Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
4Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Atatürk ' ün İktisat Zihniyet

Atatürk ' ün İktisat Zihniyet

Ratings: (0)|Views: 31|Likes:
Published by ayhankaraagac
Atatürk ' ün İktisat Zihniyet
Atatürk ' ün İktisat Zihniyet

More info:

Published by: ayhankaraagac on Oct 24, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/20/2011

pdf

text

original

 
 ATATÜRK'ÜN İKTİSAT ZİHNİYETİ
Dr. Hasan SABIR İstanbul ÜniversitesiSiyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Anabilim Dal Öğretim Eleman
 Atatürk'ün "karma ekonomi düzeni" olarak ders kitaplarmza giren ancak bu kavramdan daha genişiçerikte olan iktisadi düşünceleri, benimsediği iktisadi prensipler, çağdaş kalknma politikas vestratejilerine yön vermiş, ayrca gelişmekte olan ülkelerin örnek alabileceği önemli bir ekonomik modeloluşturmuştur. Atatürk'ün henüz İstiklal Savaşmzn tozu toprağ ortadan kalmadan söylemiş olduğu"...askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun iktisadi zaferlerle taçlandrlmazlarsa kazanlacak zaferler yaşayamaz, ksa zamanda söner" sözü ekonomiye ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Maalesef  Yüce Önder Atatürk'ün bedenen aramzdan ayrlşndan sonra Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin gerekleriistenilen düzeyde yerine getirilmemiştir. Ulusumuzun henüz Atatürk’ün öngördüğü amaçlaraulaşamamş olmas bunun kantdr. Makalemizde Atatürk'ün iktisada dair fikirleri ve temel aldğekonomik prensipler irdelenmeye çalşlacaktr. Böylece, Atatürk sonras dönemde ülkemizin karşkarşya kaldğ ekonomik skntlarn hep bu iktisadi ilkelerin göz ard edilmesi sonucunda meydanageldiği görülecektir. Öte yandan ülkeleraras ticari snrlarn giderek kaldrlmas yani serbest ticaretideolojisinin dünya ekonomisine egemen olmas, gelişmekte olan ülkelerin ve bu arada Türkiye'nin dekalknma sorununu giderek daha önemli klmştr. Dolaysyla, Atatürk'ün iktisat siyasetinin temelözelliklerinin ortaya konulmas ve hükümetlerin bu prensiplerden taviz vermemesi, küresel ekonomiylebütünleşme sürecindeki Türkiye'yi bu süreçte daha etkin klacaktr.1. Cumhuriyet Öncesi İktisat Politikalar1.1. 1838 Serbest Ticaret Anlaşmas ve Osmanl Ekonomisi'nin Çöküşüİktisat teorisinde Serbest Ticaret Kuramlar esas olarak Adam Smith'in ve David Ricardo'nun fikirlerinedayanmaktadr. Adam Smith, "Uluslarn Zenginliği" (1776) isimli kitabnda uluslararas ticaretinpazarlar büyüterek iş bölümünü geliştireceğini ve böylece uluslarn zenginleşeceğini vurgulayarak serbest ticaret düşüncesini savunmuştur. İktisat Kuram'na David Ricardo ile gelen yenilik ise ticaretegiren taraflarn karşlkl olarak ticaretten kazanç sağlamalar düşüncesinin yerleşmesi ve dolaysylaçkarlarn ahenkleşmesi olmuştur. Ricardo "Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri" (1817) isimlikitabnda "...tam serbest ticaret sistemi altnda, her ülke sermaye ve emeğini doğal olarak kendisi içinen yararl kullanmlarna ayracaktr" demektedir (Ricardo, 1997: 120). Yani bütün ülkeler korumaduvarlarn karşlkl olarak kaldrmaya, dolaysyla da dezavantajl olduklar üretim alanlarn terk ederek en ucuza ürettikleri ürünlerde uzmanlaşmaya davet edilmektedir. Burada Ricardo'nun serbest ticaret yaklaşmn genellemesini ve bundan evrensel sonuçlar çkarmasn görmekteyiz (Sabr, 2001: 51). Ancak uygulamada, sanayi devrimini ilk gerçekleştiren İngiltere hariç, bugünün gelişmiş ülkelerininhepsi koruma duvarlar arkasnda sanayileşmiş ve daha sonra serbest ticaret fikrini savunmayabaşlamştr.Osmanl Devleti'nin serbest ticarete geçiş serüveni ise 1838 ylnda İngiltere ile Baltaliman Ticaret Anlaşmas ad verilen bir anlaşmay imzalamasyla başlamştr. Bu anlaşma ile Osmanl Devleti, iktisatpolitikasn tam serbest ticaret rotasna oturtmuştur. Osmanl Devleti'nin uyguladğ serbest ticaretpolitikasnn ilk sonucu Avrupa mallarnn Osmanl pazarlarn doldurmas, Osmanl Devleti'nin açk pazar haline gelmesi olmuştur. 1838 Ticaret Anlaşmas herşeyden önce Osmanl Ekonomisi'ne öldürücü
 
bir darbe indirmiş, ülkedeki geleneksel üretici kesim Bat ürünlerinin rekabeti karşsnda iktisadihayattan silinmiştir (Sayar, 1986: 213). Gümrüksüz giren İngiliz gelişmiş makina endüstrisi mallarOsmanl'nn korumasz el tezgah endüstrisini ksa zamanda ezmiştir. Zamanla bir çok ülke ile serbestticaret anlaşmas imzalanmştr. Bu olumsuz politika sonucunda Osmanl İmparatorluğu'nda yeni sanayiatlmlar olmamş, varolanlar da gelişememiştir. Osmanl sanayii geleneksel el tezgahlarna, tarmadayanrken, serbest ticaret anlaşmas yaptğ ülkeler sanayi devrimi sürecini tamamlamş ülkelerdi.Böylelikle ihracatn çok üstünde ithalat harcamalar yaplmş, bu durum savaşlarla da birleşince devasafinansman açklar ortaya çkarak dş borca muhtaç bir ülke haline gelinmiştir.1854 ylnda Krm Savaş ile dş borca başlayan Osmanl Devleti 1875 ylnda borçlarn ödeyemez halegeldiği için moratoryum ilan etmiştir. Bu tarihte ihracat geliri 19 milyon sterlinken, sadece ksa vadeliborçlar 16,5 milyon sterlin, hükümet geliri ise 22,5 milyon sterlindir ( Kazgan: 1999: 39). Dşborçlanma süreci Osmanl Devleti'nin yklşna kadar devam etmiştir. Yanlş ekonomik politikalarizlemesi nedeniyle ülkeyi ağr bir fakirliğe sürükleyen Osmanl Devleti, Amerikan Dolar'nn 167 kuruşolduğu yllarda 32 milyon Türk Liras dş borcu yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne miras brakmştr.1.2. Milli Mücadele Dönemi'nde İktisadi PolitikaMilli Mücadele Dönemi'nde izlenen iktisat politikas üzerine söylenebilecek ve bugün için de ibretalnmas gereken en çarpc nokta, Atatürk'ün Kurtuluş Savaş'n sfr enflasyon ile gerçekleştirmişolmasdr. Milli Hükümet Kurtuluş Savaş boyunca para basmna gitmeden, harbin finansmannarttrlan vergiler ve halktan alnan bağşlarla sağlamştr. Yani Türkiye'nin bağmszlk savaşenflasyonsuz yürütülmüştür.Milli Mücadele yllarnda Anadolu'da kullanlan para Osmanl kaimeleriydi. İstiklal Savaş'n T.B.M.M.hükümeti yürütüyordu. Ancak emisyonun yani para basmnn anahtar İstanbul rejimindeydi. T.B.M.M.savaş boyunca kendi adna para basmamştr. Ayn parann iki ayr egemenlik alannda kullanldğdurumlarda emisyonu kontrol altnda tutan tarafn tartşlmaz bir avantaj vardr. Karşlksz parabaslmasyla başlatlabilecek bir enflasyon, satnalma gücünün İstanbul yöresinde toplanmasnsağlayarak Kuvay Milliye'nin finansmann felce uğratabilirdi. Neyse ki bu tehlike gerçekleşmemiş veİstiklal Savaş enflasyonsuz gerçekleştirilmiştir (Ergin, 1978: 183-184).Görüldüğü gibi ne İstanbul Hükümeti ne de T.B.M.M. açk finansman politikas uygulamamş veKurtuluş Savaş srasnda Anadolu'da enflasyon problemi yaşanmamştr. Bu noktada Milli Mücadele'yibaşarszlğa uğratmak için elinden geleni yapan İstanbul Hükümetleri'nin neden emisyon politikasylaMilli Mücadele'ye sekte vurmadğ tartşlabilir. Kanmzca İstanbul Hükümetleri para politikasnn nederece önemli bir silah olduğunun farkna varacak düzeyde iktisada hakim değildi. Aksi takdirde, zatenher türlü ihanetin içinde olan İstanbul Yönetimi, para basarak Kuvay Milliye'nin elindeki kaimelerindeğerini düşürür ve Atatürk'e karş iktisadi bir savaş başlatrd. Kuşkusuz bu uygulama da savaşnsonucunu değiştirmezdi, belki bir süre savaşn uzamasna sebep olabilirdi. Atatürk'ün iktisat siyasetinde makroekonomik istikrarn önemli bir yeri olmuştur. Öyle ki, enflasyonsuzpara politikas Cumhuriyet tarihinde sadece Atatürk zamannda uygulanabilmiştir. İsmet İnönü'nün şusözleri çok enteresandr: "Hükümet olarak ylda iki kez ödeme yapamayacak duruma düştüğümüzolurdu. Gider konuşurdum. Birkaç milyon liralk emisyonun bizi ferahlatacağn anlatmaya çalşrdm. Birdefa bile "evet" dedirtemedim". Türkiye Cumhuriyeti'nde enflasyon problemi Atatürk'ün vefatylabaşlamş ve bir daha da durdurulamamştr (Aysan, 2000: 37).Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda enflasyonun yeri olmamştr. Atatürk her zamanpara değerinin istikrarna büyük önem vermiş, İstiklal Savaş'nn en zor günlerinde bile tedavüle yenipara çkarmamştr. Atatürk'ün sk para politikas anlayş Cumhuriyetin kurulmasndan sonra da devametmiş, Atatürk döneminde Türkiye Cumhuriyeti'nde karşlksz para baslmamştr.2. 1923-1938 Yllar Arasnda Ekonomik Reformlar
 
Osmanl Devleti'nden genç Türkiye Cumhuriyeti'ne kalan miras; fakirlik, yerli sanayi olmamasndandolay dşa bağmllk, dş borç ve üretimin olmadğ bir ekonomi idi. Ülkede kayda değer bir sermayebirikimi olmadğndan, bir başka deyişle, yanlş politikalar nedeniyle Türk burjuvazi snfoluşamadğndan yatrm yapabilecek zengin yoktu. Ticaret Osmanl döneminde ağrlkl olarak Rum,Ermeni ve Yahudilerin tekelinde olmuştur. Atatürk'ün "...askeri ve siyasi bağmszlk ancak ekonomik bağmszlkla taçlandrlrsa korunabilir" anlayş Cumhuriyet Türkiyesi'nin kalknma çabalarnn temelinioluşturmuştur. Bu anlayş çerçevesinde bir çok ekonomik reforma girişilmiş, daha sonra tümCumhuriyet tarihi boyunca yakalanamayacak ekonomik istikrar sağlanmştr.2.1. İzmir İktisat Kongresi Atatürk ülkenin dş düşmanlardan kurtarlmasndan sonra ekonomik durumu görüşmek ve alnabilecek önlemleri saptamak üzere İzmir'de bir iktisat kongresi toplamaya karar vermiştir. Atatürk Kongre'ninaçlş konuşmasnda "Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalmş bir gerçek vardr. Türk tarihiincelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağl olduğu görülür. Kazanlmşzaferlerin ve uğranlmş başarszlklarn tümü iktisadi durumla ilgilidir...Milletimiz düşman ordularnmahvetmiştir. Tam bağmszlk için şu kural vardr: Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir.Bizleri bu hedefe götürecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandrlmadkça payidar olamaz" diyerek bundan sonra mücadeleninekonomik düzlemde gerçekleştirileceğinin altn çizmiştir (Ergin 1978: 184-185).Kongre'de alnan kararlara gelince, önce ülkedeki ekonomik yaplanmann, uygulanacak iktisatsiyasetinin rotasn çizen bir "Misak İktisadi" kabul edilmiştir. Kongre'nin üzerinde birleştiği politika; yurt sanayiini ve ticaretini geliştirmeyi amaçlayan, özel girişime öncelik veren, onu koruyan, mülkiyethaklarna saygl bir ekonomik düzeni, yasal çerçevesi ve kurumlaryla oluşturmak ve kökleştirmektir(Demir, 1994: 51).İzmir İktisat Kongresi kararlarnda devletin iktisadi yaşamda fiilen üstleneceği belirli işlevlerin olduğubunlarn da ağrlkl olarak altyap ile ilgili olduğu belirtilmiştir. Devlet demiryolu, karayolu ağnkuracak, limanlar inşa edecektir. Haberleşme örgütünü gerçekleştirecek, eğitim işlerini üstlenecektir.Ticaret ve sanayi bankalarnn kurulmasna ve ortaklğna öncülük edecek, ancak buralardaki paylarndaha sonra Özel Kesim'e devredecektir. Devlet katksz bir liberal iktisat politikas yani "braknz yapsnlar, braknz geçsinler" yanls olmayacak ama, ekonomik yaşamn gereklerini bizzat üstlenipgerçekleştiren de olmayacaktr (Kuyucuklu, 1986: 174).Kongre'de yabanc sermaye konusu da tartşlmş, yabanc sermayeye karş olunmadğ önemlevurgulanmştr. Atatürk Kongre'nin açlş konuşmasnda yabanc sermayeye karş olmadğn söylemiştir. Ancak, Türk yasalarna ve örfüne saygl yabanc sermaye istediğini, yabanc sermayenin bundandeğişik bir düzenleme biçimindeki varlğna kesinlikle karş olduğunun da altn çizmiştir. Atatürk'ün budüşüncesi "Misak İktisadi" belgesinin 9. maddesinde yer almştr. Bu maddenin gereği Ocak 1924'te yabanclarn mülk edinmelerini serbestleştiren bir yasa ile yerine getirilmiştir. Ayrca 1927 TeşvikiSanayi Kanunu'ndan yabanc sermayenin de yararlanmas düşünülmüştür. Yukarda açklananlara ek olarak şunlar da Kongre'de alnan kararlar arasndadr (Aydemir, 1981: 348):
 ·
 Anonim şirketlerin kurulmalarn kolaylaştrmak,
 ·
Milli Bankalarn kurulmas,
 ·
Demiryollar inşasnn hükümetçe bir programa bağlanmas,
 ·
Sanayiin teşviki,
 ·
 Yerli mal giyilmesi,
 ·
 Amele denen iş erbabna bundan sonra işçi denilmesi ve sendika hakk tannmas,
 ·
Memlekette ticaretin tamamen serbest braklmas. Alnan kararlardan açkça görülmektedir ki, uygulanacak iktisat politikasnn liberal çizgiye yakn olmasdüşünülüyordu. Ancak bu dönemde benimsenen liberal politikalarn zorunlu bir "laissez faire"uygulamas olup olmadğ tartşlabilir. Yeni Cumhuriyet Lozan Anlaşmas gereği 1928 ylna kadar

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->