/  83
 
cesaret
Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.Eğer cesur değilsen sevemezsin.Eğer cesur değilsen güvenemezsin.Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.
O yüzden önce cesaret gelir.
Ve diğer her şey onu izler.
ÖNSÖZ
Belirsizlik deme; merak de.Güvencesizlik deme; özgürlük de.
Ben sana bir dogma sunmak için burada değilim; dogma kesin bir sonuca götürür. Ben sana gelecek sözü vermek için burada değilim; herhangi bir gelecek sözü güvenlik duygusu yaratır. Ben sadece bazı şeylerinfarkına varmanı istiyorum; yani şu anda burada olmak, hayatın bütün güvensizliğini, hayatın bütün
belirsizliğini, hayatın bütün tehlikesini yaşamanı istiyorum.
Buraya bir kesinlik, bir yargı, bir "izm" bulmak için geldiğini biliyorum; ait olabileceğin bir yer,yaslanabileceğin birini arıyorsun. Buraya korkuların yüzünden geldin. Sayesinde farkında olmadanyaşayabileceğin bir çeşit tatlı mahkumiyet peşindesin.Ben seni daha güvencesiz, daha belirsiz hale getirmek istiyorum; çünkü hayat böyledir, Tanrı böyledir.Güvencesizlik ve tehlike arttığı zaman, bu duruma tek karşılık verme olasılığı farkında olmaktır.İki olasılık var; ya gözlerini kapatıp bir dogmaya dayanır, bir ristiyan, Hindu ya da Müslüman olursun... ve o zaman bir devekuşuna dönüşürsün. Bu dogmalar hayatı değiştirmez; sadece gözlerini kapatır, seniaptal yapar, zekânın önüne set çeker. O geri zekâlılığın içinde kendini güvende hissedersin. Bütün aptallarkendini güvende hisseder. Aslında sadece aptallar güvende hisseder. Gerçekten canlı olan bir insan herzaman güvencesizlik hissedecektir. Ne güvenliği olabilir ki?Hayat mekanik bir süreç değildir, belirli olamaz. O, tahmin edilemeyen bir gizemdir. Hiç kimse bir sonrakianda ne olacağını bilemez. Arşın yedinci katında yaşadığını düşündüğün Tanrı -eğer oradaysa- o bile neolacağını bilmez. Çünkü eğer ne olacağını biliyorsa, o zaman hayat sadece bir mizansen olur. O zaman herşey önceden yazılmıştır. Her şeyin kaderi önceden bellidir. Şayet geleceğin ucu açıksa birazdan neolacağını nasıl bilebilir? Eğer Tanrı bir sonraki anda ne olacağını biliyorsa, o zaman hayat sadece ölü vemekanik bir süreç olur. O zaman bir özgürlük olmaz ve özgürlük olmadan hayat nasıl varolabilir? Ortadagelişme ya da gelişmeme olasılığı yoktur. Eğer her şey önceden bilinirse, o zaman bir heyecan, bir görkemyoktur. O zaman sadece robotlaşırsın.Hayır, hiçbir şey güvence altında değildir. Benim verdiğim mesaj bu. Hiçbir şey güvence altında değildir.Çünkü güvenli bir hayat ölümden daha beter olur. Hiçbir şey belli değildir. Hayat belirsizliklerle doludur,sürprizlerle doludur. Zaten onun güzelliği de buradadır. "İşte şimdi emin oldum" diyebileceğin bir ana asla
ulaşamazsın. Emin olduğunu söylediğin an, ölümünü ilan etmiş olur, intihar etmiş olursun.
Hayat bin bir belirsizlikle dolu bir şekilde akmaya devam eder. Bu onun özgürlüğüdür. Buna güvencesizlikdeme.Zihnin neden özgürlüğe "güvencesizlik" dediğini anlayabilirim: Birkaç ay ya da birkaç yıl boyunca hapiste
1 -> 83
 
yaşadın mı? Eğer birkaç yıl hapiste yaşasaydın, tahliye olduğu gün mahkumun gelecek hakkında belirsizlikhissetmeye başladığını bilirdin. Cezaevinde her şey belirliydi. Her şeyin katı bir rutini vardı. Yemeğigeliyordu, güvenliği sağlanmıştı. Ertesi gün aç kalacağı korkusu yaşamıyordu. Her şey belli olduğu için,hiçbir endişe taşımıyordu. Şimdi, yıllarca hapiste kaldıktan sonra, gardiyan gelip ona "seni serbestbırakacağız" diyor. Titremeye başlar. Cezaevi duvarlarının dışında yine belirsizlikler olacak. Sürekli arayışiçinde olması gerekecek. Bir kere daha özgür yaşamak zorunda kalacak.Özgürlük korku yaratır. İnsanlar özgürlükten söz eder; ama korkarlar. Ve insan eğer özgürlüktenkorkuyorsa, daha insan olmamış demektir. Ben sana özgürlük veriyorum; güvence değil. Ben sanakavrayış veriyorum; bilgi değil. Bilgi seni emin yapacaktır. Eğer sana bir formül verebilirsem, belirli birformül verip; "Tanrı var, bir kutsal ruh var ve onun oğlu olan İsa var. Cennet ve cehennem var. Bunlar iyieylemler, bunlar kötü eylemler. Günah işlersen cehenneme gidersin, erdemli yaşarsan cennete gidersin"dersem, her şey biter. O zaman emin olursun. O yüzden birçok insan Hıristiyan, Hindu, Müslüman ya daJaina olmayı seçti. Onlar özgürlük değil, sabit formüller istiyor.Bir adam ölüyormuş. Yolda bir trafik kazası yaşanmış ve kimse adamın Yahudi olduğunu bilmediği için birrahip çağırmışlar. Katolik bir rahip. Rahip adama eğilmiş. Adam ölmek üzereymiş, son anlarınıyaşıyormuş. Ve rahip: "Baba Tanrı, Kutsal Ruh ve Oğul İsa üçlemesine inanıyor musun?" diye sormuş. Adam gözlerini açmış. "Ben burada ölüyorum ve o saçma sapan sorular soruyor!" demiş.Ölüm kapını çaldığı zaman bütün emin olduğun şeyler saçma ve aptalca gelecektir. Hiçbir kesinliğeyapışma. Hayat belirsizdir, hayatın doğası belirsizliktir. Zeki bir insan her zaman emin olmadan kalır.Bu belirsizlik halinde kalmaya hazır olmanın ta kendisi cesarettir. Belirsizlik içinde kalmaya hazır olmakgüvenmektir. Zeki bir insan, durum ne olursa olsun, tetikte olan ve tüm kalbiyle karşılık veren insandır. Neolacağını bildiğinden değil, "Bunu yaparsan şu olur" tavrında değil. Hayat bir bilim değil. O birneden-sonuç zinciri değil.
Suyu
z
dereceye kadar
ısıt
buharlaşsın; bu kesindir. Ama gerçek
hayatta
hiçbir şey böyle kesin değildir.Her birey bir özgürlüktür, bilinmeyen bir özgürlük. Tahmin etmek ya da bir şey beklemek imkansızdır.İnsanın farkındalıkla ve anlayışla yaşaması gerekir.Sen bana bilgi aramak için geldin. Tutunacağın belirli formüller istiyorsun. Ben sana öyle bir şey vermem. Aslında, eğer sende biraz varsa onları da alıp senden uzaklaştırırım. Zamanla emin olduğun şeyleri yokederim. Zamanla seni daha da güvencesiz bırakırım. Yavaş yavaş seni daha da çok şüpheci hale getiririm. Yapılması gereken tek şey bu. Bir ustanın yapması gereken tek şey budur. Seni tam bir özgürlüktebırakmak. Bütün olasılıkların açık olduğu, hiçbir şeyin belli olmadığı tam bir bağımsızlık. O zaman herşeyin farkında olmak zorunda kalacaksın; başka türlüsü mümkün olmaz.Kavrayış dediğim şey budur. Eğer güvencesizliğin, hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu kavrarsan vebunu olumlu görürsen, hayatı özgür kıldığını, sürekli bir sürprize dönüştüğünü kavramış olursun. Kimse neolacağını bilemez. Bu seni sürekli merak içinde bırakır. Buna belirsizlik deme, merak de. Bunagüvencesizlik deme, özgürlük de.Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.Eğer cesur değilsen sevemezsin.Eğer cesur değilsen güvenemezsin.Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.O yüzden önce cesaret gelir. Ve diğer her şey onu izler.
2 -> 83
 
CESARET NEDİR 
Başlangıçta korkak ile cesur insan arasında pek bir fark yoktur. Aradaki tek fark: Korkak korkularınıdinler ve onları izler. Cesur ise korkularını bir kenara koyup, ileri adım atar. Cesur insan, bütünkorkularına rağmen bilinmeyene adım atandır.Cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. Cesaret korkusuzluk demek değildir.Korkusuzluk, sürekli cesur ve daha cesur olunca ortaya çıkar. Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur.Korkusuzluk cesaretin sonsuz olduğu zaman ortaya çıkan güzel kokudur. Ama başlangıçta korkak ile cesurarasında pek bir fark yoktur. Tek fark: Korkak korkularına kulak verir ve onları izler. Ve cesur, onları birkenara atıp ileri adım atar. Cesur insan, korkularına rağmen bilinmeyene adım atar. O, korkuyu bilir.Korku oradadır.Kolomb gibi keşfedilmemiş denizlere açıldığın zaman, bir korku vardır, yoğun bir korku. Çünkü kimse neolacını bilemez. Güvenliğin lanı terk ediyorsun. Bir anlamda hiçbir sıkıntın yoktu. Eksik olan tekbir şey vardı: macera. Belirsizliğe adım atmak sana heyecan verir. Kalp tekrar atmaya başlar, tekrarcanlanırsın; yaşadığını hissedersin. Varlığındaki her hücre canlanır. Çünkü bilinmeyenin meydanokumasını kabul etmişsindir.Bütün korkulara rağmen, bilinmeyenin meydan okumasını kabul etmek cesarettir. Korkular oradadır. Amaeğer sen tekrar tekrar bu meydan okumayı kabullenirsen, yavaş yavaş o korkular kaybolur. Bilinmeyeningetirdiği o sonsuz keyfi yaşamak, bilenmeyen ile duymaya başladığın heyecan, seni güçlü yapar. Zekânıkeskinleştirir. Belirli bir bütünlüğe ulaşmanı sağlar. İlk kez hayatın bir sıkıntı değil, macera olduğunuhissetmeye başlarsın. Sonra yavaş yavaş korku kaybolur. O zaman sürekli macera peşinde koşmaya
başlarsın.
Kısacası cesaret, bilinmeyen için bilineni riske etmektir; tanıdık olmayan için, tanıdık olanı; konforsuzlukiçin, konforlu olanı; bilinmeyen bir varış noktası için, herkesin bildiği göç yollarını terk etmek demektir.İnsan başarıp başaramayacağını asla bilemez. Bu bir kumardır. Ama hayatın ne olduğunu sadecekumarbazlar bilir.
CESARETİN TAOSU
Hayat senin mantığını dinlemez; umursamadan kendi yoluna devam eder. Sen hayata kulak vermekzorundasın. Hayat senin mantığını dinlemez. Senin mantığını umursamaz.Hayata girdiğin zaman ne görüyorsun? Büyük bir fırtına geliyor ve dev ağaçlar devriliyor. CharlesDarwin'e göre onlar hayatta kalmalı; çünkü onlar, en iyi uyum sağlamış, en güçlü, en kuvvetlidir. Yaşlı birağaca bak. Yüz metre yüksekliğinde, üç bin yaşında. Ağacın varlığı bile güç yaratıyor, dayanıklılık vekudret duygusu veriyor. Milyonlarca kök toprağın derinliklerine yayılmış durumda. Ve ağaç büyük birihtişamla ayakta duruyor. Ağaç tabii ki mücadele ediyor, teslim olmak istemiyor. Ama fırtınadan sonradevrilmiştir. Ölmüştür. Artık yaşamamaktadır. Bütün gücü kaybolup gitmiştir. Fırtına fazlasıyla güçlüydü.Fırtına her zaman daha güçlüdür.Çünkü fırtına bütünden gelir. Ağaç ise bir bireydir.Sonra, küçük bitkiler ve sıradan otlar vardır. Fırtına geldiği zaman otlar eğilir ve fırtına ona bir zarar
3 -> 83

Share & Embed

More from this user

Add a Comment

Characters: ...