Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
6Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
9464

9464

Ratings: (0)|Views: 422|Likes:
Published by mirkarim

More info:

Published by: mirkarim on Mar 28, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/30/2012

pdf

text

original

 
TASAVVUF VE ıSTILAHLAR!
SAFFET KEMADDÜN YETKİN
Tasavvuf bilgisi Adem den Hatem'e kadar tün peygamberlerin tebliğ eyledik-leri islam diyanetinin içyüzüdür. İslamiyetin son mukaddes kitaKur'aKerimve son Peygamberinin barek hadisleri kaynaklarından feyez;ı.neden tefsir, usufıkh,usulü hadis ve kelam bilgileri gibi hicretin 'ilk asırlarında tedvin edilen başlıbaşınahim bir bi~gidir.Her bilginin kendine mahsus ıstılahIarı oldu gibitasavvuf bilgisinde dahi birçok ıstılahlar kullanılmıştır. Tasavvufun, felsefe aksamından meta-fizik ile müspet ve menfi mlerle nasebeti bulunmave divan edebiyatındatasavvuf ıstılahlarının kullanılmış olİnası yönünden bunlarıncbilinmesi ile tasavvufunlasatan kavranılacağı ve divan edebiyatının iyice anlaşılacağicihetle çok önemli-dir. Bu eser, tasavvuf bilgisi ıstılahları hakkında yazılacak ise de, evv~la tasavvufadair icmalen malı1mat verilmesi, ileride ıstılahları tarif edilirken anlamlarıkolaycakavrayabitmek içindir.
TASAVVUF KEMESİNİN TAHLİLİ
Arap gramerinde "tasavvuf" kelimesi tefa'ul babından geliyors<ıda bunun .mü-cerred m~ddesinde tereddüt edilmiştir. Hicretin.dörtyüz otuz yedi tarihinde tasayvuf ve sofiyetaifesine dair (Risale-i Kuşeyriyye) denilen eseri yazan ve islam bilginl.~):ininklerinden Abu'l-Kasım al-Kuşeyri mezkur eserinde tasavvuf kel~m~sinin (sof,safa, suffa, saf) gibi maddelerden alınmış olduna dair rivayetleri. nak,lediyprsa da,arapçanın iştikak kaidelerine uymağıylüyor. Sof, n anlamınad~r: Sofiyetaifesi yünden mamul libas giydikleri }çinsof'a nisbetle sofi denildiği söylenmiş iS,eden elbise giymek Sofiyeye has birşiar olmadığındankabuledilmiyor. Diğer,"s<ıfa~'kelimesi, parlak ve berrak anlamına gddiği ve "suffa" mescidineyvanı demek,.ollıPasrısa~dette Hazreti Peygamberin mescidi eyvanda gece gündüz ibadetle iştigaledensahabeden cemaati kasdeylediği ve "saf" mabetlerde ibadet edenler sır().s.ındabulunanları hatırlattığı Sofiye'nin debitinci sırada olduklarına işa,rı::t'etmeküz~r~bu maddelerden alınmış olduğu söylenmiş ise de hiçbiri kaideye uygun g~rülmemi,ş-tir. Arapların ecnebi dillerden bazı kelimeleri alıp kendi dillerinin~aidelerinegQrekullandıkları vakidir. Mesela :fara ölçü anlamına gelen (endaze) keli~C'ini.h~ll.-deseye çevirmişler ve bunu sarf kaidelerine uydura~ak hendeseyi bilene ı;nüh~nçUsdçmişlerdir. İşte bu kabilden "tasavvur;' kelimesinin Yunanca, (sofiya) kelimeşi~depalındığını söyliyenler isabet etmişlerdir. Sofiya, yunanca (hikmet)anlamınagçl9;~ğive hikmet mefhumu, her işi son derece layık olduğu veçhile yapmak ve her şeyi yerliyerine koymak manasında olmaitibariyle tasavvuf ehlinin hal veşal1larınata,ma,pıiylemuvafıktır. Ameli tasavvuf mesleğinde birçok lfetlere katlanmak icaqetmekte old.
ıı-
ğundan ve arapçanın sarf kaidelerince (tafa'ul) babının binası tekellüfü gösterdiğin-den (sofiya) kelimesi tasavvufa çevrilerek (hikmetleşmek) anlamına gelmiş ve yi.ı.ıearapçanın dil kaidelerine re (sof-
..j,,-)
un "sin" harfi "sad
if"
harfine kalbedilmiştir.
 
SAFFET KEMALÜDDIN YETKİN
Tasavvufa mensub olana "sofi" denilmektedir ki, bunun hikmet anlamına gelen (sonya) dan alınmış olması, iştikak ve manaca gayet uygundur. İslam dininin telakkiya+tıri~göre, hikmet anlamı pek şumullüdür. Tanrı'nın güzel adlarından biri de, Kur'an.~Kerimde zikredildiği üzre "Hakim" adıdır. İslamın büyük bilginlerinden Muhammeq.Gazali, (Esma-i hüsna) şerhinde diyor ki':- (Hakim, hikmet sahibi demektir. Hikmetleşyanın en iyisini bilgilerin en iyisi ile bilmektir. Eşyanın en iyisi Tanrı'dır. Tanrı'nıTj.mahiyetini ancak Tanrı'nın ezeli bilgisi bilir. çünkü en iyi bilgi, Tanrı'nın ezeli biI+gisidir. Tanrı, ezeli bilgisiyle yarattığı herşeyi yerli yerince yaratmıştır.)
TASAVVUFUN TARİ
Tasavvuf ehlinin klerinden biok zevat Tanrı yolunda hallendikleri ha~ve kazandıkları makama re birçok tariflerde bulunmuşlardır. Mesela; bu yolda bü+n zel huyları kendine huyedinen ve bün çirkin huylardan sanan k bitzat, tasavvufu şöyle tarif ediyor :- (Her güzel huy ile huylanmak ve her çirkin huydar~sakınmaktır.) Diğer büyük bir zat;- (Tasavvuf, Tanrı'nın, seni senliğinden alıp sen+liğini öldürmesi ve kendine kavuşturup diriltmesidir) diyor. Tasavvufun en yü!Çbilginlerinden Muhy'ad-Din Ibn'ul-Arabi tasavvufun ahval ve makamat ve ıstılahat~hakkındayazdığı (Futuhat-ı Mekkiyye) kitabında tasavyufu "Tanrı ahlakiyle tahallu1:etmektir" diye tarif ediyor.Tavavvuf bilgisi başlangıçta, A.dem'den Hatem'e kadar bütün peygamberlerir~tebliğ eyledikleri islam diyanetinin içyüzüdür denilmidi. Bu bilgi, slümanlığır~ibadet işleri perdeleri altında tecelli ve inkişaf edecek gayet derin ve şümullü esrarmecmuasıdır.Muhya'd-Din Ibn'ul-Arabi (Futuhat-ı .Mekkiyye) sinde bilgileri
ÜÇ(~
ayırıyor. Wrincisi aklın; ikincisi hallerin; üçüncüsü de aklın eremiyeceği esrar bilgif-leridir. Aklın bilgisi,delilleri elde edilebilmek şartiyle, herkesin anlıyabileceği bilgi~lerdir. Hallerin bilgisi ancak, hallenmekle, zevkan bilinecek bilgilerdir. Mesela; balıılıtatlılığı öyle bir haldir ki ancak balı tatmakla anlaşılabilir. Esrar bilgisi, aklın tavr~üstündedir. Bubilgi Peygamberlere ve Peygamberlerin manevi varisleri velilere muhı-tas olup vahy veilham tariykiyle hasıl olacak bilgidir. Bu bilgi dahi iki türlüdür. Biril,
[
aklın "bilgileri gibi herkesin anlıyabileceği nev'idir. lakin, akl ile idrak edilebilecel,cbilgi delillerini elde edebilmek şartiyle fikir ve düşünce mahsuolduğu halde esrarbilgisinin bu türlüdeliJ ve nazar ve düşünce mahsulü olmayıp esrar bilgilerinin yall-nız mertebesine nailolmakla beraber bu mertcbe erbabının gönüllerinde nkeşiıf olur. Esrar bilgisinin bu türlüsüne tasavvuf ıstılahlarında İlm-i Ledünni denilir (v~aİlemnahumin ledunna ilmen
=
Lk
L ° ..ıı L J " '
ol:..k
J)
ayeti kerımesinden alınmıştır, (bi~ona kendi yanımızdan bir bilgi verip öğrettik) mealindedir. Bu ayet, zır deninekl~mhurtarihi zat hakkındar. İlm-i Lenni bu zatta zuhur eylemolduğu gib'iokumak ve yazmak bilmiyen ve ümmi denilen zevan zlerinde ldüğü
v e
muasır bilginleri hayrette bıraktığı tarih ve tabakat kitaplarında görülmektedir. Mese)-la beş asır evvel Mısır'da yaşamış olan SeyyidAliHavvas denilen zat esrar bilgisi rhetı~tebesine erenlerdendir. Kendisi okumak yazmak bilmez ümmi olduğu halde asrınd~r'ın n bilginlerinin başkanı Abd ül-Yahab Şa'rani nin ididir. Biok ayetlere ve hadislere verdi ksek anlamlatilmizi Abd ül-Yahab Şa'rani kaydile bir kitap şeklinde zamanındaki bilginlere gösterince hayretlerini mucib olmuştut.Esrar bilgisinin ikinci rlüsü, akl ile şüpte bilinmesine imkan olmıyan haşı~,neşir mizan, suat gibi Peygamberlerin ümmetlerine verdikleri haberlerdir. TasavvJf namı altındaki bilgi ameli tasavvufun neticesi olmakla esrar bilgisinden daha kseşerefli bilgi yoktur. Bilinecekleri muhit olan pek şümullü bir bilgidir.
 
TASA VVUF VE ISTILAHLARI
TASAVVUFUN TARİHİ
Tasavvuf nasıl ve ne zaman başlamıştır? Bu tarihin kaynağıve başlang~cınıaraştırıp bulmak son derece önemlidir; çünfelsefei ula denilen metafizik ilefi~iğeait anlamların çarpışmaları ve aykırı bakışları arasında alemin hudus ve kıdemi vebeşeriyetin mahiyeti ve Tanrı'nın varlığı ve müstesna şahsiyetlerin vvet, risaletve velayeti gibi her biri bir muhiti andıran ucu bucağı belirsiz koca birer sahada tasav-vufun nasıl vene zaman başladığını inceliyerek bulmak vevicdani bir kanaatla anlamagayet güçtür. Bu eserin başlangıcında tasavvu[u Adem'den Hatem'e kadar bütün Pey~gamberlerin tebliğ. eyledikleri islam diyanetinin olduğuna işaret edilmişti.İslam diyaneti (Tankanda hakiki din is}am dinidir
= ((")\-
~i
~\.w,
. . : r .
. . J \ . . : ı 1 )
İnne-d dine ind-Allah il-İsl<lmumealindeki ayet-i kerim'e mucibiyle bütün Peygamberleriıdinleri islam dinidir. Bütün kainatın ekrem ve eşrefi olan insanın beşeri mahiyetimaddileşipte teşekkül edinceye kadar binlerce mi, milyonlarca mı yoksamilyarlarcamı seneler geçtiğini riyazi bir kat'iyyetle bilemiyoruz. Müspet bilgilerin çerçevesiiçinde mahsur kalan kozmoğrafya ve jeolqji fenleri bunlabize bildirmekten aciz-dir. Semavi ve mukaddes kitapların yardımiyle lalemizin Adem dediğimiz bir zatavardığını vebu zatın beşeriyete gönderilen ilkPeygamber olduğunu biliyoruz. Mukaddeskitapların bildirdiklerine re peygamberlerle Tanrı arasında vahy ve ilham gibimefhumlar aklın ererniyeceği esrar bilgileri içinde kalıyor. İşte ylece, tasavvufuntarihi ilk Peygamberle başlaş oluyor. yle bir muhakemenin doğruluğu tasavvubilgisininvebunun en mühim gayelerinden vahdet-i vücud'un-varlığın birliği~Hind'in,.Brahma mezhebinden yahut kadim Yunanistan'ın cudiye felsefesinden alınmışolduna dair bir efsanelerin de butlanını ispat ediyor. Beşeriyetin ilk Peygam-beri ile başladığı anlıldıktan sonra binlerce sene fasılalarla bir devriden diğer birdevre intikal eden ve aslındaki sıhhat ve hakikatlardan birçoğunun hurafat ile karıştığıanlaşılan'herhangi bir islam dininin tecdid edilmesi lüzumu üzerine her devrin sonun-da Tanrı'nın gönderdiği Peygamberlerin kendilerine icabet eden ümmetleri havasınabildirdikleri ve emanet eyledikleri diyanetin esrabazan ümmetlerin inkiraziyle belirliizler bırakş ve bazan ihtilafat ve münazaat nden kasden tahrifata ratılmasısc:pebiyle birbirine karışan mezheplerle meslekler arasında az çok şüpheler ve müşa-behetler has!l olmuştur. Bu şüphe ve müşabehetler birçok sathi görüşleri şaşırttığıiçin son Peygamberin devrinde tekemmülat ve kemaLitın son derece yüksek mertebe~sinde tecelli edenislam dini bilgilerinden tedvin edilen tasavvufun gayet önemli mese-lelerinden vahdet-i vücut meselesinin gelip geçen batıl mezheplerin nazariyelerindenalınm~ş'olduğuna dair sözlerin söylenmeslhe sebep olmuştur. Son Peygamberin mukad-des kitaKur'aKerım bütün Peygamberlere verilen mukaddes suhuf ve kitaplarİnlasaihtiva eden ilahi ve mübarek bir mecmuadır. Kur'aKerim'de nefsintezkiyesiyle Tanrı'ya ibadetin nasıl bir felah ve necat yolu oldu tebliğ edildiktensonra (inne haza lefi's suhuf il-ula suhufi İbrahime ve Musa
=
J.,~\ ~\ 
L i .• •
. . : ı l
- . > - . , ' " )
;,,:" 'I
J.\~)
deniliyor. tün Peygamberler vekitapları tasdik ediliyor. Son pey-gamb~rin her veçhile mazbut olan ahval ve ahlakı ve mukaddes kitabınınayetleri ve)söylediği sözleri dikkatla teeml edilince hiçbir iştibaha mahal kalmaz, çünkü tasav-vufun islam diyanetinin içyüzünü teşkil eden maneviyyat ve mükaşefatlnın usul veruu baştan başa Kur'akerimin ayetlerinden ve hadislerden iktibas edilmtir.Ondört asır evvel Cezire't ül-Arab'ın cahiliyyet devri denilen gayet vai ve koyubir cehalet sahanda doğup yetişen ve hiçbir mektep ve medrese rmiyen islamdininin son Peygamberinin ne Hindistan'ın rahmasiyle ne ve Yunanistan, Mısır
3

Activity (6)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
1 thousand reads
eren_msn_1988 liked this
Hilal Barutcu liked this
fish1fish1 liked this
merttaner liked this

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->