Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
5Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Bu Dinciler O Muslumanlara Benzemiyor - Soner Yalcin

Bu Dinciler O Muslumanlara Benzemiyor - Soner Yalcin

Ratings: (0)|Views: 1,208 |Likes:
Published by Emin Bölükbaşı

More info:

Published by: Emin Bölükbaşı on Feb 14, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/13/2013

pdf

text

original

 
BU DİNCİLER O MÜSLÜMANLARA BENZEMİYORSONER YALÇIN
 İsim isim... Olay olay... İçindekiler  Giriş......................................Birinci bölüm Bizim Müslümanlar ................................İkinci bölüm Kim bu dinciler?...................................Üçünbölüm Dinci liberal ittifak ...............................Dördüncü bölüm Yeşil Gladio.....................................Beşinci bölüm Amerika'daki rk polisleri........................Altıncı bölüm Liberal faşizm...................................Yedinci bölüm Kürt kapanı.....................................Sekizinci bölüm Başbakanın biyografisine bir katkı..................Dokuzuncu bölüm Babalar ve oğullar ...............................Onuncu bölüm Frenhofer olmak ................................Sonsöz ..................................Dizin.................................... Mahalleden, okuldan, gençlik kamplarından, üniversiteden, bekâr evlerinden ve rüzgâra karşı rünen o günlerdenarkadaşım, kardeşim İSMAİL BOZDOĞAN'ın anısına... Giriş Zalim olsa ne rütbe bi pervaYine bünyad-ı zulmü biz yıkarızMerkez-i hake atsalar da biziKürre-i arzı patlatır çıkarız...Namık Kemal "Artık zalimlerin gittiği camiye gitmem bir daha.."Babam bu sözü üç yıl önce söyledi ve o günden sonra bir daha hiç camiye gi tmedi.Babamı tanıyanlar bilir; bu, onun için hiç de kolay alınacak bir karar değildi.Babam seksen üç yaşında. Beş vakit namaz kılmaya on dört yaşında başlamış.Dedesi Mehmet Ali, hocaymış. Mahalle hocası değil öyle, medrese görmüş bir hoca Sultan II. Abdülhamid'in Beşiktaş muhafıYedi-Sekiz HasanPaşa sayesinde eğitimini Beşiktaş'ta bir medresede yapmış.Esmer olduğu için "Kara Molla" denen büyük dedem Mehmet Ali Hoca'nın, evinde büyük bir kütüphanesi varmış. Buradan birçok öğrenci yetişmiş.Babam ilk İslami bilgilerini dedesinden almış. Onun dizinin dibinde yetişmiş.Dedem postnişine hep torununu oturtmak istemiş. Ancak babam, babası gibi tüccarlıkta karar kılş.Evin tek erkek çocuğu olan babam tüccarlığı seçmiş, ama dedesinin yolundan hayrılmamış; ibadetinden ödün vermemiş; beş vakit namazıhiçkaçırmamış. N amaz ibadetini de fırsat buldukça camide yerine getirmiş. Yani babam bildiğiniz cuma-dan cumaya camiye gidenlerden değildi...Şimdi geliniz bu yazın girişindeki o cümleyi bir daha okuy unuz:"Artık zalimlerin gittiği camiye gitmem bir daha.."Babam o günden sonra Şair İkbal'in yazdığı gibi, "Müslümanlardan kaçıp Müslümanlığa sığındı."Altmış altı yıl beş vakit namazıkılan ve her daim camiye giden babama bu ağır sözü kimler, niye ettirdi?O gün babam için ilginç bir günmüş...Önce elli yılı aşkın bir süredir tüccarlık yapanlara ödül verilen bir toplantıda madalyasını almış.  Ardından öğle namazı için camiye gitmiş. Ve imamla tartışmış!Tartışma babamın şu sözüyle başlamış: "Hoca efendi, okuduklarınızın Türkçe mealini söyleseniz de tüm cemaat aydınlansa."Vay sen misin camide "Türkçe" sözünü ağzına alan!Dinci imam küplere binmiş; babamı Müslümanların arasına fitne sokmakla ve neredeyse dinsizlikle itham etmiş.Üstelik cemaatten bazı dinciler de imama destek çıkmış.Hatta biri tutup "bu Halk Partililer hep böyledir" demesin mi?Yaklaşık yetmiş yıldır camiye giden babam şaşkınlık içinde kalakalmış, iyi niyetle söylediği "Hoca Efendi rkçesini söylerseniz herkes anlar"demesinin bu kadar sert tepkiyle karşılanmasına anlam verememiş.Camiden hırsla çıkıp eve gelmiş ve bir daha camiye gitmeyeceğini söylemiş.İbadetin bu derece ifrata vardırılmasını anlayamamış, işte dincilik budur, bö yledir.Bunlar İslam'ı, Kuranıkerim'i herkes anlasın istemiyor. Bunlar Kuranıkerim'in emrettiklerini yapmıyor, yaptıklarına Kuranıkerim'i uyduruyorlar. İşte dincilikbudur.Ve işte bu kitabın yazılmasının nedeni, babamın camiye gitmemesine neden olan bu Allahsız dincilerdir...Bunlar karşımıza yalnızca imam olarak çıkmıyorlar.Her kimlikte örüoruz onları; olitikacı, azeteci, akademisen, olis vs olarak karızdalar.
 
 Bu hurafeci, feodal ümmetçi dinciler, son 300 yıldır emperyalist Batı'nın taş e-ronluğunu yapıyor. Her türlü gelişmenin, yenileşmenin, toplumsaluzlaşmanın önünde dalgakıran rolünü başarıyla oynuyorlar.Bu sömürgeci güçlerin işbirlikçi dincileri, baş davası ahlak olan bizim Müslümanlara inanın hiç benzemiyor...Bu kitap bu farkın anlaşılması için kaleme alınmıştır... Birinci bölümBizim Müslümanlar  Yıkıcı bir dönemden geçiyoruz...İslam'ın "akil adamı", "aksiyoner fedaisi" gibi övgü sözleriyle yüceltilenler, bugün karşıza "tecavüz sanığı" olarak çıkıyor."Calvinci Müslüman" işadamlığına örnek gösterilenler, bugün "dört eş" savunmalarıyla gazetelere manşet oluyor.Mücahitler müteahhit oldu!Son dönemin gündemini oluşturan bu olaylar ve isimler, gerçekte İslamiyet’i temsil ediyor mu?Utanmayı, mahcubiyeti unuttuk mu? Hayır!..Ama ne yazık ki Müslümanlığı varoş kültürüne, avamın iktidarına in-dirgeyenlere karşı çıkacak, cesur Müslüman düşünürleri bugün mumla arıyoruz!Oysa dün vardılar...Ve bunlardan biri de "isyan ahlakı"nın sembol ismi Nurettin Topçu'ydu. Nurettin Topçu, Türkiye düşünce tarihinin, kendine özgü, ilgi çekici, cesur ve omurgalı bir aydınıydı. Ömrü boyunca yazdı ve yazdığı gibi yaşadı.Dincilerde yaygın olan dış dünyayı suçlama tavırlarına karşılık hep içe yönelik özeleştiriler yaptı. Milliyetçiliğe, İslamcılığa ve muhafazakârlığa en serteleştirileri yöneltti."Anadolu Müslüman sosyalizmi"ne inanmış bir entelektüeldi. "Müslümanların"güler yüzlü Mehmet Ali Aybarı'ydı...Felsefeciydi; Fransa'da okudu; Paris Sorbonne'da doktora yaptı. Ahlak kuramcısıydı. Doktora tezi, "İsyan Ahlak'ıydı. Nurettin Topçu'ya göre, İslam dünyasın içinde bulunduğu kötü durumun sebebi, ne siyasi ne iktisadi ne ilmi ne de fikriydi. Asıl sebep, Kuran'ın özüolan ahlakın kaybedilmesiydi.Müslümanlar birtakım geleneksel kuralları titizlikle yerine getirmek te, fakat dü-şünmekten kaçınmaktaydı. "Kuran harikası olan ilahi ahlak, İslam diyarında çoktan gömülmüş tür" diyen Topçu, bunun temel sebebini felsefenin İslam topraklarındankovulmasında buldu.Ona göre, "Din bilgi kaynağı değil, kuvvet kaynağıydı. Dindar adam, başkaları ndan çok şey bilen değil, daha kuvvetli olan insan"dı sadece.Gelenekçi Müslümanların, "Kuran'ın varlığı kâfidir; felsefe insanın inançlarına zarar verir, çünkü sorduğu sorularla insanı şüphe ve inkârın çukurunadüşürebilir" sözlerine şiddetle karşı çıktı:"Felsefe olmazsa Büyük Kitap'ı hakkıyla anlayamazsız, sadece ezberlersiniz.Kuran Allah'ın kitabı, felsefe ise bizim onu anlayacak olan şahsiyetimizin örgüsüdür." Nurettin Topçu Osmanlı'da, İbn Rüşdcü Hocazade ile Gazalici Molla Zeyrek ar asında yapılan tartışmayı, felsefenin tutarsızlığını iddia eden GazaliciMolla Zeyrek'in kazanmasını, Müslüman yozlaşmasının miladı olarak gördü.Ona göre, felsefesiz bir İslam'da, sorumluluk yerini vazifeye bıraktı; ruh düny asın akil adamların yerini ise gözlerini kapayıp vazifelerini yapan görevadamlarıaldı.Toplumsal yaşamdaki gelenekler, örfler, âdetler, kurallar insan hürriyetinin önündeki en büyük engellerdir. Gelenekçi/muhafazakâr, güvenliği özgürlüğetercih etmiş, yaratıcı fikirlerden/hareketlerden vazgeçmiş bir cemiyet adamıdır. Bunlar asır-larca aynı alışkanlığı tekrarlamaktan huzur duyarlar. Örflerinideğiştirmek, onların bir uzvunu kesmek gibidir. Nurettin Topçu, isyan ahlakı teorisini açıklarken ideal tip olarak, "Ben Hakk'ım"dediği için işkenceyle öldürülen tasavvufun meşhur şehidi Hallac-ı Mansur'u, Müslüman akılcılığının önderi İmamıazam'ı örnek aldı.İslam'ın geleneksel ve resmi yorumlarıyla sürekli hesaplaşan Topçu'ya göre, tasavvuf düşüncesinin temeli vahdet-i vücut, ahlaklılığın en yücemertebesiydi. Bu anlayışı onu, "kentli" Gümüşhanevi Dergâhı'na götürdü. Dergâhın "rahlei tedrisatından"geçti. Bu "sınav" onu Doğu-Batı kültürü sentezine ulaştırdı.Burada bir parantez açayım:Nakşibendilik, Türkiye'de bir bütün olarak ele anmaktadır. Yanlış tır. Bu nedenle "kentli" sözcüğünü sosyolojik anlamda, Türkiye'deki Nakşibendiliğin,"köylü-KürtHalidiye kolu" ile "kentli-Türk Gümüşhanevi ekolü" arasında farklar olduğunu göstermek için kullandım.[1] Bu nedenledir ki, "kentli" AbdülazizBekkine, kadınların siyah çarşafı atıp manto giyebileceğini söyleyebilmiştir.Ahlak felsefesi Nurettin Topçu'yu aynı zamanda sosyalizmle/toplum culukla buluşturdu. Onun yolu, bugün sağlıksız atölyelerde sigortasız, aç susuz,on sekiz saat köle gibi çalıştılan binlerce başörtülü kızımızın mağduriyetini görmeyip, meseleyi hep üniversite-türban ikileminde tartışan günümüzdincileriyle aynı değildi kuşkusuz. Nurettin Topçu antikapitalistti. Bazı dinciler gibi yeşil sermayeye de "bizdendir"diye övgüler sıralamadı.İnsanların bir kısmının diğer kısmına köle gibi yaşaması ruhi hürriyeti ortadan kaldırıcıdır. Bir zümreyi esir, öbürünü zalim yapan eşitsizlikten kurtulmakistiyoruz.Eşitlik ahlaki bir idealdir. Eşitlik merhamet davasıdır.Bugünkü Müslümanlar büyük sanayi medeniyetinin insanı makineleştiren ve makineye esir yapsın zulmüyle el ele vermiş bulunuyor. İnsanlığın beş binyıllık ruh ve vicdan eserini inkâr ederek düşünmeyi günah sayan, sefaleti din diye tanıtan gerilik ile taassup, bu zulme sığınmış bulunmaktadır. Sosyalizmin tek biçiminin Marksizm olmadığını vurgulayan Nurettin Topçu, "Ne için sosyalizm?" sorusunu şöyle yanıtlıyordu: Yürekler acısı bir cemiyet düzeni karşısında duygusuz gönüllerde paslı vicdanların durup durup "Ne için sosyalizm" dediklerini duyuyoruz. Her mahalleden bir milyoner çıktı ve bu zillet ilerledi. Şimdi her beldede binlerce sefalet barınırken, her köşe başında bir tanesi türeyerek kendi duygusuz vearsız saadetleriyle övünen, Batı'nın binlerce lüksüne hayran vicdansız milyonerlerin arsızlığından nefreti insanlara öğretmek için!..İ ahlanın ve alıma duusunun deerini kazan hünerile badele ettik.
 
Çalışmayı aşk ve ibadet sayan İslam ahlakı, kolaylıkla Amerikan pragmatizminin tilki zihniyetine feda edileli. Topçu'ya göre sosyalizm, çiğnenmesi halinde Allah'ın da affedemeyeceğini bildirdiği kul hakkın müdafaasıydı. "Bizim sosyalizmimiz İslam'ın takendisidir" diyordu.Cesurdu. İçinde bulunduğu milliyetçi-muhafazakâr cemaatin/grubun antikomünist olduğu Soğuk Savaş döneminde bir Müslüman'dan beklenmeyecekkadar sosyalizm üzerine odaklandı.Sosyalist kavramından duyulan tiksintiyi, iktisat ve sosyoloji cehale ti ile vicdan ve kalp terbiyesinin yokluğu olarak nitelendirdi."Amerika komünizme düşmandır; komünizm de İslamiyet'e düşman olduğu için Amerika'yı desteklemek her Müslüman için vaciptir. Pek güzel mantıkdoğrusu. Arist o-teles işitmiş olsaydı hayran olurdu!"Nurettin Topçu'nun dinci basma da söyleyecek sözü vardı:Şimdi son yıllarda dini neşriyat serbest olunca ortaya öyle bozuk, öyle çürümüşbir maya çıktı ki. Bu neşriyatın cehalet, ticaret ve düşüklükten berbat bir eser verdiğini hiç çekinmeden söyleyeceğim. Bunlar yirminci asrın buhranlıhayatın, halli fikir ve felsefe meziyetlerine şiddetli muhtaç olan meselelerinin karşısına, ilkçağların insanlarıbile güldürecek bir iptidailikle çıktılar. Kimiküçük çocuklar için masal olacak meseleler bunların sermayesidir. Lakin esas meseleleri ticaret yapmaktır. Çağdaş Derviş Nurettin Topçu dinciliğin ne olduğunu ne güzel anlatıyor; Bunlar cam arkasından sakal öperek rka takdis etmede dindarlık var sandılar, insanın nefesinden şifa umdular. Medeni nikâhı eksik bulup imam nikâhında keramet aradılar. Tespih sayısında hikmet buldular. Günahlarırakamlarla ölçtüler. Duaları sesli yaptılar. Merasimle ruhlarını tatmin ettiler. Böylelikle eşyanın hayatına sayıları tatbik etmekle muazzam bir dini matematiksistemi meydana çıktı. Bu matematiğe sadakat imamın şartı oldu. Dinden bütün ruh sıyrılarak kendisiyle hiç alakası kalmayan bir is-kelete iman adı verildi. Bugün içinde yaşadığız ahlaki yozlaşmayı bu sözlerden başka ne anlatabilir?..Peki, hem Müslüman olup hem de sosyalizmde ısrar eden Nurett in Topçu kimdi?Baba tarafı Erzurumluydu. Dedesi Osman Efendi, Erzurum'un Rus lar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk etmiş, "Topçuzade" lakabınıalmıştı.Babası Topçuzade Ahmet Efendi tahıl alım satımı yapıyordu. Sonra canlı hayvan ticaretiyle işini büyütüp İstanbul'a yerleşti.İlk evleri Süleymaniye'de, ahşap bir binaydı.Annesi, Eğinli Kasap Hasan Ağa'nın kıFatma Hanım, Nurettin Topçu'yu bu e vde 7 Kasım 1909'da doğurdu.Harp yıllarında Ahmet Efendi'nin işleri bozuldu. Çemberlitaş'ta bi r eve taşındı-lar. Ahmet Efendi kasap dükkânı işletmeye başladı.Nurettin Topçu, altı yaşında Bezmiâlem Valide Sultan Mektebi'nin ana kısmına yazdıldı. Sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi'ne (şimdikiİstanbul Lisesi civarında) verildi. Mektebi birincilikle bitirdi.Aynı başarıyı Vefa Lisesi'nde de gösterdi. Sınıfları hep birincilikle bitirdi.Bu arada babasını kaybetti.Baba kaybı onu biraz daha içedönük biri yaptı. Felsefeye ve bir sandık içinde kitap, gazete toplamaya o yıllarda eğilim gösterdi.Mustafa Kemal'in Milli Eğitini Bakanlığı'na verdiği direktifle, başarılı öğrencilerin yurtdışına gönderilme uygulamasından yararlandı, 1928'de Fransa'yagitti. İlkyazıdenemelerini, nakledildiği Bordeaux'daki lisesinde eğitim görürken kaleme aldı ve üye olduğu Sosyoloji Cemiyeti'ne gönderdi.İki yıllık eğitim sonucunda psikoloji sertifikası alıp Strasbourg'a geçti. Ünivers itede felsefe eğitimi gördü. Sanat tarihi lisansı yaptı.Bu arada tasavvuf tarihçisi Louis Massignon'la tanıştı.Strasbourg'da doktorasını hazırlayan Topçu, Paris-Sorbonne'a gitti; doktorasınıverdi. Bu üniversitede felsefe doktorası veren ilk Türk öğrenci oldu.1934'te yurda döndü. Galatasaray Lisesi'nde felsefe öğretmeni olarak görev aldı.TBMM'nin birinci dönem muhalif milletvekillerinden Hüseyin Avni Ulaş, babasının dostuydu. Çemberlitaş'taki eve sık sık gelip gidiyordu. Topçu küçükyaştan beri bu zatın tesiri altında kalmıştı.Yurda döndükten sonra Hüseyin Avni Ulaş'ın kızı Fethiye Hanım'la evlendi. D ü-ğün günde, şimdiki İzmir Atatürk Lisesi'ne (o zamanki adıyla İzmir Erkek Lisesi) t ayin emri geldi.Hareket dergisini İzmir'de bulunduğu dönemde yayımlamaya başladı. Nurettin Topçu'nun ideolojik kökü Osmanlı'da da yok değildi: II. Meşrutiyet'ten sonra Vazife dergisini çıkaran Nüzhet Sabit, yurtseverlik ile sosyalizmibirleştirmişti.Raşit Hatipoğlu ise 1930'larda çıkardığı Dönüm dergisinde kooperatifçiliği ve yerli sosyalizmi savunmuştu.Nurettin Topçu "Çalgıcılar Yine Toplandı" isimli makalesinden dolayı açılan s oruşturma üzerine Denizli'ye sürgün edildi. Daha sonra HaydarpaşaLisesi'ne tayini çıktıve bir müddet sonra da Vefa Lisesi'ne geçti.Bu arada eşinden ayrıldı.Çocukluk arkadaşı Sırrı Tüzeer vasıtasıyla, Nakşibendi Gümüşhanevi Dergâhının şeyhleri Serezli Hasip Yardımcı ve Kazanlı Abdülaziz Bekkine'yletanıştı. Dergâha bağlandı.Celal Ökten Hoca'dan İslami ilimler, kelam ve islam felsefesi konularında fayda-landı. Daha sonra imam-hatip okulların kuruluşu sırasında CelalÖkten'le mesai arkadaşğı yaptı.Son olarak İstanbul Lisesi'ne tayin olan Nurettin Topçu, 1974 nda buradan emekli oldu.Bir süre Edebiyat Fakültesi'nde Hilmi Ziya Ülken'in kürsüsünde ey lemsiz do-çentlik yaptı. "Bergson" üzerine doçentlik tezi hazırladı. Fakat kendisine kadro verilmedi. 27 Mayıs 1960'a kadar uzun yıllar Robert Kolej'de felsefe ve sosyoloji okuttu.27 Mayıs'tan sonra devrim aleyhtarı bulunarak buradaki görevine son verildi.Fikri faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Cemiyeti, Milliyetçiler Derneği ve Türkiye Milliyetçiler Derneği'nde sürdürdü. Ancak sosyalistolduğu gere k-çesiyle sürekli ağır tehditlere maruz kalması sonucu bu derneklerle ilişkisini kesti.1967'de Ezel Elverdi, Mehmet Doğan, Davut Özer gibi arkadaşlarıyla Milliyetçi Toplumcu Anadolucular Derneği'ni kurdu.Otuzu aşkın kitap ve broşür yazdı. 1939'dan 1975'e kadar sayısız makaleye imza attı.1975'in nisan ayında hastalandı. Hastalığının teşhisinde güçlük çekildi. Pankre-as kanserine yakalandığı ameliyatta belli oldu.10 Temmuz 1975'te vefat etti. Fatih Camii'nde kılınan namazdan sonra Topkapı'daki Kozlu Mezarlığı'na defnedildi. Nurettin Topçu inanmış bir adamdı. Sosyalistti/toplumcuydu. İyi bir Müsl üman'dı.Onun gibi kişilik abidesi Müslüman idealistleri bugün mumla arıyoruz. Ama N urettin Topçu yalnız değildi.

Activity (5)

You've already reviewed this. Edit your review.
Aalfaa Beta liked this
1 thousand reads
1 hundred reads
Harbi Öztürk liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->