Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Tan Kizilligi / Nietzsche

Tan Kizilligi / Nietzsche

Ratings: (0)|Views: 50|Likes:
Published by votkalimon

More info:

Published by: votkalimon on Sep 08, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/26/2011

pdf

text

original

 
 11“Henüz belirmemi
ş
olan birçok sabah k 
ı
z
ı
l
ı
vard
ı
r.”RigvedaBirinci Kitap
İ
kinci Kitap Üçüncü Kitap Dördüncü Kitap Be
ş
inci Kitap Önsöz1.Bu kitapta bir “yeralt
ı
çal
ı
ş
an
ı
n
ı
” bulacaks
ı
n
ı
z; burgulayan, kazan, topra
ğ
ı
n alt
ı
n
ı
oyan bir kimseyi. Onu ancak böyle bir dip çal
ı
ş
mas
ı
n
ı
görecek gözleriniz varsa görebilirsiniz: I
ş
ı
ğ
ı
n vehavan
ı
n her uzun süreli eksikli
ğ
iyle birlikte ortaya ç
ı
kan s
ı
ı
nt
ı
, kendini a
ş
ı
ı
derecedegöstermeden ne denli yava
ş
, ihtiyatl
ı
ve yumu
ş
ak bir inatç
ı
l
ı
kla ilerliyor o. Kendisinin bukaranl
ı
k i
ş
inden memnun oldu
ğ
unu söyleyebilirsiniz. Ona bir inan yol gösteriyor, bir teselliödüllendiriyor gibi gözükmüyor mu? Belki de kendi uzun karanl
ı
ğ
ı
n
ı
n olmas
ı
n
ı
istiyor,anla
ş
ı
lmazl
ı
ğ
ı
n
ı
n, gizlili
ğ
inin, gizemlili
ğ
inin. Çünkü kendisinin neye sahip olaca
ğ
ı
n
ı
da biliyor: kendi sabah
ı
na, kendi kurtulu
ş
una, kendi
tan k 
ı
 z
ı
ı
na?
... Mutlaka geri dönecek. Onaa
ş
a
ğ
ı
da ne yapt
ı
ğ
ı
n
ı
sormay
ı
n. Görünürdeki bu Trophonios ve yeralt
ı
l
ı
yeniden “insanolunca” size onu kendisi söyleyecek. Onun gibi bu kadar uzun süreyle köstebek olunca insan,yaln
ı
z olunca, susma al
ı
ş
kanl
ı
ğ
ı
n
ı
tümden yitiriyor…2.Sab
ı
rl
ı
dostlar 
ı
m, size, kolayl
ı
kla bir anma konu
ş
mas
ı
, bir ölüm töreni nutku olabilecek bugecikmi
ş
önsözde a
ş
a
ğ
ı
da ne yapmak istedi
ğ
imi gerçekten anlatmak istiyorum. Çünkü bengeri geldim — paçay
ı
kurtard
ı
m. Sizi de ayn
ı
tehlikeli giri
ş
ime zorlayaca
ğ
ı
m
ı
sanmay
ı
n! Yada sadece ayn
ı
yaln
ı
zl
ı
ğ
a! Çünkü kim kendine bu tür yollar 
ı
seçerse, hiç kimseylekar 
ş
ı
la
ş
maz: Bunu da “kendi yollar 
ı
” ortaya ç
ı
kar 
ı
yor. Bu konuda kimse ona yard
ı
m eliniuzatm
ı
yor. Tehlike, kaza, kötülük ve f 
ı
rt
ı
na gibi kar 
ş
ı
la
ş
t
ı
ğ
ı
her tehlikeyle tek ba
ş
ı
na ba
ş
aç
ı
kmak zorundad
ı
r.
İş
te onun kendisi için seçti
ğ
i yolu var ve bu kendisi içine ili
ş
kin ac
ı
 zaman zaman duydu
ğ
u b
ı
kk 
ı
nl
ı
k ne kadar da anlams
ı
z: Örne
ğ
in bizzat kendi arkada
ş
lar 
ı
onunnerede oldu
ğ
unu, nereye gitti
ğ
ini tahmin edemeyip arada s
ı
rada kendi kendilerine: “Asl
ı
nda onas
ı
l gidiyor? hala bir yolu... var m
ı
?” diye soruyorlarsa, bunu bilmenin ne yarar 
ı
var? — Vaktiyle herkesin yapamayaca
ğ
ı
 
ş
eyleri yapard
ı
m. Derinlere inip, topra
ğ
ı
n alt
ı
n
ı
deliyordum,eski bir 
 güveni
, biz filozoflar 
ı
n birkaç bin y
ı
ldan beri en sa
ğ
lam temel üzerine in
ş
a eder gibiüzerine kurmaya özen gösterdi
ğ
imiz güveni ara
ş
t
ı
ı
 p ortaya ç
ı
karmaya ba
ş
lam
ı
ş
t
ı
m...
ş
imdiyedek kurulan her bina çökmü
ş
olmas
ı
na kar 
ş
ı
n, tekrar tekrar üzerine gidiyordum:
 Ahlaka olan güvenimizi
sarsmaya ba
ş
lam
ı
ş
t
ı
m. Ama beni anlam
ı
yorsunuz?3.Bugüne de
ğ
in iyi ve kötü üzerine en berbat dü
ş
ünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir 
ş
ey oldu. Vicdan, iyi bir 
ş
öhret, cehennem; duruma göre polisin bizzat kendisiönyarg
ı
s
ı
zl
ı
ğ
a izin vermiyordu ve vermiyor.
İş
te günümüz ahlak 
ı
üzerine, her otoritekar 
ş
ı
s
ı
nda al
ı
nan tav
ı
rda oldu
ğ
u gibi, dü
ş
ünmemek, pek de konu
ş
mamak 
 gerekiyor 
: Burada...
itaat edilir 
! Dünya var oldu
ğ
undan bu yana, hiçbir otorite kendisinin ele
ş
tiri konusuyap
ı
lmas
ı
na istekli görünmemi
ş
tir. Ve hem de ahlak 
ı
ele
ş
tirmek, ahlak 
ı
bir sorun, sorunlu bir 
ş
ey olarak ele almak: Nas
ı
l olur? Bu ahlak d
ı
ş
ı
de
ğ
il miydi...
ş
imdi de
ğ
il mi? — Ama ahlak,
 
 22ele
ş
tiren elleri ve i
ş
kence aletlerini kendisinden uzak tutmak için sadece her türlü korkuarac
ı
na hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmas
ı
n
ı
çok iyi bildi
ğ
i bir tür göz boyama sanat
ı
nda yatar... nas
ı
l “co
ş
turulaca
ğ
ı
n
ı
” bilir. S
ı
k s
ı
k, tek bir bak 
ı
ş
la ele
ş
tirici iradeyifelç etmeyi, hatta kendi taraf 
ı
na çekmeyi ba
ş
ar 
ı
r. Onun kendine kar 
ş
ı
tav
ı
r almas
ı
n
ı
ba
ş
ard
ı
ğ
ı
 durumlar da var: Bunun sonucunda irade, t
ı
 pk 
ı
bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta ba
ş
lang
ı
çtan beri ikna etme sanat
ı
ndaki bütün
ş
eytanl
ı
klar 
ı
bilir. Bugün bile onun yard
ı
m
ı
na ba
ş
vurmayan hiçbir konu
ş
mac
ı
yoktur. (Örne
ğ
in anar 
ş
istlerimizin konu
ş
malar 
ı
n
ı
dinliyoruz:ikna edebilmek için nas
ı
l da ahlaksal konu
ş
uyorlar! En sonunda kendilerini ziyadesiyle “iyive adil” kimseler olarak tan
ı
t
ı
yorlar.) Ahlak, ta ba
ş
ı
ndan beri, dünya üzerinde insanlar konu
ş
up ikna edegeldikleri süre içinde, ba
ş
tan ç
ı
karman
ı
n en büyük ustas
ı
oldu
ğ
unukan
ı
tlad
ı
... ve gerçek 
 filozoflar 
ı
n circe
’si* olarak biz filozoflar 
ı
ilgilendiren
ş
ey. Platon’dan ba
ş
layarak bütün felsefi yap
ı
ustalar 
ı
Avrupa’da neden bo
ş
una in
ş
a ettiler? Kendilerinindürüst ve ciddi bir 
ş
ekilde
aere perennius
olarak de
ğ
erlendirdikleri her 
ş
ey y
ı
ı
lma tehdidialt
ı
nda de
ğ
il mi, ya da çoktan beri y
ı
ı
nt
ı
lar 
ı
n alt
ı
nda yatm
ı
yor mu? Ah, bugün hala bu soruyaverilmek için haz
ı
r tutulan cevap ne kadar da yanl
ı
ş
, “çünkü bütün bunlar 
ı
n içinde önko
ş
ulihmal edilmi
ş
ti, temelin s
ı
nanmas
ı
, akl
ı
n bütününün bir ele
ş
tirisi”... Kant’
ı
n biz modernfilozoflar 
ı
gerçekten pek sa
ğ
lam olmayan ve biraz da yan
ı
lt
ı
c
ı
bir zemin üzerine çeken otalihsiz cevab
ı
! ( — Ve tamamlay
ı
c
ı
bir soru olarak sorulursa, bir arac
ı
n kendi isabetlili
ğ
ini veelveri
ş
lili
ğ
ini ele
ş
tirmesini istemek biraz garip olmuyor mu? Akl
ı
n kendi de
ğ
erini, kendigücünü, kendi s
ı
n
ı
rlar 
ı
n
ı
“bilmesini” istemek, hatta bu biraz da saçma de
ğ
il mi?. ..) Do
ğ
rucevap, tercihen bütün filozoflar 
ı
n, ahlak 
ı
n ba
ş
tan ç
ı
karmas
ı
n
ı
n etkisiyle kurduklar 
ı
biçimindeolurdu, Kant da dahil, anla
ş
ı
lan onlar 
ı
n niyetleri kesinli
ğ
i, “gerçe
ğ
i”, ama esasen “
majestesel ahlaksal yap
ı
 y
ı
” hedef al
ı
r, e
ğ
er bir kez daha Kant'
ı
n masum diliyle ifade edelim dersek;kendisi onu “majestik ahlaksal yap
ı
ya düz ve sa
ğ
lam bir zemin” haz
ı
rlamak için kendine ait“pek o kadar da parlak olmayan, ama yine de yararl
ı
” bir görev ve i
ş
olarak nitelendirir (Saf Akl
ı
n Ele
ş
tirisi II, s. 257). Ah, bununla ba
ş
ar 
ı
l
ı
olamad
ı
, tam tersi oldu!... Bugün bunusöylememiz gerekiyor. Kant bu co
ş
kulu amac
ı
yla di
ğ
er ça
ğ
lardan daha co
ş
kulu say
ı
labilecek ça
ğ
ı
n
ı
n en uygun çocu
ğ
uydu: Bereket versin ki o ça
ğ
ı
n de
ğ
erli yanlar 
ı
yla da ili
ş
kisi olmu
ş
tur (Örne
ğ
in kendi bilgi kuram
ı
na ald
ı
ğ
ı
iyi bir duyumculuk parças
ı
yla). Onu da bir ahlak tarantulas
ı
olan Rousseau sokmu
ş
tu, onun ruhunun derinliklerinde de ahlaksal fanatizm
ş
üncesi yat
ı
yordu, infazc
ı
s
ı
ise kendisini bir ba
ş
ka genç Rousseau olarak hisseden ve
ı
klayan ki
ş
i, yani Robespierre’di, “
de fonder sur la terre l’empire de la sagesse, de la justice et de la vertu
” (7 Haziran 1794 tarihli konu
ş
ma). Öte yandan o, kalbinde böylesine bir Frans
ı
z fanatizmi oldu
ğ
u halde, daha bir Frans
ı
z özelli
ğ
i ta
ş
ı
madan, daha derin ve daha esasl
ı
 olmadan Kant'
ı
n yapt
ı
ğ
ı
ndan daha Alman gibi yap
ı
lamazd
ı
... e
ğ
er “Alman” sözcü
ğ
ünün bugün bu anlamda kullan
ı
lmas
ı
na izin veriliyorsa. Kendi “ahlak diyar 
ı
na” yer temin etmek için kendini ispatlanamaz bir dünya, mant
ı
ksal bir “öbür dünya” kurmak zorunda hissetti...i
ş
te bunun için kendi saf akl
ı
n
ı
n ele
ş
tirisine ihtiyac
ı
vard
ı
! Ba
ş
ka
ş
ekilde ifade edersek: E
ğ
er  bir 
ş
ey onun için her 
ş
eyden daha önemli olmasayd
ı
,
buna ihtiyac
ı
olmazd 
ı
, “ahlak diyar 
ı
n
ı
ak 
ı
l için sald
ı
ı
lamaz, daha da iyisi dokunulamaz yapmak için... nesnelerin ahlaksal düzenineak 
ı
l yoluyla müdahale edilebilece
ğ
ini çok güçlü bir 
ş
ekilde duyumsad
ı
! Çünkü do
ğ
a ve tarihkar 
ş
ı
s
ı
nda, do
ğ
a ve tarihin temelden
ahlaks
ı
 zl 
ı
 ğ 
ı
kar 
ş
ı
s
ı
nda Kant, eskiden beri her iyi Almangibi, kötümserdi; ahlaka inan
ı
yordu, ama do
ğ
a ve tarih taraf 
ı
ndan ispatland
ı
ğ
ı
için de
ğ
il,aksine buna ra
ğ
men, ona do
ğ
a ve tarih arac
ı
l
ı
ğ
ı
yla hep kar 
ş
ı
ç
ı
ı
ld
ı
ğ
ı
için inan
ı
yordu.
İ
nsan bu “buna ra
ğ
men ki” yi anlamak için Luther’deki benzer bir 
ş
eyi hat
ı
rlayabilir, bir kez bütünLutherci gözüpeklikle bunu arkada
ş
lar 
ı
na hararetle öneren öbür büyük kötümserdeki benzer 
ş
eyi: “E
ğ
er insan bu kadar k 
ı
zg
ı
nl
ı
k gösteren ve kötülük yapan tanr 
ı
n
ı
n ne kadar merhametlive adaletli oldu
ğ
unu ak 
ı
lla kavrayabilseydi,
inanca
gereksinimi olur muydu?” O zamandan beri hiçbir 
ş
ey Alman ruhu üzerinde bu kadar etki yapmad
ı
; hiçbir 
ş
ey onu bu tehlikeliç
ı
kar 
ı
mlardan daha çok “ba
ş
tan ç
ı
karmaya çal
ı
ş
mam
ı
ş
t
ı
r” ki, bu her gerçek Roman* için tine
 
 33kar 
ş
ı
i
ş
lenmi
ş
bir günah demektir: "
credo quia absurdum est 
".* Bununla Alman mant
ı
ğ
ı
 H
ı
ristiyan dogma tarihinde ilk kez ortaya ç
ı
kar. Ama hala bugün bile, bin y
ı
l sonra, bugününAlmanlar 
ı
olarak bizler, her bak 
ı
mdan sonraki Almanlar — Hegel’in zaman
ı
nda, Almantininin Avrupa’ya galip gelmesini sa
ğ
layan ünlü gerçek diyalektik temel cümlesinin arkas
ı
nda bulunan hakikatin, biraz
ı
n
ı
n, hakikat olas
ı
l
ı
ğ
ı
n
ı
n biraz
ı
n
ı
n kokusunu al
ı
ı
z... “Çeli
ş
ki dünyay
ı
 hareket ettirir, her 
ş
ey kendisiyle çeli
ş
mektedir”...:
İş
te biz, mant
ı
k konusunda bilekötümseriz.Circe: Yunan mitolojisine göre erkekleri ba
ş
tan ç
ı
karan kad
ı
n.Roman: Latin milletlerinden olan kimse."
credo quia absurdum est 
":
İ
nan
ı
yorum çünkü mant
ı
ks
ı
zd
ı
r... Tanr 
ı
sal vahyin belirli bir anlay
ı
ş
ı
n
ı
n nitelenmesi.4.Ama ku
ş
ku cesaretimizin nüfuz edebilece
ğ
i en temel ve en esasl
ı
olanlar 
mant 
ı
ksal 
de
ğ
er yarg
ı
lar 
ı
de
ğ
ildir: Bu yarg
ı
lara akla güvenerek var 
ı
l
ı
yor ve geçerliliklerini de akla güvenerek kazan
ı
yorlarsa, o zaman güven,
ahlaksal 
bir fenomendir... Alman kötümserli
ğ
i acaba art
ı
k sonad
ı
m
ı
n
ı
atacak m
ı
dersiniz? Belki o bir kez daha, verimli bir 
ş
ekilde
credo
sunu ve
absurdum
unu yan yana koymak durumunda kalacak? Ve e
ğ
er bu kitap ahlak konusunda,ahlaka güven konusunda kötümser ise... asl
ı
nda bu Özelli
ğ
iyle bir Alman kitab
ı
olmas
ı
 gerekmez mi? Çünkü gerçekten bir çeli
ş
kiyi ortaya koyuyor ve bundan korkmuyor: Bu kitaptaahlaka güvenden vazgeçiliyor... peki neden?
 Ahlakl 
ı
ı
k yüzünden
! Ya da onun içinde...
bizim
 içimizde.., olan biteni nas
ı
l adland
ı
ral
ı
m? Çünkü gönlümüz daha mütevaz
ı
kelimeleri terciheder. Ancak, bize de hala “yapacaks
ı
n” dendi
ğ
i ve bizim de hala üzerimizde bulunan kat
ı
bir yasaya boyun e
ğ
di
ğ
imiz
ş
üphe götürmez... ve bu ise kendisini hala duyurmakta olan onunla
 ya
 ş
amaya
al
ı
ş
t
ı
ğ
ı
m
ı
z son ahlak; ister burada olsun, ister herhangi bir yerde; biz de hala
vicdan sahibi insanlar 
ı
 z
: Gerçekte biz, bizim için eski ve çürük olan bir 
ş
eye, herhangi bir “inan
ı
lmaza”, buna ister tanr 
ı
densin, ister erdem, ister hakikat, ister hakkaniyet, ister yak 
ı
nlar 
ı
n
ı
sevmek, dönmek istemiyoruz; eski ideallere uzanan yalan köprüleri kurulmas
ı
naizin vermiyoruz; bize aktar 
ı
lmak ve kar 
ı
ş
t
ı
ı
lmak istenen her 
ş
eye can dü
ş
man
ı
y
ı
z; bugünkütarzda her çe
ş
it inanca ve H
ı
ristiyanl
ı
ğ
a dü
ş
man
ı
z; nerede ise tüm romantizme veyurtseverli
ğ
e dü
ş
man
ı
z; art
ı
k inanmad
ı
ğ
ı
m
ı
z halde bizi ibadet etmek için ikna etmeye çal
ı
ş
anartist zevklerine, artist vicdans
ı
zl
ı
ğ
ı
na da dü
ş
man
ı
z... çünkü biz artistiz... k 
ı
saca “yukar 
ı
yaçeken” ve böylelikle de ebediyen “a
ş
a
ğ
ı
ya indiren” bütün Avrupa feminizmine (e
ğ
er kula
ğ
adaha iyi geliyorsa idealizmine) dü
ş
man
ı
z: — Sadece
bu
vicdan
ı
n insanlar 
ı
olarak kendimizi binlerce y
ı
ll
ı
k Alman dürüstlü
ğ
ü ve sofulu
ğ
u ile akraba hissediyoruz, her ne kadar onlar 
ı
n entart
ı
ş
mal
ı
ve son evlatlar 
ı
isek de, biz töretan
ı
mazlar, bugünün tanr 
ı
s
ı
zlar 
ı
, hatta bir anlamdaonlar 
ı
n mirasç
ı
lar 
ı
olarak, en içsel istemlerinin, kötümser bir istemin icrac
ı
s
ı
y
ı
z; dedi
ğ
im gibi,kendisini yalanlamaktan korkmayan, çünkü
 zevkle
yalanlayan bir istemin icrac
ı
s
ı
y
ı
z! Bizde, bir formül istedi
ğ
inizi varsayarsak...
ahlak 
ı
n kendi kendini ortadan kald 
ı
rmas
ı
gerçekle
ş
ir...5. — Ama son bir 
ş
ey daha: Hangi amaçla ne oldu
ğ
umuzu, ne istedi
ğ
imizi, ne istemedi
ğ
imizi, böyle yüksek sesle ve gayretke
ş
likle söylemek zorunda kal
ı
yorduk ki? Onu daha so
ğ
uk, dahauzak, daha ak 
ı
ll
ı
, daha yüksek görelim, o zaman gizlice aram
ı
zda konu
ş
tu
ğ
umuz gibi, onu bütün dünya duymas
ı
n, bütün dünya
bizi
duymas
ı
n, deriz! Her 
ş
eyden önce bunu
 yava
 ş
ça
 söyleriz... Bu önsöz geç kald
ı
, ama çok geç de say
ı
lmaz, asl
ı
nda be
ş
alt
ı
y
ı
ldan ne ç
ı
kar ki?Böyle bir kitap, böyle bir sorun aceleye getirilmez; bunun da ötesinde, ikimiz de
lento
’nunarkada
ş
lar 
ı
y
ı
z, hem ben, hem de kitab
ı
m. Bo
ş
una filolog olmad
ı
m, belki de hala öyleyimdir,yava
ş
okumay
ı
ö
ğ
reten demektir bu: — sonunda yava
ş
yazmaya da ba
ş
lad
ı
m.
Ş
imdi art
ı
k bu

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->