Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword or section
Like this
4Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Ekmek Ve Ozgurluk - Aylik Siyasi Dergi - Ocak 2010 Sayi 5

Ekmek Ve Ozgurluk - Aylik Siyasi Dergi - Ocak 2010 Sayi 5

Ratings:

1.0

(1)
|Views: 1,029 |Likes:
Ekmek Ve Ozgurluk - Aylik Siyasi Dergi - Ocak 2010 Sayi 5
Ekmek Ve Ozgurluk - Aylik Siyasi Dergi - Ocak 2010 Sayi 5

More info:

Published by: Ekmek Ve Özgürlük on Jan 18, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/01/2012

pdf

text

original

 
EKMEK
&
ÖZGÜRLÜK
AYLIK SİYASİ DERGİ
u
SAYI 5
u
OCAK 2010
u
2TL
Yargıç, Seferberlik Tetkik BölgeBaşkanlığı’nın kapısına dayanın-ca, sevinçle havaya sıçrayanlarda dizlerini dövenler de, sıranın“Gladyo”nun -ya da Türkçe olma-yan Türkçe adıyla “kontrgeril-la”nın- tasfiye edilmesine geldi-ğini düşünüyor.Doğrusu, politik anlamda bu op-siyon açık. Ancak bunun gerçek-leşmesi, dünyanın başka yerle-rindeki tasfiye süreçlerinin degösterdiği gibi çok büyük ölçüdebu amacın arkasında sımsıkı du-ran bir siyasi iradenin mevcudi-yetine ve halkın bu siyasi progra-ma açık ve enerjik bir destek ver-mesiyle mümkün.20. yüzyıl sonu ve 21. yüzyıl ba-şında İtalya’da, Yunanistan’da, İs-panya’da, Portekiz’de, Arjan-tin’de, Şili’de, Brezilya’da ve baş-ka pek çok ülkede “temizlik”lerböyle gerçekleşti.Evet bütün bu değişimlerdensonra da “devlet” devlet olarak,“sermaye” sermaye olarak, “kapi-talizm” kapitalizm olarak yerin-de kalmaya devam etti. Ama, po-litik , toplumsal ve ekonomik ha-yatın akışında emekçiler için,yoksullar için, ezilenler için sos-yalistler için bir fark oldu. Hakla-rı için mücadele alanları genişle-di, temel haklardan yararlanma-ları önündeki engellerin çoğu te-mizlendi; bütün bu ülkelerde, so-lun, sosyalizmin “temizlikler”leeş anlı olarak nüfuz alanını, ör-gütlenme kapasitesini, gücünü vekimi yerlerde iktidarını genişlet-mesi bir raslantı değil. Ve tersi dedoğru, eğer değişim mızrağını soltaşıdıysa her yerde değişim ve te-mizlik daha derin, dahageniş ve egemenler içindaha sarsıcı bir biçimde
‘İç savaş’:Tevatür,tehlike, korkuluk...
>>
2
Latin Amerika Chavez veMorales’in yolundan gidecek 
Latin Amerika araştırmaları ve belgeselleriyle bilinen
Metin Yeğin
halkların geleceğinin ABD’nin Honduras ve Kolombiya’daki atakları-nın boşa çıkartılmasıyla ilgili olduğunu söylüyor.Yeğin’le
Ertuğrul Kürkçü
görüştü.
>>
Sayfa 32
Ertuğrul Kürkçü
Kalyon
>>
12
Kozmik yanılgı
Hasançebi
>>
12
Günah keçisi İzmirBütçe geçti:Kemerleri değilyumruklarımızısıkma zamanı!
Gemici
>>
27
İklim Adaleti Hareketi
Benlisoy
>>
30
İsmet Özel:Karakter aşınmasıhezeyanları
Temizyürek 
>>
43Saraçoğlu
>>
45
Modernlik:Duygularındankaçan kadınlar
İstanbullu
>>
46
TEKEL işçilerinin eylemi:Duru gökte çakan şimşek gibi!
İşçiler, eylemlerinin bilinçli öznesi olmayı başardıkla-rında, muhtemel saldırıların önünü alabilir; zafereulaşabilir; modern kölelik zincirlerini kırmaya yönelikdaha büyük bir mücadeleyi tetikleyebilirler
İleri
>>
9
2010’agirerken dünya…
Yurtsever
>>
34
Kriz koşullarındaanti-kapitalist enerji birikiyor.Sosyalist mücadele potansi-yelleri gelişiyor
 AKP işçiyi eziyor,askeri kurtarıyor!
 
gelmiyor. Korgeneral Doğan Be-yazıt’ın 3 Aralık 1990'da bir bri-fingde Özel Harp Dairesi'ne iliş-kin şu açıklamaları gerilimin ar-ka planını aydınlatabilir: "Bizimülkemiz sadece komünist istila-ya uğrayacak tek bir komşuyasahip olsaydı, o zaman komünist işgale karşı işgal sahasında mü-cadele verecek bir teşkilat yeter-li olabilirdi. Fakat bizim ülkemizdin ihracından tutun (...) çeşitlitehditlere tabidir. DolayısıylaÖzel Harp Dairesi anti-komünist değildir. Din devrimine karşı dakullanılacaktır."Bu bağlamda özellikle 28 Şubat sürecinde değişen tehdit algısıy-la uyarlı olarak “kontrgerilla”nındarbesinin asıl doğrultusunu sö-zü edilen “din devrimi”nin açıksiyasi teşkilatı rolünü üstlenmeiddiasındaki Refah Partisi’ne,onun toplumsal, kültürel zemin-lerine yöneltmesi “eşyanın ta-biatı” gereğiydi.Bugünün AKP’si Refah Parti-si’nden ne kadar başkalaşmış,küreselleşmiş, tekelci sermayeile hemhal olmuş olsa da görü-yor ki: Kökeninden getirdiği zih-niyet, siyaset tarzı ve bağlantıla-rı dolayısıyla, devletin tehdit al-gısı değişmedikçe bu birimin he-definden tamamen çıkamaya-caktır. 2007 seçimleri öncesindekendisien karşı harekete geçiri-len muazzam mekanizmanınodağında bu aygıt vardır veonun operasyon alanını daralta-bileceği fırsatları değerlendir-mekten hiçbir zaman geri dur-muyor. Beri yandan Irak Savaşısonrasında değişen bölgesel güçilişkileri içinde AKP’nin uluslararası yönelişiyle Türk SilahlıKuvvetleri’nin güvenlik öncelik-leri arasında, Kürt Meselesi’nebakışta cisimleşen örtüşme busürtüşmeyi asgariye indiriyor.Bu gerilime rağmen kapısındayargıçların arama sırası bekledi-ği Genelkurmay ile hükümetingiderek yakınlaşması, ilk bakıştabir paradoks gibi görünse de, buçapraşık egemenlik mutabakatı-nın zorunlu bir siyasi sonucu. Bugüç ilişkileri bağlamında kontr-gerillanın AKP hütince tasfiyesi-ni beklemek için Türkiye’nin si-yasi rejimi ve onun işleyişi ko-nusunda bir çocuk saflığına sa-hip olmak icap eder.Gene de siyasi gündem kontrge-rillanın tasfiyesi, “kirli savaş”suçlularının yargılanması, “dev-letin vatandaşlarına karşı savaş-mak” amacını meşru sayan dai-mi ordunun yerine halkın silahlıgüçlerinin geçmesi ve benzeri ta-lepleri ortaya atmayı hem müm-kün hem gerekli kılıyor. Gündemsiyasi gerçeklerin teşhiri ve bü-yük kitlelerin tepelerindeki dev-let örgütü ve onun zor aygıtınakarşı bir ufuk edinmesi için pa-ha biçilmez olanaklar sunuyor.Emekçilerin 2010’da canlananmücadelesi, devrimci politikayıikincil kılmıyor, tam tersine,devrimcilerin karşısına güncelpolitik gerçekleri açıklayarakemekçi mücadelelerini, onlarınsiyasi bilinç ve ufuklarını geliş-tirme gö-revini koyuyor.Erdoğan hükümeti eliyle sürdü-rülen ekonomik politikalara di-renen emekçilerin Deniz Baykalve Devlet Bahçeli’nin ultra milli-yetçi politikalarının katarınabağlanmalarını engellemenin vebağımsız bir siyaset edinmeleri-ni sağlamanın bir tek yolu var:TEKEL iççisinin, itfaiye işçisinin,İzmirli Kürtlerin, Manisalı Ro-manların, Dersimli Alevilerin birve aynı egemenlik altında sömü-rüldüklerini ve ezildiklerini açık-lamak, göstermek, gözleri önün-de süre giden siyasi çatışmalarıanlamlandırmalarına ve örgüt-lenmelerine yardımcı olmak.İşçi sınıfının ekonomik mücade-lesi kendiliğinden siyasi müca-deleye yükselemez.Hükümetle-rin korktuğu ve sosyalist hareket için bir imkan olan şey işçilerinekonomik mücadelesi değil, işçi-lerin tek tek sermayedarlar yada hükümet uygulamalarınakarşı mücadelesinin sermayenintoplumsal ve siyasal hakimiye-tine karşı bir mücadeleye dönü-şebilme potansiyelidir.Bu potansiyel, işçilerin her gün-kü mücadelesi içinde yer alma-yan, onunla aynı kaderi paylaş-mayanlarca harekete geçirile-mez. Bu mücadeleden uzak dur-mak, sosyalizmin snıfsal hakika-tinden uzak durmakla aynı şey-dir.Tıpkı onun gibi hareket halinde-ki işçilere toplumun bütün ezi-lenlerinin kurtuluşu için, dünya-nın bütün işçileriyle birlikte mü-cadele etmedikçe ezilmekten as-la kurtulamayacakları şuurunuaktarmaktan uzak duranlar da,eninde sonunda işçileri nasyonalsosyalizmin yörüngesine itele-menin vebalini omuzlarına yük-leyeceklerdir.
2
EKMEK & ÖZGÜRLÜK
gerçekleşti.Bugün Türkiye’de iktidarda ya-da muhalefette böyle bir iradevar mı?İkitdarda, AKP’nin “üçüncü ada-mı” Bülent Arınç’ın imaları biryana bırakılacak olursa, “ikinciadam” Cumhurbaşkanı Gül ve“birinci adam” Başbakan Erdo-ğan’ın Seferberlik Ankara BölgeBaşkanlığı’ndaki aramalar başla-dığından beri silahlı kuvvetlerikorumayı ve kuşkudan uzak tut-mayı gözeten açıklamalarla eşzamanlı olarak Genelkurmay’ınizlediği “hukuk yolunu” açık tut-ma tavrı bir arada okunduğundakovuşturmanın Türk Silahlı Kuv-vetleri komuta kademesiyle Hü-kümet arasında süregiden ger-gin mutabakatı sarsmaması ko-nusunda bütün tarafların azamiitinayla hareket ettiğine kuşkubırakmıyor.Bunun Türkçesi şu: Yargıç, Sefer-berlik Tetkik Bölge Başkanlı-ğı’ndaki aramalarda ne bulacakya da Genelkurmay onun ne bul-masına imkan verecek olursa ol-sun, silahlı kuvvetler ve hükü-met bazı tadilatlara uğrasa dayapının yerli yerinde kalmasın-da mutabık.Gerçi hukuksal denetimin, ucu“kontrgerilla”ya uzanan kapıdangirmesinin kendi başına bir öne-mi yok değil.Dokunulmaz addedilen, her tür-lü hukuki kovuşturmadan bağı-şık olduğu varsayılan bir askeriyapının “suç koğuışturması”kapsamında araştırmaya karşıkoyamayışı, “gizlilik sınırla-rı”nın aşınması, “hesap verebi-lirlik” tartışmalarına konu olma-sı, “devlet sırrı” kavramının göz-den düşmesi, başlı başına geliş-me sayılabilir. Ancak bu henüzhukuksal bir bağlamda gerçekle-şen bir gelişme.Yukarıda, yönetenler katındatartışmayı, siyasi bağlama, yanibu yapının devlet aygıtı içerisin-den sökülüp atılması ihtiyacınataşıyan yok. Görünen o ki, bunaihtiyaçları da yok. Ortalama libe-ral yorumcular devletin bu türyapılara gereksinimi olduğunukabul ediyorlar aslında -ama de-netlenmek şartıyla.Ulusalcı muhalefet ise ordumu-zun böyle bir birimi olmadığına,olan bitenin bir tertipler silsilesiolduğuna kendisi inanmasa damilleti inandırmaya kararlı. Yada “varsa da Varsa da ordumu-zun bileceği şey” demeye getiri-yorlar.Kontrgerillaya yaklaşımları heriki tarafın siyasi iddialarının ger-çekler karşısındaki kofluğunu daele veriyor.“Liberaller”in “denetlenebilir“bir özel harp aygıtı talebi “kurusu” arayışından ne kadar fark-sızsa, “ulusalcılar”ın güvenlik“kökü dışarıda” klişesinin bütünanlamlarıyla tam karşılığı olanyegâne kuruluş karşısındaki dil-sizlikleri de “millilik” iddiaları-nın kuru laftan başka bir manasıolmadığını saklamaya yetmiyor.“Kontrgerilla” aygıtı kökeni iti-bariyle, devletin temel siyasetle-ri üzerinde en yoğun müdahaleve etki kapasitesine sahip, bunakarşılık TSK’nın olağan örgüt-lenme şemasının tamamen dı-şında bir yapı. Genelkurmay Baş-kanı’nın sevdiği terimle “asimet-rik” bir örgüt.Türkiye’nin NATO’ya girmesiylebirlikte ABD ile Türkiye arasın-da Sovyetler`e karşı kurulmuşanti-komünist ittifakın bir par-çası olarak ilk çekirdekleri atılan,1960’ların başlarında ABD`ninTürkiye üzerindeki askeri kont-rolünün bir parçası olarak TSKiçinde operasyona başlayan buörgüt esasen bünyeye yabancı.Ancak, Türkiye’nin otoriter, faşi-zan, halka düşman siyasi rejimiiçinde yer alan bütün eğilimleriçin doğası gereği, en önemli“acil durum” aygıtı. Bu aygıt ilkbirliklerini eğitime alırken kendiamacını hiçbir kuşkuya yer bı-rakmayacak kadar açık bir bi-çimde ortaya koymuştu.1966'daDağ Komando ve Okul Komutan-lığınca yayımlanan “Komando veÖzel Harp Muhtırası” “özel harpeğitiminin amacı”nı açıkça şöyleanlatıyordu: "(…) Tek eri kendimemleketinin vatandaşlarınakarşı savaşmaya hazırlamak."Herhangi bir “demokratik-ana-yasal rejimde” bu amacı dolayı-sıyla derhal tasfiye edilmesi ge-reken ya da hiç bir zaman kuru-lamayacak olan bu aygıt Türki-ye’de bütün hükümetler enindesonunda “kendi memleketininvatandaşlarına karşı savaşma”yayazgılı olduklarından bir türlütasfiye edilemez. Bunu AKP dekendi tabiatı el vermediğindenyapamayacaktır.Bununla birlikte, bu durumAKP’nin bu hâkimiyet tarzı ilebir gerilimi olmadığı anlamına
>>
 Abonelik talepleri için:abone@ekmekveozgurluk.net İletişim için:iletisim@ekmekveozgurluk.net 
Türkiye
 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB) itfaiye hizmetlerini özel-leştirince, işçiler belediye bünye-sinde ve sendikalı çalışma tale-biyle eyleme çıktı. İtfaiyeciler,özelleştirmeyle yalnızca özlükhakları kısıtlanmakla kalmaya-cağını; kâr için kaynakların kısıl-ması ve tecrübesiz işçilerin işealınmasıyla tüm İstanbullularında tehlikeye atılacağını savunu-yor. Saraçhane’de “DemokrasiÇadırı” kuran Belediye-İş üyeleriözel şirketin sendikal haklara da-ir herhangi bir güvence verme-mesine de tepki gösteriyor.İBB 2005'ten bu yana belediyeitfaiye hizmetini ihaleye çıkarı-yor ancak ihale bir belediye şir-keti olan BİMTAŞ’a kalıyordu.Bu yılki ihaleyi AKP’li sermaye-darların Lapis ve Makro konsor-Ümit Boyner'in TÜSİAD başkan-lığına getirileceği açıklanır açık-lanmaz eşi Cem Bey Milliyet ga-zetesine konuştu: "Açılım sür-meli; Türklerle Kürtlerin kardeş-lik mayası bozulmamalı".Bu söyleşiyi izleyen mesajlarabakılırsa Cem Boyner yalnız de-ğildi ve meselenin -tabii onlarınişine geldiği şekliyle- çözümü bü-yük patronlarca da isteniyordu.Cem Boyner'e, "çık konuş, arkan-dayız", demiş olmaları bile ihti-mal dahilinde.Başarıya ulaşamayan Yeni De-mokrasi Hareketi'nin liderliğiniyapmış olan Cem Boyner siyase-te yabancı bir isim değil. Geçmiş-te o da TÜSİAD başkanlık koltu-ğuna oturmuştu. Turgut Özal dö-nemini kleptokrasi (hırsızlar yö-netimi) olarak nitelemesi; "TÜSİ-AD kanarya sevenler derneği de-ğildir", demesi hâlâ zihinlerde.Dolayısıyla Ümit hanımın perfor-mansı da merakla izlenecek.Ümit Boyner'i en çok bıyıklı fo-toğraflarından hatırlıyoruz: Birgrup kadın Meclisteki kadın ve-kil sayısını arttırmayı hedefleyenKADER'in kampanyasına bu şe-kilde destek vermişti. İki yıl ka-dar önce kendisiyle yapılan birsöyleşide, "Türkiye camiyle kışlaarasında tükendi gitti", diye ya-kınmıştı. Türban konusunda ara-da kaldığını, okullarda yasaklan-masından yana olmadığını söy-lüyordu.Boynerlerin yatırımları imalat-tan ziyade perakendede yoğun-laşıyor. Boyner Holding bünye-sinde bulunan Benetton, Bey-men, Divarese, Altınyıldız gibimarkalar üst-orta gelir grubuna,kentli "beyaz Türkler"e hitapediyor. Dolayısıyla Boyner çifti-nin müşterileri nezdindeki seç-kin imajlarını muhafaza etmeleri,yalnızca siyaseten değil, ticare-ten de önemli.
Erdoğan- Doğan gerilimi
Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın TÜ-SİAD başkanlığını bırakması, da-ha doğrusu yeniden aday olmak-tan vazgeçmesi, Doğan grubuylaAKP arasındaki gerilimin TÜSİ-AD 'a yansımasından kaynakla-nıyor. Öyle görünüyor ki 2009raundunu hükümet kazandı. Ar-zuhan hanım TÜSİAD koltuğun-dan, Ertuğrul Özkök Hürriyet ge-nel yayın yönetmenliğinden ol-du. Hürriyet’te "zorunlu bir nö-bet değişimi" zaten bekleniyor-du. Kulislerde, hükümetin karalistesinde yer alan öteki gazete-cilerin de birer birer uzaklaştırı-lacağı, Çalık grubunun Doğanmedya grubu bünyesindeki Mil-liyet'le Star TV'ye göz diktiği ko-nuşuluyor.Mustafa Koç'un çıkıp da Ümit Boyner'in başkanlığını açıkladık-tan sonra ifade özgürlüğünden,kültürel kimliklerin korunmasın-dan dem vurması; "özgür birmedya ve sivil toplumun var ol-masını sağlama çabalarına herortamda devam etmek istiyoruzve devam etmek mecburiyetin-deyiz", demesi boşuna değil. Hü-kümete, "Arzuhan'ı buradangönderdik ama Doğanlara deste-ğimiz hâlâ sürüyor" mesajı geçi-liyor.siyumu aldı. İş akitleri 31 Ara-lık’ta sona eren 898 itfaiye işçisikadrolu çalışma talebiyle eylemegeçti. İşçiler belediye şirketi BİM-TAŞ'ta da ihale usulüyle ve yıllıksüreli sözleşmelerle çalışıyor, heryıl aynı şirkette işbaşı yapmala-rına karşın kıdem tazminatlarıyakılıyordu.Ayın 10 günü 24 saat çalışan it-faiyecilerin çalışma süresi aydatoplam 240 saat. Çalışma saatle-ri belli değil, ücretler farklı. En azücreti direnişteki taşeron işçileralıyor.
İtfaiyeciler anlatıyor
Mehmet:
İtfaiyecilik kutsal birmeslek. Kelle koltukta, yangınla-ra gidiyor, insanların kaçtığı ate-şin içine giriyoruz. Buradaki her-kes 25-30 yaşlarında çocuk sahi-bi insanlar. Biz insanları yangın-larda, doğal afetlerde nasıl yalnızbırakmadıysak onlar da şimdi bi-zi yalnız bırakmasınlar. En azın-dan kendi can güvenliklerini dü-şünüyorlarsa bizi desteklesinler.Tek isteğimiz sosyal hak ve gü-vence. Bir itfaiyecinin yetişmesiiçin 5 yıl gerekiyor. Bu devlet içinbüyük masraf ve şimdi bu insan-lar gözünün yaşına bakmadankapının önüne konuldular.
Şuayip Çakır:
Tek amacımızMakro’nun aradan çekilmesi. Ay-nı yerde eski şirketle veya bele-diyenin kendi şirketiyle devametmek, işçi olmak istiyoruz. Bizitaşerona devredemezler. Herke-sin sabrı taşmak üzere, buradakiinsanları işten çıkarıyorlar, bun-dan sonraki eylemler daha bü-yük olacak.
Eyüp Şahin:
Sendikal haklarımı-zı kaybetmemek için buradayız.İş güvencesi istiyoruz. İsterlersemaaşımızı asgariye indirsinlerama iş güvencesi versinler bize.
Hakan:
Dört yıldır BİMTAŞ'tabelli bir profesyonelliğe ulaştık.Ama, şimdi önümü göremiyo-rum. Yarın işten çıkarılabilirim.Devletin trilyonluk itfaiye araçla-rıyla taşeron şirket hiçbir harca-ma yapmadan para kazanacak.
Muharrem:
Her şeyimizi; yeme-ğimizi, giysimizi, aracın mazotu-nu devlet karşılıyor. Özelleştir-meye ne gerek var. Ben şimdiMakro'nun sözleşmesine imzaatsam işim var ama bunun ga-rantisi yok.
(bianet)
Türkiye
EKMEK & ÖZGÜRLÜK
3
‘Sizi ateşe terk etmedik,siz de bizi etmeyin...’
TÜSİAD’da Bayan Boyner devri
İBB itfaiyecileri taşeronlaştırmaya direnişlerine destek bekliyor
Sermayenin kaymak tabakası AKP hükümetiyle gerilimi düşürme görevini Boyner ailesi-ne verdi. Cem Boyner de YDH’ye kilit astıktan 10 yıl sonra yeniden siyasete dahil oldu
 İtfaiyeciler Saraçhane’de halaylarla özellşetirmeye karşı direnişte

Activity (4)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
1 thousand reads
sameoldsong liked this
omkutkut433 liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->