Read without ads and support Scribd by becoming a Scribd Premium Reader.
 
 
B
LGE
ROMAN
Nadir BENCAN
 
 2
ş
hanı
Haziran ba
ş
ında ya
ğ
murlu bir
zmir günü. Yaz sıcaklarının ba
ş
lamasının ardından, üçgündür süren kapalı hava, serinleme, sabahın saat on’u ve gece ba
ş
layan ya
ğ
mur hala devamediyor. Alsancak’ta bir i
ş
hanının arkasındaki otoparkından ıslanmamak için ko
ş
arak hanagiri
ş
, üstünü ba
ş
ını düzenleyip biraz ıslanan saçlarını eliyle düzelti
ş
, “Danı
ş
ma” yazan camlıkabinin içindeki gülümseyen bayana bir ba
ş
selamı verip asansöre yöneli
ş
. Bütün bunlarıyaparken Akın, aklından doktora ne söyleyece
ğ
ini sıralamaya u
ğ
ra
ş
ıyordu. Eski arkada
ş
ı, amauzun bir zamandır arkada
ş
ı olmaktan çıkıp patronu olan Hüsnü bey’in i
ş
teklifini iletmek,açıklamak ve ikna etmekle görevlendirilmi
ş
ti. Ne yapıp edip ikna etmesi tembihlenmi
ş
ti sıkısıkı. “Bu …. doktor milleti paraya dayanamaz” demi
ş
ti Hüsnü bey, her zamanki bozuka
ğ
zıyla. Para konusunda ikna edici rakamı a
ğ
zından almaya çalı
ş
acak, ama kendisi bir rakamtelafuz etmeyecekti.
ş
in burasını Hüsnü beye bırakacaktı.Asansörün dü
ğ
mesine basmadan, cebinden adres yazılı not ka
ğ
ıdını çıkarıp bir dahabaktı. Dördüncü kat dört yüz on iki numara. Asansöre girdi. Dördüncü kata do
ğ
ru çıkarken,asansörün temizli
ğ
i dikkatini çekti. Binanın giri
ş
i de alı
ş
ılmadık ölçüde temizdi, hatırladı. Heryer bakımlı ve tertemiz görünüyordu. Açılan asansör kapısının tam kar
ş
ısındaki duvara birtabela konmu
ş
tu ve hangi numaraların hangi tarafta oldu
ğ
unu gösteriyordu. Bu sayedearamadan sola yöneldi ve biraz ileride, koridorun sa
ğ
tarafında dört yüz on iki numaralıkapının önünde durdu. Zile bastı. “Ding doooooong!” Çok tatlı bir tonda, basit, tek defalıkçalmı
ş
tı zil. Sesi o kadar tatlı idi ki, bir daha basmak geldi içinden. Ama kapı otomatla açıldıve aya
ğ
a kalkmı
ş
kendisine do
ğ
ru gelen bayanla göz göze geldi. Telefonda randevu almakiçin görü
ş
ğ
ü bayan olmalıydı bu.“Günaydın” dedi Akın“Günaydın, buyurun?”“Ben Akın Soylu. SmySoft’tan geliyorum, dün sizden randevu almı
ş
tım sanırım.Hamdi beyle görü
ş
ecektim.”“Ah, buyurun Akın bey, ho
ş
geldiniz. Hamdi bey sizi bekliyor. Bir dakika oturunlütfen.” Eliyle salondaki koltuklardan birini gösterdi ve Kapısının üzerinde “Hamdi Cankılıç”yazan odaya yöneldi.Salon düzenli, temiz ve sade idi. Sekreter bayanın oturdu
ğ
u bir masa, bir ikili kanepe,koltuklar, sehpalar, sehpaların üzerinde çe
ş
itli dergiler ve duvarlarda tablolar vardı.Dinlendirici, huzurlu bir ortamdı. Hafif bir enstrumental sanat müzi
ğ
i duyuluyordu biryerlerden. Ba
ş
ka bir odanın kapısında, “Jinekolog Dr. Ersin Beyo
ğ
lu” yasısı vardı. Ofisi ikidoktor payla
ş
ıyorlardı anla
ş
ılan. Hem masraflar ikiye bölünüyor, hem de hastalarının ço
ğ
ukadınlardan olu
ş
an Hamdi ile Ersin’in hedef kitlesi örtü
ş
üyordu demek.“Buyurun efendim, Hamdi bey sizi bekliyor.”
 
 3“Te
ş
ekkür ederim” dedi gülümseyerek ve odaya girdi. Salonun tersine, odada birkarma
ş
ıklık hakimdi sanki. Penceresiz iki duvar boydan boya kütüphane idi. Pencereliduvarın yan tarafında kocaman bir akvaryum vardı ve içinde üç-dört tane baya
ğ
ı iri akvaryumbalı
ğ
ı yüzmeye çalı
ş
ıyordu. Akvaryumun arkasındaki duvarda birkaç diploma, sertifikalar,plaketler... Üzeri kitaplar ve ka
ğ
ıtlar, dosyalarla dolu bir masanın arkasında Hamdi Cankılıç,hafif kilolu vücudu ile ayakta ve kapıya do
ğ
ru hamle halinde idi. Elini uzatıp kuvvetlice sıktı.“Merhaba, ho
ş
geldiniz Akın bey. Nasılsınız?”“Te
ş
ekkür ederim Hamdi bey, siz nasılsınız?”
yiyim, te
ş
ekkür ederim. Oturun lütfen.”Masanın hemen önündeki koltu
ğ
a oturdu. Hamdi, onun oturmasını bekleyip, ondansonra oturmu
ş
tu. Devamlı gülümseyen, sıcak bir bakı
ş
ı vardı. Gözlerinin içine bakıyorduinsanın. Bu karma
ş
ık odada ilk dikkati çeken
ş
eyin, Hamdi ve bakı
ş
ları oldu
ğ
unu fark etti.Güven veren, “kendini bana teslim edebilirsin” diyen bir “Hamdi” atmosferi hemen etrafınısarıyordu insanın.“Smysoft?” dedi ve sorar gözlerle baktı Hamdi. Çünkü randevu ki
ş
i adına de
ğ
il, firmaadına alınmı
ş
tı. “Bir yazılım firması sanırım.”“Evet. Pek çok sektör için yazılım üretiyoruz. Hem yurt içi, hem de yurt dı
ş
ıçalı
ş
malarımız var. Sistem kurdu
ğ
umuz firmalara aynı zamanda teknik personel ve e
ğ
itimdeste
ğ
i de sa
ğ
lıyoruz. Bu yıl itibarı ile, yakla
ş
ık be
ş
yüz ile altı yüz arası teknik personelinperformansından sorumluyuz diyebilirim.”
lginç, çok güzel. Bize de zaman zaman hasta takip programları teklif etmek içingelirler, ama benim çalı
ş
ma sistemime pek hitap etmiyorlar bu tür programlar. Onun içindenemeye bile gerek görmedim. Bu konuda biraz eski kafalıyım galiba.”“Eminim sizin i
ş
inizi kolayla
ş
tıracak programlar da geli
ş
tirilecektir zamanla.” Böylesöyleyerek Akın, Hamdi’deki “sen bana program pazarlamaya mı geldin?” sorusunu bertaraf etmi
ş
oluyordu. Hamdi, bu mesajı aldı ve do
ğ
rudan konuya ula
ş
mak istedi. Saat on birdeba
ş
ka bir hastası vardı çünkü.“Size nasıl yardımcı olabilirim?”Akın biraz daha ciddi bir hava takınmak üzere kendini kontrol etti, ses tonuna bir iç-ayar verdikten sonra tane tane konu
ş
maya ba
ş
ladı:“Sorumlulu
ğ
unu ta
ş
ıdı
ğ
ımız teknik personelin size ihtiyacı oldu
ğ
unu dü
ş
ünüyoruzHamdi bey” dedi. Hem genel olarak performansları açısından, hem de özel bazı ki
ş
iselsorunları açısından. Firmamız size kurumsal terapistimiz olmanızı teklif etmek istiyor. Bunun
ş
artlarını görü
ş
mek üzere sizi firmamıza davet etmek istiyoruz. Ben, yalnızca bir ön görü
ş
meyapmak ve teklifi size gere
ğ
i gibi tanıtmak için buradayım.”Durdu. Hamdi’nin tepkisini ölçmek için gözlerine baktı. Hamdi
ş
a
ş
ırmı
ş
tı ve bunugizlemek çabasında da de
ğ
ildi.“Kurumsal terapist derken?”“Personelimizi size yönlendirebiliriz, ama bunun bizce bazı sakıncaları var.
nsanlarınbir kısmı bu tür bir terapiye direnç göstereceklerdir, siz daha iyi bilirsiniz. Sonra, kaynaklarıortak olan bazı sorunlar oldu
ğ
unu biliyoruz. Çalı
ş
ma ortamı ve sektörlerin özel
ş
artlarındankaynaklanan sorunları kastediyorum. Terapistin de bu
ş
artları yerinde gözlemlemesininyararına inanıyoruz. Bu nedenle, sanırım dünyada ilk defa olacak bu, iki yıl süreli, yalnızcafirmamıza ba
ğ
lı, sözle
ş
meli bir çalı
ş
ma öneriyoruz size.
ki yıldan sonrası açık olacak. Yaniçalı
ş
manın verimine göre, devam edilebilir. E
ğ
er siz de memnun kalırsanız tabii. Biz,kariyeriniz açısından önemli imkanlar sa
ğ
layaca
ğ
ını dü
ş
ünüyoruz böyle bir çalı
ş
manın. Yenibir çalı
ş
ma alanının dünyadaki tek uzmanı olmanız mümkün yani.”Hamdi’nin kafasından bin tane
ş
ey birden geçti pe
ş
pe
ş
e. Hiç beklemiyordu böyle birteklifi. Teklif gerçekten de
ş
a
ş
ırtıcı idi. “
ş
yeri doktorlu
ğ
u” kavramı, kalabalık i
ş
yerleri içineskiden beri vardı ama, pratisyenlik çerçevesini a
ş
amamı
ş
tı. Buna gerek de yoktu.
lk
Search History:
Searching...
Result 00 of 00
00 results for result for
  • p.
  • Notes
    Load more