Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
2Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Osman Aysu - 7. Uzman

Osman Aysu - 7. Uzman

Ratings: (0)|Views: 135 |Likes:
Published by cagdas00
Polisiye gerilim
Polisiye gerilim

More info:

Published by: cagdas00 on Feb 03, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/03/2012

pdf

text

original

 
Yedinci Uzman
İstanbul - Nisan
ADAM, dikkat çekmeyen, göze batan özellikleri olmayan, tamamen sıradan, orta boylu vetıknazdı. Yaşını tahmin etmek güçtü, ama saçları alnının iki yanından içeriye doğrudökülmeye başlamış ve şakakları ağarmıştı. Metronun Taksim girişindeki ufak parkınbanklarından birine oturmuş, güneşli bahar havasının keyfini çıkarmak istercesine sağınasoluna bakınarak vakit öldürüyordu. Sırtında ucuz konfeksiyon malı bir trençkot vardı,içindeki kareli gömleği ve uyum sağlamayan kravatı da adi cinstendi. Kalın lastik tabanlıayakkabılarının yan tarafları da çamurlu ve boyasızdı.Saat tam 12.30'u gösterdiğinde ağır ağır yerinden kalktı, bir süre etrafına bakındı, sonraAtatürk Kültür Merkezi'nin önünde vasıta arayan, ya da birbirlerine orada buluşma sözüveren insanların oluşturduğu kalabalığın arasına doğru yürüdü. Ellerini trençkotununceplerine sokarak kımıldamadan ve sakin bir şekilde beklemeye başladı. Ne önünde müşteriindirip bindiren vasıtalarla, ne de cıvıltıyla bekleşen gençlerle ilgileniyordu. Sadece bir ara
kolundaki saate baktı. 12.35'ti.
Keskin gözleri, uzaktan görünen metronun çıkışma dikilmişti.Ama bire yirmi kala, ilk defa buğday tenli yüzünde endişe belirtileri oluşmaya başladı.Beklediği kişi on dakika gecikmti. İstanbul gibi trafik zeni berbat ve her zamantıkanmalara yol açan bir şehirde bile olsa, on dakika gecikmek, onun mesleğinde bir şeylerinters gittiğini kabullenmek için yeterli sayılırdı. En fazla beş dakika daha bekleyebilirdi ondansonra başının çaresine bakmak zorundaydı. Lanet olsun, diye homurdandı içinden.Herhangi bir aksiliğin olduğuna ihtimal vermek istemiyordu, o ana kadar işler yolundagitmiş sayılırdı, ayrıca Olga Şalyapin'le bu ilk yaptığı iş değildi, ona her zaman güvenmişti.Genellikle kadınlarla çalışmaktan hoşlanmazdı, ama Olga istisnaydı. Belki bir terslik deyoktu, her şey yolundaydı, ama süreyi on beş dakika geçirirse ortada anormal bir durumunvar olduğu esasını ona mesleğinde öğretmişlerdi. Üçüncü kez saatine baktı. 12.44'tü.Ancak bir dakika daha bekleyebilirdi. Son bir kere daha endişeyle metro çıkışına göz attı,kadının geleceğinden ümidini kesmeye başlamıştı ki, zayıf, kara kuru, uzun boylu Olga'yımerdiven çıkışının ağzında gördü. Tıknaz adamın gözleri yaşma kıyasen bir kartalınki kadarkeskindi, yine de emin olmak için ılık nisan güneşinin altında gözlerini kıstı.Gecikmesinin nedenini sormayacaktı; Olga Şalyapin'in görevine bağlılığını ve titizçalışmasını takdir ederdi, fakat senelerin verdiği deneyim önsezilerini harekete geçirdi.Uzaktan kadını dikkatle incelemeye başladı. Kadın hızlı adımlarla yaklaşıyordu, telaşlı veürkek bir hali de yoktu. Yine de huylanıyordu tıknaz adam.On beş dakikalık gecikme normal değildi. Daha da kötüsü içindeki o anlamsız his tehlikesinyalleri vermeye devam ediyordu. Sağma soluna baktı; hemen sol yanında sarmaş dolaşvaziyette başlarını birbirine dayamış iki genç kumrular gibi sevişme iştiyakı içindekoklaşıyorlar-dı, nya umurlarında değildi. Muhtemelen öğrenciydiler. Diğer yanında iseelindeki cep telefonuyla sinirli tavırlarla konuşan otuz yaşlarında bir kadın vardı, sankineden bekletildiğinin hesabını soıjan bir havadaydı. Diğer insanları da şöyle bir gözdengeçirdi, çevrede kendileri için tehlikeli birilerini görememişti. Hatta kendisiyle ilgilenen kimseyoktu, tabii bu da rahatlaması için bir neden sayılmazdı, şayet orada kendilerini kollayanbirileri varsa bunu belli etmemek onların göreviydi.Dış mekanlardaki buluşmalarda güvenlikten ne denli emin olurlarsa olsunlar, taraflar daimabiraz ürkeklik gösterirlerdi. Bu tür yerler, buluşma için uygunsa da, kalabalığı kontrol gibi
 
sakıncası vardı. Ne kadar deneyimli olunursa olunsun, etrafta pusuda yatan tuzakçıları teşhisetmek her zaman mümkün olamazdı. Olga kendisini görmüştü. Kısa bir an göz göze geldiler.Güvende olduklarını belirten işareti vermeleri gerekiyordu. Temas ancak karşılıklı olarak buişaretlerin verilmesinden sonra başlayacaktı. Bu işin gençleri artık bu tür kurallara pekriayet etmiyor, anlamsız buluyorlardı. Ama o eski tüfekti ve bunca yıldır hayatta kalmasınıböyle ufak tefek kurallara uymakla sağlamıştı. Tıknaz adam cebinden mendilini çıkararakakmayan burnunu siler gibi yaptı. Onun güvende olduğunu gösterecek işaret buydu. OlgaŞalyapin ise şimdi parkın ucundan adamın bulunduğu yere geçebilmek için, yaya geçidininönünde durmuş, önlerindeki caddeden akıp giden vasıtaların kendisine geçiş izni vermesinibekliyordu. Fakat hâlâ kendi işaretini vermemişti. Onun işareti ise siyah güneş gözlüğünüçantasından çıkararak gözüne takmasıydı.Tıknaz adam mendili cebine sokarken içindeki kuşkular yoğunlaştı. Olga kesinlikle biramatör değildi, parolayı vermeyi unutması söz konu olamazdı. Bir ara hızla oradanuzaklaşmayı düşündü, zaten on beş dakikalık gecikme midesini bulandırmıştı. Planda biraksilik olabileceği gibi bir tuzak tehlikesi de mümkündü. Yoksa Olga takip mi ediliyordu?Birilerinin onun kimliğini saptamış olması zayıf ihtimaldi, ama belli de olmazdı.Hâlâ karşı tarafta vasıtaların durmasını bekleyen kadının yanındaki insanları hızla gözdengeçirdi. Olga'nın yanında simit yiyen iki ortaokul öğrencisi itişerek şakalaşıyorlardı. Hemenonların yanında ise yetmiş yaşlarında bir kadın duruyordu. Diğer yanında ise göbekli, yineyaşlı bir adamla karısı, el ele tutuşmuş karşıya geçmek için fırsat kolluyorlardı. Bu insanlarınhiçbiri tehlikeli olamazdı. Tıknaz adam içinden homurdandı. Olga Şalyapin güneş gözlüğününeden takmıyordu acaba? Olga kendisine verilen talimatları unutacak bir kadın değildi.Araçların akışının sonu gelmeyecekti sanki. Adamı ter bastı..Arka arkaya geçen iki şehir otobüsü araya girerek görüntüyü tamamen engelledi. ŞimdiOlga'yı da göremiyordu. Üstelik trafiğin akışı da tıkanarak durmuştu. Simit yiyen ikiöğrenci, o tıkanmadan yararlanarak hızla araçların arasından koşup karşıya geçtiler.Yanlarındaki yaşlı kadın da yolun açılacağını düşünmeden onları izlemişti, ama Olga hâlâgörünürlerde yoktu. Nihayet yol açıldı, vasıtalar hareket etti. Tıknaz adam Olga'ya bir dahabaktı. Gözlüklerini takmamıştı..Bir terslik vardı, ama ne? Henüz yolunda gitmeyen şeyin ne olduğunu anlayamamıştı adam.Nihayet insafa gelen arabalar biriken yayalara yol verdiler. Olga kalabalıkla birlikteAKM'nin kaldırımına doğru yürümeye başladı.Tıknaz adam için en kritik an gelmişti.Dikkatle kadını izliyordu. Olga güvenlik sinyalini vermediğine göre anlaşmaları gereğibirbirini tanımayan iki yabancı gibi geçip gideceklerdi. Ancak çok tecrübeli bir göz kadınınsol avcu içinde görünmeyen bir nesneyi gizlediğini fark edebilirdi. Her ikisi de kısa arayıilgisiz iki kişi gibi yarıladılar. Fakat yolun tam ortasında Olga kazara çarpar gibi hafifçetıknaz adajrıa dokundu ve o sırada büyük bir maharetle elinde tuttuğu şeyi adamın avcunabıraktı. O karmaşa ve telaş içinde kimse, tıknaz adamla, uzun boylu kadının ellerinin çokkısa bir süre içinde birbirine değdiğini fark etmedi tabii. Görseler bile, bunun acele geçişsırasında istenmeyen bir çarpışma olduğunu düşünürlerdi. Adam beceriyle avcunasıkıştırılan şeyi cebine indirdi.Olga Şalyapin hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti, arkasına bakmadan Gümüşsüyüistikametinde yürüyüp uzaklaştı. Tıknaz adam hâlâ ne olduğunu bilmiyordu, ama işleringidişatında bir terslik olduğundan emindi artık. Adımlarını hızlandırdı, buradan aceleuzaklaşmalıydı. Karşısına çıkan ilk taksiyi çevirerek içine atladı. Arabaya biner binmez dekadının eline tutuşturduğu şeyi cebinden çıkardı. Ufak bir kâğıt parçasıydı bu ve üzerindeRusça Aldatıldık yazıyordu..
 
The Marmara Oteli'nin Taksim Meydanı'na bakan altıncı kat odalarından birinde elindekigüçlü dürbünle kalabalığı seyreden Cemal Mahmudî, arkasındaki iri yarı, bıyıklı arkadaşına,"Allah kahretsin, uyandılar. Kadın adamı görmezliğe geldi" diye sertçe söylendi.Bıyıklı olanı, "Emin misiniz, efendim?" diye sordu."Saçmalama, deminden beri onları izliyorum.""Şimdi ne yapacağız?"Dürbünü zünden indiren Cemal Mahmudî, "Adamı öldürün," dedi.Bıyıklı olanı irkildi."Ya kadın? Kadın ne olacak?"Mahmudî kısa bir tereddüt geçirdi."Bırakın gitsin. Onun bize bir zararı dokunmaz.""Fakat efendim....""Ne diyorsam onu yap. Daha fazla sorun istemiyorum.""Fakat bana sorarsanız...."Mahmudî arkada duran adamın lafını sertçe kesti."Senin fikrini sormuyorum. Hemen çocuklara telefon et ve emrimi uygulasınlar."Bıyıklı olanı isteksizce omuzlarını silkti. Bu kararın sakıncalı olduğuna inanıyordu, ama sonsöz kendisine ait değildi."Nasıl isterseniz," diye mırıldandı.Cebinden çıkardığı cep telefonun tuşlarına basmaya başladı. Çiçek bozuğu yağlı yüzü teriçindeydi. Karşı tarafın telefonu açmasını bekliyordu, telefon açılır açılmaz da aldığı emritekrarladı. Sonra karşı taraftan gelen soruyu aydınlatmak için ilave etti, "hayır, kadınadokunulmayacak."Telefonu kapatıp Cemal Mahmudî'nin karşısına dikildi. Ama fikrince o kadın da ortadankaldırılmalıydı. İlerde blarına sorun olabilirdi.Kısa boylu tıknaz adamın adı Pavel Novotny'ydi. Çek uyrukluydu. Çekoslovakya'nın ikiyebölünmesinden önce STB'nin (Statni Tajna Bezpecnost) yani Çekoslovakya İstihbaratServisi'nin faal ve deneyimli elemanlarından biriydi. Fakat ülke ikiye ayrılınca hiçbir gerekçegösterilmeden işine son verilerek tasfiye edilmişti. Önce sudan çıkmış balığa dönmüştü, oysaçok yetenekli ve espiyönaj alanında haklı bir üne kavuşmuş elemandı. Bir anda kendiülkesinde istenilmeyen adam haline düşünce, memleket dışına çıkmış, yabancı devletlerin,uluslararası şirketlerin ve bazı terör örgütlerinin gizli ve pis işlerinde profesyonelolarak'vazifeler almaya başlamış. İşinde çok başarılıydı ve namı her yana yayılmıştı.Pavel Novotny ılık nisan güneşinin aydınlattığı otel odasında sinirli sinirli dolaşıyordu.Durum birden hiç ummadığı bir hale dönüşmüştü. Olga'dan aldığı tek kelimelik notu belkiyirmi defa okuduktan sonra cüzdanının içine yerleştirmişti. Olga Şalyapin, Aldatıldıkdemekle neyi kastetmişti acaba? Yolunda gitmeyen neydi? Onları kim aldatmış olabilirdi?Pavel Novotny'nin huzuru kaçmıştı. Hâlâ bunun pek önemli bir şey olmadığını düşünüyordu;Olga'nm kendisini arayarak aydınlatıcı haber vermesini bekliyordu. Nasıl olsa kendisiyletemas kurardı, ayrıca çok önemli bir durum olsa Taksim Meydanı'na da gelmezdi zaten.Saatine baktı. Otele döneli yarım saat olmuştu, ama kadın kendisini aramamıştı henüz.Paniğe gerek yoktu.Olga mutlaka kendisini arayacaktı. Buraya gelmeyecek kadar deneyimliydi, ama irtibatkurar, en azından telefonla arardı.Novotny'nin üstlendiği görevlerin çoğu ekip çalışmasını gerektirirdi ve o da çoğu zaman eskiKGB'den tanıdığı, kendisi gibi teşkilatlarından uzaklaştırılmış, işsiz ajanlarla, ya da dahaucuza gelen ücretlerde anlaşabildiği Drzaven Sigurnost yani Bulgar Gizli Teşkilatı'nınıskartaya çıkardığı elemanlarla çalışmayı tercih ederdi. Son beş senedir faaliyetlerininkarşılığını fazlasıyla hak ediyor ve geleceğini garantilemeye çalışıyordu. Böyle bir iki iş daha

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->