Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
3Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
TÜRKÇE İMLA KLAVUZU

TÜRKÇE İMLA KLAVUZU

Ratings: (0)|Views: 850 |Likes:
Published by Behram Bazo

More info:

Published by: Behram Bazo on May 12, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/02/2013

pdf

text

original

 
Türkçe
İ
mla K
ı
lavuzu - Türk Dil Kurumu
 ——————————————————————Türkçe
İ
mla K 
ı
lavuzuTürk Dil Kurumu2000
Kaynak:www.e-kutuphane.com
İ
çindekiler:
• SUNU
Ş
 
İ
MLÂ KURALLARI• KESMEL
İ
SÖZLER D
İ
Z
İ
N
İ
 • DÜZELTME
İŞ
 ARETL
İ
SÖZLER D
İ
Z
İ
N
İ
 
İ
MLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAK 
İ
DE
ĞİŞİ
KL
İ
KLER • A• B• C• Ç• D• E• F• G• H• I
İ
 • J• K • L• M• N• O• Ö• P• R • S
Ş
 • T• U• Ü• V • W• Y • Z(*)SUNUS
 
 SUNU
Ş
 Harf sistemini kullanan yaz
ı
larda üç türlü imlâ düzeni vard
ı
r:1. Sese (söyleyi
ş
e) ba
ğ
l
ı
imlâ düzeni,2. Kökene ba
ğ
l
ı
imlâ düzeni,3. Gelene
ğ
e ba
ğ
l
ı
imlâ düzeni. Alfabe sistemi yüzy
ı
llardan beri de
ğ
i
ş
memi
ş
olan dillerde genellikle gelene
ğ
e ba
ğ
l
ı
imlâdüzeni hâkimdir. Böyle dillerdeki imlâ düzeni, ba
ş
lang
ı
çta sese ve kökene ba
ğ
l
ı
olsa da zamaniçinde söyleyi
ş
te meydana gelen de
ğ
i
ş
meler imlâya yans
ı
t
ı
lmad
ı
ğ
ı
için imlâ, söyleyi
ş
veyakökene ba
ğ
l
ı
olmaktan ç
ı
kar ve gelenekle
ş
mi
ş
olur. Yeni alfabelerin uyguland
ı
ğ
ı
dillerde isesöyleyi
ş
e ba
ğ
l
ı
bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli bir de
ğ
i
ş
im içinde oldu
ğ
u,dolay
ı
s
ı
 yla söyleyi
ş
de sürekli olarak de
ğ
i
ş
ti
ğ
i için bu tür imlâ düzenlerinde de zamanlagelenekle
ş
meler ba
ş
lar.Bilindi
ğ
i gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul etti
ğ
imiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yenialfabemizde söyleyi
ş
esas al
ı
nm
ı
ş
ve söyleyi
ş
e ba
ğ
l
ı
bir imlâ düzeni öngörülmü
ş
tür. Bubak 
ı
mdan yeni Türk alfabesi dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak a
ş
a
ğ
ı
dabelirtece
ğ
imiz baz
ı
sebepler yüzünden imlâm
ı
z bir türlü yerine oturamam
ı
ş
ve birtak 
ı
ms
ı
ı
nt
ı
larla kar
ş
ı
kar
ş
ı
 ya kal
ı
nm
ı
ş
t
ı
r. Bu sebepler
ş
unlard
ı
r:1. Dil Encümeni taraf 
ı
ndan haz
ı
rlanan ve 1929'da yay
ı
mlanan
İ
mlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlaracevap verebilecek ayr
ı
nt
ı
lardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok k 
ı
sa birsüre sonra bas
ı
lan bu imlâ k 
ı
lavuzunda birçok eksikliklerin olmas
ı
tabiîdir. Ancak birkaç y
ı
liçindeki uygulama da göz önünde bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zamankaybetmeden ayr
ı
nt
ı
l
ı
bir imlâ k 
ı
lavuzu ç
ı
kar
ı
labilirdi. Oysa 1929'daki
İ
mlâ Lûgati'nden ancak 12 y
ı
l sonra, 1941'de yeni
İ
mlâ K 
ı
lavuzu bas
ı
lm
ı
ş
t
ı
r.2. Geç de olsa 1941'de bas
ı
lan
İ
mlâ K 
ı
lavuzu, Türk imlâs
ı
n
ı
n birçok sorununu çözmü
ş
veimlâda sorun olabilecek birçok konuyu istikrara kavu
ş
turmu
ş
tu.
İ
mlâ kurallar
ı
n
ı
n ço
ğ
u1929'dan 1965'e kadar, tam 36 y
ı
l hiç de
ğ
i
ş
memi
ş
ve böylece bir gelenek olu
ş
mu
ş
tu. Ancak ba
ş
ı
na "yeni" sözü eklenerek ve 1. bask 
ı
oldu
ğ
u belirtilerek 1965'te bas
ı
lan Yeni
İ
mlâ
ı
lavuzu baz
ı
de
ğ
i
ş
iklikler getirmi
ş
ve olu
ş
mu
ş
gelene
ğ
i sarsm
ı
ş
t
ı
r. Söz geli
ş
i 1965'e kadardüzeltme i
ş
aretiyle yaz
ı
lan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltmei
ş
areti kald
ı
r
ı
lm
ı
ş
t
ı
r. 1965'e kadar ayr
ı
yaz
ı
lan baba tatl
ı
s
ı
 , mine çiçe
ğ
i, salk 
ı
m sö
ğ
üt gibikelimeler, 36 y
ı
l sonra birle
ş
tirilmi
ş
tir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle
ş
eklinde yaz
ı
lankelimelerin 1965 k 
ı
lavuzuna göre arabas
ı
 yla, ordusuyla
ş
eklinde yaz
ı
lmas
ı
gerekmi
ş
tir.Burada birkaç örne
ğ
ini gösterdi
ğ
imiz de
ğ
i
ş
iklikler 1965 k 
ı
lavuzuyla s
ı
n
ı
rl
ı
kalmam
ı
ş
 , yerle
ş
mi
ş
düzen bir defa sars
ı
l
ı
nca art
ı
k s
ı
k s
ı
k de
ğ
i
ş
ikliklere gidilmi
ş
ve imlâdaki istikrariyice bozulmu
ş
tur. Söz geli
ş
i 1965'te sadece bat
ı
kökenli kelimelerden kald
ı
r
ı
lan düzeltmei
ş
areti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi do
ğ
u kökenli kelimelerden de kald
ı
r
ı
lm
ı
ş
t
ı
r. 36 y
ı
ll
ı
arabasiyle sözünü 1965'te arabas
ı
 yla yapan yeni k 
ı
lavuz 1970'te bu defa arabas
ı
 yle biçiminibenimsemi
ş
 , 1977'de ise tekrar 1965'e dönmü
ş
tür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde1977'ye kadar, tam 48 y
ı
l kullan
ı
lan düzeltme i
ş
areti 1977'de nispet î'sinin üzerindenkald
ı
r
ı
lm
ı
ş
t
ı
r. 1965'teki Yeni
İ
mlâ K 
ı
lavuzu'yla ba
ş
layan ve burada ancak küçük bir k 
ı
sm
ı
n
ı
 gösterdi
ğ
imiz bu de
ğ
i
ş
iklikler, hem imlâm
ı
zdaki gelenek ve istikrar
ı
ortadan kald
ı
rm
ı
ş
 , hemde toplumda birçok tart
ı
ş
malara yol açm
ı
ş
t
ı
r.1982'de bir anayasa kurulu
ş
u hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk DilKurumunun 1985'teki
İ
mlâ K 
ı
lavuzu'nda da birtak 
ı
m de
ğ
i
ş
ikliklerin olmas
ı
tabiîydi. ÇünküKurum imlâda ilk defa de
ğ
i
ş
iklik yapm
ı
 yordu. Maalesef 1965'te de
ğ
i
ş
iklikler ba
ş
lam
ı
ş
veimlâm
ı
zdaki istikrar bozulmu
ş
tu. Kurumun istikrars
ı
zl
ı
ğ
a bir çözüm aramas
ı
ve 1985'te
 
çözümünü kamuoyuna sunmas
ı
çok normaldi. Elbette bu çözüm teklifine kar
ş
ı
da ele
ş
tirilerolacakt
ı
ve oldu. Ancak tart
ı
ş
malar
ı
n ard
ı
arkas
ı
kesilmedi
ğ
i gibi imlâm
ı
zdaki istikrar da birtürlü sa
ğ
lanamad
ı
. Bütün bunlar
ı
göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni bask 
ı
için
İ
mlâ K 
ı
lavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri aras
ı
ndan 7 ki
ş
ilik birkomisyon olu
ş
turuldu. Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatç
ı
iki üyesi de komisyona davetedildi. Bazen haftada birkaç defa toplan
ı
larak iki y
ı
la yak 
ı
n süreyle k 
ı
lavuz üzerinde çal
ı
ş
ı
ld
ı
.Komisyonun haz
ı
rlad
ı
ğ
ı
taslak, dört gün boyunca 40 ki
ş
ilik Bilim Kurulunda tart
ı
ş
ı
ld
ı
vetasla
ğ
a son
ş
ekil verildi.Komisyon, yeni bask 
ı
da, a
ş
a
ğ
ı
daki hususlar
ı
n göz önünde bulundurulmas
ı
na karar vermi
ş
ti:1.
İ
mlâ kurallar
ı
mümkün oldu
ğ
u kadar kesin olmal
ı
ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu durumlarda ikili
ş
ekillere ve ihtimallere izin verilmelidir.2.
İ
mlâ K 
ı
lavuzu üzerindeki ele
ş
tiriler de dikkate al
ı
narak uzla
ş
mac
ı
bir yol tutulmal
ı
d
ı
r. Yenide
ğ
i
ş
ikliklerle yeni bir istikrars
ı
zl
ı
ğ
a yol açmak yerine imlâm
ı
zda az çok gelenekle
ş
mi
ş
 hususlar benimsenmeli; tespit edilen ilkelere ayk 
ı
r
ı
da olsa gelenekle
ş
mi
ş
yaz
ı
l
ı
ş
lar tercihedilmelidir.3.
İ
lkeler mümkün oldu
ğ
u kadar ayr
ı
nt
ı
l
ı
olmal
ı
ve bol örneklerle aç
ı
klanmal
ı
d
ı
r.4. K 
ı
lavuzun dizin bölümü geni
ş
tutulmal
ı
 , sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlas
ı
n
ı
 kapsamal
ı
d
ı
r. Dizine bakan okuyucu, biti
ş
ik ayr
ı
demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir. Yukar
ı
daki kararlar
ı
n uygulanmas
ı
tabiî ki kolay olmam
ı
ş
t
ı
r. Özellikle ilkelerle gelenekle
ş
mi
ş
  yaz
ı
l
ı
ş
lar aras
ı
ndaki çeli
ş
ki bizi sürekli olarak zorlam
ı
ş
t
ı
r. En büyük s
ı
ı
nt
ı
n
ı
n da birle
ş
ik kelimelerde ortaya ç
ı
kt
ı
ğ
ı
görülmü
ş
tür. Birle
ş
ik kelimelerdeki biti
ş
ik yazma e
ğ
iliminin s
ı
n
ı
rtan
ı
maz bir
ş
ekilde yayg
ı
nla
ş
mas
ı
kar
ş
ı
s
ı
nda bunu s
ı
n
ı
rlay
ı
c
ı
bir kural
ı
n getirilmesi
ş
artolmu
ş
tu. Yanl
ı
ş
e
ğ
ilimi yayg
ı
nla
ş
t
ı
ran dü
ş
ünce
ş
uydu:
İ
ki veya üç kelimeden olu
ş
an bir yap
ı
; yeni bir nesne, kavram veya hareketi kar
ş
ı
l
ı
 yorsa biti
ş
ik yaz
ı
l
ı
r. Bu durumda masa saati,duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri,
ş
i
ş
kebab
ı
 , ku
ş
uçu
ş
u,lâvanta mavisi, kefal bal
ı
ğ
ı
 , muhalefet partisi, örümcek a
ğ
ı
 , pul biber, yok etmek, var olmak,arz etmek, azat edilmek gibi binlerce kelimenin biti
ş
ik yaz
ı
lmas
ı
gerekecekti. Bir k 
ı
sm
ı
  yaz
ı
lmaya ba
ş
lanm
ı
ş
t
ı
bile. Evet bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri kar
ş
ı
layan birle
ş
ik kelimelerdi; ama Türk imlâ gelene
ğ
inde bunlar
ı
biti
ş
ik yazmak yoktu. Üstelik bunlar
ı
biti
ş
ik  yazmak Türkçenin yap
ı
s
ı
na da uygun dü
ş
müyordu; biti
ş
ik yaz
ı
lan kelime, tek kelime gibialg
ı
lan
ı
 yor ve vurgunun yeri de
ğ
i
ş
tirilebiliyordu. Kara borsa ve ya
ş
çay kelimelerini biti
ş
ik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kayd
ı
rarak dilimizin vurgu sisteminibozuyorlard
ı
. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle de
ğ
il, ikikelimeyle kar
ş
ı
layan bir dildi ve bugüne kadar oldu
ğ
u gibi bunlar
ı
n ayr
ı
yaz
ı
lmas
ı
nda hiçbirsak 
ı
nca yoktu. Bu bak 
ı
mdan komisyonumuz, öncelikle biti
ş
ik yaz
ı
lan birle
ş
ik kelime ile ayr
ı
  yaz
ı
lan birle
ş
ik kelime kavramlar
ı
n
ı
birbirinden ay
ı
rd
ı
ve biti
ş
ik yaz
ı
lanlara biti
ş
ik kelimedenmesini uygun gördü. Ses dü
ş
mesi, ses türemesi ve vurgunun yer de
ğ
i
ş
tirmesiylekayna
ş
m
ı
ş
hâle gelen biti
ş
ikler d
ı
ş
ı
ndaki biti
ş
ik kelimeler için
ş
u kural
ı
getirdik: Kelimelerdenbiri veya ikisi, birle
ş
me s
ı
ras
ı
nda benzetme yoluyla anlam de
ğ
i
ş
mesine u
ğ
rarsa bu tür birle
ş
ik kelimeler biti
ş
ik yaz
ı
l
ı
r. Demek ki biti
ş
ik yaz
ı
lmak için yeni bir kavram
ı
kar
ş
ı
lamak  yetmeyecekti; kelimelerden en az birisinin anlam de
ğ
i
ş
mesine u
ğ
ramas
ı
 
ş
art olacakt
ı
ve bude
ğ
i
ş
ik anlam, kelimenin yaln
ı
zken ta
ş
ı
d
ı
ğ
ı
anlamlardan biri olmayacakt
ı
; birle
ş
me s
ı
ras
ı
ndaortaya ç
ı
kacakt
ı
. Söz geli
ş
i kap
ı
kolu, kap
ı
'dan da kol'dan da farkl
ı
yeni bir nesnenin ad
ı
d
ı
r;ama birle
ş
i
ğ
i olu
ş
turan her iki kelime de kendi anlam
ı
n
ı
korumaktad
ı
r. Kol kelimesi "insan
ı
nkolu" anlam
ı
nda olmad
ı
ğ
ı
için ilk bak 
ı
ş
ta anlamca farkl
ı
la
ş
m
ı
ş
görünüyorsa da kol'un buanlam
ı
yaln
ı
z kullan
ı
ld
ı
ğ
ı
nda da mevcuttur; anlam farkl
ı
la
ş
mas
ı
birle
ş
me s
ı
ras
ı
ndaolmam
ı
ş
t
ı
r; o hâlde bu birle
ş
ik, ayr
ı
yaz
ı
lmal
ı
d
ı
r. Buna kar
ş
ı
l
ı
k bir alet ad
ı
olan kargaburnu