Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Yerdeniz Serisi 1 Ursula Leguin

Yerdeniz Serisi 1 Ursula Leguin

Ratings: (0)|Views: 5|Likes:
Published by kharpet

More info:

Published by: kharpet on Oct 21, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as RTF, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/07/2014

pdf

text

original

 
 YERDENIZ BÜYÜCÜSÜUrsula K. LeGuinUrsula Kroeber LeGuin, 1929'da Kaliforniya'da doğdu. Babası ünlü antropolog AlfredKroeber, annesi ise ya-zar Theodora Kroeber'dir. Raddiff ve Columbia Üni-versiteleri'nde edebiyat eğitimi gördü. 1950'li yıllarda fantastik öyküler ve romanlaryazmaya başladı, ancak bunlar uzun süre yayımlanmadı. 1962'de ilk bilimkurguöyküsü yayımlandı. Mülksiizler'm yayımlandığı 1974 yılma kadar altı bilimkurguromanı yazdı. Bu tarihten sonra zaman zaman bilimkurgu öyküleri yazmakla bir-likteromanlannda daha ziyade yan gerçekçi/yan fan-tastik temalar işledi. En önemlibilimkurgu roroanlan arasında The Dispossessed (1974; Mülksüzler, Metis 1991), TheLeft Hand of Darkness (1969; Karanlığın Sol Eli, Ayrıntı 1993), City oflllusions (1967;Hayaller Şehri, îmge 1994), Rocannon's World (1966; Rocan-non'un Dünyası, Metis1995), Planet ofExile (Sürgün Gezegeni, 1966) ve The Eye ofthe Heron (1978; Balık-çılGözü, Metis 1995) sayılabilir. Önemli fantastik ro-manlan ise Threshold (Eşik) ve"Yerdeniz. Üçlemesi" adı altında toplanan A Wizard of'Earthsea (1968; Yerde-niz.Büyücüsü, Metis 1994), The Tombs ofAtuan (1971;Atuan Mezarları, Metis 1995) ve The Farthest Shore' dür (1972; En Uzak Sahil, Metis1995). Yazar yıllar sonra yazdığı Tehanu'yıı (1990) "Yerdeniz" dizisinin dördüncü veson kitabı olarak yayımlamıştır. Ursula Le Guin, ABD'nin Oregon eyaletinde, Portlandkentinde yaşıyor.Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken;bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca.-Ea'nın YaradılışıISİSTEKİ SAVAŞÇILARBASINI, fırtına yüklü Kuzey Doğu Denizi'nden bir mil kadar yükseğe kaldıran tek birdağdan oluşmuş Gont Adaşı, büyücüle-riyle ünlüdür. Gont'un yüksek vadilerindekikasabalarından, derin ve karanlık koylanndaki limanşehirlerinden. Adalar Diya-rı'nınhükümdarlarına şehirlerde büyücü olarak hizmet eden veya Yerdeniz'de adadanadaya büyüler yaparak dolaşan birçok Gontlu çıkmıştır. Bazılarının anlattığma görebunların en büyüğü, en azından en büyük gezgini, yaşadığı devirde hem ejderhalarefendisi hem de Başbüyücü olan Çevik Atmaca adında bir adammış. Çevik Atmaca'nınhayat hikayesi gerek Ged'in Kahra-manlıkları'nda. gerekse başka şarkılardaanlatılmaktadır, ama bu öykü, onun ünlenmesinden, adına şarkılar yakılmasındanönce olanların öyküsüdür.Çevik Atmaca, Kuzey Yakası Vadisi'nin başındaki dağm yükseklerine kuruluOnakçaağaç admda bir köyde dünyaya gel-mişti. Bu vadinin çayır ve tarlaları köyünaşağısından kademe kademe denize doğru iner. Bölgedeki diğer kasabalar Ar Neh-ri'nin kıvrımlarına kurulmuştur. Köyün yukansında ise sadece, zirvenin kayasma vekarma doğru, tepe tepe yükselen bir orman vardır.Çocukken taşıdığı ad olan Duny, ona annesi tarafından ve-rilmişti; zaten annesininona verebildiği, sadece hayatı ve ismi olmuştu çünkü daha Çevik Atmaca bir yasmavarmadan annesi ölmüştü. Köyün tunçustası olan babası pek konuşmayan, suratsızbir adamdı. Duny'nin altı ağabeyi de yaşça ondan oldukça büyük olduğundan, toprağıişlemek, denizlere açılmak veya tunçustası olmak için Kuzey Yakası Vadisi'ndekibaşka kasabalara giderek evden bir bir ayrılmışlardı. Çocuğu şefkatle yetiştirebilecekkimse kalmamıştı. Duny bir yaban gibi yetişti; kuvvetli bir ayrık otu; gürültücü,mağrur ve huysuz, boylu poslu, çevik bir oğlan. Köyün öteki çocukları ile birlikte derekaynaklarının üzerindeki dik çayırlarda keçi otlatıyordu Duny; körükleri hareketegeçirecek kadar kuvvetlenince de babası onu kamçı ve dayakla tunç işliğinde çırakolarak çalıştırmaya başlamıştı. Ama o pek bir işe yaramıyordu. Hep işten kaytanp
 
kaçıyor, ormanın derin-liklerinde dolaşıyor, tüm Gont nehirleri gibi hızlı ve soğuk akanAr Nehri'nin gölcüklerinde yüzüyor, sarp kayalık ve uçurumlardan ormanıntepesindeki, Perregal'dan sonra hiçbir adanın var olmadığı engin kuzey okyanusunuseyredebileceği zirvelere tırmanıyordu.Köylerinde, ölen annesinin bir kız kardeşi yaşıyordu. Be-bekken yapılması gerekenşeyleri bu teyzesi yerine getirmişti, fakat kadının da kendisine ait işleri vardı; Dunykendi basının çaresine bakabilecek bir duruma gelince de onunla artık hiç ilgi-lenmemeye başladı. Fakat bir gün, Duny henüz yedi yaşında, dünyadaki sanatlar vegüçler hakkında hiçbir şey bilmeyen cahil bir çocukken, teyzesinin kulübenin damınaçıkıp aşağıya inmel" istemeyen bir keçiye söylediği sözleri duydu: Keçi, teyzesinirsöylediği tekerlemeyi düyunca hemen aüayıp yanma gitmişti Ertesi gün, YüksekŞelale'deki çayırlarda, uzun kıllı keçileri ot latırken Duny anlamım, işlevim ve ne türsözcükler olduğum bilmeden, duymuş olduğu sözcüklerle onlara seslendi:Noth hierth malk man hiolk han merth han!Duny tekerlemeyi yüksek sesle haykırınca keçiler ona doğn geldiler. Hızla geldiler,hepsi bir arada ve hiç ses çıkarmadan Sarı gözlerindeki karanlık yarıktan ona baktılar.Duny güldü ve ona keçiler üzerinde iktidar sağlayan tekerlemeyi bir kez dahahaykırdı. Keçiler ona daha da yaklaştılar; ıkıç tıkış etrafım sardılar. Birdenbire Dunykeçilerin kalın sivri boy-nuzlanndan, tuhaf gözlerinden ve tuhaf sessizliklerindenürktü. Onlardan kurtulup kaçmak istedi. Etrafında bir yumak olmuş keçiler de onunlaberaber koştular; sonunda bütün keçiler, görünmez bir iple bir araya bağlanmış gibisaldırırcasına köye vardılar, çocuk da ortalarında ağlıyor ve boğuluyordu. Köylülerkeçi-lere sövmek ve oğlana gülmek için evlerinden dışarı fırladılar. Aralarından,oğlanın teyzesi geldi; o gülmüyordu. Keçilere bir şey söyledi ve hayvanlar büyüdenkurtularak meleşip otlamaya başladılar."Benimle gel," dedi teyzesi Duny'ye.Duny'yi, tek basma yaşadığı kulübesine götürdü. Genellikle buraya çocuklarıngirmesine izin vermezdi; çocuklar da buradan korkarlardı zaten. Kulübe alçak vekaranlık, penceresizdi; civan-perçemi, solucan otu ve defne gibi şifalı bitkilerdençıkan güzel kokularla doluydu. îçerde teyzesi ateşin önüne bağdaş kurarak oturdu,dağınık siyah saçlarımn arasından yan gözle oğlana ba-kıp keçilere ne dediğim,tekerlemenin ne olduğunu bilip bilmediğim sordu. Oğlanın hiçbir şey bilmediği haldekeçileri, yanma gelip onu izlemeleri için büyü ile bağladığım öğrenince Duny' nin,gücün malzemesine sahip olduğunu anladı.Kızkardeşinin oğlu olarak ona hiçbir şey ifade etmeyen bu oğlana, artık başka birgözle bakmaya başladı. Onu övdü ve onadaha çok hoşlanacağı tekerlemeler öğretebileceğini söyledi. Bir salyangozukabuğundan dışarı baktıracak bir sözcük veya bir şahini gökyüzünden çağıracak birisim gibi."Evet, öğret bana o ismi!" dedi keçilerin uyandırdığı korkudan kurtulup, teyzesinin, nekadar akıllı olduğu yolundaki övgü-leriyle kasılmakta olan Duny.Cadı kadın "Eğer sana öğretirsem, hiçbir zaman o sözcüğü diğer çocuklarasöylemeyeceksin," dedi."Söz."Kadın onun bu istekli cahilliğine gülümsedi, "îyi o halde. Fakat sözünü bağlayacağım.Ben tekrar çözünceye kadar dilin bağlanacak, sana öğrettiğim sözü başka birininduyabileceği bir yerde söyleyemeyeceksin. Sanatımızın sırlarım saklamamız gerek.""îyi," dedi oğlan. Çünkü arkadaşlarmın bilmediği ve yapmadığı şeyleri bilmek veyapmak düşüncesi hoşuna gittiğinden, sırrı oyun arkadaşlarına söylemeye hiç niyetiyoktu. Teyzesi dağınık saçım arkasına toplayıp elbisesinin kemeri-ne düğüm attıktan sonratekrar bağdaş kurup ateşe avuç avuç yaprak atarken, o, kıpırdamadan oturdu.Böylece ateşten çıkan duman yayılıp kulübenin karanlığım doldurdu. Kadın şarkı
 
söylemeye başladı. Sesi zaman zaman değişiyor, yükselip alçalıyor-du; sanki başkabir ses onun içinden şarkı söylüyormuş gibi. Şarkı sürdü de sürdü, ta ki oğlan uyanıkmı, uyuyor mu olduğu-nu anlayamayacak hale gelinceye kadar. Tüm bu süre içindede cadının hiç havlamayan yaşlı siyah köpeği, dumandan kanlanan gözleriyle oğlanınyanında oturdu. Sonra cadı kadın, Duny'ye anlamadığı bir dilde konuştu; sihir çocuğuetkisine alıp onu ses-sizleştirinceye kadar da, ona bazı tekerlemeleri ve sözleri birliktesöyletti."Konuş!" dedi, tılsımı denemek için.Çocuk konuşamadı ama güldü.O zaman teyzesi çocuğun gücünden biraz korktu çünkü bı yapabildiği en güçlübüyüydü: Sadece konuşmasını denetim altı na almaya ve onu susturmaya değil, aynızamanda, sihir sanatın da hizmette bulunması için onu kendisine bağlamayaçalışmıştı10Büyü onu bağladığı halde çocuk yine de gülebilmişti. Kadın bir şey söylemedi. Dumandağılıncaya kadar ateşin üzerine su döktü ve içmesi için oğlana su verdi. Odanınhavası temizlenip çocuk tekrar konuşmaya başlayınca ona, şahinin çağrıldığmdagelmesi-ni sağlayan asıl ismini öğretti.Bu, Duny'nin tüm hayatı boyunca izleyeceği büyücülük yolundaki, bir gölgeyiavlamak için denizde ve karada, ölüm kral-lığının ışıksız kıyılarına kadar kovaladığıyoldaki, ilk adımıydı.Şahinleri adlarıyla çağırdığmda, havadan kendisine doğru alçaldıklanni ve prenslerinavcı kuşları gibi bileğine şimşek kanatlarıyla konduklarım anladığı zaman, diğerisimlerin açlığım duyarak teyzesine gidip atmacanın da, balık kartalının da, kartalında isimlerim öğrenmek istedi. Gücün sözcüklerim öğrenebilmek için cadınınkendisinden istediği herşeyi yaptı; öğrendikle-rinin hepsi yapması veya bilmesi hoşşeyler olmasa da, öğrettiği herşeyi öğrendi. Gont'ta bir söz vardır: Bir kadın büyüsükadar zayıf. Bir söz daha vardır: Bir kadın büyüsü kadar habis. Onak-çaağaç'ın cadısıkara büyücü değildi; Kadim Güçler'le bir alışverişi olmamış, yüksek sanatlarla da hiçuğraşmamıştı; ama cahil insanlar arasında yaşayan cahil bir kadın olarak yeteneğim,sık sık aptalca ve belirsiz amaçlara harcıyordu. Gerçek büyücülerin bildiği, yolundahizmet verdiği ve büyülerim gerçekten gereksinim duyulmadan kullanmalarımengelleyen Denge ve Düzen hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Onun her durum için birbüyüsü vardı ve sürekli tılsımlar yapıyordu. Bilgilerinin çoğu, beş para etmez birerhileydi; ayrıca gerçek büyüyü, sahte büyüden ayıramıyordu. Bir sürü hastalıktanıyordu; belki de hasta etmekte, iyi etmekten daha ustaydı. Birçok köy cadısı gibiaşk iksirleri kay-natabiliyordu; ama daha başka, daha çirkin iksirleri de vardı,erkeklerin kıskançlık ve nefretine yarayan. Fakat bu tür çalışmaları genç çırağındanuzak tutuyor, ona, elinden geldiğince dürüst bir sanat öğretmeye çalışıyordu. îlk başlarda Ged'in büyücülük sanatından aldığı tüm zevk çocukçaydı; bu sanatın onaverdiği, hayvan ve kuşları etkileme-sine yarayan güç ve bunların bilgisiydi. Tümyaşamı boyunca da11bundan hep zevk aldı. Onu sık sık yüksek çayırlarda, etrafınc yırtıcı kuşlarla görendiğer çocuklar, ona Çevik Atmaca adı takmışlardı; gerçek isminin bilinmediği dahasonraki yaşamınc gündelik isim olarak taşıdığı bu ismi de böylece edinmiş oldu.Cadı kadın; bir sihirbazın insanlar üzerinde edinebilec" büyük gücü, şerefi vezenginliği anlattıkça, Duny daha yar;bilgiler edinmeye koyuldu. Çok çabuk öğreniyordu. Cadı < övüyordu; köyün çocuklarıise ondan korkmaya başladılar. K dişi de, kısa bir süre sonra, insanlar arasmda önemlibiri olac na emindi. Böylece on iki yasma kadar cadıyla, kelime keli büyü büyü,çalışmaya devam etti ve kadının bildiği şeylerir ğunu öğrendi. Cadı ona bulma,bağlama, onarma, açma ve ya çıkarma tılsımlarıyla ilgili ve şifalı otlar ve tedavi konuş

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->