Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Azerbaycan, Türkiye-Ermenistan Anlaşmasının Neresinde?

Azerbaycan, Türkiye-Ermenistan Anlaşmasının Neresinde?

Ratings: (0)|Views: 13 |Likes:
Published by Mustafa Aydın
(TEPAV Politika Notu) - 2 Eylül 2009
(TEPAV Politika Notu) - 2 Eylül 2009

More info:

Published by: Mustafa Aydın on Jul 05, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/05/2011

pdf

text

original

 
 
 Azerbaycan, Türkiye-
Ermenistan Anlaşmasının Neresinde?
 
Prof. Dr.
Mustafa Aydın
 
TEPAV Uluslararası Politika Araştırmaları Enstitüsü DirektörüTOBB ETÜ Uluslararası
 
İlişkiler Bölüm Başkanı
 TEPAV 
Politik 
a Notu
Eylül 
2009
 
 
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı |
Politika Notu
| Sayfa
2
31 Ağustos’da Türkiye ile Ermenistan diplomatik ilişki tesisi ve iki ülke ilişkilerini geliştirmekonularında vardıkları anlaşmayı ve bundan sonra izleyecekleri takvimi iki protokolle dünyakamuoyuna duyurdular. Her iki ülkede de kamuoylarına mal olarak “milli” meselelere dönüşenilişkilerin garip yapısı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nunca açıklanan protokollerin uygulamayasokulması yönteminde de kendisini gösteriyor. Protokolleri hazırlayan hükümetlerin, üzerindeanlaştıkları metinlere gelecek tepkilerden fazlasıyla tedirgin oldukları açıkça görülüyor. O kadar ki,önceki gün parafe edilen metinlerin imzalanması için taraflara altı haftalık kendi içlerinde istişarezamanı tanınıyor. Açıkça söylenmeyen, bu süre sonunda her iki hükümet
 
de kendi kamuoylarınınçoğunluğunu ikna edebilecek gibi görünüyorsa, protokollerin resmen imzalanacağı ve ardından da ikiülke parlamentolarından geçirileceği. Normalde iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında imzalanıp,ardından da parlamentolardan fazlaca dikkat çekmeden hızla geçirilen Diplomatik İlişkilerin Tesisi’neilişkin protokoller, ilgili ülkeler Türkiye ile Ermenistan olunca, bu tür garip bir yöntemin izlenmesineneden olabiliyor.
 
Açıklanan protokol metinleri ABD’de Obama’nın Başkan olması ile Rusya’nın Gürcistan’a yönelikAğustos 2008 operasyonundan sonra ortaya çıkan yeni Kafkaslar jeopolitiğince sıkışan Türkiye ileErmenistan’ın ortak bir noktaya geldiklerini gösteriyor. Türkiye ilişkilerin geliştirilmesi için uzunsüredir dile getirdiği hususlardan iki ülke arasındaki sınırın tanınması, uluslararası alanda Türkiyekarşıtı politikalardan vazgeçilmesi ve ortak tarih komisyonu kurulması karşılığında Ermenistan’ladiplomatik ilişkilerin tesisi ile iki ülke arasındaki Alican sınır kapısının açılmasını kabul ediyor.Açıklanan metinlerde hiç dile getirilmeyen husus, daha birkaç ay öncesinde benzer bir sürecinbaşladığı haberleri kamuoyuna yansıdığında Türkiye’nin ciddi bir gerilim yaşadığı Azerbaycan’ın builişkinin neresine oturduğu.
 
Herkesin Türkiye
-
Ermenistan ilişkilerine odaklandığı şu günlerde Türkiye
-
Azerbaycan ilişkilerininyakın tarihine kısaca göz atmak önümüzdeki haftalarda yaşanabilecekler konusunda bize ipuçlarıverebilir. Hatırlanacağı üzere 22 Nisan’da
 
Türkiye’nin Ermenistan’la sorunlarını çözmeye ve ardındanda iki ülke arasındaki sınır kapısını açmaya yakın olduğu açıklanınca Azerbaycan’ın tepkisi sert olmuş,bu ülkeyle ilişkiler gerilmişti. O dönemde tepkinin sertliği pek çok kişiyi şaşırttıysa da, bu iki ülkeilişkilerinde
 
yaşanan ilk kriz değildi: 1995’de son dakikada dönemin Cumhurbaşkanı SüleymanDemirel’in haber vermesiyle engellenebilen ve bazı Türk vatandaşlarının da karıştığı Haydar Aliyev’ekarşı darbe girişimi ile ardından yaşananlar
 
henüz Bakü’de de Ankara’da da unutulmuş değil. Şuaralar Bakü’deki havaya ve Türkiye’nin Azerbaycan
-
Ermenistan
-
Türkiye üçgenindeki ilişkileri yönetmebiçimine bakılırsa önümüzde daya yaşanacak başka krizler de olacak.
 
Nisan’da Azerbaycan’la yaşanan krizden sonra
7–
10 Temmuz’da Bakü’ye gittiğimde ilk
 
dikkatimiçeken şey havaalanını şehre bağlayan yenilenmiş yol ile etrafındaki onarılmış evlerdi. Şehirde birkaçsaat geçirince yenilenmenin sadece havaalanı yoluna özgü olmadığını, şehrin tamamının hummalı biryeniden yapılanmaya girdiğini görmüştü. Bakü
-
Ceyhan’dan akan petrolün parasının sonunda ülkeyegirmeye başladığı ve yolsuzlukları vurgulayanlar varsa da, halkın önemli bir kısmının gidişata
 
olumlubaktığı anlaşılıyordu.
 
Öte yandan, her yerde yoğun bir Haydar Aliyev vurgusu görülüyordu. Sürekli göze batan resimleri veher konudaki sözlerinin yanı sıra, konuşmalarda sıklıkla “ulu önder”, “bağımsızlığın sağlayıcısı”,“modern Azerbaycan’ın kurucusu” ve “büyük devlet adamı” Haydar Aliyev’e sürekli düzülenmethiyeler, sonunda Aliyev’in “40 yıllık mücadelesi” ve “iktidarının 40 yılı söylemleri”ne kadar
 
 
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı |
Politika Notu
| Sayfa
3
ulaşmıştı. 1991
-
93’de Nahçıvan’daki konumu ve 1993
 –
2003 arasındaki Azerbaycan Devlet Başkanlığıyeterli görülmemiş olacak ki, artık SSCB dönemi de hesaba katılarak, tarih yeniden yazılıyor. Tabii butarihte ne Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov’a ne de ülkeden Rus askeri güçleriniçıkartarak gerçek bağımsızlığını sağlayan Ebulfeyz Elçibey’e yer var. İlham Aliyev ise şimdilikportrelerde babasının arkasında yer almakla yetiniyor...
 
Şehir ve ülkeyle ilgili ilk gözlemleri aşıp, kriz sonrası Türkiye
-
Azerbaycan ilişkileri ne âlemde diyesormaya başladığımda, halkın ve yönetimin hala yoğun şekilde Türkiye’ye tepkili olduğu görmüştüm.Zaten konuştuğum hemen herkesin ilk sorusu, “Türkiye kapıyı açacak mı?” olmuştu. Aynı soruHaziran ayında Erivan’a gittiğimde de soruluyordu. Birbirine düşman Azerbaycan ile Ermenistan’ınaynı soru etrafında buluşmuş olmalarının Türkiye açısından bir başarı öyküsü olduğunu söylemek
 
zor
 
tabii. Bu iki ziyaret sırasında tespit ettiğim bence en önemli unsur, her iki ülkede de Türkiye’ninniyetleriyle ilgili ciddi kuşkuların mevcudiyetiydi.
Z
ira her iki ülkede de kimse ciddi bir dış politikayapım geleneği olan Türkiye’nin bu konuda kimseyle paylaşmadığı bir planı olmadığına bir türlüinanmak istemiyordu. Bunda hükümete yakın düşünce kuruluşları ile bazı AKP milletvekillerinin farklıortamlarda verdikleri çelişkili mesajların da payının olduğu çeşitli kereler dile getirilmişti.
 
Ermenistan
-
Türkiye ilişkilerini düzeltmek için yola çıkıp, konuyu daha da çetrefilleştirmek, bu aradaAzerbaycan’ı da tedirgin etmek de herhalde bir tür başarıdır. Türkiye, Ermenistan’la 1993’e kadaraçık olan kara sınır kapısını, kamuoyunun Kelbecer’in işgali nedeniyle artan tepkisine karşılık geçiciolarak kapatmıştı. Bunda o dönemde sınırda yaşanan gerilimli ortam nedeniyle artan güvenlikendişeleri de etkili olmuştu. Büyükelçi değişimi yapılmamasının arkasında ise bu ülke kaynaklı sınırıtanımama söylemi etkili olmuştu. Fakat zamanla şartlar değişti: Azerbaycan’ın askeri yenilgisikesinleşti, Ermeniler Azerbaycan topraklarının %17’sini işgal etti; çok sayıda Azeri göçmen oldu; BTCve BTE boru hatlarının yapılmasıyla Azerbaycan Türkiye’nin “stratejik ortağı” oldu; köprünün altındançok sular aktı ve bir anda Türkiye kendini Ermenistan’la ilişkilerinin geleceğini Azerbaycan
-
Ermenistan barış sürecine bağlı buldu.
 
Zamanla Türkiye, ilişkilerin gelişebilmesi için, Ermenistan’ın soykırım söylemini resmi politikaolmaktan çıkarmasını (ortak tarih komisyonunun kuruluşu bunun da ötesine geçiyor), sınırı tanıdığınıifade etmesini (diplomatik ilişkilerin tesisine ilişkin protokol buna cevap veriyor) ve Karabağsorununun çözümü konusunda adım(lar) atmasını “ön şart” haline getirmişti. Sadece iki ülkeyiilgilendirdiği için ilerlemenin daha kolay olduğu ilk iki konu (ki Nisan ayında kamuoyuna yansıyanmutabakat belgesi bu konulara çözüm bulunduğuna işaret ediyordu) bir kenara bırakılırsa, Karabağkonusunda Ermenistan’ın iyi niyetli adımlar atması ilişkilerin normalleştirilmesi (ve tabii ki kapınınaçılması) için yeterli görülmüştü. Buradaki anahtar kavram “iyi niyetli adımlar atmak” ya da “iyiniyetli çözüm arayışı içerisinde olmak”, yoksa sorunun çözümü değildi; zira en iyi niyetle başlansadahi nihai çözümün en az 10 yıl alacağı herkesin malumuydu.
 
Yıllardır aralıklarla devam eden görüşmeler, ABD’de “soykırım” yasa tasarısını onaylama sözü verenObama’nın iktidara gelmesi, Ağustos 2008’de Rusya’nın Gürcistan üzerindeki güç gösterisi veardından Türkiye’nin bölgeye yönelik hamleleriyle gelinen nokta buydu. Ta ki, Başbakan ErdoğanBakü’ye gidip, 13 Mayıs’da Azerbaycan parlamentosunda
 
yaptığı konuşmada Ermenistan’la sınırkapısının açılması
 
ve ilişkilerin geliştirilmesini doğrudan Karabağ sorununun çözümüne bağlayanakadar... Böylece Türkiye kendini, bir taraftan hiç niyet etmediği bir denklemle çözümünde etkinolmadığı/olamayacağı bir soruna bağladı, diğer taraftan “sonlandırılmayacak idiyse nedenErmenistan’la mutabakat için bunca gayret sarf edildi?” ve bu arada da “Azerbaycan neden

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->