Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Steven Spielberg Üçüncü Türle Yakın İlişkiler

Steven Spielberg Üçüncü Türle Yakın İlişkiler

Ratings: (0)|Views: 65 |Likes:
Published by Dos Err

More info:

Published by: Dos Err on Apr 18, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as TXT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/18/2011

pdf

text

original

 
STEVEN SPIELBERGÜçüncü Türle Yakýn ÝliþkilerÜçüncü Türle Yakýn iliþkiler (Close Encounters of the Third Kind) adlý bu kitapta anlatýlalnýzca hayal ürünü olabilir mi? Bu sorunun cevabý katin olarak «Hayýmdýr. Eðer elimizdekive bilgilere inanýyorsak tabii...Tanýmlanmamýþ Uçan Cisim Deneyimi (UFO Experience) adlý kitabýn onuncu bölümü Clost Encouhe Third Kind adýný taþýmaktadýr. Bu bölümde, Tanýmlanmamý) Uçan Cisimler ve sakinleriylearýn, gerçek deneyimler olduðunu ileri sürdükleri birçok olayýn öyküsü yer alýr. Dünyanýnaber, mektup ve raporlarýn bir derlemesi de diyebiliriz buna. Dolayýsýyla bu kitapta anlatýlan olaylar, kýsmen gerçek bilgilere dayanmaktadýr. Romanda özellikle «bu dünyaya alyan» görüntüler, bize gönderilen raporlardaki bu tür varlýklarýn tanýmlanmalarý temel alýnTanýmlanmamýþ Uçan Cisimler ve sakinleriyle ilgili on bir bin olayýn yer aldýðý bir katarlýðý, romanýn Üçüncü Türle Yakýn Ýliþkiler adýndaki «üçüncü» sözcüðünü açýklýða kavuþturlerde, bu kitabýn konusunu oluþturan üçüncü bir tür sözkonusudur.Ayný þekilde birinci ve ikinci türler de vardýr. Birinci türde insanlar, Tanýmlanmamýþ Uçre yaklaþmýþ, ama ne Ýçindekileri görmüþ, ne de onlarla herhangi bir iliþkide bulunmuþlar-se Tanýmlanmamýþ Uçan Cisimler varlýklarýný belli edecek açýk bir iþaret býrakmýþlardýr., dertop edilmiþ bitkiler, kýrýlmýþ aðaç dallarý, hatta radyasyon etkileri gibi...Bazen bu belirtiler hayvanlarda da görülebilir. Örneðin, Tanýmlanmamýþ Uçan Cisimlerin etkalan ineklerin olaydan sonraki günlerde süt vermedikleri olmuþtur. Ya da cansýz dünyanýnbu cisimlerden etkilendiði görülmüþtür. Hareket halindeki araçlarýn motorlarý, parlak ýþlerinden ya da yakýnlarýndan geçtiði zaman ansýzýn durmuþ, o cisim uzaklaþýnca yeniden çaYakýn iliþkilerin ikinci türü özellikle bilimsel açýdan ilginçtir. Çünkü bunlar la bora tbilmemizi mümkün kýlmýþ, yani etkilenmiþ topraklarý veya bitki Örneklerini, yanmýþ yapraklllarý analiz edebilmemizi saðlamýþtýr.Tanýmlanmamýþ Uçan Cisim fenomeni gerçekten vardýr. Doðal cisim ve olaylarýn yanlýþ tanýmn sahte bilgiler, þaka ya da alay olsun diye verilen asýlsýz haberler bir kez ayýklandý mýgeriye, ciddi bilimsel araþtýrmaya saðlam ve önemli bir temel oluþturan açýklanmamýþ bilglar kalmaktadýr. Bunlarýn yalnýzca fizikçiler tarafýndan deðil, ayný zamanda sosyologlar vikologlarca, da bilimsel açýdan incelenmeleri gerekmektedir.Tanýmlanmamýþ Uçan Cisimlerin araþtýrýlmasý ve incelenmesi gerçekten çeþitli uzmanlýk dalktiren bir konudur. Ve Tanýmlanmamýþ Uçan Cisimler Araþtýrma Merkezi Ýþte bu yaklaþýmla Tasimler sorununu çözmeyi amaç edinmiþtir. Eðer biri çýkar da, «Neden bu sorunu çözmek gereorarsa, bilim tarihi yüzyýllar boyu bu tür sorulara vermiþ olduðu cevabý tekrarlar: Salt bimsel araþtýrmalar hemen her zaman insansoyunun ilerlemesine ve refahýna yol açmýþtýr. Biaraþtýran yolun bizi nereye götüreceðini asla bilemeyiz ki...Dr. T. Allen Hynek Tanýmlanmamýþ Uçan Cisimler Araþtýrma Merkezi BaþkanýBÎRÎNCÎ BÖLÜMÇölün kum ve kuru otlardan oluþan kör edici anaforundan yedi belirsiz þekil çýktý. Görüntpüsküren kum deryasý içinde bir görünüp bir kaybolan yedi þekil... Küçük bir Kuzey MeksikaSonoyita'nýn hemen dýþýnda þaþkýna dönmüþ üç federal polis bekleþiyordu. Katýrlarý baðlýhuysuzlaþarak yularlarýný çekiþtiriyor, çevrelerine çifteler atýyorlardý. Onlar da olaðanüvarlýðýný sezmiþlerdi sanki... Yaklaþan þekiller þimdi çölün bu ýssýz kavþaðýndaki Ýlk birlardý.Tam tepedeki güneþ vaktin öðle olmasýna karþýn kan kýrmýzýydý. Týpký tuðlalarla çevrilmiþskiden kalmýþ bir Coco-Cola reklamýndaki güneþ gibi... Kum bulutundan çýkan ilk þekil uzunbiriydi. Meksikalý polislere baþtan savma bir selam verip Ýspanyolcayý katlederek sordu. «Ýlk gelenler bizler miyiz?» Haki renkte bir elbise giymiþ, Rommel gözlükleri takmýþ olayüzünü bir deri parçasýyla örtmüþtü. Hangi ulustan olduðu belli deðildi. Okulda öðrenilen«Ýlk biz mi geldik?» diye sorusunu yineledi.STEVEN SPIELBERGÞaþkýnlýktan dilini yutmuþ gibi görünen polis baþýyla güneyi iþaret ederek karþýlýk verdi.oktan varolmuþçasýna baþka bir kâþif grubu belirmiþti. Böylece 1973 yýlýnýn ortalýðý kasýpiki ekip Sonoyita"nýn hemen dýþýnda buluþmuþ oldu. On dört kiþi kýsaca ve sessizce el sýk«Fransýz çevirmen yanýnýzda mý?» Yüzü örtülü adamýn sesinden Amerikalý olduðu anlaþýlýyoree'den olabilirdi. «Evet, efendim. Fransýzca bilirim ama mesleðim çevirmenlik deðil.» Konkinci grubun en kýsa boylusuydu. Sesinden de hafif bir korku 'belirtisi seziliyordu. Rüzgârýn uðultusunu bastýrmak için sesini yükselten David Laughlin, þimdi daha bir önem
 
u. «Mesleðim topografyadýr. Yani harita çizerim.»«Ýyi Fransýzca bilir misiniz, efendim? Ýngilizceden Fransýzcaya, Fronsýzcadan da Ýngilizceiri yapabilir misiniz?»«Eðer yavaþ konuþur ve asýl iþimin bu olmadýðýný düþünürseniz, evet.» O sýrada baþka biritacýya elini uzatýp Fransýz asýllý olduðunu belli eden bozuk bir Ýngilizceyle konuþtu. «S.. Loog-oh-line?» «Þey... Laughlin,» diye kibarca düzelterek uzatýlan eli sýktý Laughlin.sesinde karþýsýndakini yumuþak ve dikkatli cevaplar vermeye davet eden bir hava vardý.«Ah, oui.» Fransýz özür dilercesine kendi kendine hafifçe güldü. «Oui, oui, pardon,» diyeuþmasýný sürdürdü. «Ne zamandan beri bizimle çalýþýyorsunuz. Bay Laughlin?»ÜÇÜNCÜ TÜRLE YAKÝN ÝLÝÞKÝLERLaughlin bu soruyu gururla ve sözcükleri dikkatle seçerek yanýtladý.«Ülkemin Fransýzlarla birleþtiði 1969 yýlýndan bu yana... Montsoreau görüþmelerine katýldbaþarý kazandýklarý o hafta vardý ya... Sizi kutlarýrn, Bay Lacombe.» Lacombe gülümsedi.ekip bunca yolu teperek görmeye geldikleri þeye bir an önce ulaþmak için sabýrsýzlanýyofarkeden Lacombe hýzlý hýzlý yürümeye baþladý. Bu arada Laughlin'le de elden geldiðince h. Lacombe ekibin baþka bir üyesine el salladý. Lacombe'un fedaisi Robert Watts, birkaç saniye içinde onlara yetiþti.«Robert, ecoute Mösyö Laugh-o-line.»«Peki, efendim.»«Size þimdi Fransýzca söylediklerimi Robert'e Ýngilizce olarak tekrarlayýn, Bay Laugh-o-lAlors.» Lacombe çabuk çabuk Fransýzca bir þeyler söyledi, Laughlin de konuþulan her sözcan Robert'e Ýngilizce olarak aktardý.«Söyleyeceklerimi yalnýzca çevirmekle kalmayacak,» diye tane tane konuþtu Lacombe. «Duygulaktaracaksýnýz. Her þeyin tam anlamýyla anlaþýlmasýný istiyorum.»Meksikalý federal polisler ilerde, þimdi saatte yetmiþ kilometre hýzla esen rüzgârýn altýnirdiði bölgede bulunan bir þeyleri iþaret ederek baðýrýp çaðýrýyorlardý. Herkesin gözü tlanýklaþmýþtý ki, arasýra görünüp kaybolan ilk cismi on, on iki metre kanat açýklýðý olaniler. Adamlar yaklaþtýkça, bu hayalet þekil yirmi dört saat önce söylenti olarak iþittiklamaya baþladý.Üzerinde tekerleklere, kanatlara, kuyruða ve perva-STEVEN SPiELBERGÜÇÜNCÜ TÜRLE YAKIN ÝLÝÞKÝLERneye benzer þeyler olan garip bir cisim yolun üstüne oturmuþtu sanki. Yan taraflarýnda iþler ve kanatlarýnda numaralar vardý. Arkasýnda da kýzýl rüzgârýn kesilir gibi olduðu anlaren, ayný cisimden altý tane daha duruyordu. Bunlar Ýkinci Dünya Savaþýndan kalma. Deniz Ktlerine ait Grumman TBM Ýntikamcý tipi torpito bombardýman uçaklarýydý.. Keþif ekibi kalakalmýþtý. Lacombe beþ, on adým atarak tozlanmýþ gözlüklerini alnýna kaluzur içindeydi þimdi. Gördükleri onu pek etkilememiþ gibiydi. Fransýzýn yüzü seyrek kýr sagörünüyordu. Burun deliklerinin iki yanýndan aðzýna doðru inen derin çizgiler vardý. Bu çapacaðýna karar verdiði zamanlarda daha da derinleþirdi. Lacombe derin bir soluk alýp elin tersiyle dilindeki tozu sildikten sonra, eline sterilize edilmiþ polietilen bireldiven geçirerek La-ughlin'e ilk emri verdi. Laughlin söylenenleri kýsa bir süre dinledikten hemen sonra baþýyla onayladý ve orada bulunanlara baðýrdý.«Motor gövdelerinin üzerindeki numaralarý istiyorum.» Laughlin bir an için emri doðru çevirmediði konusunda kuþkuya düþtü. Ama herkes ne yapacaðýný anlamýþtý. Birkaç saniye içindara ve kuyruða týrmanýp, ellerindeki tornavida ve, benzeri aletlerle kapaklarý açmaya baþle. Hepsinin elinde Playtex eldiven vardý. Teknisyenlerden biri pilot mahallinin camýný geriye doðru kaydýrarak açtý. Cam direnmeden kolayca açýlývermiþti. Üzerinde kaydýðýr yeni gibiydi. Teknisyen polietilen eldivenli elinde tuttuðu ameliyat kýskacýyla kontrol tablosunun altýna tutturulmuþ olan bir takvimi çýkardý. Takvimin üzerinde bir tanýtmaunuyordu: Trade Winds Bar, Pensacola,Florida. Ama en ilginç yaný üzerindeki tarihti.«Bay Lacombe,» diye baðýrdý teknisyen. Keþfinden, dolayý soluðu kesilmiþti. «Mayýs ayýnýLacombe söylenenleri çevirmesi için dosdoðru Loughlin'in yanýna gitti. Ama teknisyen dahabuk davranmýþtý. «Takvim 1945 mayýsýndan aralýk ayýna kadar.»Lacombe iþte bu Ýngilizce sözleri çok iyi anlamýþtý. Laughlin'e dönüp sesini yükselterek khlin de söylediklerini herkese Ýngilizce olarak tekrarladý.«Bakýn bakalým, yakýt var mýymýþ depolarda?.. Bir de benzinin yanýp yanmadýðýný kontrol ed
 
Laughlin'in yanýnda duran fedainin þaþkýnlýktan kollarý iki yanýna sarkmýþtý.«Tanrým, bu yavrular olduklarý gibi duruyorlar!» diye güneyli þivesiyle haykýrdý. Sesi zafrdu.«AE 3034567. Tanrý cezasýný versin! AE 29930404. Yuh be! AE 335444536. Olur þey deðil!» Lain aradaki sözcükleri atlayarak numaralarý çevirdi yalnýzca. Biri de bunlarý kâðýt üzerinla karþýlaþtýrýyordu.«Motor gövdeleri üzerindeki numaralar birbirini tutuyor. Kanat numaralarý da.» Adamlardaneri Grumman' in iniþ ýþýklarýný denerken, Lacombe'un gözleri parlýyordu. Iþýklar tozdan yoki yarým daire oluþturuyorlardý.«C'est possible? Mümkün mü bu?» Lacombe kollarýný iki yanýna vuruyor, Laughlin de sarhoþrt'i, fedaiyi dürtüyordu.«Beni kendime getirir misin?» Robert öne eðilip sýr verir gibi, «Uçuþ numarasý 19,» dedi.«Evet?»«Uçuþ numarasý 19. Hatýrlamadýnýz mý? 1945'in mayýs ayýnda manevralar için Pensacola'donSTEVEN SPIELBERGÜÇÜNCÜ TÜRLE YAKIN ÝLÝÞKÝLERfiloydu bu. O günden beri onlarý bir daha gören olmadý. Bugüne dek. Düþünebiliyor musunuz?«Peki ama pilotlar nerede? Ya mürettebat?» Robert bu sorunun yanýtýný bilmiyordu kuþkusuz.omuzlarýný silktiði anda anlaþýlmaz bir baðýrýþma koptu az ötede. Lacombe fýrladý. LaughlMeksikalý polisler birinin baþýna üþüþmüþlerdi. Birkaç metre ilerdeki binanýn giriþinde kümuþ duruyordu. Polislerin þamatayý kesmeye niyetleri yoktu. Paniðe uðramýþ gibiydiler. Layardým istercesine Laughlin'den yana baktý; o da gülümsemek zorunda kalarak, «Je ne parlepas espagnol. Français et anglais seulement. Ýspanyolca bilmem. Yalnýzca Fransýzca ve Ýngilizce,» dedi.Bay Tennessee - Ohio konuþtu. «Söylediklerine göre bu adam buradaymýþ. Ýki gündür burada orlar. Her þeyi görmüþ.»Lacombe ve ötekilerin umabileceklerini aþýyordu bu. Fransýz bir dizinin üzerine çöküp sonyumuþak bir hareketle adamýn çenesini sterilize eldiveniyle tuttu. Meksikalý hemen baþýndý. Adamcaðýz aðlýyordu ama Lacombe'u asýl þaþýrtan bu olmadý. Adamýn yüzünün yarýsý panckemiðine kadar fiske fiskeydi. Laughlin'in þimdiye dek gördüðü en korkunç güneþ yanýðýydý'nýn kýzgýn güneþine alýþýk köseleleþmiþ ciltler düþünülürse... Meksikalýnýn elleri titren pis bir koku, adamýn kaskatý olmuþ pantolonuna bakmasýna neden oldu. Bu pantolona birsüre önce iþenmiþti. Meksikalý konuþmak için baþýný kaldýrdýðýnda, iradesi dýþýnda yenidesinde bir þeyler vardý. Dudaklarýný oynatýyor, konuþmak için soluðunu ses tellerinden çyor, bir þeyler söy-lemeye çalýþýyordu. Sonunda birtakým anlaþýlmaz Ýspan yolca sözcükler mýrýldanabildi. Gözynmýþtý.«Qu'est-ce qu´il dit? Ne diyor?» diye sordu Lacombe soluk soluða. Laughlin Ýspanyolca bilen Amerikalýya döndü. Ama o da bir þey anlamamýþ olacak ki, ayaklarýnýn dibinde yatan et vyýðýnýný sarsarak soru sormaya devam etti. Adamýn boðazýndan ayný anlaþýlmaz guruldamalausu da dayanýlmaz bir hal almýþtý. Lacombe sabýrlý bir adamdý ama Amerikalý her seferindri ýsrarla kendine saklar gibiydi. Laugh lin araya girdi. «Ne söylüyor?» Amerikalý kaþlarýak içini çekti. Ve adamýn sözlerini çevirdi. «Dün gece güneþin geldiðini ve ona þarký söylÜÇÜNCÜ TÜRLE YAKIN ÝLݧKÝLERÝKÝNCÝ BÖLÜMDört yaþýndaki Barry Guiler uykusunda huzursuzdu. Yatak odasýnýn yarý açýk penceresinden efif Indiana meltemi perdeleri havalandýrýyordu. Odada yumuþak ama sürekli bir uðultu vardu ses Barry'nin uykusunu bölüyordu. Ansýzýn hafif kýrmýzý bir ýþýk yüzünde dolaþtý., BarryYataðýn yanýndaki kerevetin üzerinde duran pilli oyuncaklardan biri hareket etmeye baþlambir Frankenstein canavarýydý. Kulaç atmak istercesine kollarýný kaldýrýnca pantolonu düþr kýpkýrmýzý kesiliyordu.Barry gözlerini Frankenstein'dan ayýrmadan yataðýnda doðruldu. Sonra oturup çevresine baka oraya buraya atýlmýþ pilli oyuncaklarla doluydu: Bir tank, roketler, sireni ve tepesindeki trafik ýþýðýyla bir polis arabasý, bir Boing 747 uçak modeli, merdivenlere týrmananileriyle yangýn söndürme ekibi ve arabalarý, sokak lambasýna dayanmýþ, elindeki þiþeyi kaf

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->