çözümünü kamuoyuna sunmas
ı
çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine kar
ş
ı
da ele
ş
tirilerolacakt
ı
ve oldu. Ancak tart
ı
ş
malar
ı
n ard
ı
arkas
ı
kesilmedi
ğ
i gibi imlâm
ı
zdaki istikrar da birtürlü sa
ğ
lanamad
ı
. Bütün bunlar
ı
göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni bask
ı
için
İ
mlâ K
ı
lavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri aras
ı
ndan 7 ki
ş
ilik birkomisyon olu
ş
turuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatç
ı
iki üyesi de komisyona davetedildi. Bazen haftada birkaç defa toplan
ı
larak iki y
ı
la yak
ı
n süreyle k
ı
lavuz üzerinde çal
ı
ş
ı
ld
ı
.Komisyonun haz
ı
rlad
ı
ğ
ı
taslak, dört gün boyunca 40 ki
ş
ilik Bilim Kurulunda tart
ı
ş
ı
ld
ı
vetasla
ğ
a son
ş
ekil verildi.Komisyon, yeni bask
ı
da, a
ş
a
ğ
ı
daki hususlar
ı
n göz önünde bulundurulmas
ı
na karar vermi
ş
ti:1.
İ
mlâ kurallar
ı
mümkün oldu
ğ
u kadar kesin olmal
ı
ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili
ş
ekillere ve ihtimallere izin verilmelidir.2.
İ
mlâ K
ı
lavuzu üzerindeki ele
ş
tiriler de dikkate al
ı
narak uzla
ş
mac
ı
bir yol tutulmal
ı
d
ı
r. Yenide
ğ
i
ş
ikliklerle yeni bir istikrars
ı
zl
ı
ğ
a yol açmak yerine imlâm
ı
zda az çok gelenekle
ş
mi
ş
hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere ayk
ı
r
ı
da olsa gelenekle
ş
mi
ş
yaz
ı
l
ı
ş
lar tercihedilmelidir.3.
İ
lkeler mümkün oldu
ğ
u kadar ayr
ı
nt
ı
l
ı
olmal
ı
ve bol örneklerle aç
ı
klanmal
ı
d
ı
r.4. K
ı
lavuzun dizin bölümü geni
ş
tutulmal
ı
, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlas
ı
n
ı
kapsamal
ı
d
ı
r. Dizine bakan okuyucu, biti
ş
ik ayr
ı
demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukar
ı
daki kararlar
ı
n uygulanmas
ı
tabiî ki kolay olmam
ı
ş
t
ı
r. Özellikle ilkelerle gelenekle
ş
mi
ş
yaz
ı
l
ı
ş
lar aras
ı
ndaki çeli
ş
ki bizi sürekli olarak zorlam
ı
ş
t
ı
r. En büyük s
ı
k
ı
nt
ı
n
ı
n da birle
ş
ik kelimelerde ortaya ç
ı
kt
ı
ğ
ı
görülmü
ş
tür. Birle
ş
ik kelimelerdeki biti
ş
ik yazma e
ğ
iliminin s
ı
n
ı
rtan
ı
maz bir
ş
ekilde yayg
ı
nla
ş
mas
ı
kar
ş
ı
s
ı
nda bunu s
ı
n
ı
rlay
ı
c
ı
bir kural
ı
n getirilmesi
ş
artolmu
ş
tu. Yanl
ı
ş
e
ğ
ilimi yayg
ı
nla
ş
t
ı
ran dü
ş
ünce
ş
uydu:
İ
ki veya üç kelimeden olu
ş
an bir yap
ı
; yeni bir nesne, kavram veya hareketi kar
ş
ı
l
ı
yorsa biti
ş
ik yaz
ı
l
ı
r. Bu durumda masa saati,duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri,
ş
i
ş
kebab
ı
, ku
ş
uçu
ş
u,lâvanta mavisi, kefal bal
ı
ğ
ı
, muhalefet partisi, örümcek a
ğ
ı
, pul biber, yok etmek, var olmak,arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin biti
ş
ik yaz
ı
lmas
ı
gerekecekti. Bir k
ı
sm
ı
yaz
ı
lmaya ba
ş
lanm
ı
ş
t
ı
bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri kar
ş
ı
layan birle
ş
ik kelimelerdi; ama Türk imlâ gelene
ğ
inde bunlar
ı
biti
ş
ik yazmak yoktu. Üstelik bunlar
ı
biti
ş
ik yazmak Türkçenin yap
ı
s
ı
na da uygun dü
ş
müyordu; biti
ş
ik yaz
ı
lan kelime, tek kelime gibialg
ı
lan
ı
yor ve vurgunun yeri de
ğ
i
ş
tirilebiliyordu. Kara borsa ve ya
ş
çay kelimelerini biti
ş
ik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kayd
ı
rarak dilimizin vurgu sisteminibozuyorlard
ı
. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle de
ğ
il, ikikelimeyle kar
ş
ı
layan bir dildi ve bugüne kadar oldu
ğ
u gibi bunlar
ı
n ayr
ı
yaz
ı
lmas
ı
nda hiçbirsak
ı
nca yoktu. Bu bak
ı
mdan komisyonumuz, öncelikle biti
ş
ik yaz
ı
lan birle
ş
ik kelime ile ayr
ı
yaz
ı
lan birle
ş
ik kelime kavramlar
ı
n
ı
birbirinden ay
ı
rd
ı
ve biti
ş
ik yaz
ı
lanlara biti
ş
ik kelimedenmesini uygun gördü. Ses dü
ş
mesi, ses türemesi ve vurgunun yer de
ğ
i
ş
tirmesiylekayna
ş
m
ı
ş
hâle gelen biti
ş
ikler d
ı
ş
ı
ndaki biti
ş
ik kelimeler için
ş
u kural
ı
getirdik: Kelimelerdenbiri veya ikisi, birle
ş
me s
ı
ras
ı
nda benzetme yoluyla anlam de
ğ
i
ş
mesine u
ğ
rarsa bu tür birle
ş
ik kelimeler biti
ş
ik yaz
ı
l
ı
r. Demek ki biti
ş
ik yaz
ı
lmak için yeni bir kavram
ı
kar
ş
ı
lamak yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam de
ğ
i
ş
mesine u
ğ
ramas
ı
ş
art olacakt
ı
ve bude
ğ
i
ş
ik anlam, kelimenin yaln
ı
zken ta
ş
ı
d
ı
ğ
ı
anlamlardan biri olmayacakt
ı
; birle
ş
me s
ı
ras
ı
ndaortaya ç
ı
kacakt
ı
. Söz geli
ş
i kap
ı
kolu, kap
ı
'dan da kol'dan da farkl
ı
yeni bir nesnenin ad
ı
d
ı
r;ama birle
ş
i
ğ
i olu
ş
turan her iki kelime de kendi anlam
ı
n
ı
korumaktad
ı
r. Kol kelimesi "insan
ı
nkolu" anlam
ı
nda olmad
ı
ğ
ı
için ilk bak
ı
ş
ta anlamca farkl
ı
la
ş
m
ı
ş
görünüyorsa da kol'un buanlam
ı
yaln
ı
z kullan
ı
ld
ı
ğ
ı
nda da mevcuttur; anlam farkl
ı
la
ş
mas
ı
birle
ş
me s
ı
ras
ı
ndaolmam
ı
ş
t
ı
r; o hâlde bu birle
ş
ik, ayr
ı
yaz
ı
lmal
ı
d
ı
r. Buna kar
ş
ı
l
ı
k bir alet ad
ı
olan kargaburnu