Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more ➡
Download
Standard view
Full view
of .
Add note
Save to My Library
Sync to mobile
Look up keyword
Like this
2Activity
×
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
üçüncü sayfa haberlerinde escinsellik

üçüncü sayfa haberlerinde escinsellik

Ratings: (0)|Views: 1,303|Likes:

More info:

Categories:Types, Research
Published by: Idil Engindeniz Şahan on Aug 31, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, DOC, TXT or read online from Scribd
See More
See less

08/14/2012

pdf

text

original

 
Eşcinselliğin Yazılı Basında Temsili:Hürriyet Gazetesi ÖrneğiAr. Gör. İdil Engindeniz Şahan, Ar. Gör. Mutlucan ŞahanÖZET
Eşcinsellik, tarihin farklı dönemlerinde ve farklı coğrafyalarda varolagelmiş, kimi zaman toplumsal onaygörmüş olmasına karşın, günümüz toplumlarının çoğunda örtük veya açık bir ayrımcılık, ötekileştirilmeve dışlanma nedenidir. Heteroseksüellik devlet, hukuk, medya, tıp gibi kurumlar tarafından bir toplumsal norm olarak kabul edilmekte ve böylelikle heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimleridışlayan heteroseksist anlayış varlığıgüçlenerek sürdürmektedir. Heteroseksizmin medyayayansıması genellikle haberde yer alan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel (LGBTT) kişilerincinsel yönelimlerinin, haberin konusu ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, altının çizilmesi ve/veyaeşcinselliğin doğrudan şiddetle ilişkilendirilerek bir toplumsal patojen olarak sunulması şeklindegerçekleşmektedir. Bu çalışmanın amacı eşcinselliğin ve LGBTT kişilerin yazılı basında ne şekildetemsil edildiğini, bu temsil karşısında okurların nasıl tutum aldığını ortaya koymaktır. Bunun için üçaylık bir süre zarfında Hürriyet gazetesinin internet sayfasında yayınlanan ve içerisinde anahtar kelimelerimizden en az birinin bulunduğu haberleri ve bu haberler yapılmış okuyucu yorumlarınıinceledik. İncelememizin sonucunda eşcinselliğin medyada çarpıtılmış ve basmakalıp imajlarasunulduğunu; heteroseksüelliği bir toplumsal norm olarak kabul etme eğiliminin gerek haberlerdegerek okur yorumlarında, dili tonu ve konusu açısından birbiriyle ilişki içinde ver birbirini güçlendirerekvarolduğunu; heteroseksist yaklaşımın biçim olarak aşağılamadan hoşgörüye, lanetlemeden alayauzanan bir çeşitlilik gösterse de, esasının değişmeden muhafaza edildiğini gördük.
Giriş
Bugün olağan bir şekilde kullandığımız pek çok kavram gibi "eşcinsel" kelimesi de dünya üzerinde hepvar olagelmiş değil. Kelime ilk kez 1869’da, Macar doktor Karl-Maria Kertbany tarafından, bugün deolduğu gibi, aynı cinsten kişiler arasındaki cinsel ilişkiyi tanımlamak için kullanılmıştır1. Daha çok ikierkek arasındaki cinsel ilişkiye yönelik olarak kullanılan bu kelimenin yanında kadın eşcinselliği içinkullanılan "lezbiyen" kelimesi de yine 1800’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu bildirinin amacı kelimelerinetimolojik kökenlerini incelemek değilse de, bu iki kelimenin ortaya çıkış zamanları, bize bugünkoşulsuz kabul ettiğimiz kavramların aslında ezelden beri varolmadığını göstermesi açısından önemtaşımakta. Eşcinselliğin farklı biçimleriyle tarih boyunca var olmasına karşın bu kavramların bugünbildiğimiz anlamıyla daha birkaç yüzyıl önce ortaya çıkmış olması bir tesadüf değildir. Bu tarihler sadece cinsel değil, gündelik hayatımızda da önemli yer tutan pek çok toplumsal normun oluştuğuyahut olgunlaştığı bir dönemi ifade eder. Zira çoğu zaman "doğal" bir insanlık hali gibi görülenheteroseksizm aslında belli bir toplum anlayışının, belli üretim ilişkilerinin sonucudur.Örneğin eşcinselliğin toplumsal onay gördüğü Eski Yunan’da, erkekler arasındaki cinsel ilişkinin"normal" karşılanma sebeplerinden biri cinsellik ve üremenin birbirinden ayrılmış olmasıydı. Üreme içinevlilik birliği gerekirken, cinsel haz ev dışında da bulunabilir, sadece bir kadınla değil bir erkekle depaylaşılabilirdi2.Sadece Eski Yunan’da değil, 16. yüzyılda Güney Amerika’da kadın rolünü üstlenen, kadın giysilerigiyen, karşı cins davranışları gösteren ve cinsel eşlerini erkeklerden seçen kişiler bulunmaktaydı.Buna karşılık Azteklerde eşcinselliği cezalandıran yasalara da rastlanmaktaydı. Bu durumdaeşcinsellik nedir?, Kültürel midir, doğuştan mı?, Hep bugün olduğu gibi mi algılanagelmiştir yoksa farklıalgılama biçimleri olabilir mi?, Cinselliğe başka türlü bakmak mümkün müdür? gibi sorular gündemegelmektedir.Günümüzde ve içinde yaşadığımız "Batılı" toplumlarda çoğunluk konumunda bulundukları için "İnsanneden heteroseksüel olur?" sorusunu sormak saçma gibi görünse de aynı soru eşcinseller içinsorulmakta ve pek çok araştırmayla bu soruya yanıt aranmaktadır. 1900’lü yılların sonuna kadar eşcinsellik psikiyatrik bir hastalık olarak görülmekteydi. Eşcinselliğin kökenlerini anlamaya yönelik üçtemel yaklımdan z edebiliriz: Cinsel davranışlan kültürden kaynaklandığını savunankonstrüksiyonist (yapıcı) anlayış, cinsel davranışın temellerini biyolojik yapıda arayan esansiyalist
1
 
(özcü) anlayış ve eşcinsellerin belirli davranış kalıplarına sahip olduğuna inanan, cinsel "kimlik"sınırlarının kesinliğini savunan anlayış3. Yapıcı bakış açısı, cinsel davranışın, kişinin içinde yaşadığıkültür tarafından belirlendiğini (ya da inşa edildiğini) öne sürer. Bu bakış açısına göre birçok farklıcinsellik biçimi zaman içinde ve kültürler arasında gözlemlenebilir. "Çünkü her kültür kendi cinsellikbiçimini inşa eder. Bu görüşe göre cinsel roller ve davranışlar bir kültürün dinsel, ahlaki ve etikinanışlarından, yasal geleneklerinden, politikasından, estetiğinden, biyoloji veya psikoloji konusundasahip olabildiği bilimsel ve geleneksel görüşlerden ve hatta coğrafi ve iklimsel unsurlardan doğar.Yapıcı görüş, cinsel rollerin bir uygarlıktan diğerine değiştiğini öne sürer; çünkü insanın cinselliğininönceden belirlenmiş doğuştan gelen senaryoları yoktur. Cinsel olarak ‘normal’ kabul edilen, farklıkültürlerin yapısında varolan farklılıklar yüzünden Eski Yunan’dan Colomb öncesi Amerika halklarına,Yeni Gine’nin dağlık yörelerinde yaşayan halklardan 20. yüzyılın endüstrileşmiş ülkelerine farklılaşır"4.Özcüler ise, bireylerin doğuştan getirdikleri sabit ve değişmez niteliğin, onların aşk ve cinsellikyaşamlarını etkilediğini savunur. Bu görüşe göre eşcinsellik biyolojiktir, yaşamın erken yıllarında(çocuklukta) şekillenir ve değiştirilemezdir. Bu yaklaşım, eşcinselliğe karşı belirli bir "hoşgörüyü"besleyebildiği gibi farklılığın bu kadar temelde bulunuyor olması nedeniyle aynı zamanda belliönyargılara da yol açabilmektedir5. Yapılan bazı araştırmalar, özcü yaklaşımın sınırların kesinliğinedair yaklaşımının, eşitsizlik ve ayrıcalıklı toplumsal konumlar açısından bir tür savunma görevigörebildiğini de göstermiştir. Örneğin, erkekler kadınlara göre erkek eşcinselliğine daha önyargılıyaklaşmaktadırlar.Toplumsal yahut biyolojik temelleri ne olursa olsun günümüz toplumlarının büyük bir kısmındaeşcinsellik örtük veya açık bir ayrımcılık, ötekileştirilme ve dışlanma nedenidir zira mevcut toplumsalilişkiler içinde heteroseksüalite devlet, hukuk, medya, tıp gibi kurumlar tarafından norm olarak kabuledilmektedir. Pek çok insan bu normların gerektirdiği rolleri zorla oynamanın yarattığı travmalarlaboğuşmakta veya bu rolleri oynayamamaktan dolayı toplumsal yaşamdan dışlanmaktadır.İnsanlığın maruz kaldığı tüm haksızlıklar gibi bu ayrımcılığa karşı da bir mücadele gelişmiştir. Daha19. yüzyıl sonlarında Avrupa’da ilk cinsel reform talepleri ortaya çıkmış, 20. yüzyılda ücretlerin verefahın görece artmasıyla eşcinsellik özellikle merkez ülkelerde daha rahat ifade edilir olmuştur.1960’lı yıllarla birlikte de ırkçılık karşıtı hareket, kadının özgürleşmesi hareketi gibi, bir gey/lezbiyenhareketi merkez ülkelerden başlayıp çevre ülkelere yayılan bir şekilde gelişmiştir6. Bu toplumsalhareket sonucunda çeşitli ülkelerde heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimlere karşı ayrımcıtutumlar gözden geçirilmiş, kimi iyileştirmeler yapılmış, buna uygun olarak cinsel ayrımcılığa ilişkinmaddeler gazeteciliğin etik kodları arasında yerini almıştır. Örneğin bildirimizde incelediğimizgazetenin de kurucusu olan Sedat Simavi’nin kurucu başkanı olduğu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ninTürkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde gazetecinin temel görevleri ve ilkeleritanımlanırken gazetecinin insanlar arasında herhangi bir nedenle ayrımtutum takınamayacağıbelirtilmektedir7. Tüm bunlara karşın lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel (LGBTT) kişilerindünyanın her yerinde, şu ya da bu ölçüde daha fazla ezildiği bir gerçektir. Ülkeden ülkeye, kültürdenkültüre farklılık göstermekle birlikte toplumun kılcal damarlarına nüfuz etmiş homofobik yaklaşımlar varlığını sürdürmektedir. Bu durum toplumsal yeniden üretim mekanizmasının önemli bir unsuru olanmedya için de geçerlidir. Heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimler söz konusu olduğunda haberinkonusu ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, LGBTT kişilerin cinsel yöneliminin altı çizilmekte ya daeşcinsellik şiddetle doğrudan ilişkilendirilerek bir toplumsal patojen olarak sunulmaktadır. Öyle ki,"eşcinsel cinayeti", "travesti dehşeti" konulu haberler, diğer adli olaylar arasında üçüncü sayfanın bir alt türü sayılabilecek kadar "ayrıcalıklı" bir yer edinmektedir.
Kapsam, Yöntem ve Amaç
Buradan yola çıkarak, çalışmamızda LGBTT kişilerin basında nasıl temsil edildiğini ortaya koymayaçalışacağız. Çalışmamız, LGBTT kişilerle ilgili haberlerin üçüncü sayfaya nasıl yansıdığı ve bunundışında gazetenin bütününde LGBTT kişilerle ilgili haberlere yer verilip verilmediğini, veriliyorsa nasılbir yaklaşıma sahip olunduğunu ortaya koymaya çalışacaktır. Çalışmamızın ikinci aşamasını ise buhaberlere yapılan okuyucu yorumlarının incelenmesi oluşturmaktadır. Okuyucu yorumlarınınincelenmesinin amacı, okuyucunun haber metninde LGBTT kişilere karşı geliştirilen söylemkarşısındaki tutumunu ortaya koymak amacıtaşımaktadır. İncelememizde, "Okuyucu, olumsuzgöndermeler içermesi ya da eksiklikler barındırması durumunda haber metnini eleştirmekte, haberekarşı sorgulayıcı bir tutum takınmakta mıdır yoksa haberdeki yaklaşım okuyucu yorumlarında yenidenüretilmekte midir?" sorusuna yanıt aramaya çalışacağız.
2
 
Bildiri sınırları içinde sadece Hürriyet gazetesi incelenmiştir. Bu seçim, Hürriyet gazetesinin Türkiye’deana akım medyayı temsil etme kabiliyetine ve tirajı yüksek bir gazete olmasına dayanmaktadır. Bununyanı sıra Hürriyet, bilinen anlamıyla "üçüncü sayfa"yı hem basılı halinde uygulayan, hem web sitesindebu başlıkla ayrı bir bölüm bulunduran bir gazete olması bakımından çalışma kapsamına uygundüşmektedir. Çalışmamızda Hürriyet’in web sitesinde 2007 yılı ağustos, eylül ve ekim aylarındaLGBTT kişilerin konu edildiği 102 haberi inceledik. Bu haberlerden üçüncü sayfa haberi özelliğitaşımayan haberleri gazetenin hangi bölümünde yer aldığına, haberin konusuna, haberde sözü edilenLGBTT kişilerle yahut genel olarak eşcinsellikle arasında nasıl bir bağlantı kurulduğuna göresınıflandırdık. Üçüncü sayfa kapsamına giren haberler dışında LGBTT konulu – özneli haberlerin ikiana başlıkta yoğunlaştığını gördük: Dünya ve Magazin. Magazin başlığı söz konusu olduğunda,haberlerin konusu daha çok ünlü kişilerin eşcinselliklerine dair açıklamaları, ünlü kişilerin eşcinsellikle"suçlanması" ya da filmlerdeki eşcinsellik üzerinde yoğunlaşmakta iken "Dünya" sayfasında genellikleyabancı politikacıların cinsel kimlikleri üzerinde durulmaktadır.Yorumların sınıflandırılması sırasında LGBTT kişiler ve bu kişilerle ilgili olaylar hakkında "sapık,sapkın, iğrenç, rezalet" gibi olumsuz anlam içeren kelimelerin geçtiği yorumları genel olarak "Olumsuz"başlığı altında topladık. "Olumlu" başlığı altında incelediğimiz yorumlar ise genellikle LGBTT kişilere"toplum ya da kader kurbanı" olarak yaklaştığı için aslında temelde olumsuz ve önyargılı bir yaklaşımiçermekteydi. Bununla birlikte, içinde küfür, hakaret ya da aşağılama içermeyen yorumları genel olarak"Olumlu" başlığı altında toparlamayı uygun bulduk.Çalışmamızın birinci bölümünde "Gündem" başlığı altında incelenen haberler ve bu haberlere yapılanyorumlar ayrıntılı bir şekilde incelenecek, daha sonra gazetenin diğer bölümlerinde yayınlanan haber ve yorumların incelenmesine geçilecektir.
3. Sayfa Haberlerinde LGBTT Kişiler 
 Ağustos 2007 
Ağustos ayı içinde "Gündem" başlığı altında dört haber yayınlandığını görmekteyiz. 5 Ağustos tarihli ilkhaber, Doğan Haber Ajansı (DHA) Bursa bürosundan Hüseyin Tüccar imzası ve "Bursa’dakieşcinseller buluşması iptal" başlığıyla yayınlanmış. Haberde, "Bursa’da faaliyet gösteren kısa adı‘Gökkuşağı Derneği’ olan Travestileri, Transeksüelleri, Geyleri, Lezbiyenleri Koruma, Yardımlaşma veKültürel Etkinlikler Derneği tarafından bu yıl Bursa’da ikincisinin düzenleneceği bildirilen ‘Türkiyeeşcinseller buluşması’nın gelecek yıla ertelendiği" belirtilmekte. Haberde ayrıca, Bursaspor taraftarlarıtarafından 2006 yılında gerçekleştirilmesi engellenen yürüyüşün ardından Bursasporlu Esnaf DerneğiBaşkanı Fevzinur Dündar hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla açılan davanın halensürdüğüve davanın seyrini etkilememek için bu seneki yürüyüşlerini iptal ettiklerini açıklayandernek başkanı Öykü Evren’in, 2008 yılında yurt içi ve yurt dışından da gelecek yaklaşık 1 milyoneşcinselle büyük bir yürüyüş yapacaklarını belirttiği aktarılmakta. Bir diğer ayrıntı ise Evren’inaçıklaması sırasında dernek üyelerinin "Fuhuş kölesi olmak istemiyoruz", "Kimliğimizi istiyoruz" yazılıdövizler taşıdığı yönünde. Tüccar tarafından yazılan haber, sadece Gökkuşağı Derneği başkanı ÖyküEvren’in açıklaması üzerine kurgulanarak karşı tarafın görüşüne yer verilmediği için habercilikaçısından eksik kalmakla birlikte habere söz konusu olan kişilerle ilgili herhangi bir yorumdan ya dayönlendirmeden kaçınıldığını ve haberin nötr bir şekilde verildiğini görmekteyiz. Hatta, daha sonrainceleyeceğimiz bazı haberlerle karşılaştırıldığında, LGBTT kişiler söz konusu olduğunda haberin nötr bir dile sahip olmasının "olumlu" olarak değerlendirilmesi de mümkün olmaktadır.Habere altı yorum yapılmış ve biri dışında hepsi "olumsuz" kategorisine girmekte. Tek olumlu yorumuyapan "Ibrahim KURT", herkesin kendi cinsel tercihini yaşaması gerektiğini belirtmiş ancak bir milyoneşcinsel rakamını abartılı bulmuş. Ayrı ayrı iki yorum yapan "hacer gezer", "bir erkeğin yine bir erkeklebirlikte olmasını" "çok çok iğrenç bir durum" olarak tanımlarken dernek üyelerinin "Kimliğimizi istiyoruz"talebine karşılık olarak da "doğduğunuzda cinsiyetinize göre ailenizin çıkardığı kimliğiniz var"yorumunu yapmış. Bir diğer yorumcu ise görüşünü "ULU ORTADA BULUŞMASINLAR..." şeklindeifade etmiş. Bu habere gönderilen yorumlara baktığımızda, doğrudan haberle ilgili olmaktan çokhaberden yola çıkarak okuyucuların LGBTT kişilere genel bakışını yansıttığını görmekteyiz. Haber dilinötr olmakla birlikte okuyucu yorumlarında, büyük harf ve ünlem işaretinin kullanımı ve seçilenkelimeler (rezalet, iğrenç, vs.) aracılığıyla daha "öfkeli" bir yaklaşımın hakim olduğu söylenebilir.
3

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->