mücadelelerin hiçbirinin—çok kültürlülük, e
ş
cinsel özgürle
ş
mesi, kültürel ho
ş
görü ve di
ğ
erleri— bizim sorunumuzolmadı
ğ
ını söylememiz gerekiyor. Üst-orta sınıfın kurbanla
ş
tırma mücadelelerini politikangajmanımızın ufku olarak görmemek gerekiyor.
Ş
ovenist, ırkçı, vb. olmakla ele
ş
tirilseler deinsanlar risk alıp bu tabuyu yıkmalı.
GLYN DALY:
Bu söyledikleriniz sizin solun di
ğ
er muhalif gruplarla ittifaklar kurup yenidenyapılanması gerekti
ğ
ini söyleyen yazarlar ve eylemcilerle uyu
ş
madı
ğ
ınızı gösteriyor. Belki debu, solun politik kimli
ğ
inin krizde oldu
ğ
unun bir semptomudur. Solun yenidenyapılanmasıyla ilgili de
ğ
erlendirmeleriniz nelerdir?
Z
ZEK:
 
lk önce
ş
unu söylemeliyim, postmodern çokkültürcülü
ğ
ün, kimlik mücadelelerininmodern solun kaldıracı oldu
ğ
unu kabul etmiyorum: e
ş
cinsel hakları, etnik azınlıklarıntalepleri, ho
ş
görü politikaları, ataerkillik kar
ş
ıtı hareketler ve benzerleri. Bu üst-orta-sınıf görüngülerinin sol mücadelelerinin ufku olarak görülmemesi konusunda giderek daha fazlaikna oluyorum. Olası yanlı
ş
anla
ş
ılmaları gidermek için çok kültürlülü
ğ
e haddi zatında kar
ş
ıolmadı
ğ
ımı belirteyim. Kar
ş
ı çıktı
ğ
ım
ş
ey, bu fikrin bugünün temel mücadelesi oldu
ğ
udur.

Activity (6)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
esraummak33 liked this
esraummak33 liked this
akaditabo liked this
akaditabo liked this
ozgurcocuk82 liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->