Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
6Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
İlber Ortaylı Ntv Programları Metinleri - 7. Bölüm Osmanlı'da Milliyetçilik

İlber Ortaylı Ntv Programları Metinleri - 7. Bölüm Osmanlı'da Milliyetçilik

Ratings: (0)|Views: 71|Likes:
Published by Erhan Koçtürk

More info:

Published by: Erhan Koçtürk on May 02, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as TXT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/18/2012

pdf

text

original

 
Adaletli mahlasýyla yani adli olarak tanýnan sultan 2. Mahmut, onun tamamlanmamýþ bir tuðrasý yanýndayýz. 2. Mahmut, adli unvanýný taþýmasýna raðmen tarihimizdeherkesin iþtirak edemeyeceði iþlemleri fiiliyle de tanýnýr. Bunlardan bir tanesi hiç þüphesiz gerekli olan fakat çok þedit, çok kanlý bir þekilde ortadan kaldýrýlan Yeniçeri Ocaðý
dýr. Ýkincisi bu ocaðýn laðvý sýrasýnda büyük bir iftira mekanizmasý iþlemiþ ve Þanizade gibi çok önemli bilgin ve tarihçiler bile bu furyanýn içinde eriyip gitmiþlerdir ama hiç þüphesiz o, Osmanlý tarihinin Büyük Petrosu
dur. Hiç acýmasýz, hiç tereddütsüz yürüttüðü inkýlaplarla Türkiye Ýmparatorluðu
nuyeni bir döneme götürdüðü açýktýr.Bir konunun üzerinde duralým. Bu þiddetli yeniçeri düþmanlýðý sýrasýnda bazý konularda affedilmeyen hatalar da yapmýþ mýydý? Mesela, Mehter
i de ortadan kaldýrmýþtý.Musikiden anlayan bir padiþahtý ve bu musikinin bu asra hitap etmeyeceðini söyledi ama 1908
de baþka inkýlapçýlar, ordunun geleneðe ve morale de ihtiyacý olduðunu ileri sürerek Mehter
i yeniden ihya ettiler. Bu 2.Meþrutiye devrine ait bir olaydýr. 2.Mahmut, uzun bir yönetim sergiledi o devir için. Parçalanma halindeki bir imparatorlukta merkezi otoriteyi tesis etti ve acýmasýz bir politikayla bunugerçekleþtirdi. Bazý yönleri üzerindeyse çok az duruyoruz. Bugün Ýstanbul
da , Anadolu ve Rumeli
deki birçok kiliselerin önünde, eðer zamanýn tahribatýna ve insanlarýn ihmaline ve antikacýlarýn hýrsýzlýðýna maruz kalmadýysa, hemen hemen her kilise önünde bir 2.Mahmut çeþmesi bulunur. Demek ki o, bir imparatorluðun muhtelifdinlerden ve dillerden oluþan bir tebaanýn baþýnda olduðunun þuurundadýr. Bununçeþtli örneklerini görürüz.19.yy
a geldiðimiz zaman Osmanlý Ýmparatorluðu
nun artýk eski dünyasý yoktu. Bu eskidünyada insanlar dillerine ve dinlerine göre kompartmanlarda yaþarlardý yani bir Rum ortodoksun, bir Ermeni ortodoksun -Gregoryen deniyor- , bir Ermeni katoliðin, bir Süryaninin, bir Yahudinin yükselmesi ve yaþamasý kendi cemaatinin, kendiruhani yahut dini liderlerinin etkisi altýnda görülürdü. O kompartmanýn içindedevlet memuru olurdu,dýþiþlerini yürüten Fenerli Rumlar gibi, o kompartmanýn içinden çýkar sarraflýk yapardý. O kompartmanýn içinden çýkar, Ermeniler gibi mimarbaþý olabilir, barutçubaþý olabilir, darphane nazýrý emini olabilirdi ama hiçbir zaman birisinin kendi yaþadýðý dini kompartman içinde ruhani liderlere, milletin baþýndakilere itaatsizliði veya ayrý akýmlarý çekmesi hoþ karþýlanmazdý. Oysa18.yy
ýn dünyasýna gelindiði zaman durum deðiþmeye baþladý. Bir kere Osmanlý Ýmparatorluðu
nu oluþturan bu kompartmanlarýn içinde herkesin dil beraberliði yoktu. Din beraberliðinin yetmez olduðu görüldü. Bulgar milliyetçiliði uyanmaya baþladý.Hem de laik unsurlar deðil, bizati din adamlarý tarafýndan. Aynaroz
daki sayýsýzmanastýrýn içinde Bulgar keþiþlerin yaþadýðý Hilander Manastýrý
nda Paissij adlý bir keþiþ, Slavyen Bulgar tarihini kaleme aldý ve eserine þöyle baþlýyordu: Ey Bulgar! Kendi dilini, tarihini bil. Arkasýndan Sofroniy Vraçansky çýktý. SofroniyVraçansky
nin söyledikleri biryana, 19.asýrda eðitimi dolayýsýyla kendisini Helensayan Aprilov diye bir tüccar, Odessa ve Ukrayna
daki iþ hayatý boyunca tanýdýðý Benelin gibi bir tarihçi sayesinde Slavlýk bilincine ulaþtý ve döndüðü vakit Bulgaristan
da milli okullarý açmaya baþladý.Kýsa zamanda Bulgar maarifi, içtimai hayata öðretmenlerin yanýnda, muallimlerinyanýnda, mullime hanýmý da getirdi. Bulgaristan
ýn milli uyanýþý da böylelikle arttý. Bu, ileride Türk unsurun, ittihatçýlarýn da hayranlýðýný çekecek bir geliþmeydi aslýnda. Tabii ki, Slavlýk üzerindeki bilinç bazýlarýnýn zannettiði gibi öyle Fransýz Ýhtilali
nin etkisiyle deðildir. Ýmparatorluðun içindeki unsurlar bazenayný dini kompartmana, ruhani liderlere sahip olsalar da etnik yapýlarý dolayýsýyla çatýþmaya girerler. Sýrplar, Sýrbistan, ortodoks dünyanýn içindeki bu çatýþmanýn ilk alevlendiði yerdir.Sokullu Mehmet Paþa, Osmanlý Ýmparatorluðu
nun büyük sadrazamý ve hiç þüphe yok kiMüslüman Türk kültürünü benimsemiþ bir devlet adamý ve asker, en uzun süreli sadrazam bir Sýrp ruhban ailesinden geliyordu. Sadareti sýrasýnda kardeþini yeni kurduðu Sýrp Pec Patrikliði
nin baþýna geçirdi. Bu ruhani bir gayret deðildir. Bir
 
yerde Rum-Ortodoks kilisesinin parçalanmasýyla ilgili bir ameliyedir. Tabii kendisinden sonra bu patriklik çok yaþamadý ama Sýrplarýn da Helen unsurlarla birarada bulunmayacaðý anlaþýlmýþtýr. Nitekim, Sýrp ayaklanmasýndan ve kimi özerklikten, otonomiden sonra, Sýrbistan kilisesi ayrý bir patriklik olarak ortaya çýktý.Bunu belki Fener, çok uzun zaman tanýmamakta ýsrar etti ama bir vaka ki artýk otosefal bir sýrp kilisesi vardý. Sýrp milliyetçiliði, kilisede Yunanca duaya ve okulda Yunanca eðitime tahammül edemezdi. Bu Karadzic gibi önemli bir maarif uzmaný, bir öðretmen:
Düþündüðünüz gibi yazýnýz
sloganýyla halk dilini, halk Sýrpçasýný hayata geçirdi. O kadar da deðil, Rusya ile olan yakýn iliþkiler Sýrplarýn diline ayný zamanda yeni Rusça kelimelerin de kazandýrýlmasýna neden olmuþtur.Þurasý bir gerçektir; Osmanlý Ýmparatorluðu
nda Fener dediðimiz, Fener
deki Rum-Ortodoks Patrikhanesi
nin nüfuzunu tehdit eden bir unsur vardýr. Bizzat Moskova
daki Rusya Patrikliði. 15.asýrda Rus baþpiskoposlarý patrik ünvanýný aldýlar ve Rusya bundan sonra Balkan Slavlarý ve Balkan kiliseleri üzerinde çok önemli bir etkide bulunmaya baþladý: Dil ve eðitim. Bu gittikçe geliþen bir Balkan milliyetçiliðiniyaratacaktýr. Peki bu milliyetçiliðin tek müsebbibi dili yakýn,dini bir olan Ruslar mýdýr?Þaþýlacak baþka yönler de vardýr. Dininin bunlarla bir alakasý yok, dilinin de yok çünkü Roma Katolik Kilisesi
nin sürükleyici gücü var. Bahsettiðimiz Avusturya.Avusturya
nýn üniversiteleri, Viyana gibi metropoller ve hatta Macaristan kýsmýndaki Peþte gibi Erdel gibi yerlerdeki þehirler Slav milletinin, Slav milletlerin kültürel geliþmelerinin merkezi haline geldiler. Sadece Slavlarýn mý, bizzat Osmanlý Ýmparatorluðu
nda, Haçlý Seferlerinden beri var olan ve çoðunluðu teþkil edenGregoryen Ortodoks Ermenilerle çatýþma içinde olan Roma
ya tabii ayrý bir kilise kuran katolikler için de bu söz konusudur. Katolik Ermenilerin içinden Mihitar adlý bir rahibin kurduðu Mihitarist tarikatý mensuplarý, Ermeni kültürünü enternasyonalize ettiler. Önce Venedik
te, sonra Viyana
da, giderek Avrupa
daki mühim merkezlerde seminer, kütüphane ve matbaalar kurdular. Matbaalarda sadece Ermenice incil,Ermenice eserler basýlýyor deðildi. Hatta ve hatta Arapça ve tabi ki Türkçe eserler de basýlýyordu. Bir yerde Türk alfabesini ilk defa hayata geçirenler de bunlar olmuþtur. Yaptýklarý sadece Roma papasýnýn doðrultusundaki dini yorumlar, Katolisizm deðildi. Doðrudan doðruya Ermeni milli tarihini, Ermeni dilini, Ermeniuyanýþýný temsil ettiler. Demek ki kilise, ortodokslar arasýnda olduðu gibi katolik tebaa arasýnda da rolünü oynamaya baþlamýþtý. Bu iþ en geç kimler tarafýndantakip edildi?Tabii ki Türkler ve imparatorluðun Yahudileri. Araplar dahi yine ayný kanalla, Lübnan
daki Maruniler ve Filistin ve Lübnan
daki Melkit dediðimiz katolik inançtaki Araplar tarafýndan batýyla baðlarýný kurmuþlardýr. Matbaalar dýþarýdaydý. Gelen sadece incil ve dua kitaplarý dini yorumlara hasmetinden deðildir. Pekala Arap tarihiyle, Arap medeniyetiyle ilgili eserler de çýkýyordu. Arabistan
ýn hristiyanlarý, menþeileri, dilleri ve medeniyetleri bakýmýndan Müslüman kardeþleriyle derinbir çatýþma içinde deðillerdi. Arap tarihinin ne olduðunu, Ýslam devrindeki Arapfütühatýný, Ýslamiyet
in Arapça yorumunu yapanlar Georgi Zeydan, Butrus gibi önemli hristiyan münevverlerdir. Bunlar yeni bir ekol kurmuþlardýr. Beyrut, Ýskenderiye ve Filistin gibi merkezlerde ortaya çýkmýþlardýr. 19.yy
da Paris menþeili
Alliance Israel
okullarý gelene kadar ve tabi imparatorluk facia ile Rumeli
deki topraklarýný kaybedene kadar Türk münevverlerin içinde ne hristiyan Arap tarihçi ne Georgi Zeydan bulunmaz. Ancak ondan sonradýr ki, Türklüðün tarihi, Türk edebiyatý,Türk coðrafyasý üzerinde yarý ciddi, yarý polemik dolu eserler ortaya çýkmaya baþlamýþtýr. Bu son derece önemli bir geliþmedir. Bunun üzerinde durmalýyýz.Þüphesiz ki bir imparatorluðu yöneten ana unsurun milliyetçi parçalanmanýn baþýný çekmesi beklenemez. O sadece, o devleti,o coðrafyayý muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu nedenledir ki, Türk dilinin ve Türk tarihinin yeþerdiði coðrafyada bu iþiyapacak olanlar daha çok Çarlýk Rusyasý
nýn hükmüne geçmiþ 16.yy
dan beri Volga boyundaki ve Kýrým
daki ve 19.asýrdan itibaren de Orta Asya
daki ve Kafkas
da, Azerbaycan
daki gibi münevverlerdir. O nedenledir ki 2.Meþrutiyet yýllarýnda bir düþünce, bi
 
r his halinde mevcut olan Türk ulusçuluðu teþilatlanmaya baþlamýþtýr. Türk teþkilatlanmasý ve hatta muhassýr örgütlenme bakýmýndan çok çarpýcý örnekler vardýr.Birkaç yýl içinde Türk Ocaklarý, Tuna boyundan Çin sýnýrlarýna kadar her yere yayýlmýþtýr. Yine 1880
lerde Bahçesaray
da bir okul olarak baþlayan, yani Arap harfleriyle imlayý düzelterek hýzlý okumayý öðretmeye baþlayan Usul-i Cedid mektepleriÝsmail Gaspýralý
nýn 20 yýl içinde beþ bine ulaþan bir sayýyla Tuna mansabýndan Çin sýnýrlarýna kadar yayýlmýþtýr. En çok okunan gazete
Tercüman
dýr. Bizim tarihçiliðimizin yeterince dikkat sarfetmediði bu olaylar, zamanýn Rus matbuatýnda ve siyasi idari çevrelerinde çok etki uyandýrmýþtýr. Mesela herkesin bildiði gibi Ýstanbul
daki sefir Zinovyev, jöntürklerin siyasi saldýrganlýðýyla Gaspýralý okullarýnýn yarattýðý maarif reformu ki maarif reformu Rusya Türkleri ve müslümanlarý arasýnda Rus halký arasýndan daha baþarýlý olarak yayýlmýþtý. Belki münevverlerimizin, ediplerimizin miktarý Ruslarýnki oranýnda deðildi ama okuma yazma oraný daha yüksekti, ürkütmekteydi. Bir panturanist, bir panislam geliþmeden daimi surette çekinilmekteydi.Ýsrail
in kurulmasýna kadar giden siyonist modern milliyetçi akýmlar ise Osmanlý Ýmparatorluðu
nun içinden deðil daha çok Avrupa Rusyasý
ndan, Polonya
dan kaynaklanmýþtýr. Yahudilerin orada yaþadýðý zor þartlar dolayýsýyla Filistin topraklarýna göçbaþlamýþ, bilhassa Theodore Herzl
in
Yahudi Devleti
adlý eserinden ve Fransa
daki antisemit Yahudi düþmaný aksiyon hareketinden sonra bu akým ve düþünce güçlenmiþtir. Öyle ki 2.Abdülhamid döneminden itibaren Filistin topraklarýnda artýk siyonistamaçlý yerleþmeler baþlamaktadýr. Bunlarýn üzerinde de hassasiyetle durmak gerekir.///Þurasý bir gerçek, Yunanlýlýk 14. yüzyýldan itibaren Türk hakimiyetindedir. Ýstanbul
un fethinden önce Mora Yarýmadasý daha önceden kuzey Yunanistan çoktan Türk hakimiyeti altýndaydý ve tabii Anadolu
nun batý kesimleri. Bilhassa Ýstanbul
un fethinden sonra Yunanlý kolonilerin yani Helen unsurun, Osmanlý Devleti
yle ve devlet yapýsýyla içiçe geçiþi, Rum Ortodoks Patrikliðin imparatorlukta diðer ortodoks milletler üzerinde hakimiyet kurmasý daha doðrusu bu hakimiyetin onlara verilmesidolayýsýyla bir refah ve idarede katýlmadan dolayý bir üstünlük göze çarpar. Çokkýsa zamanda Ýtalya
da Cenova, Liurna giderek Roma ve bilhassa Venedik gibi yerlerde helen, Rum-ortodoks kolonilerin ortaya çýkmasý Girit
teki Venedik hakimiyeti,Kýbrýs
taki Venedik hakimiyeti dolayýsýyla bu bölgelere kadar Ýtalya
nýn taþýnmasý,Osmanlý hakimiyeti döneminde Paris, Londra, Amsterdam ve Viyana gibi yerlerde Helen kolonilerin kiliselerini ve okullarýný kurmasý, onlarýn rönesans dünyasýylayakýn iliþkisini saðladý. Bilhassa Roma
da paplýk nezdinde Bessarion gibi entellektüel bir Rum-Ortodoks adamýnýn katolisisizme dönüþü ve kardinal tayin edilmesiyle bu baðlantýlar kuvvetlenmiþtir.Yunanlýlýk Osmanlý Ýmparatoluðu
nda daha baþlangýçtan Yunan milliyetçiliðini taþýyan bir unsurdur. Bu belki aydýnlanmada Avrupa
nýn yaptýðý þekilde çok rafine ve çok þaþalý bir þekilde deðilse de her zaman için Yunan milliyetçiliðinin imparatorluktaki ilk yeþeren ve modernleþen etnik milliyetçöilik olduðunu kabul etmek gerekir. Keza Slavlar üzerinde de Rusya
dan önce Ýtalyan rönesansýnýn etkisi olmuþtur. Machiavelli
nin Il Principe, Prens adlý eserindeki Ýtalyan irredantist motivasyonunun bilhassa Ýtalya
yla çok yakýn iliþkisi olan di Browning gibi, Adriyatik sahillerindeki Hýrvat þehirleri gibi bölgelerde etki yaptýðý açýktýr. Katolik Slavlarý, bu bölgenin Hýrvatlar, Ýtalyan dünyasýna, felsefesine, siyasetine çok yakýndýlar. Ve buralardan çýkan Yunar Kriyaniç gibi bir filozof, politika olarak Osmanlý Slavlarý
nýn Polonya
nýn önderliðinde bir irredantizme, bir kurtuluþ hareketine gitmesini önermiþtir. ve giderek bu fikirler Rusya
ya yönelmiþtir. Büyük Petro
nun babasýna sunulan lahiyada, Rusya
nýn modernleþmesi, batýlýlaþmasý tavsiye ediliyor.Ancak bu sayade Rusya kuvvetlenecek ve Slavlar
ýn hürriyete kavuþmalarýnda öncülükyapabilecektir. Hiç þüphesiz ki Osmanlý Ýmparatorluðu
nun bir imparatorluk olmasý, yani tabanýn dini iþlerini rahatça yürütebilmesi hatta bunun teþvik edilmesi,kendi okullarýnda ve kendi dilinde eðitim yapabilmesini teþvik etmesi, teþvik et

Activity (6)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
franncesco01 liked this
Fırat Demir liked this
ihramcizade liked this
ramazan liked this
umutgunerorkun liked this

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->