Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
9Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Meal Muhammed Esed

Meal Muhammed Esed

Ratings: (0)|Views: 232 |Likes:
Published by terra©nova

More info:

Published by: terra©nova on Aug 28, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/10/2013

pdf

text

original

 
qwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdf ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq
 
 
KUR’AN-I KERİM’İN MEAL VE TEFSİRİ
Muhammed Esed
[Tarihi seçin]
 
 
1. SURE
2
1. FAT
Đ
HA
Bu sure, aynı zamanda, Fâtihatu'l-Kitâb (“
Đ
lahî Kelâma Giri
ş
”), Ummu'l-Kitâb (“
Đ
lahî KelâmınÖzü”), Sûratu'l-Hamd (“Hamd Sûresi”), Esâsu'l-Kur’ân (“Kur’an'ın Temeli”) olarakadlandırıldı
ğ
ı gibi daha ba
ş
ka adlarla da anılmaktadır. Kur’an'ın ba
ş
ka bir yerinde es-Seb‘u'l-Mesânî (“Yedi Tekrarlanan [Ayet]”) olarak anılmı
ş
tır; çünkü günde be
ş
vakit namazın herrekatında tekrar tekrar okunmaktadır.Buhârî'ye göre, Ummu'l-Kitâb ismi, sureye, bizzat Hz. Peygamber tarafından verilmi
ş
tir ki bu,Kur’an'da öngörülen bütün temel prensipleri özlü ve kapsamlı bir
ş
ekilde içermesindendolayıdır:• Allah'ın birli
ğ
i ve benzersizli
ğ
i prensibi; O'nun evrenin yaratıcısı ve sürdürücüsü, hayat verenrahmet kayna
ğ
ı olması; insanın, kar
ş
ısında sorumluluk duydu
ğ
u Tek Varlık, gerçektenrehberlik eden ve yardımda bulunan Tek Güç olması;• Bu dünya hayatında do
ğ
ru ve yararlı eylemlerde bulunmaya ça
ğ
rı (“Bizi dosdo
ğ
ru yola ilet”);• “Hesap Günü” terimi ile ifade edilen, ölümden sonra hayatın varlı
ğ
ı ve insanın (budünyadaki) eylem ve davranı
ş
larının organik sonuçlarının sorgulanaca
ğ
ı ö
ğ
retisi;• Allah'ın, elçileri aracılı
ğ
ıyla insanlara do
ğ
ru yol rehberli
ğ
i yaptı
ğ
ı prensibi (“nimetlerinibah
ş
ettiklerinin yoluna” ifadesiyle ça
ğ
ş
tırılır); ve bunun bir gere
ğ
i olarak, bütün sahihdinlerin devamlılı
ğ
ı prensibi (geçmi
ş
te ya
ş
amı
ş
olup Allah'ın yolundan sapmı
ş
olan insan vetoplumlara yapılan atıfla ça
ğ
ş
tırılır);• Ve son olarak, Yüce Varlı
ğ
ın iradesine gönüllü teslimiyet ve böylece yalnız O'na kullukyapma gere
ğ
inin vurgulanması...Bu surenin müminler tarafından sürekli tekrarlanan ve tefekkür edilen bir dua olarak kabuledilmesinin sebebi i
ş
te budur.Fâtiha, Hz. Peygamber'e indirilen ilk vahiylerden biridir. Hatta bazı otoriteler (mesela Ali b.Ebî Tâlib) onun ilk vahiy oldu
ğ
u görü
ş
ündeydiler. Ama bu görü
ş
, hem Buhârî hem de Müslimtarafından kaydedilen ve
96
. surenin (‘Alak) ilk be
ş
ayetinin vahyin ba
ş
langıcını olu
ş
turdu
ğ
unugösteren sahih Hadisler'e ters dü
ş
mektedir. Bununla birlikte, ilk vahiy yalnızca birkaç ayettenolu
ş
tu
ğ
u halde Fâtiha'nın, Hz. Peygamber'e bir bütün olarak bir defada vahyedilen ilk sureolması muhtemeldir; ve bu özellik, Hz. Ali'nin benimsedi
ğ
i görü
ş
ü açıklı
ğ
a kavu
ş
turmaktadır.
1
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.
1
 
1Otoritelerin ço
ğ
unlu
ğ
una göre, (
9
. sure -
Tevbe-
hariç bütün surelerin ba
ş
ında yer alan) buifade
Fâtiha
'nın ayrılmaz bir parçasını olu
ş
turur. Bu nedenle
1
. ayet olaraknumaralandırılmı
ş
tır. Bütün di
ğ
er örneklerde ise
besmele
, surelerin ba
ş
ında yer alır ve fakatayet sayılmaz.
 Rahmân ve Rahîm
ilahî sıfatlarının her ikisi de “ba
ğ
ı
ş
lama”, “merhamet”,
ş
efkat” anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden
rahmet 
isminden (buismin masdarından) türetilmi
ş
lerdir.
Đ
lk zamanlardan bu yana
Đ
slam alimleri, bu iki terimibirbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalı
ş
ş
lardır. Bu açıklamaların en iknaedici ve sade olanı
Đ
bni Kayyım'a aittir (
 Menâr 
I,
48
'den naklen): (Ona göre,)
 Rahmân
terimi,
 Allah'ın Varlı
 ğ 
ı
kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkünolmayan rahmet saçıcılı
ğ
ı vasfını kapsarken,
 Rahîm
, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindekitezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, ba
ş
ka bir deyi
ş
le O'nun
aktivite
(faaliyet) tarafınıifade eder.
 
1. SURE
3
2
HER TÜRLÜ ÖVGÜ yalnızca Allah'a mahsustur, bütün âlemlerin
2
Rabbi,
3
 Rahmân, Rahîm,
4
Hesap Günü'nün Hâkimi.
5
Yalnız Sana kulluk ederiz; ve yalnız Senden yardım dileriz.
6
Bizi dosdo
ğ
ru yola ilet,
7
Nimet bah
ş
ettiklerinin
3
yoluna; gazab[ın]a u
ğ
rayanların ve sapkınlarınkinede
ğ
il!
4
 
2Bu ayetteki “
‘âlemîn
” terimi, hem maddî hem de manevî anlamdaki bütün varlıkkategorilerini gösterir. Arapça
rabb
kelimesi, ba
ş
ka bir dilde tek bir terim ile kolayca ifadeedilemeyecek kadar geni
ş
ve girift bir anlamlar demetini kapsar. Bu ifade, bir
ş
eyin sahipli
ğ
ive bunun gere
ğ
i olarak o
ş
ey üzerinde otorite iddiasında bulunma ve bir
ş
eyi ba
ş
ından sonunakadar kurma/olu
ş
turma, sürdürme ve besleme kavramlarını içerir. Bu çerçevede bir aile reisi,
rabbu'd-dâr 
(“evin efendisi”) olarak adlandırılır, çünkü ailesi üzerinde bir otoriteye sahiptirve onun idamesinden sorumludur. Aynı
ş
ekilde, karısı da
rabbetu'd-dâr 
(“evin hanımı”)olarak ça
ğ
ırılır. Belirtme takısı (harf-i tarif) olan
el
ile ba
ş
ladı
ğ
ında
rabb
, Kur’an'da, özelliklebütün kainatın yegane besleyicisi ve idame ettiricisi -hem objektif, hem de kavramsal olarak-ve dolayısıyla her türlü otoritenin nihaî kayna
ğ
ı olan Allah için kullanılır.3Yani, kendilerine peygamberî bir rehberlik bah
ş
etmek ve ondan yararlanmalarını sa
ğ
lamaksuretiyle.4Hemen hemen bütün müfessirlere göre Allah'ın “gazab”ı (lafzî kar
ş
ılı
ğ
ı “öfke”), insanın,Allah'ın rehberli
ğ
ini bilerek reddetmek ve emirlerine aykırı davranmak suretiyle ba
ş
ına açtı
ğ
ıbelalar ve felaketler ile e
ş
anlamlıdır. Bazı müfessirler (mesela Zemah
ş
erî), “nimetbah
ş
ettiklerinin yoluna...” pasajını
ş
öyle anlamı
ş
lardır: “(Senin) gazab(ın)a u
ğ
ramamı
ş
vesapıklı
ğ
a
ş
memi
ş
olanların (yoluna)”. Di
ğ
er bazı müfessirler de (mesela Be
ğ
avî ve
Đ
bniKesîr) bu yorumu -ki olumsuz tanımlamalar ihtiva etmektedir- uygun görmezler ve sureninson ayetini benim yukarıda çevirdi
ğ
im
ş
ekilde anlarlar. Do
ğ
ru yoldan sapan iki toplum veinsan kategorisi konusunda ise bazı büyük
Đ
slam dü
ş
ünürleri (mesela Gazâlî, yahut sonrakidönemlerde Muhammed Abduh)
ş
u görü
ş
ü benimsemi
ş
lerdir: Allah'ın gazabına u
ğ
rayanlar -ki kendilerini O'nun rahmetinden yoksun bırakanlar demektir- olarak tanımlanan insanlar,Allah'ın mesajından tam haberdar olan, onu anlayan ama kabul etmeyenlerdir. “Sapkınlar” iseya hakikatin hiç ula
ş
madı
ğ
ı, ya da onu hakikat olarak kabul etmelerini güçle
ş
tirecek kadarde
ğ
i
ş
mi
ş
ve bozulmu
ş
olarak ula
ş
ğ
ı insanlardır (bkz. Abduh,
 Menâr 
I,
68
vd.).