Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Kapitalizm bilime karşı-Mike Palecek

Kapitalizm bilime karşı-Mike Palecek

Ratings: (0)|Views: 18 |Likes:
Published by chavismo

More info:

Categories:Business/Law, Finance
Published by: chavismo on Apr 13, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as ODT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/13/2010

pdf

text

original

 
Kapitalizm bilime karşı - Mike Palecek 11 Ekim 2009
Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi vebilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımanatutuluyoruz. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Kapitalizm insangelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisna değildir.
 Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimselgelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Bize kârgüdüsüyle birleşen rekabetin bilimi yeni sınırlara ittiği ve büyük şirketleri yeniilaçlar ve tedaviler icat etmeye teşvik ettiği söyleniyor. Bize diyorlar ki, serbestpiyasa insan gelişiminin en büyük motivasyon kaynağıdır. Ama gerçekte tamtersi doğrudur. Patentler, kârlar ve üretim araçlarının özel mülkiyeti aslındabilimin yakın tarihte karşılaştığı en büyük engellerdir. Kapitalizm insangelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisnadeğillerdir.Özel mülkiyetin gelişmeye set çektiğinin en taze ve aşikar örneği
Ida
fosilindebulunabilir.
Darwinius masillae
yeni “keşfedilen” 47 milyon yıl yaşında birlemur. Evrime ilgi duyan herkes yüksek pirimatlarla düşük memelileri birleştirenbir geçiş türünün keşfini sevinçle karşıladı.
Ida
’nın öne bakan gözleri, kısauzuvları ve de diğer parmaklarının karşısına konulabilen başparmakları var.Daha da dikkate değer olan şey ise içinde korunduğu fevkalade koşullar. Fosilyüzde 95 oranında korunmuş durumda. Kürkünün ana hatları açıkçagörülebiliyor ve bilim insanları son öğününün tohumlar, meyveler veyapraklardan oluştuğu sonucuna vardıkları bir mide analizini dahi yapabildiler.Meraklılar bu dönüm noktası fosile bir kez bakabilmek için New York Doğa TarihiMüzesi’ne akın ediyorlar.Peki Ida’nın kapitalizmle ne işi var? Aslında 1983’te topraktan çıkarılmıştı ve ozamandan beri bir özel koleksiyoncuda bulunuyordu. Koleksiyoncu fosilinönemini fark edemediği için (paleontolog olmadığı düşünülürse şaşırtıcı değil)fosil 25 yıl boyunca gün ışığına çıkamadı.Büyük bir uluslararası fosil pazarı mevcut. Kapitalizm bütün insanlığa ait olanbu hazineleri sıradan metalar haline getirdi. Özel mülkiyette bulunan fosillersergilenmeleri ve üzerinde çalışılmaları için nadiren müzelere bağışlanıyor.Sahiplerine para kazandıran özel fosil koleksiyonları üzerlerinde ciddiincelemeler yapılmak yerine dünyayı turluyorlar. Sayısız ender bulunan numunede ihracat firmalarının depolarında ya da koleksiyoncuların salonlarındaduruyor. Kaç tane önemli fosilin bir milyonerin ofisinde keşfedilmeyi beklediğinitahmin etmek imkansız.
Tıbbi araştırma
 İlaç endüstrisi gücü yetmeyenlere ilaç dağıtmayı reddetmesi ve fahişfiyatlarıyla meşhurdur. Özellikle Afrika’da AIDS salgını ile mücadeledeki ilaçlarınyokluğu, kapitalizmin ihtiyacı olanlara ilaç ulaştırma konusundaki kifayetsizliğinikanıtlamaya yeter. Peki kâr amacı gütmenin yeni ilaçlar geliştirmedeki rolünedir? Büyük ilaç firmaları, endüstrilerinin AR-GE (araştırma ve geliştirme)kısmında da iyi bir sicile sahip değiller.
 
AIDS hastaları her yıl kendilerini hayatta tutan ilaçlar için on binlerce dolarödeyebilir. 2003 yılında Fuzeon adında bir ilaç tanıtıldı (fiyatına büyük bir itirazvardı-) ve hastaları yıllık 20 bin dolarlık bir fatura ile vurdu. Roche’nin başkanıFranz Humer fiyatı savunmaya çalıştı, “Yenilik getiren çalışmalarımızda uygunbir geri dönüş oranı yakalamaya ihtiyacımız var. Bu çığır açıcı büyük bir tedavi.Bu yenilikçi çalışmaların devam etmesini istemeyen bir toplum hayaledemiyorum...”Ancak Bay Humer’ın bahsettiği yenilikçi çalışma, sadece yarı-gönüllüdür. İlaçfirmalarını merhamet duygusu değil nakit para motive eder. Bir ilaç firması içinAIDS’li bir insan, hasta değil müşteridir. İlaç endüstrisinin bu insanların süreklimüşteri olmasını sağlamak konusunda finansal bir güdüsü var. Bu nedenle birtedavi bulmak için çok az sayıda araştırma yapılıyor. Çoğu araştırma özel sektörtarafından hastaların ömür boyu kullanmak zorunda kalacakları nitelikte ilaçlarbulmak için yapılıyor.Bir süredir, AIDS aşısının bulunması için yapılan araştırmaya kaynak aktarılmasıyönünde bir gayret var; daha yakın bir süredir de etkili bir mikrobisit için benzerbir durum söz konusu. Ancak, bu kaynak hükümetten ve kâr amacı gütmeyengruplardan geliyor. İlaç endüstrisi, açık bir şekilde, bu yaygın hastalığa durdenebilmesi için kaynak ayırmıyor. Zaten niye yapsınlar ki? Dünyanın hiçbirşirketi kendisine gerek kalmaması için tasarlanan birşeyin araştırılması içinkaynak sağlamaz.Benzer sorunlar diğer tıbbi araştırma alanlarında da açıağa çıkıyor. Kanseralanında, 2007’nin başlarında fazlasıyla umut verici bir ilaç bulundu. AlbertaÜniversitesi’nden araştırmacılar, basit bir DCA molekülünün kanserhücrelerindeki mitekondriyi yeniden aktifleştirerek normal hücreler gibiölmelerini sağladığını keşfettiler. Laboratuarda DCA’nın pek çok kanser formunakarşı aşırı derecede etkili olduğu ve gerçek bir kanser tedavisi olma yolundaumut verdiği görüldü. DCA on yıllar boyunca, mitokondri bozuklukları olaninsanları tedavi etmek için kullanıldı. Bu nedenle de DCA’nın insan bedeniüzerindeki etkileri iyi biliniyordu ve bu da geliştirme sürecini daha dabasitleştiriyordu.Ancak DCA’nın klinik testleri bütçe sorunları yüzünden yavaşladı. DCA patentliya da patenti alınabilir bir ilaç değil. İlaç şirketleri bu ilacın üretiminden yüklümiktarlarda kar elde edemezler, bu nedenle de ilgilenmiyorlar. Araştırmacılarbu önemli iş için kendi finansmanlarını sağlamaya zorlanıyorlar. Başlangıçtestleri, küçük bir ölçekte sürüyor ve elde edilen öncül sonuçlar oldukçacesaretlendirici. Bu atılım yapılalı 2 sene olmasına rağmen ciddi çalışmalaraancak başlanabildi. Alberta Üniversitesi Tıp Fakültesi hükümetten ve kar amacıgütmeyen kuruluşlardan para dilenmek zorunda bırakıldı. Şu ana kadar karamacı güden kuruluşlardan tek kuruş alamadılar.Muhtemelen patent alamayacak olan tedavilerdeki araştırma eksikliği sorunuDCA ile bitmiyor. Sözüm ona lternatif doğal reçeteler üzerine kurulu komple birendüstri mevcut. Bu makalenin yazarı da dahil birçok insan, bu alternatif ilaçlarıdestekleyenlerin iddialarına şüpheyle yaklaşmakta. Richard Dawkins hemenşuna işaret ediyor: “Eğer bir tedavi tekniğinin iyileştirici özelliklere sahip olduğu
double-blind 
(çift-kör)* yöntemi de kullanılarak yapılan deneylerle ispatlanırsa,
 
bir alternatif oluşturur. Ve hakikaten bir ilaç haline gelir...” Ancak bu siyah-beyaz bakış açısı kapitalizmin bilime koyduğu limitleri göz önündebulundurmuyor. Patenti alınamayan alternatif ilaçların geliştirilmesi için gereklitestleri finanse etmeyi reddetmenin iki önemli zararı var. Birincisi, potansiyelolarak etkili olan tıbbi tedavilerden haberdar olmamız engelleniyor. Ve ikincisi,insanlara yanlış tedaviler dağıtan modern zamanın yılan yağı satıcısı, işeyarayan az sayıdaki alternatif tedavi sayesinde güvenilirlik kazanıyor.
Teknoloji ve endüstri
 İmalat sanayiinin, kapitalist gelişmenin olduğu her yerde onun bir unsuru olarakbulunması gerekir. Bize şirketler arası rekabetin düşük fiyatlara, daha kaliteliürünlere, yeni teknoloji ve gelişmelere yol açtığı söyleniyor. Ama yine dahayakından bakıldığında, özel menfaatlerin engelleri kaldırıcı bir rol oynamaktançok bizzat kendisinin bir engel haline geldiği görülüyor. Patentler ve ticaretsırları teknolojinin gelişmesine engel oluyor. Petrol endüstrisinin tarihi, patentsatın alımlarının, ürünlerin pazara çıkmasına bile açıkça engel olduğu durumlarile doludur.Rekabet, yeni ürünlerin üretilmesi için bir motivasyon kaynağı olarak işeyarayabilir. Ancak yukarıda da gördüğümüz gibi, rekabet aynı zamanda yeniürünlerin bazılarının gün ışığına dahi çıkamamasına da sebep olur. Şirketlerkendi sektörlerine zarar verecek araştırmaları finanse etmemekle kalmazlar,bazı durumlarda aynı araştırmaları başkalarının yapmasına da uzun sürelerboyunca engel olurlar.2006 yapımı belgesel “Elektrikli Arabayı Kim Öldürdü?”, alternatif bir aracınyollara çıkmasını engellemekte büyük petrol şirketlerinin, otomobil üreticilerininve ABD Federal Hükümeti’nin nasıl bir rol oynadığı konusunda çok güzelayrıntılara değiniyor. Belgeselin yapımcısına göre, eğer elektrikli arabalarüretilseydi otomobil üreticileri bu araçların bakımlarının kolaylığı yüzündenpiyasada tutunamayacaklardı. Otomotiv sektörünün yedek parça bölümü yokolacaktı. Dünya elektrikli araçlara geçtikçe, petrol üreticileri dramatik bir talepdüşüşüyle karşılaşacaklardı. Belgeselde deniyor ki, kullanışlı bir teknolojiyedönüştürülme şansı çok düşük olan
hidrojen yakıt hücreleri
gerçek alternatif yakıtların gözden kaçmasına yol açıyor. Yapımcı, Amerikan hükümetiniaraştırmaların yönünü elektrikli araçlardan hidrojen yakıt hücrelerine doğrukaydırdığı için topa tutuyor.Ancak filmde en ağır suçlamalar başlıca petrol şirketleri ve otomobilüreticilerine yöneltiliyor. Film otomotiv şirketlerinin kendi elektrikli araç üretimaraştırmalarını da sabote ettiğini ileri sürüyor. Daha kötüsü, petrol şirketlerielektrikli araç üretiminde kullanılmalarını önlemek amacıyla NiMHbataryalarının patenlerini satın aldı. Bunlar dizüstü bilgisayarlarinkiler ile aynıtip bataryalar ve bu tipten daha büyük bataryalar elektrikli araçları mümkünkılabilir. Ama Chevron, NiMH batarya teknolojisinin bütün kullanım ve lisanshaklarını veto etme gücünü elinde bulunduruyor. Bu bataryaları araştırmalardakullanılmak üzere satmayı reddetmeye devam ediyor. Bazı hibrid araçlar şu anNiMH bataryalarını kullanıyorlar, ancak hibrid araçlar mesafe kat etseler de halapetrole muhtaçlar.Patentlerin satın alınması yeniliklerin rafa kaldırılması için etkili bir yol olsa da

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->