Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
6Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Nurullah Ataç'ta dil, anlam, eleştiri ve şiir

Nurullah Ataç'ta dil, anlam, eleştiri ve şiir

Ratings: (0)|Views: 1,549 |Likes:
Published by mustafa durak
İzlenimci türk eleştirmen, Nurullah Ataç'ın dil, anlam, eleştiri ve şiir üzerine görüşlerine bakış. This article written in turkish is an essay about the thoughts of Nurullah Ataç, turkish, impressionist litterary critic on language, meaning, criticism and poetry.
İzlenimci türk eleştirmen, Nurullah Ataç'ın dil, anlam, eleştiri ve şiir üzerine görüşlerine bakış. This article written in turkish is an essay about the thoughts of Nurullah Ataç, turkish, impressionist litterary critic on language, meaning, criticism and poetry.

More info:

Published by: mustafa durak on Dec 24, 2010
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/19/2011

pdf

text

original

 
NURULLAH ATAÇ’TADİL, ANLAM, ELEŞTİRİ VE ŞİİR:
MUSTAFA DURAK 
 
NURULLAH ATAÇ’TA DİL, ANLAM, ELEŞTİRİ VE ŞİİR:
Mustafa Durak 
DİL:
Her dil, zaman inde zcük dağarcığı bandan yenilenir. Bu, dilikonuşanların gereksinimlerine ve yaratıcı zihinlere bağlı doğal bir gelişmedir.Bu doğal gelişmenin (gidişin) akışını yönlendiren dil siyasetini, bu siyasetietkileyen iktidar tutumunu göz ardı etmemek gerek. Dil konusunda yansız bir netim z konusu edilebilir mi? Elbette har. Ancak iki noktayı belirlemekte yarar var. Her hangi bir dil söz konusu olduğunda, eğer çok dar sınırlarda kalmış bir dil değilse, sözcük dağarcığı bakımından yabancı sözcük içermeyen arı bir dilden söz edilemez. Bir dilin en azından elden geldiğince arıkalması; o dile, öznelerin sterdiği ilgi ve özene yani ana dil bilincine bağlıdır. İşte dille ilgili bu iki uçtan biri ütopik de olsa: dilin mutlak arılığıdır.Karşı uçta ise dilin mutlak başkalaşımı, artık ‘o dil’ olmaktan çıkması, başkadil olması vardır. Bir dilin mutlak başkalaşması, o dili konuşanların köleliğiniaret eder. Burada lelik kavramı neleyici, uyarıcı olmaısındankullanılştır. Elbette bir kişi başka dili kullanğında tam anlaylaköleleşmez. Ama şu gerçek de göz ardı edilmemeli: artık o dili konuşantoplumun bağımsızlığı son bulmuştur. Kaldı ki bir ikinci dili konuşan kişi eğer kendisinde anadili bilinci oluşmamışsa genelde edindiği öteki dilin kültür  bağımlısı olmaya adaydır. Zira diller ayni zamanda güç temsilcileri olarak ndemdedir. Dilde özdeşlme hareketleri nerede olursa olsun idealist(ül) hareketlerdir. Ulusçudur. Ve bağımsızğa nelik bir çabangöstergesidir. Bu çabalar da bir ideal temeline dayanır. Söz konusu iki uçarasında çeşitli derecelenmeler vardır. Yabancı sözcüklerinin sayısı ve kullanımsıklığı bir toplumun etkilenmişlik ve/ya bağımlılık derecesinin gösterir.Burada belki ülk (idealistlik) ile romantizm arasındaki ilki deişletilebilir. Duyarlılık ve duyarsızlık ilişkisi ya da tam denk gelmese bile başkacılık ve bencillik ilişkisi. Zaten hiçbir benzetme birebir denk düşmez. Bukonu ruhbilimi, toplumbilimi, dolayısıyla siyaset bilimi ilgilendirebilir.Türkiye türkçesi bakımından yirminci yüzyıl, dilde bir arılaşma demek olan dildevrimine tanıklık etmiştir. Nurullah Ataç, türkçenin özleşmesinde kendince,önemli bir çaba içinde olmuştur. Dilde özleşme, ülkemizde ideolojik bir tabanaoturtulmuştur. Yenilikçiler ve tutucular. Mantık açısından bakıldığında dildeözleşmeden yana olması gereken milliyetçiler dilin özleşmesine karşı kutuptayer almıştır. Bu noktada ulusal bağımsızlığı savunanların dilde özdeşleşmeyisavunanlar olduğu düşünüldüğünde yenilikten yana olanlar olması da ilginçtir.İkili kavramların denklemi olarak baktığımızda iş karmaşıklaşıyor. Demek ki
 
kavramlar hep çarpık, yönlendirilmiş olduğundan çarpık işliyor zihinlerimizde.Zira hem başka nedenler (etmenler) hem de ayştıktan sonra bir arayagelemeyişler. Politik çarpıtmalar söz konusu olmadığında kavramlar konusundaeğitim öne çıkar, -hoş çarpıtmalarda da eğitim söz konusudur ama olumsuzanlamda- insanların, dünyaya daha geniş açılardan bakabilmeleri, kavramlar konusunda netleşmeleriyle, kavram düzeyinde tartışmalarıyla, kavramsalçelişkilerini görebilmeleriyle olanaklıdır.Toplumbilimsel, dilbilimsel bir inceleme yapılsa kişilerin genelde çok azkavramın tuzağında, açmazında olduğu görülecektir. Bu az sayıda kavramtoplumun dokunulmazlaştırdığı, kutsallaştırdığı, en küçük etkide hemen tepkiverdi kavramlardır. Üstelik bu kavramlabenimseyen kişilerin bukavramlarla ilgili yeterince bilgili olmadıklagörülebilir. Neliği evrenseldüzeyde asla kabul görmemiş, göremeyecek bu kavramlar tüm yaşamımızıyönlendirmekte, kişiliğimizi biçimlendirmektedir. Dil devriminde de böyleolmuştur. Zira dilin de bir genel geçer boyutu bir de idealist boyutu vardır.Dilde arılaşmaya karşı çıkanlar özellikle üniversitelerde ‘sağ’ öbeklenme içindeyer alan akademisyenlerdi. Bugün sel gitti kumu kaldı, dilde arılaşma tamanlayla olmasa bile iktidarlarca bitirildi. Geriye p baktığımızdadilimizin bu dil hareketiyle pek çok yeni zcük kazandığını kolaycagörebiliyoruz. Birkaç örnekle yetinmek gerekirse: olası, olanak, ödev, görev,işlev, uçak vd. Dil devrimi ile edinilmiş pek çok sözcük artık dilimize öyleyerleşmiş ki bunların yakın tarihte (t)üretilmiş sözcükler olduğunun farkında bile değiliz. Doğrusu dil, gereksindi zcükleri (t)üretir. Ve üstelik busözcüklerin dile bağlı olarak nedenli olması da gerekmez. Dilin bir araç olduğuve dilin zcüklerinin n insan yara(uydurma) olduğu bigerçekliktir. Toplum, gereksindiği ve önünde hazır bulduğu sözcüğü kullanır.İnsan da öyle aklına ilk geleni kullanır. Şimdi bir soru, dil devrimi karşıtlarıarapça farsça sözcüklere karşı çıkmak bir yana, Osmanlı mirası olduğu içinsavundular da, peki niye yabancı sözcüklerin akınına karşı çıkmadılar? Bugünne güzel (!) sözcüklerimiz oldu: market, Türkcell, shop, shopping, outlet vb.Demek ki siyasi yönlendiricilerin nereye bağımlı olduklarını iyi gösteriyor dil.Siyaset, toplumun dillerle ilişkisi; dilin temel oluşturucu ögeleri sözcüklerinseçilmesi, benimsenmesi konusunda belirleyici.İşte Nurullah Ataç, dil konusunda Dil devriminden yana durmbiyazarımızdır. O, yazılarında bu yanıyla da belirginleşmiştir. Onun için:
“Bir toplumun bildiği, benimsediği düşünceler, kendi dilile söyliyebileceğidüşüncelerdir”(1).
Aslında toplum, dilden kopuk olarak yaşamadığı için düşüncelerini bir şekildesöyler. Benimsediği düşünceler de farklı farklı dillerde söylenmiş olabilir. Dil

Activity (6)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 thousand reads
1 hundred reads
Cansu Bağdatlı liked this
mustafa durak liked this
mustafa durak liked this
MefistoMM liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->