Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
ERDAL ATABERK - KIRMIZI IŞIKTA YÜRÜMEK

ERDAL ATABERK - KIRMIZI IŞIKTA YÜRÜMEK

Ratings: (0)|Views: 127|Likes:
Published by elsaseyes

More info:

Published by: elsaseyes on Feb 24, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/20/2010

pdf

text

original

 
DR. ERDAL ATABEKKIRMIZI IŞIKTAYÜRÜMEK...ELĐFSU'YA...Kızım Elifsu,Dünyaya gelmeni annen ve baban istediler. Bu onların işiydi.Ama yaşamak senin işindir. Sana pek çok şey öğreteceğiz ama yaşamayı öğrenmeyi sana bırakacağız. Onutekbaşına öğreneceksin. Bu kitabı sana yazılmış mektuplar olarak oku. Şimdi değil, ilerde okuyacaksın, henüz beşyasındasın ama 2000 yılında on dört yaşında olacaksın. Okuduğun zaman belki kendi hayatını bulacaksın, belkio zamanlar nelerle uğraşmışlar diyeceksin. Ama bir zamanlar birinin senin hayatını düşündüğünü, seningeleceğini düşündüğünü anlayacaksın. Bu da o birine yetecektir.Hep ne güzel, yaşıyorum diyebilmeni diliyorum. Sevgim hep bütün insanların olacak...Erdal AtabekĐÇĐNDEKĐLERÇernobil ÇocuklarıMatriyoşka: Sevgili AnnecikĐnsanın KirlenmesiYanlış Yaşama Öğretisine Karşı ÇıkmakBırakın da Mutlu OlalımBahar Đzin ĐstemezKelebekler Özgür mü?Çiçeklerin Dilini BilmekĐçimizdeki BüyücüArmağanın En GüzeliMutluluk Güzel Kokar Aşık Olmak HakkıYalanın Yedi RengiTürk Erkeği Nasıl Biridir?Erkekler Kadınlar Đçin Ne Düşünüyor?Beni Anlamadı Derken
 
 Kadını Kadınlığıyla KüçültmekO da Kim Bilir Ne Yapmıştır?Hayvanlar Dişilerine Hayvan Gibi Saldırır mı?Çarmıha Gerilen MeryemKorunmaya Muhtaç Olan Kim?Sıradan Kadın Yoktur Genç Kadınlar Ayağa KalkarkenKadın Memesinin Toplumsal EvrimiMakyaj Deyip GeçerkenEvim Evim Güzel EvimCennetim Ve CehennemimNeden Boşanıyorsunuz?Dul Kadın SendromuŞimdi Nasıl Yaşayacağımı BilmiyorumAyrılmasını BilmekBeethoven'i Kıskanıyor musunuz?Đsterik?Soğuk Ülkelerde Sıcak Yürekler Leyla Winkel-Çakar Çocuklarımızın Adını KoyarkenKadınlar Politikada (mı?)Beş Lider EşiSahi, Sizin Tikiniz Neydi?YÜZYILIN CANLI BELGESELLERĐ:Çernobil Çocukları...Helena Bosistaya girl 31.05.1975Andrei Boronyak boy 02.10.1977Anatoli Venger boy 21.12.1975
 
 Aleksander Belenko boy 01.01.1980Tamila Karaeva girl 29.06.1978Anna Nozdracheva girl 27.05.1982Natasha Shaleyko girl 25.10.1976En küçükleri 9, en büyükleri 16 yaşında olan 33 Çernobil Çocuğu... Kiev'den geliyorlar. Çernobil'de patlayannükleer santral felaketinde yüksek dozda radyasyon alarak hastalanan çocukların bir bölümü. Sürekli tıpdenetimi altında tutuluyorlar. Gelecekleri belirsiz. Önlerindeki yaşama süresini doğru kestirmek bile pek olasıdeğil. Artık çevre değiştirmek mi demeli, moral gezisi mi demeli, son istek mi demeli, bilemiyorum, bir Türkiyegezisi için geldiler. Đstanbul'da Liones Çevre Yönetimi tarafından ağırlandılar.Haberin kendisi bile sarsıcıydı. Dünyayı sarsan bu nükleer felaketin masum kurbanları olan bu çocukların vedagezisine çıkmış olmaları, insanı hiç bilmediği bir yerinden vurmak için yeterliydi. Onları mutlaka görmek içindayanılmaz bir istek duyuyordum. Onları bir kez olsun görmek, gidenlerin kalanlara uzattıkları eli sıkmak içinbelki de son olanaktı. Bu bir meslek merakı değildi, olayı yazma isteği değildi, kişisel bir borç gibiydi. Ödenmesizorunlu kişisel bir borç. Belki de insanın insana her zaman duyması gereken bir borçtu bu. Harem Oteli'ninlobisinde merdivenlerden inen çıkan, bahçeye gidip gelen çocukların görünümü pikniğe giden bir öğrencigrubundan hiç de farklı değildi. Gürültüleri yoktu, şamataları duyulmuyordu ama bütün bunlar bir grupdisiplininden doğuyor gibiydi. Hava pırıl pırıldı. Đstanbul'un güzel güz günlerinden biriydi.Bir cumartesi. Tuzla'ya gideceklerdi, hazırlanıyorlardı. Bu sarışın, güzel yüzlü, kızlı erkekli çocuk-gençler mihastaydı? Böyle bir şey yoktu, çevrede de böyle bir ortam görünmüyordu. Gerçekler nasıl da derinlerde gizlidir.Selma Selçuker, her şeyle ilgilenen canlı neşesiyle günün programını gözden geçiriyordu. Derneğin halklailişkilerini arkadaşlarıyla birlikte düzenliyordu. Dernek üyeleri baylar yaptıkları duygu yüklü görevinheyecanını sessizce paylaşıyorlardı. Duygu yüklü dakikalar, saatler, günler geçirmişlerdi. Ağlamışlardı,üzülmüşlerdi, sevinmişlerdi, her şey içiçeydi. Bugün de ağlayacaklardı, üzüleceklerdi, sevineceklerdi, bunu dagörecektik. Sonra, Tuzla'da tanıştığımız Çevre Yönetimi Başkanı Zehra Akın, bir gün önce Topkapı Konyalılokantasında yemek yerlerken, garsonların kendi aralarında düşünüp çocuklara topaç armağan edişlerinianlatacaktı. Bu içtenlikli davranış hepsini ağlatmıştı. Gözyaşlarını çocuklara göstermemeye çalışıyorlardı amasonra da ağlamak da insani bir şey değil mi? diye sesli düşünüyorlardı. Çocuklardaki sessizlik bir aradaoldukları zaman daha bir göze çarpıcıydı. Ne yapmaları gerekirse onu yapıyorlardı. Kendi aralarında bile azkonuştukları dikkatimi çekti. O yaşa özgü hareketlilik, yerinde duramamak, konuşmak, gülmek, şakalaşmak...Hiçbiri yoktu. Sessiz, akıllı, usluydular. Her şeyi izliyor, açıkça bakmadan görüyor, grup şeflerinin söyledikleriniyapıyorlardı. Ama o yaşların coşkulu katılımı? O yoktu. Đçlerinde bir yerleri hiçbir şeye katılmadan duruyor gibiydi. Bir yerleri bugünden kopmuş muydu? Đçlerindeki saat bir yerlerde durmuş muydu? Bilemiyorum.Onlarla birçok şeyi konuşmak istiyordum. Aklımda ne çok soru vardı. Onlarla ne çok şeyi paylaşmakistiyordum. Hiçbirini yapamadım. Belki de bu soruların anlamı kalmamıştı. Belki kalmıştı ama benduralamıştım, bilmiyorum. Duyguları neydi? Düşünceleri değiş miydi? Hayata nasıl bakıyorlardı? Bildikleri buacı gerçeğe karşı nasıl davranıyorlardı? Gelecekten bekledikleri nelerdi? Đnsanlara neler söylemek istiyorlardı?Sevgi konusunda ne düşünüyorlardı? Dünyanın geleceğini nasıl görüyorlardı? Yaşamanın anlamını nasılgörüyorlardı? Mutlaka yapmak istedikleri şeyler var mıydı? Daha nice soru aklımda duruyorduama hepsi de çocukları gördükten sonra anlamlarını yitirdi. Birlikte olduğumuz o gün, sadece birlikte olduğumuzbir gün olacaktı.Sorularımı sözsüz soracaktım, yanıtlarını sözsüz alacaktım. Bu çocuklara hiçbir soru soramazdım. Böyledavranmak durumlarına saygısızlık gibi geldi.Aynı biçimde birlikte gelen doktorları Dr. Vladimir'e sormak istediğim soruları da durdurdu. Sadece içlerindeilik nakli yapılan çocuk bulunup bulunmadığını sordum. Hayır, hiçbirine ilik nakli yapılmamıştı. Kan tablolarına,kemik iliği bulgularına, hastalık durumlarına ilişkin kafamda hazır bekleyen soruları da unuttum gitti. Bu konudaDr. Vladimir de, grup şefleri Bay Leonid de isteksizdiler. Belki de haklıydılar. Bu çocuklar buraya bir tıp

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->