Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
6Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
TOPLUMSAL YAPI VE DEĞİŞME KURAMLARI

TOPLUMSAL YAPI VE DEĞİŞME KURAMLARI

Ratings: (0)|Views: 728 |Likes:
Published by aliacan

More info:

Published by: aliacan on Jun 16, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/15/2013

pdf

text

original

 
C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi May
ı
s 2005 Cilt : 29 No:1 1-11
TOPLUMSAL YAPI VE DE
ĞİŞ
ME KURAMLARINI PARAD
İ
GMATEMELL
İ
B
İ
R SINIFLANDIRMA DENEMES
İ
 Yücel Can
Öz
 Bu çal
ış
man
ı
n amac
ı
 , her bilimsel anlay
ışı
n belli varsay
ı
mlara dayand 
ığı
 belirlemesinden hareketle, toplumsal yap
ı
ve de
 ğ 
i
 ş
me kuramlar 
ı
na dahil olduklar 
ı
  paradigman
ı
n penceresinden bakmak ve söz konusu paradigman
ı
n ilgili kuram
ı
n
 ş
ekillenmesine yapt 
ığı
etkiyi aç
ığ 
a ç
ı
karmakt 
ı
r. Bu amaçla iki ana paradigma olan pozitivist paradigma ile yorumlay
ı
c
ı
paradigman
ı
n dayand 
ı
klar 
ı
ontolojik, epistemolojik ve metodolojik say
ı
tl
ı
lar 
ı
n neler oldu
 ğ 
u üzerinde durulmu
 ş
tur. Buna ilaveten pozitivist  paradigman
ı
n temel say
ı
tl
ı
lar 
ı
n
ı
n Auguste Comte, Emile Durkheim ve Karl Marx’
ı
nkuramlar 
ı
 yla olan; yorumlay
ı
c
ı
paradigman
ı
n say
ı
tl
ı
lar 
ı
n
ı
n ise Wilhelm Dilthey, ErvingGoffman ve Herbert Blumer’
ı
n kuramlar 
ı
 yla olan organik ili
 ş
kisi üzerinde durulmu
 ş
tur.
Anahtar Sözcükler
Paradigma, Kuram, Ontoloji, Epistemoloji, Metodoloji. A Classification Trial of Theories of Social Change on The Basis of Paradigm
 
Abstract
The purpose of this study is to look at social change theories from their own paradigms and to reveal the influence of the paradigms on the social change theories onthe basis of the assumption that every scientific perspective depends on certainhypothesis. Related to this goal, this article deals with what are ontological,epistemological methodological assumptions of two major paradigms pozitivist and interpretive. Also the study tries to describe how major assumptions of pozitivist  paradigmatic theories of August Comte, Emile Durkheim, Karl Marx and how major assumptions of interpretive paradigmatic theories Wilhelm Dilthey, Erving Gofman, Herbert Blumer.
Key Words
Paradigm, Theory, Ontology, Epistemology, Methodology
 Giri
ş
 
Genelde sosyal bilimler alan
ı
nda özelde de sosyolojide, üzerinde enfazla tart
ış
ma yap
ı
lan konular
ı
n ba
şı
nda belki de toplumsal yap
ı
ve de
ğ
i
ş
mekavramlar
ı
gelmektedir. Filozof Herakleitos (Hançerlio
ğ
lu 1996:57; Guthrie1988:61)’a atfedilen “De
ğ
i
ş
meyen bir
ş
ey varsa o da de
ğ
i
ş
menin kendisidir”sözünü kendine düstur edinen teorisyenler, çok say
ı
da toplumsal yap
ı
ve de
ğ
i
ş
mekuram
ı
vazetmi
ş
lerdir. Konuya ili
ş
kin çok say
ı
da ve farkl
ı
kuramlar olmaklabirlikte, bütün bu kuramlar
ı
n genel olarak pozitivist/naturalist veyorumlay
ı
c
ı
 /humanistik/fenomonolojik olmak üzere iki temel paradigmaçerçevesi içine dahil edilebildi
ğ
ini görüyoruz (Poloma 1993:14; Özlem 2001:60). Bu varsay
ı
mdan hareketle bu çal
ış
mada toplumsal yap
ı
ve de
ğ
i
ş
mekuramlar
ı
n
ı
n paradigma temelli bir s
ı
n
ı
fland
ı
rmas
ı
n
ı
n yap
ı
lmas
ı
na çal
ışı
lacakt
ı
r.“Sosyoloji nas
ı
l bir bilim olmal
ı
d
ı
r” sorusuna verilen iki farkl
ı
cevap bu ikiparadigman
ı
n kayna
ğı
n
ı
olu
ş
turmu
ş
tur. Bunlar Comte ve Durkheim’
ı
nöncülü
ğ
ünü yapt
ığı
, sosyoloji do
ğ
a bilimlerini örnek almal
ı
d
ı
r diyen pozitivistkabul ile toplumun ve insan
ı
n kendine özgü do
ğ
as
ı
gere
ğ
i tabiataindirgenemeyece
ğ
ini, bu nedenle de sosyoloji için do
ğ
a bilimleri modeliningeçersiz oldu
ğ
unu söyleyen yorumlay
ı
c
ı
paradigmad
ı
r. K
ı
sa bir tan
ı
m
ı
n
ı
vermekgerekirse paradigma bir bilim adam
ı
toplulu
ğ
unun üyeleri taraf 
ı
ndan payla
şı
lan
 
Toplu
msal Yap
ı
ve De
ğ
i
ş
me Kuramlar
ı
n
ı
Paradigma Temelli Bir S
ı
n
ı
fland
ı
rma Denemesi
2inançlar
ı
n, de
ğ
erlerin ve tekniklerin birle
ş
iminden olu
ş
an bir bilimsel modeldir(Kuhn 1982:162; Marshall 1999:574). Bu k
ı
sa giri
ş
ten sonra, a
ş
a
ğı
da iki anaparadigman
ı
n temel varsay
ı
mlar
ı
üzerinde durulmu
ş
tur.
1. Pozitivist Paradigma
Kayna
ğı
n
ı
büyük ölçüde Grek felsefe ve biliminde bulan pozitivistparadigma kendisini tümelin bilgisini ortaya koymakla görevli saym
ış
ve bilimide tümelin bilgisini elde edebilecek bilgi faaliyeti olarak lanse etmi
ş
tir (Özlem1998:10). Kendisini tümelin bilgisini elde etmeye vakfetmi
ş
olan pozitivistparadigma beraberinde, tekilin tekil olarak bilinmesine yönelik bilgifaaliyetlerini küçümsemi
ş
hatta reddetmi
ş
tir. Tümelcilik ve evrenselcilik her
ş
eyiteorik bir etkinlik ile genel kavramlara dayanarak kavrama ve aç
ı
klama ihtiyac
ı
,iste
ğ
i hatta ihtiras
ı
pozitivist paradigman
ı
n en belirleyici özelliklerinden biriolmu
ş
tur.Pozitivist bilim anlay
ışı
n
ı
n öncülerinden Galileo bilim adamlar
ı
n
ı
nbilimsel olmalar
ı
n
ı
n
ş
art
ı
olarak, ölçülebilir ve nicelle
ş
tirilebilir olan
ı
n bilgisiyleu
ğ
ra
ş
malar
ı
n
ı
n zorunlulu
ğ
unu ortaya koydu. Ona göre nicelik halinegetirilemeyen nitelikler bilimin diyar
ı
na sokulmamas
ı
gereken unsurlard
ı
r (Capra1992:55). Pozitivist gelenek de
ğ
erlerle bilimsel bilgi aras
ı
na bir s
ı
n
ı
r çizgisiçekmeyi ve onlar
ı
birbirinden ay
ı
rmay
ı
denemi
ş
tir ve bu s
ı
n
ı
r çizgisi çekmeamac
ı
pozitivizmin ideallerinden biri olmu
ş
tur (Arslan 1992:84). Ayd
ı
nlanmagelene
ğ
inin ayr
ı
lmaz bir parças
ı
olan pozitivizme göre bilim ve olgularmetafizi
ğ
in ve spekülasyonun kar
şı
s
ı
ndad
ı
r, inanc
ı
n ve vahyin bilgi kayna
ğı
 olarak görülmeleri kabul edilemezdir (Swingewood 1998:49). Galileo’ya göreestetik ve ahlaki duyarl
ı
k, de
ğ
erler, duygular, güdüler, niyetler, bilinç ve ruh gibikavramlar bilimin diyar
ı
na sokulmamas
ı
gereken salt zihinsel yans
ı
tmalard
ı
r.Galileo’nun ça
ğ
da
şı
olan Bacon deneysel ara
ş
t
ı
rma yöntemini hararetlesavunurken kulland
ığı
terimler bir tutkunun izlerini ta
şı
maktad
ı
r. Ona göre do
ğ
ainsana hizmet etmeye mecbur, do
ğ
a bilim adam
ı
na kar
şı
direnirken bilimadam
ı
n
ı
n hedefi do
ğ
an
ı
n s
ı
rlar
ı
n
ı
söküp almak için gerekirse ona i
ş
kenceetmektir.Pozitivist paradigma’n
ı
n önde gelen temsilcilerinden Newton’
ı
n fizi
ğ
inikendine model alan, sosyoloji biliminin de isim babas
ı
olan Auguste Comte,sosyal bilimleri do
ğ
a bilimlerine indirgeyerek pozitivist bir tümelci söylemdenhareketle nas
ı
l ki do
ğ
ay
ı
ona egemen olan yasalar
ı
ortaya koyarak aç
ı
klayan birdo
ğ
a bilimi var ise; tarihi ve toplumu da onlara egemen olan yasalar
ı
ortayakoyarak aç
ı
klayan bir sosyal bilim de olmal
ı
d
ı
r görü
ş
ünü savunmu
ş
tur.Do
ğ
a bilimlerinin tabiat
ı
denetim ve kontrol alt
ı
na alma iste
ğ
i pozitivistparadigmaya mensup sosyal bilimciler aras
ı
nda toplum mühendisli
ğ
i e
ğ
ilimlerinigüçlendirmi
ş
tir. Onlara göre tarihin ve toplumun da t
ı
pk
ı
do
ğ
a gibi yasalar
ı
 vard
ı
r. Peki bu yasalar
ı
n bilgisine sahip olunca ne olacak? Özlem(1998:17)’egöre bu sorunun cevab
ı
Yeniça
ğ
a egemen olan bilim anlay
ışı
ndan hareketleverilebilir. Tarihin ve toplumun yasalar
ı
na sahip olunca; toplumu kontrol etme,sosyal de
ğ
i
ş
meyi yönlendirme, toplumsal olaylar
ı
kanalize etme
ş
ans
ı
na da sahipolunur. Bu özelli
ğ
iyle tümelci/nomotetik sosyal bilim sadece bilme a
ş
k
ı
tutkusuu
ğ
runa geli
ş
tirilmi
ş
olmaz. Politik düzenleyicilere yol göstermek, politikac
ı
lar
ı
neline kullanabilecekleri gereçler vermek amac
ı
yla da geli
ş
tirilmi
ş
olur.
 
Yücel Can3Bu yönüyle paradigmaya mensubiyeti bir cemaate üye olmaya benzetenArslan (1992:84)’a göre ç
ı
rakl
ı
k a
ş
amas
ı
ndaki bir bilim adam
ı
aday
ı
ya dacemaate üyeli
ğ
e haz
ı
rlanan insan, üyesi olaca
ğı
cemaatin dilini ö
ğ
renirkenyaln
ı
zca kavramlar
ı
, kategorileri, genelleme, yasa ve teorileri, bunlar
ı
do
ğ
aya vedo
ğ
al olaylara nas
ı
l ba
ğ
layaca
ğı
n
ı
, nas
ı
l kullanaca
ğı
n
ı
ö
ğ
renmekle kalmaz, ayn
ı
 zamanda onlar
ı
söz konusu cemaatin amaçlar
ı
na, ç
ı
karlar
ı
na, de
ğ
erlerine venormlar
ı
na, prati
ğ
ine uygun tarzda nas
ı
l kullanmas
ı
gerekti
ğ
ini de ö
ğ
renir.
2. Yorumlay
ı
c
ı
Paradigma
Uzunca bir süre pozitivist paradigma bilimsel çal
ış
malara, öncedenhaz
ı
rlanm
ış
ve de
ğ
i
ş
tirilme olana
ğı
bulunmayan belli bir bilimsel anlay
ışı
zorladayat
ı
r bir konumdayd
ı
. Kuhn’un (1992:55) ifadesiyle ola
ğ
an bilim halini alanpozitivist paradigma yeni yönelimlere müsaade etmemektedir. Tersine sözkonusu kal
ı
ba uymayanlar dikkate dahi al
ı
nmazlar. Ola
ğ
an bilim anlay
ışı
n
ı
 benimseyen bilim adamlar
ı
n
ı
n da amac
ı
yeni kuramlar icat etmek olmad
ığı
gibi,ba
ş
kalar
ı
taraf 
ı
ndan icat edilenlere de pek ho
ş
görülü davranmazlar. Belli birnoktada do
ğ
an
ı
n ya da toplumsal olaylar
ı
n ola
ğ
an bilimi
ş
ekillendiren paradigmakaynakl
ı
beklentilere herhangi bir
ş
ekilde ayk
ı
r
ı
ş
ğ
ünün anla
şı
lmas
ı
yla ke
ş
if yani aray
ış
ba
ş
lar ve ayk
ı
r
ı
l
ığı
n ba
ş
gösterdi
ğ
i alan
ı
n olabildi
ğ
ince geni
ş
biçimdetaranmas
ı
yla devam eder. Bu aray
ış
sosyolojide, toplumsal olaylar
ı
do
ğ
ayaindirgeyen pozitivist paradigman
ı
n araçlar
ı
yla aç
ı
klanmas
ı
n
ı
n ko
ş
ullar
ı
n
ı
nsa
ğ
lanamad
ığı
n
ı
n anla
şı
lmas
ı
yla ba
ş
lam
ış
ve yorumlay
ı
c
ı
paradigman
ı
n te
ş
ekkülsüreci ba
ş
lam
ış
t
ı
r. Bu sürecin son bulmas
ı
paradigman
ı
n, ayk
ı
r
ı
olan nesne bildikbir nesne haline gelene kadar de
ğ
i
ş
tirilmesiyle mümkündür. Bilimsel devrimibirikimci olmayan ama geli
ş
imci bir sürecin parças
ı
olarak kabul eden Kuhn’agöre eski paradigman
ı
n yerini onunla ba
ğ
da
ş
mayan yeni paradigman
ı
ntamam
ı
yla ya da k
ı
smen almas
ı
yla tamamlanm
ış
olur. Hakim paradigman
ı
nara
ş
t
ı
rmaya konu olan nesne ya da olaylar
ı
incelemek için gerekli i
ş
levi art
ı
kyerine getiremedi
ğ
inin artan ölçüde hissedilmesiyle yeni paradigma aray
ışı
 ba
ş
lar ve önceki paradigman
ı
n bunal
ı
ma varan ölçüde i
ş
lerli
ğ
ini yitirdi
ğ
ininanla
şı
lmas
ı
yla son bulur. Yeni paradigmay
ı
öne sürenlerin en önemli iddialar
ı
 eski paradigmay
ı
bunal
ı
ma sürüklemi
ş
olan sorunlar
ı
çözümleyebilecekleriiddias
ı
d
ı
r.Tam bu a
ş
amada pozitivist paradigman
ı
n düz çizgisel evrimcimant
ığı
n
ı
n toplumsal olaylar
ı
çözümlemede yetersiz kalmas
ı
yla, teorilerins
ı
n
ı
rl
ı
l
ığı
ayn
ı
zamanda bilimde yeni at
ı
l
ı
mlar
ı
n da itici gücüdür (Y
ı
ld
ı
r
ı
m2000:143) biçimindeki tespit bir kere daha do
ğ
rulanm
ış
ve yorumlay
ı
c
ı
 paradigma çözüm üretme iddias
ı
yla ortaya ç
ı
km
ış
t
ı
r. O zamana kadar do
ğ
rulu
ğ
utart
ış
mas
ı
z kabul edilen ve bilim yapman
ı
n tek yolu olarak varsay
ı
lan Pozitivistparadigma ilk kez Karl Popper ve Thomas Kuhn’un yaz
ı
lar
ı
nda sorgulanmayaba
ş
lanm
ış
t
ı
r.
İ
nsanl
ı
k tarihinin ak
ış
yönünün ne bilimsel ne de herhangi ba
ş
ka birakli metotla tahmin etmenin mümkün olmad
ığı
temel tezinden hareket edenPopper (1998:17-18) tamamen mant
ı
ki olan sebeplerden hareketle, tarihin ak
ış
 yönünü ve toplumlar
ı
n de
ğ
i
ş
im çizgisini önceden haber vermenin imkans
ı
zoldu
ğ
unu belirtmi
ş
tir. Do
ğ
rular
ı
n mutlak olmad
ığı
n
ı
, dönü
ş
türülebilir oldu
ğ
unusöyleyen Kuhn (1982: 9)’a göre de dün için do
ğ
ru olan bugün için do
ğ
ruolmayabilir, bugün do
ğ
ru buldu
ğ
umuz bir bilginin yar
ı
n yanl
ış
oldu
ğ
una kararverebiliriz.
İ
nsanl
ı
k için neyin do
ğ
ru neyin ilerleme oldu
ğ
unu tayin eden

Activity (6)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
1 thousand reads
periyil liked this
Cemil Aksu liked this
Gulsen Ulker liked this
Onur Ayda liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->