Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
7Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
1259661694 Bitkilerle Madenler Bulunabilir Mi

1259661694 Bitkilerle Madenler Bulunabilir Mi

Ratings: (0)|Views: 459|Likes:
Published by Şivan Perwer
maden arama
maden arama

More info:

Published by: Şivan Perwer on Apr 25, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/16/2011

pdf

text

original

 
14
Bitkilerle Madenler Bulunabilir mi?
Biyojeokimyasal (Bitki Jeokimyası) proseksiyon nedir?
Yaygın uygulamaalanları göz önünealındığında,biyojeokimyadenilinceakla ilk gelen‘bitki’lerdir.
B
iyojeokimya terimi ilk olarak Vernadsky(1926) tarafından kullanılmış, ilgiliçalışmada yeryüzü tanımlanmış,ancak jeokimyadan bahsedilmediği gibiyaşamın jeokimya üzerindeki etkisi detanımlanmamıştır. 1930’lu yıllarda ilk biyojeokimya laboratuarı eski SovyetlerBirliği’nde kurulmuş ve burada ilk çalışmalarabaşlanmıştır. Ancak gerçek anlamda yapılanilk çalışma Hutchinson (1950) tarafındanyapılan tez çalışmasıdır. Bu çalışmada kayalarınaşınması ve erozyon gibi süreçlerle fosfatve azotun akarsulara karıştığı, buradan daokyanuslara taşındığı ve bu ortamda dadiğer elementlerle birlikte depolandığıbelirtilmiştir. Bunun yanında denizlerdenkaralara taşınımın jeolojik hareketlerdenbaşka, balıkçılık ve balık yiyen denizkuşlarının dışkıları yolu ile gerçekleştiği, çeşitliortamlarda bulunan elementlerin bir şekildekara ve deniz canlıları ile ilgili olacağı (kuşve balık fosillerinin kemiklerinde bulunanfosfat vs.nin yeryüzü hareketleri ile doğayakarışabildiği) vurgulanmıştır. Daha sonralarıyapılan çalışmalarda yeryüzündeki yaşamıntanımlanmasında, kimyasal kompozisyonunda çok önemli olduğu vurgulanmış, canlılarıkullanarak yerin gizemlerinin ortaya çıkarılmasıçalışmaları da hız kazanmıştır.Bugüne kadar başta bitkiler olmak üzerekuşlar, köpekler ve mikroorganizmalar
(jeomikrobiyoloji)
kullanılarak maden
 Yrd. Doç. Dr. Zeynep ÖZDEMİR
Mersin Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Jeoloji Mühendisliği Bölümüzozdemir@mersin.edu.tr
yatakları saptanmaya çalışılmıştır. Yaygınuygulama alanları göz önüne alındığında,biyojeokimya denilince akla ilk gelen‘bitki’lerdir (fitojeokimya, bitki jeokimyası).Bitkilerin adeta sığ sondaj yapar gibiyeraltından bilgi getirmesi, bir bitkinin yalnızcabir organı için kimyasal analiz yapılarak madenyataklarının bulunabilecek olması konuyu dahada ilginç hale getirmiştir.1950’li yıllarda Kovalevski ‘bariyer etkisi’kavramını ortaya atarak bütün bitkilerinher mineralizasyona rehber olamayacağınıbelirtmiştir. Gerçekten de yapılan çalışmalardabitkilerin ancak % 5’inin topraktaki elementleridoğrusal olarak alabileceği saptanmıştır. Bubitkilerin, maden yataklarının saptanmasındakullanılabileceği belirtilmiş ve bu bitkilerebelirtgen (indikatör) bitkiler denmiştir.Bitkilerin gözlemi yapılarak bunların gömülücevhere rehber olarak kullanılmasına(bitkilerde normal hallerine göre morfolojik ve fizyolojik değişikliklerin gözlenmesi)
 jeobotanik prospeksiyon
, sistematik olarak toplanan bitki örneklerinin kimyasalanalizlerinin yapılarak cevher aranmasınada
biyojeokimyasal
(fitojeokimya veya bitki jeokimyası)
prospeksiyon
denilmektedir.Dünyada 1965 yılından itibaren yaygınolarak kullanılmaya başlanan bu yöntemlerleyirmi beş yıllık süre içerisinde doksandanfazla maden yatağı keşfedilmiştir. Başta Auolmak üzere Fe, Cu, Zn, Mn, Ni, Co, Cr, U,Pb, B ve benzeri kırk beşten fazla elementinoluşturduğu maden yataklarının keşfedilmesiiçin saptanmış belirtgen bitkiler literatürdebulunmaktadır.
Belirtgen Bitkilerin Saptanması
Şekil 1’de görüldüğü gibi doğadaki besindöngüsünde, ortamda bulunan elementin birortamdan diğer bir ortama geçmesi hiç dezor değildir. Bitkiler diğer canlılar gibi pek çok elementi bünyelerine alabilmekte ve bilinen 92elementin 60 tanesini de değişik organlarındabulundurabilmektedirler. Gelişimleri içinise bitkinin türü, yaşı, iklim koşulları, besinihtiyaçları, toprakta alabilecekleri kadarelementin hazır bulunması, toprağın özelikleri(kimyasal, fiziksel ve biyolojik), kök gelişimi,bitki köklerindeki reaksiyonlar, bitkilerdehareket ve depolanma ve uygulanan çeşitlitarımsal yöntemler gibi pek çok özellik önemli
 Şekil.1.
Doğadaki besin döngüsü
 
15
olabilmektedir. Her bir bitkinin ve elementin kendine hasözellikleri göz önüne alındığında, bitkilerin elementleribünyelerine alabilmelerinde, her birinin diğerinden tamamenfarklılık gösterdiği görülmektedir. Bu mekanizmaları çözmek çok zor olmakta ve ortamda bir başka elementin bulunmasıveya bulunmaması başka bir elementin alımını azaltmaktaveya artırmaktadır. Toprakta aşırı miktarda elementinbulunması bitkilerin bünyelerine fazlaca element almasınaneden olacağı gibi toprak pH’ının 3-4 arasında olmasıbitkilerin topraktan element alımını kolaylaştırmaktadır.Toprakta ne kadar element olursa olsun eğer pH 3-4 arasındadeğilse bitki bu elementi bünyesine alamamakta, belkide o element eksikliğinden dolayı morfolojik ve fizyolojik değişikliğe uğramakta, hatta ölebilmektedir (Şekil 2). Ancak bu özellik bir istisna olarak Manganez (Mn) için geçerlideğildir. Toprakta 60 ppm’den az Mn bulunması durumda pH3-4 arasında ise bitkiler Mn’yi bünyelerine alabilmekte, 60ppm’den fazla olması durumunda ise pH önemli olmamaktave her koşulda bitkiler Mn’yi bünyelerine alabilmektedirler.Şekil 2 ve 3’te görüldüğü gibi bitkiler elementleri makro (Zn,Mn, Fe gibi) ve mikro (Cu, Pb, Cr gibi) elementler olarak almaktave bunun belli bir düzeyi bitki gelişimi için gerekli olmaktadır.Belli bir düzeyden sonra toprakta fazla element olmasınarağmen bitki bunları bünyesine alamamaktadır (etkisiz düzey).Ancak toprakta aşırı miktarda element olduğunda ise bitki,bünyesine çok az veya çok fazla element alarak ölmekte yada morfolojik ve fizyolojik değişikliklere uğrayarak yaşamınadevam etmektedir. Eğer yaşamlarına devam edebiliyorlarsa da jeobotanik prospeksiyonda kullanılmaktadırlar.Ortamdaki elementleri bünyesine doğrusal olarak (zenginleştirme faktörü 1, çoğunlukla toprak değerleri dahafazla miktarda olmalı) alabilen bitkiler belirtgen (indikatör)bitkiler olarak tanımlanmaktadır. Ancak bazen topraktakielement miktarını bünyesinde birkaç kat (ya da daha da fazla)biriktirebilen bitki türleri de bulunmaktadır.Bu bitkiler de akümülatör bitkiler olarak adlandırılmaktadır (Şekil 4a belirtgen bitki, 4bakümülatör bitki). Örneğin Nikel (Ni) elementiçoğu bitkinin bünyesinde 18-51 ppm külağırlık düzeyindedir (Kuru ağırlık üzerinden1,5 ppm, genel olarak kül değeri kuru ağırlığın20-40 kat arası değerde olabilmektedir). Ancak Alyssum bitkisinin % 1 düzeyinde Ni biriktirentürleri de bulunmaktadır. Alyssumun dünyadayüz yirminin üzerinde türü bulunmakta veTürkiye’de ise bu türlerden bazıları doğalolarak yetişmektedir. Bu türler içerisindenbelirtgen ve akümülatör olanlar yaygınolarak biyojeokimyasal prospeksiyondakullanılmaktadır. Akümülatör ve belirtgenbitkiler mutlaka topraktaki değerleri bitkiye
 Şekil.2.
Topraktaki elementlerin bitkilere geçişi (yetersiz ve toksik düzey)
 Şekil.3.
 Makro ve mikro elementlerin bitkilere geçişi 
yansıtmak durumundadırlar. Ancak Şekil 4c’de görüldüğügibi topraktaki artan miktara rağmen bitkilerin sabit olarak elementleri bünyelerine alması ve toprakta belli miktardabulunan elementi bünyelerine aşırı miktarda almaları toksik etki yaratması sebebiyle biyojeokimyasal prospeksiyon içinbir değer taşımamaktadır. Aynı şekilde toprakta azalan veartan element içeriğine rağmen bitki etkilenmiyorsa yanibünyesine almıyorsa, bu bitki türleri de istatistiksel olarak bir anlam taşımadıkları için biyojeokimyasal prospeksiyondakullanılmazlar.
 A. muralle, A. peltaroides, A. floribindum
Mersin- Fındıkpınarı yöresinde saptanmış akümülatör bitkilerdendir.Bu Alyssum bitki türleri, eğer yetişiyorlarsa, dünyanın heryerinde Ni-Co yataklarının aranmasında kullanılabilir.
i
 
Biyojeokimyasal Anomaliler
Toprakta bulunan elementlerinbitkilere geçerek (anormal miktarda)anomali değerler oluşturabilmesi içingerekli etmenler aşağıdaki şekildesıralanabilir:1. Bitki türleri arasındaki fark: Birbitki türü bir elementi bünyesindefazlaca biriktirirken, diğeribiriktirmeyebilir.2. Bitki organları arasındaki fark:Bitkinin dalı bir elementi biriktirirken,yaprağı biriktirmeyebilir ya da çiçekleri başka bir elementibiriktirebilir.3. Bitkinin yaşı: Genel olarak genç bitkiler elementleri fazlabiriktirdikleri halde yaşlı bitkiler daha az biriktirirler.4. Bitki kökünün gidebildiği derinlik: Yüzeydeki elementkonsantrasyonunu kökleri yüzeyde yayılan bitkiler, derindekielement konsantrasyonunu kökleri derine uzanan bitkiler yansıtır.5. Toprakta bir elementin bulunması ya da bulunmaması
 
R e s i m 1.
 
 Ö n  p la nda 
Po pulu s nigra L
, a r ka  p la nda 
 Sali x  s p.
 ( ya p ra k la r ı M n  iç i n, da l la r ı  C u  iç i n  be l i r tge n )
 s  i  m   2 .
  
 hu) anhn aı  ç n gn)
 s  i  m  .
  s  
  aı  ç n, aağ ı L ç n n)
Re s i m  4.
 Pinu s nigra 
Arn. ( yaprağı B  ve L i  iç in, dalı  Sr  iç in  bel ir tgen )
 Şekil.4.
Topraktaki element içeriği ve bitki arasındaki istatistiksel ilişki (a: akümülatör bitki, b: belirtgen (indikatör) bitki, c:önemsiz bitki)
16

Activity (7)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 thousand reads
1 hundred reads
geoimpact liked this
serhantumer liked this
fantasian liked this
Erdem Karahan liked this
svarteridder liked this

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->